Manevi Terakki ve Rabbimize Karşı Münasebetimizin Önemi
Manevi Terakki ve Rabbimize Karşı Münasebetimizin Önemi kaydında Üç ayların münasebetiyle bu güzel yazıyı okuyorum güğüm recep, litererkil cefe, recep ayı, cefa. Bu hem kendimize cefa olur hem de etrafımıza cefa olur. Kendimize olan cefa nedir? İsyanımız, hatamız, Rabbimize karşı münasebetsiz. Aleyhissalatü vesselam Efendimizin, sünneti Muhammediyesine, uygunsuz tavırlarımız, onların yolunu takip…
Manevi Terakki ve Rabbimize Karşı Münasebetimizin Önemi ne anlatıyor?
Manevi Terakki ve Rabbimize Karşı Münasebetimizin Önemi kaydında Üç ayların münasebetiyle bu güzel yazıyı okuyorum güğüm recep, litererkil cefe, recep ayı, cefa. Bu hem kendimize cefa olur hem de etrafımıza cefa olur. Kendimize olan cefa nedir? İsyanımız, hatamız, Rabbimize karşı münasebetsiz. Aleyhissalatü vesselam Efendimizin, sünneti Muhammediyesine, uygunsuz tavırlarımız, onların yolunu takip…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Üç ayların münasebetiyle bu güzel yazıyı okuyorum güğüm recep, litererkil cefe, recep ayı, cefa. Bu hem kendimize cefa olur hem de etrafımıza cefa olur. Kendimize olan cefa nedir? İsyanımız, hatamız, Rabbimize karşı münasebetsiz. Aleyhissalatü vesselam Efendimizin, sünneti Muhammediyesine, uygunsuz tavırlarımız, onların yolunu takip edenlere muhayir davranışlarımızdır. Recep ayı cefayı tektir ve şaban lillah amel ibadet ve taat yalnız ibadet ve taat de mesela bir ağaç diyoruz biz bahçemize bir fidan diktiğimizde. İstenilen nedir? Meyvedir. Yapmış olduğumuz taatten gaye nedir? Başta niyettir. Niyet çok önemli. Sırf Mevla rızası için, bir de ihlasımız. Sırf Allah için olması. Meyveleri bunlar. O meyvelerden biri de budur. Hani yapmış olduğumuz taatten, bizde o saatin etkisinin meydana gelmesi. Bunu çok düşüneceğiz.
Mesela ben namaz kıldım ama namaz bana da ben de kalbimde ruhumda sırrımda hayatımda nasıl bir etki yaptı? Mesela oruç tuttuk. Orucun bizim üzerimizdeki etkisi ne oldu? Zikir yaptık onun etkisi ne oldu? Allah yolunda cihattır. Onun etkisi ne oldu? Ne olur mesela Allah yolunda cihadın etkisi Eba Eyyub el-Ensari Hazretleri'nde olduğu gibi, radıyallahu anh. Mesela diyor, ben cihada doyamadım. Mücahidin Artık en son nokta neresi o at nallarının altına beni defnedin diyor. Mesela bu cihattan almış olduğu haz, lezzet ve nasiptir. Önemli ama burada Yunus Emre der ya yetmiş iki millet diyor elin, yüzün yummaz değil Aslında böyle basit gibi geçiyor bunlar da Yunus Emre, Gaddes Allah'ın sırra gerçeği ifade etmiş. Bu bir namaz olarak söylüyoruz da umum hepsini içerisine alır. Demek ki aldığımız abdest, kıldığımız namaz vesair taatlerimiz bizde istenileni hasıl edecek. Mesela ayrandan istenen nedir?
