Manevi Yolculukta İlim ve İrfan Birliği kaydında Başta hepinizi tebrik ediyorum. Elhamdülillah Cenabı hak böyle güzel kimseleri. Mübarek yola nasip buyurduğu için hamdediyorum Rabbimize inşallah büyüklerimize layık evlat olmaya çalışırız. Bu çalışmalarımızda üstadlarımızı eğer öncelikli olarak onları alacak olursak bir bereket olur. Sıddık-ı Azam'dan radiyallahu anh üstadımıza kadar…
Başta hepinizi tebrik ediyorum. Elhamdülillah Cenabı hak böyle güzel kimseleri. Mübarek yola nasip buyurduğu için hamdediyorum Rabbimize inşallah büyüklerimize layık evlat olmaya çalışırız. Bu çalışmalarımızda üstadlarımızı eğer öncelikli olarak onları alacak olursak bir bereket olur. Sıddık-ı Azam'dan radiyallahu anh üstadımıza kadar gelen meşayayı izam ilim ehli. Ehli. İrfan ehli oldukları gibi aynı zamanda ilim ehli kimselerdir. Zaten ilim verilmeyen kimseye velayet de verilmez. Mesela efendimiz hazretleri bir gün mektebim yok değilken diyanet camiasına fetva kuruluna Ankara, Keçiören'de yapmış olduğu sohbeti hiç unutmuyorum. Öyle bir sohbet yaptılar ki rabıta hakkında, bu fetva kuruluna, gördüm ki şöyle küçük bir teyp olsaydı, o zaman bu cep telefonları neleri yoktu, Keşke kaydetsek diye bütün delilleriyle ayatı ilahiye ve ehadîsi Muhammediyelerle rabıtayı anlattı.
Şunu kendilerinden duyuyordun, karşımıza hoca getirin buyuruyor. Demek ki satış yapabilmek için sermayeli kimseler istiyorlar. Bir defasında Hasan-ı Basri rahmetullahi Ali hazretlerine dediler ki efendim siz bize güzel sohbetler yapıyorsunuz. Yalnız kıl çul içerisinde yaşlıca bir hanım anne geliyor. O geldiği zaman coşuyorsunuz. O da raviatül Adeviyye annemiz. Buyurdu ki ben lokmaları fillerin ağızlarına göre ayarlıyorum. Karıncaların ağzına sığmıyor dedi. Bizzat şahidim. Mürşid-i kamilimizin, bizim sohbet yaptığı, üstadımızın sohbet yaptığı salonumuz var. Orada pencereye doğru dönmüş vaziyette, yanda bulunuyorum. İlmimi gizliyorum dedi. Şahidim buna. Böyle mürşid-i kamillerimiz var. Ki birinci olarak bütün çalışmalarımızda onları esas olarak kabul edersek istifade edeceğimize inanıyorum.
Bunun yanında diğer hocalarımız akaid hususunda şerhini yapmış istifade edilir, faydalanılır ama öncelikli olarak büyüklerimizi sahada kiram hazaratını alırsak. Diğerleri o çalışmamıza yardımcı olur işte Samsun'dan bir hocanın ondan sonra Edirne'den bir hocanın Adana'dan bir hocanın vesaire yerlerden bir hocanın kıymetli eserlerinden ehli sünnet ve cemaat görüşü üzere olmak şartıyla dikkat edilir ve riayet edilir. Hoca seçimi de çok önemlidir. Herkesten ilim alınmaz. Bu hadisi şeriflerde ifade edilir zaten. Bir de başlamış olduğumuz çalışmalarda sayı azaldı ne demememiz gerekir. Çünkü eftalü'l ibade edvemuha inkalle, ibadetin hayırlısı az da olsa devamlı olandır diye buyruluyor. Yalnız şunu düşünebiliriz, diyelim ki bir çalışmamız var, o çok verimli bir şekilde devam ediyor. Verimli olanı İslam'da bir esastır, İki mühim iş bir araya geldiği zaman ehhem tercih edilir.
Buna öncelik veririz. Ehemm olana öncelik veririz. Buluşunun için söylüyorum. Aldığım haberler, bu doktorların bir çalışması, onlara yapılan hizmet ve bunun yanında da duydum karar tabiçisi olmakla birlikte diğer kurumların da katılması çok faydalı olur, çok güzel olur. Allah'ın izniyle eğer hocamız bu hususta rahatsız değilse, devam eden doktorlara konuşan hocamız, çünkü aldığım haberler çok müspet, çok müspet. Aynen devam etsin diyorum. Kendilerinden bir eğer talep olmazsa, çünkü biz bir hocaya sevdiğimiz zaman, odaklandığımız zaman başarı onda devam etmektir. Zaten okullarda bile başarı iki şeye bakar. Birincisi öğrenci hocasını sevecek için, ikincisi de dersini sevecek. Eğer sohbetlerde de böyle bu, bütün çalışmalarda böyle. Hocasını severse, dersini de severse o başarılı olur. Kim olursa olsun hepinize saygım olmakla birlikte sevginiz olmakla birlikte, bu gönül ayrıdır tabii.
