Manevi Yolculukta Keramet ve Hikmet kaydında Böyle güzel çehreleri secdeli simaları görünce neşelenmemek mümkün değil izlediğimde hep şunu gördüm kardeşlerimizin hepsinde bir cevher var ama bu cevherin madenini bulmak asıl gerekli olan bu yoksa cevher var fakat bu cevherin madenini şöyle diyeyim Eserden müessire geçmeyi mesela güneşin eğer biz şevkını duvarda görüyorsak ona değil de…
Böyle güzel çehreleri secdeli simaları görünce neşelenmemek mümkün değil izlediğimde hep şunu gördüm kardeşlerimizin hepsinde bir cevher var ama bu cevherin madenini bulmak asıl gerekli olan bu yoksa cevher var fakat bu cevherin madenini şöyle diyeyim Eserden müessire geçmeyi mesela güneşin eğer biz şevkını duvarda görüyorsak ona değil de kaynağına sevgi ve muhabbet duymamız önemlidir üstadlarımız hususunda bir konuyu ifade etmek istiyorum biz Mürşid-i Kamilimizden şunu duyardık Eğer Es'adi Erbili Hazretleri Sami Efendi Hazretlerinin devrinde olsaydı vazife yapamazdı her Mürşid-i Kamil devrine göre gelir bu peygamberlerimizde var ya biliyorsunuz Musa Aleyhisselam devri daha çok hukuktur İsa Aleyhisselam devrine bakıyorsunuz İsa Aleyhisselam da daha çok hastaların tedavisi ölülerin diriltilmesi hep birbirinden farklıdır devrine ve zamanına göre gelir mesela Hacı Hasan efendimizin bir ifadesi var diyor ki ben sadece bir cemaate değil umuma hizmet için varım bu çok önemli bir tabir ama bu tabir bize Efendimizin alemlere rahmet oluşunu gösteriyor yani şemsiyeyi açarken bizim üstadımız belli bir gruba açmıyor bütün insanlığa açıyor Evet her tarikın kendine mahsus bir usulü vardır Buna dikkat eder ama genele de hizmet ettiğini biz görürdük onun daha ziyade kerameti olarak şunu demek istiyorum bizim çok güzel buz gibi şifalı sularımız var dağlarımızda orada üstadımızın sevdiği kimseler var onlar oturuyorlar onlar otururken yukarıya doğru çıktım suyun başına orada gönlüme şu doğdu dedim ki üstadımızın baktım anlatıyorlar işte ben hayvanımı satamıyordum Evet bir dua istedim başına bütün insanlar toplandı o hayvanı o anda satın aldılar bu güzel keramet güzel bir evliyanın keramet keramet vasfı değildir işareti değildir ama keramet de veliden zuhur eder.
İlla kerametle ölçülmez bu, mümkün değildir. Mesela buraya İstanbul'dan üstadımızın mübarek hayatında bir grup geldi. Bakın efendimiz onlar ayrıldıktan sonra ne dedi? Bunlar bizden keramet istediler ama göstermedik diye. Ondan çiller gibi akardı. Mesela Hacasın efendimizin iki özelliği var.
Birinci özelliği keramet vardı ikincisi de tayyi mekandı bunu bilenler Tabii ki idrak ederler onu özel de anlatırım Hani anlatamayacağım neler var mesela dokuz yüz altmış dokuzda aya çıkma hadisesi var işte ay nurdur nasıl çıkılır nasıl edilir bunu münakaşiste yapılıyor böyle oturdular kendi kendine konuşurken duydum Evhiyallahulah her an görüyor her an müşahede ediyor bu ne ki dediler gerçekten çok müstesna bir Mürşid-i Kamilimize bağlanmanın da şükrü içerisindeyiz Hamdi içerisindeyiz sizleri bu noktada da hep tebrik ediyorum kaynağımız çok güçlü ve kuvvetli vericiler çok kuvvetli ama alıcılar olarak istidadımızı bizim artırmamız gerekir bu istidadımızda ne ile artacak Rabıta ile artacak. Neyle artacak? Murakabe ile artacak.
