Manevi Terbiye ve Şeyh-i Kamile Muhabbeti kaydında Tarikat, iki et ciklet şeyden ibarettir birisi Şeyh-i kamile muhabbet birisi sünnete ihtimal başka yok diyorsa dersler, genel olaraklarımız Şeyh-i kamile ne kadar muhabbetin varsa o kadar feyiz alır şeyh-i kamile muhabbetini ne kadar azaldıysa feyizin öyle kesilir. Kardeşımızın birisi Hacı Esad efendimizin yanında oturuyormuş böyle gözümü…
Tarikat, iki et ciklet şeyden ibarettir birisi Şeyh-i kamile muhabbet birisi sünnete ihtimal başka yok diyorsa dersler, genel olaraklarımız Şeyh-i kamile ne kadar muhabbetin varsa o kadar feyiz alır şeyh-i kamile muhabbetini ne kadar azaldıysa feyizin öyle kesilir. Kardeşımızın birisi Hacı Esad efendimizin yanında oturuyormuş böyle gözümü yumdu mu diyor, filiz gibi bir şeyin içinden kalbine damlıyor, feyiz diyor. Gözümün daha yumdu mu da yanımdakine diyor, bir ağızlık su kadar kalbine su dökülüyor diyor.
Daha sağ tarafındaki o halifelere niye baktı mı da fabrikaya dökülen sudür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, dür, ez, dür Onlar ayrılınca, Mehmet Efendi der diyor, buyur efendim, göğün keşfiniz açıldı görüyor musun? Senin kalbine varan hürriyetin içinden gibi varıyor, azıcık damlıyor, hepsi diyor. Evet efendim, işte muhabbetin o kadar oğlum, o kadar varır. Muhabbet ne kadar kesretli olursa çok olursa, Halidiye Risalesine bakın, ne kadar çok olursa feyiz o kadar feyiz almak için üç şey lazım ihlas eder bir de Şeyh-ı kamile muhabbet.
İhlas olmazsa satı olmaz edepsiz olursa insan satı feyiz gelmez ondan sonra da Şeyh-ı kamile muhabbet olmazsa şey-i Vahit'tir diyor feyiz şey-i Vahit demek yani ihlas da edep de değil, Şeyh-ı kamile muhabbet. Şeyh-ı kamile muhabbet edenin, sati ihlası bozulmaz ki diyor. Edebinden bozulmaz ki, o ikisi de var demez. Öyle olunca muhabbetimizi de açarız, çok muhabbet edelim. Bizim Hasan Hoca diyor ki, sana muhabbet edelim muhabbet zorlanır mı? Zorlanır tabir edelim, nasıl zorlanır? Rabıta'yı giderken de, giderken de muhabbet geldiğinden patlar, ondan, ondan daha patlar, deyip, muhabbet çoğalır, rabıtasız muhabbet olmaz, illa onunla olur öyle mi efendim dedi. Yani, tabii insan bunlarda, Mustafa Efendi Hocam efendimizin yanındaymış, siz Hasan Efendi'ye devam edin. Hasan Efendi, Mustan Hocam Kara Ruhta hayalettir hoca. Her taraf bir yetenektir hoca ile.
Aitlerinden neden posta okutturmuş tefsir okutturur, hadis okutturur çok ibaresini iyi söker çıkar. Öyle. Efendimiz çok genç değil mi dedim. Hasan Efendi çok genç değil mi efendim dedim dedi. Çok genç ama bu nasıl seni Arapça okuyordur, tabiatim olmadığı okuyorduk tefsir-i hazin okuyorduk kendinde. Orada o ne iyi geliyor, efendim, zaten gelmese hiç lezzet olmuyor ki mev gitsin diye diyor. O geldin mi oluyor, açıklıyor nasıl geldin mi diyor. Diye. Sen o ibareleri ne az biliyorsan o da tarikatın ibarelerini öyle bilirdir diye Efendimiz. Şair de o tane nasıl illet Taifler var, kalp var, ruh var, sır ahba var, nefis var, zikri kül var, zikri sultanı var, nefis var, murakaba var, murakaba mahiyet var, akrabiyet var, muhabbet var. Bunları o bilir, sen devam et. Sen oraya devam et de, peki geldi hoca boynuma, Vehbi Hanım'ı dendi. O işte elhamdülillah devam edersin.