Yağdır. İşin yağını çıkarabilmek. İşin tadını, lezzetini çıkarmaktır. Mesela oruç tatilinde bütün yayınlarda da verilecek, tivilerde de vesair yerlerde de. Şimdi çok kolaylaştı bunlar. Konuşulacak, görüşülecek ama mühim olan nedir? Biz bunu işte ehlullah'tan öğreniyoruz. Biz okuduklarımızla kalsak emin olun bu yağını tadını tuzunu anlayamayacağız ama onlar bize diyorlar ki bakın oruç dağıtım de son ayetinde orucun farziyetini bildiren ayeti cellenin, ashab-ı la allekum tettagun, ta ki ilahi korkuya iresiniz. Bak yahu bu. Bunu temin etmek. Diğer taatlerimizde de öyle. Ve Ramazan lisad sadakattir. Doğru ruhtur ve safa ve gönlün huzurudur Recep, Recep-i Şerif, Şehrüt tevbe Cenabı Hakk'a yönelme ayıdır burada tövbeyi biz halkımız olarak nasıl anlarız işte günahlarımızdan dolayı Allah'ımızdan özür dileme bu istiğfardır. Tövbe ise Cenabıhakk'a yönelmektir. Güzel bir şiirdi ilahi şeklinde.
Diyor ya, artık isyana veda diyor. Günaha ittim veda. Böyle zahiren de, batınen de, gönlümüzden geçen de, kafamızdan da geçen bütün hatalara veda etmek. Receb-i Şerif bu. Şaban-ı muazzam, Şehrul Mahabbe. Allah'ımıza muhabbet ayıdır. Bu halıkımıza muhabbet ayının bu ayda muhabbetin hasıl olması için başta müminler olarak bir sevgi ve muhabbetin Allah için sevginin, saygının, iyiliği, hayrı, tavsiye etmenin ve takvayı Cenabı Hak'tan korkmayı gerçekleştirmesi icap ediyor. Yani kardeşliğimiz tam olmadıkça hasıl olmaz bu. Yani kendi menfaatimiz için istediğimizi kardeşimiz için de istemek. Mesela biz kendimize istemez miyiz? Hayırlar. Neler isteriz neler. Aynısını karşımızdakiler için de isteyebilmek. İncelediğimiz zaman deriz ki gerçekten biz böyle yapamıyoruz deriz. Mesela bir başkasına da Ya Rab ben bu güzellikleri kendime istiyorum.
Onda da bu güzelliği isteyebilmek yani kendimize yapılmasını istemediğimiz kötülüğün onlara da yapılmaması. İmanın tahkik yönleridir bunlar. Ramazan-ı Şerif ise şeyhul kurbe, Cenabıhakk'a yakınlığı. Bunları incelediğimiz zaman mesela Allah için kardeşlik gerçekleşecek. Yoksa ben Allah için yanıyorum ha dönüyorum ha öyle bir hal var ki Ondan başka içimde hiçbir sevgi kalmadı diyebilmek için sınıfları geçmemiz gerekiyor mesela birisi üstadımıza diyor ki efendim bende bir hal oldu ne oldu buyuruyor öyle ki şu vücudum cehennemi doldursa hiçbir mümin kardeşimiz yanmasa. Öyle mi buyuruyor? Sen ortak olduğun kimseye buğdayın iyisini sen aldın.
Arığını, çürüğünü, kırığını da ona verdin Bununla mı cehennemi dolduracaksın sen Böyle bir hesaptan geçeceğiz kendimizi Kitabı Kerim'e ve Sünnet-i Muhammediye'ye göre bir veznereceğiz tartacağız ölçeceğiz biçeceğiz muhabbet diyoruz ama bu evimizde muhabbeti temin etmeden ailemizle çocuklarımızla bu nasıl olacak? Ne güzel üstadımız buyuruyor ya kimi evi ile etmiyor geçin Ailesi ağlar. Ne ola suçun. Sizleri düşündüm ağırdı saçım. Kimseye diyecek sözüm kalmadı. Gerçekten hakiki bir Mürşid bu yolları açar bize. Yoksa biz aldanır gideriz. İşte namazı kıldık. İbadet ettik. Biz kurtulmayıp da kim kurtulacak diye geçeriz ama onlar ince eleklerden geçirir bizi. Çünkü yarın diyelim yarına kalmaz. Bir gün öleceğiz. Öldüğümüzde ince eleklerden geçiyoruz zaten. Peygamberler dahi tevebbeni Müslüman ve el hibmi bissalihin, bir peygamberimiz Allah'a böyle yalvarıyor.