Manevi Yolculukta Keramet ve Hikmet kaydında Böyle güzel çehreleri secdeli simaları görünce neşelenmemek mümkün değil izlediğimde hep şunu gördüm kardeşlerimizin hepsinde bir cevher var ama bu cevherin madenini bulmak asıl gerekli olan bu yoksa cevher var fakat bu cevherin madenini şöyle diyeyim Eserden müessire geçmeyi mesela güneşin eğer biz şevkını duvarda görüyorsak ona değil de…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yani şu cemaat, sevilen zamanın kutbunun sevdalısı olan kardeşlerimizdir umuma muhabbet etmek suretiyle şer'i esaslara dikkat etmek suretiyle ama kaynak çok kuvvetli bir tanesine hocalardan bir kimseydi telefon açtı ona söylediği bir söz var hocam gönlümden iki tane tel size verdim diye Ondan sonra hoca coştu ki coştu bizim burada Hasan hocamız çokça anlatırız İpek hoca diye maruf bunu kimse okutmak istememiş Çünkü hocalara çokça soru soruyor bundan da herhalde rahatsız olmuş olmalılar ki bu durumunu üstadımıza anlatır Efendim beni hocalar okutmuyor seni de Allah okutsun deyince bizzat hocamız şunu anlattı bize ben dedi Ondan sonra Kadı Beydavi'den başladım en ağır tefsirlerden birisidir ibare olarak mesela cümle olarak başlar müpteda diyelim haberi çok sonra gelir yani gayet zor o Eşardır şiirlerin çözülmesi çok zor onları bile çözerdi Allah'ın izniyle bunlardaki manevi güçtür tasarruftur olur evliyaullahta çünkü onların beslediği kaynak da müstesna yani Rabbi Zülcelalimizden mesela Mevlana'mız sağ elini kaldırıp sol elini aşağı indirmesi Hak'tan alır halka veririz diye üstadımız anlaşılmadığını çok iyi biliyorum başta biz ne diyordu ben pazarımı açtım alan alsın bu söz öyle gelişi güzel bir ifade değildi yani El Kalbu Arşullah Kenzullah Beytullah'ın kalbi Allah'ımızın arşıdır hazinesidir manevi ve ruhani nimetlerin dolduğu tecelliyatın indiği varidatın zuhur ettiği nedir bir hanedir ama biz almakta tembellik göstermeyeceğiz insan bir alışveriş merkezine girse ne kadar alıyor cebinde ne kadar harçlık varsa o kadar alıyor bunun için üstadımızın şiirlerine bakılırsa muhabbet harçlığı alsam o zatın dairesine varsam diyor mesela Şahı Nakşibend Efendimiz de Bayezid gibi İslami hazretleri de hemen hemen sadat-ı kiram hazaratının en çok söylediği sözler budur.
Mesela Abdülkadir Geylani hazretleri buyuruyor ki siz ne kadar alıcıysanız biz o kadar vericiyiz diye Ben mübarek üstadımızın dillerinden bu noktada çok şeyler duydum çok şeyler duydum ama şu vaktin ilerlediği zamanda ifade edemem yalnız ondan duyduğum böyle abdest almak için çıkmıştım şu hatırıma geldi dedim ki Efendimizin çok güzel anlatıyorsunuz kerametler güzel insanlara şevk veriyor muhabbet veriyor biz bir askerlik dönemi anlatsam hayran kalırsınız askerlik dönemi bize on sekiz ay celp çıktı bizim üzerimizde hassas olan üstadimiz demiyor oğlum askerlik durumum nasıl Halbuki çok hassas bizim üzerimizde çok hassas sormuyor mola yapmasaydım böyle bir mahalle doğru gidiyoruz kendileri önde arkadan o cep kağıdını uzattım dedim ki on sekiz ay çıktı hiç kendini bozmadı akşam on bir haberlerini dinledi bu kadar teypine hazırlarım bugünkü gibi telefonlar bilmem filanlar yok hazırladım on bir böyle işaret verildiği zaman düğmeye basacağım hemen dedi ki yaş kararları yıl sonuna kadar mezun olanlar da kısa devre yapacak neden o zamana kaldın inanın inanın sevgili kardeşlerim çalışırdım ama kalmadım okulda kalmam yok sınıfta kalmam yok kaç insanı o mübarek huzura götürürüm diye bunu düşünüyordum Biz kırk seneden daha fazla oldu kırk seneden daha fazla oldu böyle mezun olduğumuz arkadaşlarla toplandık hepsine saygı duymakla beraber onunla az da olsa alaka kuranların çok aşlı, çok şevkli, çok hizmet ettiklerine bizzat şahit oldum.