Manevi Terbiye ve Şeyh-i Kamile Muhabbeti ne anlatıyor?
Manevi Terbiye ve Şeyh-i Kamile Muhabbeti kaydında Tarikat, iki et ciklet şeyden ibarettir birisi Şeyh-i kamile muhabbet birisi sünnete ihtimal başka yok diyorsa dersler, genel olaraklarımız Şeyh-i kamile ne kadar muhabbetin varsa o kadar feyiz alır şeyh-i kamile muhabbetini ne kadar azaldıysa feyizin öyle kesilir. Kardeşımızın birisi Hacı Esad efendimizin yanında oturuyormuş böyle gözümü…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir gün ders oku diyorlar, ders okunur sana işte hocalarımız burada da onun için söylüyorum biz yolmuşuz bir yerde takılmışlar kalmış Hasan efendi dostlar buraya şoke edilmiş buradaki Buhari hocaları hepsi canım, ne biliyor da sökecek biri hocam, burmana mı oluyor mu? Yok, yerine oturup kalkıyor. Yok, siz öyle görüyorsanız onlar, ben şoker biliyor. Gözüksün vardı, bütün toplu onlar hocalar. Aslında efendim şuna bir ibareyle şey ettim dedi, takıldım dedi. Şurayı lütfen dedi sever misiniz? Buyur hocam dedi, okuduk. Rabiatil Adeviyye hatun annemize sormuşlar da Şeytan düşman ittihaz eder misin?
Yoook demiş o yuhta kalmışlar oraya aşağı ok dedim şöyle aşağı ok ama açılır yok deliller ile sabit olan şeytan düşman ittihaz edilmez mi diyor her hocanın kafası orada bağlanıyor rabıtata bağlandığı gibi ona ama, desabuk söker, onu sen sökemezsin ki ne diyor dedi Sen ibareyi okumadan dede hasımların dedi ikna olsun Ya rabbi ah şeytana düşman ittikazı yok Mevla'nın muhabbetiyle içinde olduğu da düşmana adevata yer bulamıyorum diyor, o kadar bakıyorum. Okudu hocası, nasip diyor. Özür dilerim diyor, belki onlarla benzirdi, bizi yetiştirmeye çalışıyor yetişemedik yoksa o yüzden okuyun biz kendilerini şeylerinden bir izninle onun için kardeşim o halde vesile nedir İbadet ve taat sünneti nebeviyyeye riayettir. Arifani ilahinin sohbetinden istifade, Arifani ilahinin Allah'ın arif kullarının sohbetinden istifadeden ibarettir. İbadetin en büyüğü namazdır.
Namazda secdede şeytan gelmeye imkan yok. Secdede ölenler imanla ölür, secdede dua edenler ki kabul olur. Çünkü o secde etmediği için secde onun düşmanı oraya hiç yaklaşılır. Onun için secdeye devam ederim kardeşim, ibadete devam ederim kardeşim. Oruçtur, Allah'a vesile oruçtur, Hilaveti Kuran'dır. Ne kadar uzanırsan olur. Acizlere muavenettir. Allah'ın rızasını bulmak değil mi vesile? Evet. Şurada gen bir senedir yoklayan yok. Oğlanların gitmiş bir ihtiyar orada böyle boynu bükmüş. Acaba buradan öte biri alsan, götürsen, onun gönlünü görsen, o daha hazır değil mi? Allah'ın rızası hazır değil mi? Yaa gardaşım, insan bu sayede ruhani terakki ediyor. Kalben müşerih oluyor. Maneviyatten feyiz alıyor. Kurb-u maneviyeye liyakat kazanıyor. Bazı bilmiyorum inşallah rızasını Mevla'm kazandırdı. İnşallah. Rabıta gibi görünüyor bazı yerde, Çerkezlere gittik İsmail Hoca vardı bilin belki.