Manevi Yolculukta İlim ve İrfan Birliği ne anlatıyor?
Manevi Yolculukta İlim ve İrfan Birliği kaydında Başta hepinizi tebrik ediyorum. Elhamdülillah Cenabı hak böyle güzel kimseleri. Mübarek yola nasip buyurduğu için hamdediyorum Rabbimize inşallah büyüklerimize layık evlat olmaya çalışırız. Bu çalışmalarımızda üstadlarımızı eğer öncelikli olarak onları alacak olursak bir bereket olur. Sıddık-ı Azam'dan radiyallahu anh üstadımıza kadar…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kuran-ı Azimüşşan'da geçer bu. İnsanın sevgisinin dışta adil olarak devam etmesi ama içteki sevgi değişebilir. Birisine farklı muhabbet olur, belki daha çok fazla sevebilir. Böyle sevilen bir kimsemizin devam etmesinde fayda var. El değiştirmemek lazım. Taat denildiği zaman şu görüşmemiz bir taattir. Bunu biz şöyle düşünürüz, kurbanda kurban alınacak, alınırken görürsünüz tokalaşırlar. Biz musafaha diyelim buna, bu ifadeyi kullanmayalım. Bu alış verişi uzatmak dahi ecir ve mükafat denir. İşte altmış dedin ben elli veriyorum, yok elli beş olacak, elli altı olacak, bunu uzatmanın bile ecir olduğu bahis buyrulur. Cihat hususunda biliyorsunuz cihatta, hayvanın gübresi bile amel terazisine konulacak diye geçin. Yeter ki biz hayırlı iş yapalım. Hayırlı işte iki şeye çok dikkat edelim. Birincisi niyetimiz, ikincisi de ihlasımızdır.
Şunu mutlak bilelim, Rabbi Zülcelal'imiz esame innallahe kene aleykum rakiba, hiç şüphesiz Rabbimiz görüp gözetmektedir. Biz bunu, bunu ne yapacağız? Şuhud haline getirmeye çalışacağız. Rabbimizin bizi her an gördüğü düşüncesi gönlümüzden kaybolmayacak. Zaten murakabe de bu demektir. Yoksa bu Ayet-i Celileyi bilmeyen yok. Hoca kesiminden biraz malumatı olan kimseler bilir ki, essamehu ve makum eyne makuntum, siz nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Rabbi Zülcelal'imizin bizimle beraber olduğunu kalben hissedebilmek, işte murakabe bu. Aynel yakin buraya gider, aynel yakine böyle gidilir, hakkal yakine böyle gidilir, mezhep imamlarımızın hayran kalışları ehli irifana bu noktadadır, kalbi gönderin. Şudür asıl, yapılan taatlerden nasipdar olabilir. Bu çok var. Burada konuşma yapıldı. İçerdeydim, dinledim, çok memnundum, sevindim. Allah'ımıza hamdettim.
Bu konuşmadan bile nasiptar olacağız. Öyle olacak ki, seccadeye oturduğumuzda nasıl rabıtamızdan murakabemizden haz alıyorsak, bu görüşmemizde de aynı hazzı alacağız. Çünkü niyetimiz düzgün ve samimi olduğumuz zaman bunlar hep bize fayda olarak, amel defterimize ecir ve mükafat olarak geçecektir. Demek istediğim şu, Rabbi Zülcelal'imiz bizi görüyor. Amenna vasad takın. Ehlullah da bizi biiznillahi teala. Ona göre çalışmalarımız hep onların gözetiminde olduğu için aman dikkat edelim diyorum. Çok hassas olalım, sonra seçilmiş bir kimselersiniz, onu gördüm. Elhamdülillah Rabbimiz böyle kimseleri lütfetmiş, daha ne? Bir defasında üstadımız istiharat odasından salona teşrif buyurdular. Sizin gibi iki tane genç gördüm. Dedi ki ölmek istemiyorum. Böyle Allah'ımız rutuhta bulunduktan sonra dedi ve bunları yetiştirmek istiyorum dedi.