Onun için ona çok şey insanları getirmek ve tanıştırmak istiyordum. Onunla tanıştıkları zaman belki namazlarında tembel hareket edenlerimiz oluyordu.
Buna rağmen gece kalkıp teheccüd namazı kılanlar vardı etkiliyor çünkü ruhen ve manen etkiliyor çünkü belli bir insan öyle gelişigüzel bir caminin işte müezzini idi İmamıydı vaiziydi hatibi idi değil Gönüller hatibi idi gönüllere hitap ediyordu mesela ahrazlardan bir tanesi dinliyor ve ağlıyor Ahraza diyorlar kimsenin kulağın da duymaz dilinde konuşmaz neden ağlıyorsun kalbini göstermiş Ben bu kimseyi dinlerken belki sesin de pek alamıyor ama gönlüme bazı haller oluyor diyor böyle bir kimse daha tarifini yapmak mümkün değildir böyle bir mürşid-i kamilimiz dinledim yıl sonuna kadar mezun olanlar da kısa devre gittim askerlikten çekinen bir kimse değilim Elhamdülillah sıhhatli afiyetleyım Mesela iki kimseyi çıkarırlardı böyle bir kilo olarak birisi de bizdik ama ahd ettim cehd ettim gayret ettim o eğitimden sonra da biraz daha koşardım böyle bazı zorluklar oldu zorlukları daha çok ahlaki yönde gördüm Yoksa eğitim bilmem falan bundan hiç değil Çünkü bize yapmış olduğu tavsiye Aman oğlum ibadet niyetiyle yap ne kadar güzel ibadet niyetiyle yap diyor böyle dedikten sonra her şey kolay gelmeye başladı Mesela biz orada geçen torunumuz Muhammed'den haber aldım Bir gün böyle tabur testi var içime Sami Efendi hazretlerinin muhabbeti girdi onu anlatmasam duramayacağım ya taşa anlatacağım ya toprağı anlatacağım ya semaya anlatacağım ya Arzu anlatacağım mutlak ondan konuşacağım böyle içimi doldurdu Allah'ım ne yapayım derken orada ismini de verebilirim verebilirim bir kardeşimizi buna münasip gördüm beraber de değiliz onun belki uçaksavardadır Biz telli bölük telsiz bölük Ondan sonra topçuyduk biz zaten topçuyduk bölümlerimiz ayrı bir kimse hoşuma gitti ona üstadımızı Sami Efendi hazretlerine anlattım o da demesin mi ki Uludağ'da Bursa'da kampta idik Sami Efendi hazretleri geldi bize sohbet etti torunum anlattı onunla karşılaşmış ismini diyeyim Bülent karşılaşmış böyle tanışınca Allah Allah demiş biz üç kişiydik biri de Süleyman anlattığına göre biz demiş beraber mescitte namaz kılardık bize sohbetler eder Sami Efendi hazretlerinden nakiller yapardı demiş Onu anlatmadığımız zaman yok zaten.