Ailesi dul kalmış da onu ziyaret ettik her gün dersim oturdun mü efendimizi orada rabıta oraya gelir yanıma o Taçer Tezlerin dağının başı o ne o kadını ne oraya onulanıyor böyle birkaç yer böyle oldu bana yardım edildi mi hemen belli oluyor kalp peraha şükrediyorum! Ondan sonra kardeşim Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam gribeleri üstüne alırdı da gider gider uzak Medine'nin uzak yerlerinde ihtiyar kadınların evine döker kimsiniz Muhammed aleyhisselatu vesselam Muhammed'im bana dua et buyur Allah Alemine rahmet için halk olunan herkesin yüzü onu gören mahşerda bütün herkesin mahşer olduğu yer Resulullah da yine o ihtiyarların hükmünü görüyor dul kadınların evine kardeşlerim bunlardan ihmal etmeyelim Allah'ım.
Evde oturduk rahata kavuştuk ameli manda olduk siz olsun Allah rızası için Meryem şirketi verem sevaplarımız bir birleşecek, verem ahirette beraber haşlayacağım olacak, size olsun çalışayım da ben kalmaya kaldım. Siz olsun böyle yerlere tagüp ederim inşallah. Daha sonradan gelenlere gir demem demedim mi istersen, geriye geç, gözünü seveyim, bu sahura gelip de herkes oraya sokalım. Ondan sonra bir hadisi nebevi'de Peygamberimizin hadisi şerifinde Yani kulun Rabbısına manen en yakın bulunduğu secdeye kapanmış bulunduğu haldır. İnan Ali namaza niyaza devam edin, duaya devam edin. O da secdelere katanın. Fahri Kainat Muhammed aleyhissalatü vesselam, bakın ya o demin, Ebu cahil ne oldu, bakın ya. Allah bizden yanına bir fırsat derdi, tütuhat açtı, öyle günah at ya Rabbi. Başımıza hayırlılarını tayin et ya rabbi! Habibi Ekrem'in hürmetine. Bunlar arkalarını döndüler, vuruyorlar.
Allah tebşirat gönderdi. Bakın Ebu Cahak. Bir harebeci topluluğunda bir şey var diyorlar. Böyle orada bir şey var. Ebu Cahak onun arasında saçını açmış. Saçını yağlayıp da böyle süsleyip de ortaya çıkmak o Ebu Cehil'in hadikleri benim. Muhammed Aleyhisselam'ın rasul Şimdi onlar güzel bölündü kafirlerin yaptığı şeylerine, onlar kerihtir. Allah yeniden bu alemi bize gösterdi. Ondan sonra o topluluğu dağılan üç tane maazipli cebel, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, maaz, hücum etmişler böyle. Ben öldüm sen öldürdün falan. Peygamber Rus da kılıcı muayyetmiş mi? Muaz'ın kılıcı çöp geçmiş içeriye. Ne oldu dedik, verdiniz mi? Bir emiyoruz çünkü oradan ötekine kopuştuk ondan öte yandan hepimiz orada git de buraya bilmek da gel.
Burayı gıcık, bacakları ince, bittici bir sahabe. Allah şefaatine nail. İman koca, yani koca geldi küçük. O kadar sahabeyi kiram içinde errahman surasını kim okuyacak bu düşmanı Mekke'de? Kendi bakar, otur seneye. Ebu Cem bakmış, insan iman edecek, boş bir şey oku diyor. Öyle kolay deli ki, Davut Aleyhisselam'a Davud Aleyhisselam'a Zebur'u oku deyince dağlar arkasından geliyormuş, cennette okuacaklar mahşer yerinde okuyacak. Allah oku diyecek. İçimizde başka okuyan var. Vel-MUHAMMED Mustafa okusun. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi El-Rahimîn okumaya başlayınca Cennet ne her şeyi kurtardı, dönmeye döndü. Buldum demiş, tahammül edemiyor demiş. Diyor, soğutucu diyetimize gelmiş. Suçüstü yakaladık diyor, bir temizlik de diyor, diyor. Allah, onları desinler nasıl sokuyorum ya? Bir Mesul'a geliverdi, kulağına bir tokat attık. Kulağı kanadı, işte ağlayaraktan Peygamberimize geldi.