Yani kendi tıraşımız gözümüzün önüne insin. Ayaklarımız bir suya değsin. Ne güzel ifade buyuruyor Teveben I Müslüman Ya rabbi beni Müslüman olarak güldür Demek ki bunun tehlikesi de var Koskoca bir peygamber bu Müslüman Aleyhisselam Dertler görmüş. Ezalar görmüş. En şefkatli olan kardeşi öldürülmesini söylüyor. Bu ezalardan geçmiş. Kolay değil o kuyuya atılmak. Bir kuyuyu anlatsak bitmez. Bütün yılanın, akrebin içinde olduğu bir kuyu attıkları. Zaten öldürmek için atıyorlar. Bu bir tanesi. Neler çekti o peygamberimiz? Yine de diyor ki ya Rabbi beni Müslüman olarak öldür. Salihlerin içine kat. Demek ki bizim okuduğumuz Kuran'dan da nasip almamız lazım. Düşüneceğiz. Mesela Sure-i Yusuf insanoğlunun başından geçmesi muhtemel bütün hadiseler var onda.
Derin derin Ben bunları acaba yaşayabiliyor muyum Benim halim nedir bu bir peygamber Namusunu nasıl muhafaza ediyor nasıl koruyor gale inni maazallah. Yusuf Peygamberimiz yaşlı bir pir değil. Zeliha da beli bükülmüş, 9 değil. İkisi de dünya güzeli. Böyle olduğu halde galet hey telek diyor ki Zeliha validemiz haydi gel. Çünkü öyle bir validemiz oldu ki biz tövbeyi anlatıyoruz burada Allah'a dönüş. Ona misal de olabilir. Allah, ben Allah'tan korkarım diyor. Mesela yedi sınıf insanlardan birisi şarzamın gölgesinde gölgelenecek. Böyle huşlu olan malı mülkü böyle diyeyim yeter. Bir kadın namusuna davet ettiği zaman inni akabullah, ben Allah'tan korkarım diyebilmek. Daha bunları temin etmedi. Ne diyeceğiz? Şaban-ı Şerif muhabbet ayı. Nerede bu muhabbete ereceğiz bunları sağlamadıkça.
Daha sonra örnek ki Züleyha validemiz en sonunda Yusuf Peygamberimiz ona gel dediğinde Rabbim bana öyle bir gel dedi ki ben Sanem'den puttan her şeyden döndüm Samed'e terk ettim o Sanem'i putları Samed olan Allah'a yöneldim diyor. Böyle bir dönüş olacak. Yoksa kendimizi böyle yummuş, yıkanmış cennetin ortasında görürüz. Evet ümit kesilmez ama bunları yerine getireceğiz. Diyoruz ki ince eleklerden geçeceğiz. Bak bizim memleketimizde olan bir hadise. Medine'de vefat etti. Kardeşi Cennetül Baki de ziyaretine gittiğinde o gece gördüğü rüya. Kardeşim buraya kolay girilmiyor diyor. Onun için dediler ki büyüklerimiz Allah'ım atlinle değil affınla muamele idi. Rahmetinle muamele idi. Idi. Efendimizin sözü sallallahu teala siz ya resulallah siz de mi Allah'ın rahmeti olmadan cennete giremezsiniz bu iki cihan güneşi bu peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem evet ben de giremem buyuruyor.
Allah'ın rahmeti olmadıkça. Şimdi bu İsveç'teki olan hadisenin hep şunu düşündük. Biz bir kere bir araya gelip Allah için muhabbeti temin etmedikçe olmaz. O zaten yılan. Yılan ısıracaktır. Siz akrebe sokmadan alıkoyabilir misiniz? Mümkün değil. Akrep sokacak. Akrep bu zaten. Küfür. El küfrü milletin vahide küfür bir millettir ama böyle şu gün bir araya gelelim. Pazar buluşmaları. Bu bazen düşündürür bizi. Her gün Allah'ın günü. Bak imam kardeşlerimize sorun. Sabah cemaatleri ne kadar. Sabah namazında. Bunu bir duyup şöyle üç beş kişinin bir araya gelmesiyle olmuyor. Bu her zaman kulluk daimdir. Oruç hakkında bir hazırlığımız var Allah'ımızın lütfuyla. Gün ne demektir? Ay ne demek? Üç ayları ne demek? Burada gördüm. Araştırdığımızda biiznillahi teala şunu söylüyor. Buyuruluyor ki üç ayları geçer. Recep, Şaban, Ramazan-ı Şerif. Bu yaşa kadar çok üç ayları geçirdi. Çok.