Şeyhin birine şeyhin biri evladına demiş ki üç tane cezan var, birisi bize anlatmayacaksın. Efendim ikisini yapamam ama bunu yapamam Ben sizinle doğdum sizinle büyüdüm Ben insanlığımı gerçek hayatı sizinle buldum çünkü Esad Erbili hazretlerinin mübarek hayatında Dervişana soruyorlar altmış yaşında yetmiş yaşında seksen yaşında kaç yaşındasınız iki yaşındayım seksen yaşındaki iki yaşındayım diyor neden Ben diyor intisap etmeden önceki hayatım çok boşa geçmiş ancak intisap ettikten sonra artık şuhud makamı nedir artık lika nedir cem'ul cem nedir hep bunları bu devrede anladım Hani İmam-ı Azam efendimizin de ifade ettiği gibi eğer iki sene olmasaydı imam helakte idi bu helakte olması aynel yakin ve hakkal yakin bilemeyecektim. Yoksa ilim ehli bu helaki yanlış anlamamak lazım. Bu Said Nursi hazretlerinde de var biliyorsunuz. Eski Said Yeni Said diye.
Necip Fazıl Rahmetullah aleyh'de de aynısını görürsünüz beynime bir çivi çaktınız diyor. Yani öyle hakikati görmüş ki ondan sonra biliyorsunuz devrin çok azgın insanlarına karşı diliyle ve kalemiyle almış olduğu himmet ve teveccühle nasıl cevaplar verdiğini görüyorsunuz. Yani o zamanda insanların bu hayırlı çevre onunla teselli olurlardı. Büyük doğuyla neyle? Üstadımız bunu misal olarak gösterirdi. Büyük doğudan öyle misalleri verirdi. İşte Necip Fazıl'ın derdi Rahmetullah Ali, kalbin bu sol kısmına doğru etten Cenabı hakk'ın Allah lafzai celalini işlediğini. Halıkımız insana mesela bir mimar diyelim büyük bir bina yapar, çok güzel bir bina yapar. İmzasını kor. Cenabı Hak Fetebarekallahu Ahsenul Halikin olan Mevlamız, mührünü insanın kalbine basıyor.
O Allah diye zikreden ve Süveyda-i Derun denilen Süveyda ismi Taskirdir böyle siyah nokta demek işte rabıta da Evliyaullah'ın kalbinin altına kalbimizi koyduğumuzda oranın nurlanmasıdır asıl mühim olan o Murakebelerde o. 0 nurlanacak olursa bu gözler kör olmaz ama kalp gözleri kör olur diye buyruluyor. Kalp gözlerinin açılıp ceberut alemi, lahut alemi, melekut alemi, hatta bu alemdeki Esrarı görmektir. Üstadımızın çok güzel böyle kerametleri dedim öğüt ve nasihat kerametlerinden anlatın, anlatmaya başladılar. Burada kaydettiğim siz konuşurken son zamanda belki kardeşlerimiz arzu eder diye hemen notlar aldım ama bu uzun girecek görüşmelerde öyle oldu. Nasıl yapabiliriz?
Mesela şakiki belki, şakiki belki çokça dinledim huzurunda oturdum Elhamdülillah hocalarımızı dinledik biz onlardan tabii saygı duyuyorum imanlarına çok azı kalmıştır belki de hatırlayamadıklarımız ama biz Sami Efendi Hazretlerinin üstadımızı dinlediğimizde kalbimize yazılır gibi oldu okuduğum devreydi daha bu kelimeleri bilmiyordum Sami Efendi Hazretleri buyurdu ki bu Haziran'da bir şimdi bütünleme deniyor biz İkmal'e kaldık diyordu dedi İkmal Haziran'da mı dedi Ben bilmiyorum ama biz ne ifade söylüyor sonra nerede okuyacağımı anlatıyor her şeyi söylüyor biiznillahi Teala orada bir söz söyledi marifetullahı tahsili için okuyalım hiç anlayamadım marifetullahı tahsin ne demek ama mermere kazılır gibi şu görünüme kazındı yazıldı ta yıllar sonra marifetullahı tahsil dedi Yunus Emre'nin Rahmetullah Ali okudum bildim deme diyor ya okudum bildim deme meğer meğer bize üstadımız Hazretleri bunu ifade eder bunu anlatırmış Okudum bildim deme diyor Yunus Emre yani marifetullah'ı tahsil etmedikten sonra hiçbir şey değil demek diyor.