Peygamberimize de mut gibi ağladı. Demedim mi, Mümin sana bunlar talip gelir, daha yapma, yorum, pislik halindeyiz. Bilemedim, yemin ediyorum. Cebrail Aleyhisselam gülerek, gülme zamanım diyor. Gerçi diyor, gülme zamanım diyor. Bir Mesut ağlıyor, ben ağlayayım. Kulağı kısılmış, anamış. Ne ağlıyorsun, biliyorum dedim. İleriyi ben biliyorum. Yani ileriyi bildiğim için biliyorum dedim. Cennet-i Alaat'sızım dedi. Yani Bedir sözü bulacak dedi. Sen bırak onları, öyle gül. Vadi, orada İbn-i Mes'ud'a nasip olacağımız Peygamberimiz onu göndermiş. Vardınız mı diyor, can çekiştirip duruyor koca gevur diyor. Yaaa! Ya diyor, diyor, hani döşüne çıkmanımız için adımım yetişmedi diyor döşüne. Adımımı koyamadım döşüne, ayağından yürüdüm gittim diyor. Ayak tarafı gelmiş, tabii insan insanın ayağı kendi böyle şiş. İbni Mesud çalışmış, böyle çıkamıyor, bayaya çıkıyor gibi çok zor.
Öte yandan gelmiş görüşmeye çıkınca bir o yanmış bakmış, ne aliye çıkmışsın ya bir meslek dedi. Dinimiz ali de senin gibilerin eşine benim gibi küçücük bir fitne sonra topluyorlarlardı ama dedi. Bir, bir, ne ise dedi, olan iş olur bunlar hep, olağan istedi. Talebe handı taraftarı dedi. Talebe sizkiler arkalarını döndü, bizimkiler istediği vurup, durup geliyorlar dedi. Çok iyi hezimete uğradı orada. Onu. Ah! O Muhammed'e diyor dişlerine gıcır, ah! Şahadet getir de son nefesinde imanlı ol da getir. Ne şehadeti? Var. Ah o ölümden gelse Muhammed diye, işiyle çiğneyecek gibi diyor ki. Böyle kafirlerimiz var, bizi de sövdüğümüz. İşleri süpürsün inşallah. Allah kah ismiyle kahrohullah inşallah. Ondan sonra diyor. Ondan sonra diyor. Seni keseceğim ben, Bir kör şeyi varmış, kılıcı. Hipn-i Mesut'ın büyüklüğü ara bir şeymiş. Yok olmaz dedim. Ben onunla beni kesemem, çok eziyet ederim.
Şu benim kılıcımla adamı kesti olabilir demiş. Kendi kılıcını kendi eliyle virdi kestirmen için yeyi diken vermiş. Peygamber için hazırlanan ödersin. Sen onunla sen bekleseyim. Sakalda varmış uzun. Sakalından eline bir gırat. Boynuna da şöyle bir basmış. Boynuna da şöyle bir basmış. Hırtlak çıktı diyor. Kes zahmet et diyor. Dur usul usul. Yani rica edeceğim. İzvra demiş. Hıp, hıp, hıp, hıp, hıp, beni angılaan, tangılaan, o genelmiş. Bağlılık yıkacak diyor dünyayı diyor. Hep böyle zorluyor lütfen diyor. Ondan sonra, EHulim, bunu şimdi Peygamber'e öldürdiysem olmaz, bunu bir müjde götüreyim ben. Şeyini, kafasını zorla kese kese kese kopardı. Nasıl, o, batsa dar durmuyor. Yere artık yuhat demişullah o gibi. Allah belanı versin diyor. Kulağını kılıcına. Geldi, uşakları çıkardı. Kuşağını o kulağına taktı, bağladı.
