Ne diyelim? Osman'ın manevi hali tahrip edilecek gibi değil, buluşuyordu. Allah'ımızın dostlarıyla buluşuyordu. Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile tanışıyorduk. Kendisi dergimize de yazmış yeni dünya dergisine, Ravza-i Faki Nebi'de beraber olduk dergimiz, Hizmeti olanları götürdü. Biz de onlara takıldık. Dedim ki Osman Efendi gel seninle özel, hususi olarak fahri kainatın huzuruna gidelim. Anlatamam. Fakat Osman Efendi onu deliye yazmış. Efendimizin mübarek huzuruna vardık. Bu kadar diyeceğim, anlatamayacağım, o huzuru anlatamayacağım, boyunlarımızı büktük. Bir müddet kaldık. Her yerde edebini gördüm. Kayseri ulemasından Hacı Zühtü Efendi'nin irtihalinde, kıymetli bir zat o olsa gerek, der ki biz Hacı zühtü efendiyi değil, ilmi defnettik, ilmidir. Yine Kayseri'de Sami Efendimiz Hazretlerinin hulefasından, şeriat iki kimseden incinmedi.
Biri de Hacı Şaban Efendi Kavafoğlu dediği zat. Onun irtihalinden üstadımız, dediler ki taziyesinde, daha ittihat etmeden ülkü üstadımız, Kayseri'deydi hacasın demiş. Dediler ki, bir hafta sonra geleceğim, hem de Şaban Efendiye Kuran okuyacağım. Şaban Efendi yaşıyor daha. Allah'ımız ona bildiriyor biiznillahi teala. Geldiler. Buyurdular ki biz Hacı Şaban Efendi'yi defnetmedik. Biz haya sıfatını, biz tevazunu, biz alçak gönüllülüğü güzel ahlakı defnettik diyor. Biz Osman Efendi'yi defnetmedik. İnşallah ismi ile müsemma olduğu Hazreti Osman radiyallahu anh efendimizin sancağı altında sayeban olur. Hazreti Osman'ın, radıyallahu anh, bütün ahlakının güzelliğinin yanında her yönüyle güzel olan Hazreti Osman'ın, temayüz ettiği vasıf hayadır. Biz de Osman doğanı değil, sanki hayayı defnettik. Zeki yine konuşur. İttihalinde zaten Zekiye telefon açtım. Zeki duydun mu? Birden de diyemiyorum.
Şimdi dedi efendim dedi. Osman dedi vay şimdi çıkıyorum efendim dedi. Şimdi çıkıyorum değil mi Osman abim dedi. Sadece Zekiye Osman abim dedirtmedi. Tabbil Irak'taki kimselere de dedirtti. Avustralya'dakilere de dedirtti. Malezya'dakilere de dedirtti. Almanya'sı, Hollanda'sı şurada dursun. Dünyanın her tarafına eyvah Osman dedi. Bizim halimiz ne olacak Osman dedi. Böyle bir kimse. Mahmut Sani hakikaten güzel konuştu. El mevtu tuffetirü mümin diye çok güzel ifade etti. Cenabı hak bir kimseye veri kullarına, ölümü, ölümü sevdirmedikçe de canlarını almaz. Ölümü bir kelle onlara sevdiriyor. Oturuş kalkışında sanki dünyada değildi Osman, ahiret değildi. Şimdi cismiyle de gitti. İnşallah bize şefaati olarak gitti. Osmanımız, sevgili Osmanımız Kuran-ı Azimüşşan'da vasfı geçen insanların ashab-ı billah, essabirine ve sadibin evvel münfibine evvel müstafiriine bil eshar.
Ayet-i celilesindeki sırra mazhardır. Hüsnü zannındayım. Osman inşallah Bu sırlarla gitmiştir inşallah. Hayırlı ölümün söyleşilerde telefonla bağlantı kurulup, görüşen insanların sözlerinden anladım. Diyorlar ki, bunu Osman Çakır kardeşimizle ifade etti. Gördüm, sarıldım efendim dedi, sarıldım. Zaten iddia halini duyunca hemen telefon açtım ama Ahmet Efendi durum nedir, nasıldı? Allahu alem hata etmeyelim. Hep güzel ölümün işaretini veriyorlar. Ya limon sarısı ya da nur gibi beyaz olur. Burun deliklerinde genişleme, gözünden de yaş akar. Öyle hatırlıyorum. Haber birliklerine göre mi? Bir zehirlenme var. Şimdi sobadan, o kömürden hasıl olan bir zehirlenme. Tıbba göre, öyle bir zehirlenmede vücudun simsiyah veya moraracağı haber veriliyor. Ehlince malumdur biz, duyduğumuz bu. Ama Osman Efendi'de bu hallerden hiçbirisi yok. Duyduğum secdede olduğu. Osman hepimizin Osmanıdır.
Hepimiz ona imreniyoruz. Sadece melekler değil, çünkü melekler cennetin kapısında ona, biz de o meleklere eşlik ediyoruz, yaptığın hayırlı amellerle ebedi olarak cin cennete diyoruz. Bizi de unutma Osman Efendi. Elhamdülillahivra.