İnşallah siz de burada nasıl eğitim yapılıyorsa bulunduğunuz yerlerde de inanıyorum yaptığınıza. En az iki de olsa güzel, üç de olsa ziyadesi elbette güzel ama en azından iki kişiyle olsun bir eğitim. İlla biz burada hidayete okuyacak değiliz onlarla. Onlarla kalkıp vesair fıkıh kitaplarından okuyacak değiliz. Bizim Hidayet dememiz, faizlik ve müftülük imtihanında bundan biz imtihan olunduk. Ben sonra öğrendim, ideiye olduğunu kitabın ve tercüme de yaptırmazlar zaten. Sadece bir cümle geçtik. Burada şunu demek istiyorum. Bizim yapacağımız çalışmalarda ne de onlarla illa fıkıh kitaplarının bu üstün olanlarından değil de el-ih ihtiyari ne gibi Bir Sübhaneke'den başlatsak in yedi. İnanın göreceksiniz bunu hocalarımız söylerler, Almanya'ya gidiyorlar. Diyorlar sakalları göçlerinde. Cübbeli böyle saygı duyacak bir halde inanın Fatiha'yı okuyamıyor. Bunu çok iyi insan gidelim.
İmam kardeşlerimizde de görüyorum. Böyle feladil-ma'si okunmaz mı? Kevser suresi, İhlas suresi okunmaz mı? İlla yukarıda evet, Kuran-ı Azimüşşan her şeyi de güzeldir. Ama o kısa sureler bir sure zaten. Oradan da okunur. Elemtere suresinden okunur, din lafı okunur, illa Enbiya suresinden bu bize biraz acayip geliyor. Oradan da okunursa çok iyi olur. Şunun için diyorum, arkadaş Kuran cemaat Elemtere'den aşağıyı acaba doğru dürüst okuyabiliyor mu? Diyorum yükseklerden uçmayalım, İnsanların durumlarını çok iyi hesap edelim. Gerçekten okuma diye bir şey çok azında mevcut. Okumalar hep görsel cihazlarda gördüklerini, bilmem ettiklerini bu kadar. Bunun için sizin gibi insanlara büyük ihtiyaç var. Onlar yerine göre ele alacaklar. Üsteazımızı düşünelim. Yillarca taharetten anlattı. Sami Efendi Hazretleri istinca ve istibradan anlattı. Efendi Hazretleri.
Bunun yanında müşahede makamından anlattım, Hacasen Efendi olursa anlattı. Bizzat şahidim. Murakabe ayetlerini bir bir okudular. En sonunda Desem'e Biz şimdi bu çalışmalarımızda neden? Düşünüyorum. Sani Efendi Hazretleri bu ayetleri neden okudu? Hacı Hasan Efendi neden esamna? Neden? Esanatı na kasat kuluu okunum badzeel kepei yekel min ke ala ahiru ilahin. Bunları neden oku? Sonra Efendi Hazretleri bakıyorum Esselamü inlemel müminin ellezine izezu kiraleyhi ve jilet kulyet alim ayatu zadetim min maale ala rabbim ye tevakalhu ila ahiri sura sakallaü lillah. Neden bir Ayet-i Celile'yi aldığı zaman bitiremiyor buna şahidim? Bizim dedelerimizden, ilim ehli insanlar bugün bir tanesi anlattı, bir taziyeye gitmiştik. Meğer bizim dedelerimiz, dedelerimiz bunu övünme kastıyla demiyorum. Allah'a hamd kastıyla söylüyorum.
Allah'ımıza nimeti tahdis sebebiyle söylüyorum, şehit olduklarını, iki kanaldan da şehit olarak geldiklerinde bizim akrabamızdan bir kimse var. Dedim biz 1 Agarlı öyle değil efendim dedi. Biz dedi bunu biz biz taad demiştik. Mersin'de belki tanıyan olacak Ahmet Şahin diye, belki bilenler vardı, bu ladikli Ahmet Baba'nın hizmetkarlarından bir zattı, onun dostlarından birisiydi. Gidip ifadede bulundum. Dedim ana tarafından biz Şam-ı Şerif'ten geliyoruz, baba tarafından mı? Hayır, öyle konuşmadık. Öyle konuşma, siz Buhara'dan gelirsiniz dedi. Bunlar neyse bu övünme kastıyla bir ifadem değil. Elhamdülillah kaynaklarımız çok güçlü, çok kuvvetli. Bizzat onların gözetimi altında devam ediyor. Bu sebeple dikkat edelim, eğer böyle elimizde birkaç kimse varsa bu çalışmakla olacak. İlla biz oturacağız da önümüze öğrenci gelecek diye düşünmeyelim, biz kapıları çalacağız.
