Bismillahirrahmanirrahim İnsanın kurtuluşuna vesile olan hasletler nelerdir? Enne demu ala zünu yapmış olduğumuz hatalardan dolayı pişmanlık duymak Arz ettiğimiz gibi Cenabı Hakk'ı tanısa kişi, tanısak, o zaman helalde bile öyle dikkat ederiz ki titrer böyle. Sıddike azam mesela. Ağacın üzerindeki kuşa imreniyor. Keşke bir kuş olsam diyor. Huzur-u ilahide hesap veren bir kimse olmasa. Mesela meşayihzam içerisinde çok seçkin olan harisel muhasebe var. Muhasebe denmesi her şeyi hesap edermiş. Mesela evden dışarıya adımını attı. Bu attığım adım Allah için mi yoksa nefsani mi diye. Mesela bir yudum su alacak olsa onu nefsi için mi yoksa ibadet ve taate kuvvet olsun diye mi? Rabbımızın nimeti olduğunu düşünerek böyle hareket eder. Rabbımızı tanıyan. Tanımak da dedik biz kalpten geçiyor. Rabıta hususunda buyuruyor ki Sami Fende Hazretleri, dersin rüknu azamı olacak.
Yarısından fazlası olmazsa nefis ve şeytan adım attırmaz. Yoğunlaşacağız. Benim işte kızım var, gelinim var, oğlum var, şu işlerim var dersen bu işi öldükten sonraya bırakmış oluruz. Ne kadar işlerimiz çok olsa da işlerimiz çok olsa da vazifelerimize vakit ve zaman var. Bak iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Buraya güzel bir ziyaretçi gelmişti ve konuşmalar da yapıyordu. Bir tanesi dedi ki, efendim dedi, cemaatiniz çok olurdu amma velakin iş güç zamanı dedi yaz günü pek toplanılamıyor. Herkes kendine mahsu işleri var. Bunu söyleme dedi. Bu Allah'ın emrine muhalif bir sözdür. İşi var, gücü var. İşte vakti zamanı değil. Şöyle bir boşalalım. Emekli olalım. Bir evimize çekilelim. Bunun kadar yanlış bir düşünce olamaz dedi. Ve bir Ayet Celil oku vesselamle. Onlar öyle kimselerdir ki ne bir ticaret ne de bir alışveriş onları Allah'ın zikrinden alıkoymaz. Bakın büyüklerimiz bir bir giriyor.
Sevgili Hasan hocamızdan bu ayeti celilenin tefsirini üniversitenin profesörlerine, hocalarına öyle bir mana verdi. Bu ayeti celile letaiflere işaret ediyor dedi. Tek tek kalp zikrini, ruh zikrini on letaifi nefiy ispatı ve murakabete ve murakabata doğru yürüdü. Ne kıymetli insanlarmış. Burada işimiz gücümüz mani değil. Mani olan nefsimizdir. İş güç değil. İşimizi gücümüzü rızkımızın helal olması niyeti ile yaparsak bu da ibadettir, taattir. Bu görevleri yapmazsak bu nimete erişemeyiz. Çünkü kap temiz olmayınca içine yemek konmuyor. Bardak temiz olacak ki çayı koyabilelim. Kalp bardağımız, gönül tabağımız nur olacak ki içine güzel hasletler dola bilsin. Neymiş bizi kurtaracak olan enne demu alazünu, günahlara nedamet pişmanlık duyup istiğfar okumak. Vessabu alel bela musibetlere sabredip Rabbımızdan geldiğini bilerek isyan etmemek. Verrıda bilga da. Cenabı hakk'ın hükmüne razı olmak.
İşte on bir vilayetin durumu malum. Ev yok, park yok. Onlar da bizim gibi rahat. Bizim gibi arabaları, vasıtaları, istirahat yerleri, her şeyleri mevcutken cenabı hak imtihan için böyle bir musibet verdi. Bunlara karşı sabırlı olmak. Bizim bunlara karşı sabırlı olmamız ve bu hadiseyi görmemiz bacayı ateş sardığında olmayacak. Yani bu olduysa Maraş doldu, Urfa doldu, şurada oldu, burada oldu değil. Düşüneceğiz bizim de başımıza gelse ne yapardık diye. Zaten onların başına gelen bir müminin sıkıntısı doğuda bir mümin esir olsa batıdaki onun ızdırabına koşar. Budur bizim dinimizdeki esas. Meşşükru alaen nüama, Allah'ımızın verdiği nimetlere şükretmek ve iyetidelu havi var race, korku ile ümit arasında olmak. Bir ara mürşid-i kamilimizde aşırı bir korku meydana gelmiş. Rabbimizin huzurunda ne yapacağım diye. Sami Efendi hazretlerini anlatınca Allah'ın rahmeti gazabını geçmiştir.
Hadisi kutsisini okuduğunda bir kutbul aktabın okuması ondaki bu halin mutedil bir duruma gelmesine vesile oluyor. Ve zühtü fitdünya, dünyaya gönlümüzü kaptırmamak, vel ihlasu fillamal, amellerde samimi olmak ve husnul huluk mal halk. İnsanlar içerisinde de güzel bir vasfa sahip olmak. Herkesin böyle beğenisini kazanabilmek. Evet, gönlü değişik olan müstesna ve hubbullahi teala Cenabı hakk'ın sevgisi ve lhuşuruleh ve haşyet I ilahi Rabbimize azametine karşı saygılı olmak. Çok eser okuduğumuzu layık olmayarak söyledim. Fakat mürşidi kamillerimizin açtığımız zaman Behçet-üs seniyye adap Risalesi sıddık-ı Azam'dan bu zamana kadar gelen mürşidi kamillerimizin hayatından okursak o zaman insan ne diyor? Eyvah, biz ne yapmışız diyebiliyoruz. Yoksa bir emsal yok. Kendi çevremize bakarak hareket edersek olmaz bu. Böyle nefsini ıslah etmiş, irşad etmiş, mukma inne olmuş, razi yeten merzıyye olmuş.
Dedem bunu anlatırken razi yeten merzıyye sıfatını bu kutuptur bu sıfat diyor kutba. Kutupların erişeceği bir haldir diyor. Biz devamlı yükseğe doğru gözümüzü dikeceğiz. Eğer aşağılara dikersek onlar bizi Allah korusun tehlikeye götürür. Velhamdülillahi rabbil alemin.