Omuzuna aldı böyle böyle bizim kalikserlerin kefen sürdüğü gibi Töngır töngır töngır dağları uşaklar. Uşak acayip bir şey. Onun da İbn-i Mes'ud küçük büyük bir şey geliyor. Yuvarlanıyor arkasından yetişmesin deyip kendi kaçıyor, yine geliyor. Aman efendim, Ebu Cahil'in kafası diyor. Öyle mi dedi. Ye bakın bir daha baktılar ki, eğer cahil'in kafası. Peygamberimiz bizden oldu demedi. Biz bizden oldu dediği korkularının elliden birini dörde düşürdü. Rab kibirleneceklerdi, bunu böyle açığadı. Allahu Teala, hadğratlarında yedi defa secdeye vardı. Kudret Allah'ındır yavrum, fırsat Allah'ındır. İnsanın elinde diyen fırsatlar, kudret, her şey Allah'ın kudreti, izzet Allah'ındır. Mümine Allahu Teala zatlarının verdiği izzet izzettir, bir tahirle izzet sahibi değil. Bunlar ya, ne müminezip olacaklar inşallah. Bir dahaki efendim, geberdiler ki nasıl oldu ya, İbni Mesut dedi.
İman ne nehyetti mi dedi. Dişlerini gıcırdadı gıcırdadı geberdi dedi. Sana çok kararsızlar öldü. Benim Firavun'um Musa'nın Firavun'undan daha eşe demişti. Hocalar düzelttiniz vaazda söylerler. Ben Musa'nın Allah'ına iman ettim diye kabul olmalı. Demek bu dişlerinizi gıcırdattı vay kafir dedi. Biletsiz bozdular bir yere, üstü Peygamberimiz başlarına hakikat hale vakıf oldunuz mu? Dediklerim doğru muymuş? Kuran-ı Kerim Allah kelamı miymiş? Ve birebir sordu sahabeler gelen Ya Rasulallah duyuyorlar mı da? Yok, kendime mi söylüyorum? Hem ben görüyorum, hüngür hüngür ağlaşıyorlar. Bilememişik, bilememişik diyorlar. Sizden iyi duyuyorlar. Benim sesimi sizden daha iyi duyuyorlar. İşte, bugün de barbar bağrışıyorlar diyor. Kardeşim, Allah bizi Peygamberimizden ayırmasın. Böyle günündeki kafirler duyan ettiler. Şimdi şuradan secde dedik de, secdeden ta o secde hatırıma geldi.
Cebrail Aleyhisselam geldi gülerek, niye gülüyorsun ya Cebrail dedi. Hani dedi, o dedi, Mekke'de kulağına vurunca dedi, siz ağlıyordunuz dedi, ben gülüyordum ya dedi. İşte bugünü gördüğüm için oydu dedi. Allah bana tebşir etmiştir bugünü, cennet de sizin dedi. Allahu Teala hazretleri, İbn-i Mes'ud'a kıtederek diyor ki kulağına mukabil kulağını deldirdim. Kafasına dedi, ceba kafası fazladan yeter mi diyor dedi. Yani, Allahu Teala, o kulağını kanattı o kulağını değildir kafasına fazladan kafasını kesmektir. Kayır mı ibni mes'uduma söyle demiş Rabbime çok şükür de kimdir efendim secdeye kapanmış bulunduğu haldir binaenaleyh namazla niyaza devam ediniz Arifani ilanius sohbetine gelince ariflerin sohbetine gelince şu neşeye her yerde uyanır mı? Doğru söyle, uyanır, öyle. Korkusuz nefis böyle. Allah, akşamları, geceler oluyor, sabah oluyor da bazı zaman.
