Kayseri'ye, davet ediyorlar Hacı Escali Erbili Efendimiz'i. Buyurmuşlar ki, ben ihtiyarım seksen beş yaşındayım. Şimdi efendimizin birinde kaldığı gibi o yaşa gelmiş. Efendim öyleyse Ser Halifemiz Sami beyi. Peki diyor, Adana'ya geçerken de Kayseri'ye uğrasın. Şöyle misallarımız şey olsun, yani ispatlı olsun. Peki diyor. Üstadımız Kayseri'ye geldiği zaman ulema arasında Selman'ı Farisi'yi bilişemedikleri gibi bilişemiyorlar. Yani nasıl sultan, bundan elli sene evvele. İyi alın, annesine Hızır aleyhisselam ne dedi, birer birer anlatmışsın. Urfa'da o bantı gelişiyorlarmış, sesimden sesinden andallar, sen misin Yahya'ya? On yıllık arkadaşımızın virüsü bu bantı verdi, akşam bununla meşgulduk, onu alıyorduk hep farkları. Ben sana aldırmam ama ne bileyim zar bir dua ederim, kendim beğenmem, evde siler atarım. Yok yüce herif yap konuşma Sarp Bey'e ya hiçbir şey yok yahu, Türkçesi yok başta.
Bir gün mektebim yok benim kanaatim olsun. Bir gün celrem medresem yok. Ne yapıyorsun kardeşim? Yani cahil büyümüş bir adamdan ne istifade edilir? Bakıyorum sözünün bağlantıları ne, hep kötü kötü geliyor, yapışıksız geliyor. Allah'ını seversen al Ramazan'ı şimdi sil gitsin duymayayım şu kaba adamı, yobaz adamı duymayayım dahi. Onun kardeş, siz dikkat edin. Demek alanlar dua ediyorlar.