Okudum bildim deme. Çok taat kıldım deme. Eğer hak bilmez isen abesire gelmektir. Dört kitabın manası bellidir bir Elif'te sen Elif'i bilmezsin bu nice okumaktır. Yirmi dokuz hece okursun uçtan uca sen Elif dersin hoca manası ne demektir? Yunus Emre der hoca, gerekse bin var Hacca hepsinden iyice bir gönüle girmektir. O getirdiğim kardeşlerimiz gönüle girdiği için hizmetlerinde başarılı oldular. Mesela büyük insanlara anlatıyoruz hepsinin arkasında öyle bir jeneratör var ki, öyle bir güç, öyle bir kuvvet var ki tarif edemeyiz. Hep onlarla isim yapmış demeyim de onlarla güzel vazifeler ve hizmetler görmüşlerdir anlatırlardı Şaki ki Belhi Allah'ın yolunu dört şeyde buldum yalnız şunu söyleyeyim üstadımızın bir özelliği mesela konuya giriyor değil mi konuya girdiğinde o girişle biterdi daha o kadar dinledim mevzunun sonu diye hiçbir şey yok Yani biz görürüz kompozisyon yazdığımızdan neden?
Bir kompozisyonda giriş olur, gelişme olur ve bir sonuç olur. Üstadımızın hiç sonucunu görmedin mi? Hiç görmedim. Bunu kendileri Adana'nın Kozan'da Hoşkadem Cami var bir de vaaz ettiği yerlerin hepsinde evliyaullah var herhalde onu ilahi alemden de bir davet gibi Hep gittiği yerler de öyle orada konuşuyor oranın belediye reisinin babası Hasan Basri Ben camiye gelemiyorum Hasan Efendi diyor Ben sizi buradan dinliyorum evimden bir hat çekmiş yalnız hocalığım da var ama ben sizin gibi bir hoca görmedim diyor başlıyorsunuz ama bunun bitimi yok neden? Aynen Bayezid-i Bistami Hazretlerinin hocalar diyor ilminizde eksiklik var neden Çünkü fanilerden alıyorsunuz. İlmi alırken bir ilim sıfatından alma var, bir de zatından alma var. Burası hep ayrı bir husustur. Yani ilim El-Allim ismi Celalinden damlayarak gönle iner, hikmet olarak da dilden kulaklara geçer.
Şaki ki Belhî Gaddesallahu Sırra Allah'ın yolunu dört şeyde buldum rızık için emin olmakta, ikincisi İhlas her yaptığımız işte, üçüncüsü şeytanı düşman bilmekte, dördüncüsü ölümü yakın bilip hazırlık yapmak. Tabii şimdi yıllar oldu ama bunu evliyaullah söyleyince mermere hazır gibi yazılıyor biiznillahi teala. Hepinizi tebrik ediyorum, çok başarılı gördüm. İnşallah başarımız daha da artacak, daha da artacak. Elhamdülillahi rabbil alemin.
Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz ruh tayyibelerine, ehlin ashabına, peygamberanize ve piranize, bütün geçmişlerimizin mümin, müminatın ervahına, yapacağımız vazifelerin bereketle devamına, daha bir güzele gitmesine, daha bir huzurlu olmasına, memleketimiz üzerinde olan bu bela ve musibetin en kısa zamanda aşık ve sadıklar hürmetine, şuheda hürmetine, sadıklar hürmetine, enbiya hürmetine, salihler hürmetine kalkmasına, bunlardan ders alıp Mevlamıza tam manasıyla dönmemize El Fatiha.