Elhamdülillahi rabbil alemin. O salatü vesselamu ala rasulüne Muhammedin vela ehli ve ashabihi ecmain. Bugünkü manevi yolculuğumuza günlük yapılacak evradı ezkar ile devam ediyoruz. Seherde yapılmayan vazife kazaya kalan oruç gibidir. Silsile-i Şerif'ten sonra yanık bir kalple gözyaşlarıyla istiğfar-ı şerif okunur. Doktor hastasına ilaçlarını verirken ne zaman kullanacağını da tembih eder. Aksi halde ilaçların pek tesiri olmaz. Evradü ezkarın çekilme zamanı da değerini Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin doğumundan alan gecenin üçte ikisi geçtikten sonra keyfiyeti meçhul olarak Rabbimizin her gün dünya semasına inerek dua eden yok mu duası kabul edilecek. Bir haceti olan yok mu isteği verilecek. İstiğfar eden yok mu günahları afvolacak, bağışlanacak diye nida olunan seher vaktidir. Sami Ramazanoğlu seherde yapılmayan vazife kazaya kalan oruç gibidir buyururlar.
Piran-ı İzamın gönüllere teveccühü manevi yardımı, Hakk'ın feyzini kalplere aktarması, rahmeti ilahinin yağdığı seher anındadır. Sadık kullar ateşin ashabından seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri koru derler. Salihler geceyi ibadetle geçirdikleri gibi seher vakitleri de yatmaz, Cenab-ı Hak'tan kusurları için af talep ederler. Müttakiler, Hak'tan korkup emrine uyup nehyinden kaçarlar. Gecede pek az uyurlardı ve seher vakitleri onlar istiğfar ederlerdi. Hazreti Yakup aleyhisselamın oğulları babalarına, ey babamız bizim için Allah'a istiğfar eyle, Biz gerçekten büyük günah işlemiştik dediler. Hazreti Yakup aleyhisselam da dedi ki, sizin için Rabbime sonra istiğfar edeceğim. Şüphesiz o Gafur'dur, Rahim'dir ayetlerinde Yakub aleyhisselam oğullarına istiğfarı duaların kabul olunacağı seher vaktine tehir etmiştir.
Seher dört mevsim içinde suların çağladığı, kuşların ötüştüğü, güllerin, çiçeklerin açtığı, tabiatın çimenlerle donatıldığı ilkbahar gibi kıymetlidir. Rabbi ile maşuk-ı hakikiyle mahrem olmak için aşıklar Seher'i iple çekerler. Nihayetinde de geceler ne tez geçiyor ya Rab diye yakınırlar. Yunus'un dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlam seni seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlam seni diye ifade ettiği zümredendir onlar. Üstadımız çocukluğundan itibaren pak bir hayat geçirmesine rağmen yüz on bir istiğfarı tamamlayıncaya kadar hatalarım bitmiyor. Karınca kadar işlediğim hata gözüme Erciyes Dağı gibi görünüyor buyururlardı. Bizim de Erciyes Dağı gibi hatalarımız karınca gibi görünmesin gözümüze. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin son anlarında en çok okudukları duasını çokça okurlardı. Haşa günahı olduğundan değil bize örnek olmak için.
Allah'ın azametinden dolayı Allah'ım seni hamd ile tesbih eder, hatalarım sebebiyle senden özür diler, sana yönelirim Rabbim diye yalvarırlardı. Hem de Allah'tan mağfiret dileyerek bütün hallerinizde sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ısrar ile nedamet, pişmanlık ve azm ile küçük günah yoktur. İstiğfar ile de büyük günah yoktur. Kim istiğfara devam ederse Allah onun için her sıkıntıdan bir çıkış yolu, her kedere bir ferahlık ve çare kılar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Estağfurullah El-Alîm dendikten sonra kulun diyeceği şu dua istiğfarın efendisidir. Kim gönülden inanarak bunu gündüzün söylerse ve o gün akşam olmadan ölürse o cennet ehlinden olur. Kalpten inanarak bunu gece söyleyip de sabah olmadan o gece ölürse yine o cennet ehlinden olur buyurulan seyyidü'l-istiğfar bir adet okunur.