Bir gün kanaatiniz olsun, bir köyü değik. Hacı Hasan amca baklava getirdi. Camiden ya da acıdık. Bir murakaba hali geçti, teveccüh hali. Müliste bir hal geçti. Baklava uyanmış, gazoz başında, yo, bundan giyeyim ben yiyemeyeceğim dedim. Deriz misin? Yiyemeyeceğim. Bütün ihvandan bir lokma alan olmadı. İçteki dağın içteki tevevcütün içteki zikri içteki Allah muhabbetinin yanında pakoğu olduğu bir hıza telaştır. Yemeğe imkan bulamayacağız, kaldırdığımızda bazı öyle lezzet gelir ki burada, dayak'ı devirim cennete acile olur. Acele verilen cennet olur. Allah bizlere nasip etsin. Arifani ilahinin sohbetine gelince bu iksir-i azamdır. Asil eden budur azim. Bunlar bir baharı fizi hikmettir. Neyi bugün çıkın da bizim köyden dışarıya ve kuru kuru ağaçlar gibi yeşil abdestlik giydiler hep başımıza dineldiler hep yaprakları Allah diyor bunu da duyanımız var içimizde biz.
Bir muhtaç bacınla yatağında yatıyor hacca bacın. Abi o yapraklardan geliyor ya, şu kuru ağaçlardan da Allah sesi veriyor. Böyle duyanlar oluyor, böyle gidenler oluyor. Yani bu bir baharı feyiz-i hikmettir bunlar. Allah'ım bizleri ayırma Ya Rabbi! O duysa rüyanı iner mi ona? Rüya devrileyi geçmiş ondan. Kendinden kötü kim sevgili biliyor? Ben Arap'a ne hepsi hu fakat Arap, Arap'a sırrına mazhar olmuş. Allah da daima hasta etmişti. Allah'ın sevgili kulları mutlaka böyle olacaklar. Böyle kaldılar. Rabia ne yaptı? Ne kadar çok bu Ya Rabbi, üç gündür oruç tutarım, sütümü kediye döktürüyorum, elimle destim dökülüyor, hiç mi bir şey vermeyeceğiz? Beni isteyenlere dünyada hiçbir şey vermeyeceğim. Beni istiyor çünkü. Musa ASM. Geliyor mu? Bostancanın geliyor. Allah'ın Resulü. Var mı? Selam. Benden de o kuluna selam söyle ya Musa. Arıyor Bostancı, yok Bostancı.
Öte yer geriye gitmiş, diğeri de aslan parçalamış, elini bir yemek hak etmiş. Ya Rabbi, hem de benim dostuma selam gönder diyorum, Hem bu ne Ya Rabbi? Dostum olduğu için beni istiyor, öyle gelecek o diyor. Siz de diyor, musibet çok geliyorsa kusura bakmayın imanımız çok kuvvetli oluyor ama çok musibet oluyor. İmanda zayıflasanız diyor, musibetiniz kesilir gider. Gavur niye hastalanmıyor? Kafir niye sıkıntı çekmiyor? Zalimler niye bir şey olmuyor? Hep böyle olmuyor. Eşebbul bela el embiyasül evliyen evliyesinden bunu el emsal ve emsal. Yani insan coşturmayın ya şurada iki kelime mi kaldı? Ben zaten yoruldum. Yani peklas-ı istidatların sohbeti bir devleti leabhardır. Bu bahar devletinin.
Insan bunların musahabeti cihetinde bunlarla sohbet etmek cihetinde tepeyyüz eder yani Efendimiz ne yazmıyor onlar nasuhun bilmem zaten Şey, algı edildiği sohbete size nitekim, badi sabahın kisvesi, badi sabahın sabah yerlerinin kisvesi güllerden güzel kokuları alarak muhatap oluyor. Sabah namazına git, gül bahçelerine varsa diye uzaktan, elli yüz metre oradan bir koku gelir sabah. Niye oğlum? Ta o gül bahçesinden kokuyu almış, burnuna sokuyor. Geliyor, ta lütfen Handiyle andraniye burnumu delecek gibi koku geliyor. Bu ney bu? Tahsımın her yeri yok. İyi de ağaçların arasından geçiyor, çiçeği açmış da diyor. Ta tahsımın içine Fena kimselerin meclisi meclisi, meclisi fena oluyor. Şuradan Erciş'e geliyorduk, Kayseri'ye çıkınca davuğu, doğar ahırlarının tersini dışarıya atmışlar. Bütün gelir bu ney necis kokuyor çok kötü, ahırların yanından geçiyor.