Her eve bir Kuran-ı Kerim diye çalışma olur, güzel. Her evde bir Kuran ehli diye düşüneceğiz. Her evde bir ilim ehli diye düşüneceğiz ve yapacağımız çalışmada el-Hidaye dimemün sebebi buydu. Mesai fıkıh kitapları, bizim sitemizde de var zaten böyle kitapların listeleri geçmektedir, geçmektedir. Rabbimizin izniyle hallerine göre durumlarına göre. Kelimun nas ala kaderi ukuliyim. Salah resulullah bu hadisi şerifte de bir ayette durumlara göre hallere göre Bugün bizim müftü kardeşlerimiz geldi. Vaizlerle görüşüyor. Diyorum ki bak biz de yaptık. Bu görevi gelecek yaşlı kimseler saygı duyarız. Allah'ımıza saygıdan dolayı sevgi duyarız ama önemli olan nedir? Gençlerimizdir. Mürşid-i kamilimiz. Bizim gibi insanlara diyordu ki sizi emekli ettim. Sizin yerinizi gençler atsın diyordu. Böyle ruhu genç o ayrı, doksan yaşından olsa ruhu genç.
Onlar müstesna onlara yaşlılık diye bir şey ifade edilemez. Bu belki yirmi bir yaşında olur da ruhu, Allah'ımız muakaza buyursun, köhnileşmiş diyecektim de bu tabirden Allah'ımıza sığınırım. Geri kalmış, sönmüş, sönmüş böyle parlayan yıldızlar gibi. Ashab-ı Cüzin öyle haber veriliyor. Öyle olmalı ki bizim hizmet veren kardeşlerimiz, bu yıldızlar gibi, yıldız deyince illa güneş hatırımıza gelmesin, güneşin yüz dört katı büyüklükte olan yıldızlar da var. Daha ne yıldızlar var. Bunu Sami Efendi Hazretleri, Yeşilhisar İçmecesinde konuşurken, görevlilerinden Ahmet Efendi Yeşilhisar da burada manevi vazife yapan kimse. Bakın halife tabirini kullanmıyorum. Neden derseniz hilafet iki kimse. Biri Adanalı Hasan efendi, biri ya. Diğerlerine icazet yok olabilir, saygı duyarız ama bizzat Peygamberimizin vasfı ile gelen kimselerdir. Ondan çekiniyorum, o kolay değil.
O bizzat Allah'ımızın Cennetül Müşahede de seçtiği kimselerdir. Bak bu da bizim için bir hamd vesilesidir. Böyle bir kimsenin evladısınız elhamdülillah. Bize de dua edin. Bizi de Cenabı Hak onlara ilahi kılsın, hizmetimizi o şekilde yapalım. Orada semavatı anlatırken, semavatın kavak ağaçları pek çok uygun, üzerine kadar indiğini bizzat görmüş. Hatta buyurmuşlar ki bir veli semayı adım adım bilmedikçe de veli olamaz diye. Dokuz altmış dokuzdu, hayat çıkıldı. İşte nasıl çıkılıyor, nasıl ediliyor, ay bir nurdur dinilirken üstadımız oturuyorlardı. Kendi başlarına şunu söylediklerini işittim. Evliyaullah her zaman görüyor, her zaman çıkıyor. O ne ki dediler, gerçekten. Öyle. Abdul Fatih Geylani Hazretleri ben dünyaya iki adım dağlarım diyor. Rabbimizin lütfuyla, ihsanıyla bu onlar için zor değil. Bugünkü aletler de misal verecek olursak, bu aletler onun yanında hiç mesafesindedir.
Bu gönül radarlarıyla ruhani, manevi alemi emir olan noktalarla bir müşahede var. Hatta buyruluyor ki yüzüğün içi kadar kalır onlara dünya, yüzüğün içi kadar kalır. Allah'ımız öyle bir lütufta bulunmuş, öyle bir ihsanda bulunmuş. Bunun için diyorum hepimiz illa Ashabı Güzel Efendilerimiz hidayet için takip edilecek yıldızlar gibidir derken kendi çapımızda Rabbimizin lütuf ve ihsanıyla biz de bulunduğumuz yerlerin bir yıldızı olmaya gayret edelim. Cenabı Hak yolunda daim kılsın. Bunu okuyamadım inşallah Cenabı Hak nasip buyurursa okuruz. El Fatiha.
Kaynak: Genel
Manevi Yolculukta İlim ve İrfan Birliği | Mihmandar