Öyleyse şimdi iyi bil ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendi günahın için hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için Allah'tan bağışlanma dile ayetindeki tevhid sırrına ermek peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kul büyük günahlardan kaçınıp tam bir ihlas içinde La ilahe illallah derse arşa değin ona gök kapıları açılır. Hiçbir amel la ilahe illallahı geçemez. O silmedik hiçbir günah bırakmaz hadis-i şeriflerindeki müjdeye nail olmak için, tesbihi çekilir. Bir defa da Muhammedü'r-resulullah, sadıkul Vahdil-emin denir. Salatü selam duası Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemle manen irtibat kurularak okunur. Hiç şüphesiz Allah ve melekleri peygambere salat etmektedirler. Ey iman edenler siz de ona salat edin ve tam teslimiyetle ona selam verin.
Kim bana bir kere Salavatı Şerife getirirse Allah ona on salat eder, rahmet eder, onun on günahını siler, onu on derecede yükseltir. Kıyamet gününde bana en yakın olacak kişi bana en çok salat-u selam getirendir buyurur Nebiler Nebisi sallallahu aleyhi ve sellem. İmam Şarani Gati Sallallahü Sirrahü'l aziz salatü selama çokça devam edenler, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi evvela rüyada sonra da açıktan görürler, der. Ahmed Er Rufay'ı Gatesallahu Sirahü'l-Aziz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i rüyasında görmediği gün tecdid-i iman ve tecdid-i nikahla yeniden iman ve nikahını tazelerdi. İçinde bulunmuş olduğu yüksek peygamber aşkı ve bağlılığı kendisinde böyle bir hassasiyet oluşturmuştu. Adetleri belirtilen istiğfar, tevhid ve salatü selamdan sonra üç ihlas, bir Felak, bir Nas Suresi, Allahümme Salli ve Fatiha-i Şerife okunur.
Hasıl olan sevap peygamberimizin ruhu tayyibelerine, ehline, ashabına, piran-ı ezamın ruhlarına gönderilir. Sonrasında salikin haline göre Allah talim edilir. Dinin ve bu münevver yolun tasdik ettiği Allah'ın hayırlı kulundan vazife alınır. Emredilmeyen kimsenin yaptığı tarife verdiği ezkara şeytanın hilesi karışır. Tasdik olunan icazetli bir kimse ise dersleri, zikirleri nuruyla verdiği için şeytan asla yaklaşamaz. Kendi kendimize tatbik etmemiz son derece sakıncalıdır. Verilen evradın dışında istiğfar, tevhit, salatü selam vesair zikirler sayıyı tayin etmeden okunur. Kuran-ı Kerim'le hadis-i şerifler ve nafile taatlerle gecemizi, gündüzümüzü, bütün vakitlerimizi ihya etmeye çalışırız. Verilen evrad ve ezkarın yapılmamasında bir sorumluluk var mı diyenlere cevabımız münafığın üç alameti vardır.
Söylerse yalan söyler, verdiği söze muhalif davranır sözünde durmaz, emanete ihanet eder hadis-i şerifidir. Alınan ders bir ahit, bir sözleşmedir. Rivayetsizlik bizi amelde nifaka götürür. Allah korusun. Seherde yapılamayan vazife gündüz de yapılabilir. Hepsini bir anda yapmak mümkün olmazsa ara arada yapılabilir. Görev alınırken niyetimiz bu aldığım ders vasıtasıyla ben Rabbime kavuşacağım olmalıdır. Atılan adımdan asla dönülmemeli. İki günü denk olan ziyandadır hadis-i nebevisine kulak vererek daha ileriye adım atmalı. Mecnun nasıl Leyla'nın çadırına varıncaya kadar durup dinlenmediyse biz de aynen onun gibi bedenle yaptığımız taatle gece gündüz yolumuza devam etmeliyiz. O çadıra vardıktan sonra da bedenimiz ruhumuza dahil olarak irfan semasına uçmalıyız. Yapılan vazife de haz ve huzurun olmamasının sebepleri. Birincisi, şer'i görevlerdeki kusurlar.
İkincisi, dünyanın geçici zevklerine duyulan ilgi ve üçüncüsü, kalbi fesat insanlarla düşüp kalkma. İbadet sırf Mevla rızası için yapılır. Şer'i edeplerde kusurumuz yoksa bundan keder edilmez. Şah-ı Abdullah Dehlevi Hazretleri Hazretleri oğlum burası tuzsuz taş yalamaktır sözüyle güzel rüyaya kalplerden geçenleri bilmeye, keşif ve keramete meyletmemeyi öğütler. Keramet bir veli için puan kaybıdır. Yol keramet yolu değil, istikamet yoludur. Cüneydi Bağdadi iki ışıkla yürürüz. Sağ elimizde Kuran, diğer elimizde de sünneti seniyye der.