Ben şu meclise gelirsem günler kokacak inşallah. Şöyle bir beyinsize bağırsam da binalar kokacak. Peygamberimiz Muhammed Aleyhissalatü Vesselam, hads-u meali, attar dükkanına vardınız mı? Müminlerin topluluğu aktar, yani topa tükeni gibi. Oradan istifa değilim cennet bahçesinden uğrarsanız pek tevakiinden yiyin ne tevakihi cennet bahçesinden sohbetler diyor halakayı zikirler ilim halakaları ney Ya kardeş, demirci tükenine varmayın. Ceberken demiri, yeni elbiselerini de düştü mü delik delik deler. Gıybet edene öyle delik delik deler. Atlar çarşısından diyor, bir adam geçmiyordu diyor, geçen, dayı böceği bizim orada sohbet etti. Birisi diyor, orada yık klibi. O kuşlar büryan sürüyorlar, menekşe seviyorlar, sümgün sürüyorlar, ilaçiye sürüyorlar, olmadı diyor, daha bayılıp gider. Biri şöyle bakıveririz diyor. Konuştu gitti diyor.
Kovucanın üstüne bir şey susturamış, burnu çal, dedi, gözünü açtı diyor. Bir daha burnunu deliklerine doğru sok diyor da kalktı ayağı yürümeye başladı. Yahu sen Hızır mısın, hazır mısın, İlyas mısın, daha ne olursun, ne için bilemedik, dedik. Yok, ben hiçbirisi denedim yahu. Bu tabakhaneler durur her zaman. Böyle koku çarpısına girince dayanamadım, bayıldım, düş diyorum, pumaya'ya dedim diyor. Ondan sonra ben orada bir köpek bezi buldum, geldim diye, diyor. Burdunuduk, yer yola soktunuz, her boyandı, diyor. Hiçbir şey derler mi? Dedim, diyor, kardeşim, şu bizim bahçamız, ölü bahçesi. Buraya getirin, hiçbir mümkün, bugün bir yere oturdum çatlayacağız bana ne olsun ya. Her gün birisi bir şey konuşuyor, hiç anlayamadım da çok şükür kurtuldun.
Seni de bir götürsünler da ÇATKURTAN diyen yerde, orada kahvenin oraya otur bakalım çatlan Yahudi içinde beş, on kişi teklifle seni de buraya giydiren Allah'a şükret dua ediyor. Bu ne demek yahu? Bu ele geçer mi böylesi? Yaa! Hisvesinden, güllerden güzel kokuları alarak. Muahtar oluyor güller bile İnanın bu gibi ali zevatın sohbetleri de Allah'ın küvüzatı ilahiye kokularını burnunuza kokulandırır! Babam halaka ezikler, şuradan gün el Haccas Ali şuraya geldim bir koku başlar, geçen ağlar. O, şimdiki tıraşın öğünü, meyin, sıyanın mezar var. Orada bir evliyaullah, boyun eğdi Evliya derlermiş, ölmüş. Gece orada koku başladı. Yüz metre evvel başlıyor, anlatacakınca yüz metre ileriye gelene kadar koku fışkırıyor böyle. Geçen Bayezid-i Bestami efendimizin dizinin dibine oturdu kırık o kokuyu da tarif edemem, o feyzi de tarif edemem. O, içimizi tuttuğunu da, saahuk-u cihanın yanına oturmuş gibi.
Kaynak: Genel
Manevi Terbiye ve Şeyh-i Kamile Muhabbeti | Mihmandar