İzahında buyruluyor ki Kuran-ı Kerim'de geçer. Hem Narit suresinde de geçer. Müminun suresinde de geçer. Onlar namazda daimdirler diye. Yani namazı kılıp bitirmekle olmuyor. Namazın o ilahi zevkinde, ilahi muhabbetinde, onun tesirinde devamlı, namazı kılmış. Mesela gelmiş dükkanına veya ticaret yerine düzgün ticaret yapıyorsa o namazda dahil. Evine gelmiş evinde güzel bir geçim, bir huzur ailesiyle, etrafıyla, barışı, hiç sıkıntısı yok. Örneğin ki yakın bir kardeşimizdi. Komşusuyla helalleşmiş. İşte namazda daim olmak bu değil mi? Demiş ki ben kapıyı örterken demiş yavaş çekiyorum. Ama çocuklar demiş daha çok küçük. Bu bizim çok yakınımızdı. Kapıyı çekerken böyle süratli çekebilirler bağışla komşu demiş. İşte bu. Namazda daim olmak. Her halimizde düzgün olmak. Gerçekten düşünüyorum böyle işte sabah namazı buluşmalı. Her zaman buluşalım Allah'ımız. Her zaman davet ediyor bizi.
Evet bir coşkunluk vesaire ama her zaman coşalım. Şimdi üç ayları ibadet saati, üç aylarında mübarek geceleri de var. Onda yoğunlaşmak değil, her gecemiz bizim Kadir gecesi geliyor deyip, yoğunlaşma değil, her anı, her geceyi kadir olarak geçirebilmek huzur içerisinde. Mesela yatmadan önce güzel abdestimizle kılabilirsek illa zorlama değil. İki rekat namaz. Ondan sonra huzur içerisinde üç İhlas bir Fatiha aleyhissalatü vesselam efendimizin ruh tayyibelerini ehline ashabını Peygamberanizan ve piran nizam ve Allah'ımızın kullarını gönderip istiğfarlarına yapmak. Bunu her zaman yapmamız gerekir. Allah'ımızın nimeti kesintili değil. Mesela güneş bir an dursa hayat biter. Her an nefesimiz durduğu zaman hayat biter. Ne nimet bahşediyor Cenabı Hak. Bitmiyor. Şimdi deniyor ki işte yağışlar yok. Biz de diyoruz ki başta nefsimize hitapla.
Gönlümüzde diyorum bir yağış yok Şöyle bir ilahi aşk ilahi muhabbet Allah'ın füyuzat-ı ilahiyyesi manevi doğuşlar ilhamat-ı ilahi tecelliler kendiliğinde yani Siz kendinizde olanı değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez buyuruyor Bu bizim hayatımızın düzgünlüğüyle de alakalı. Bir muhabbeti bitiremeyiz biz. Bir taşa dahi muhabbet. Allah'ımız yaratmıştır. Taşa muhabbet ne olacak? Bu ne demek? Taşa muhabbet, ondan sonra ağaca muhabbet, suya muhabbet, semaya muhabbet, yere muhabbet. Bu şu demek. Bu eşyayı, semavat ve arzı Allah'ımız boşuna yaratma. O şire değil. Enbiya suresinde biz oyuncak olsun diye yaratmadık. Bunların hakkının verilmesi icap ediyor. Ne olacak? Semanın nasıl hakkını vereceğiz? O semanın altında secdelere yatacağız. Allah'ımıza ibadet ve taatimizi cihat olarak, Allah için sevgi, Allah için muhabbet olarak Kulluğumuzu devam ettireceğiz. E taşı nasıl seveceğiz?
Taşı yerine göre bir meyhanenin yapımında da kullanılır. Bir mescidin yapımında da kullanılır. Hayırda kullanacağız. Bir bıçak ekmeği de keser. Adamı da keser. Hayırda kullanacağız. Cenabı Hak kainatı insan için, insanı da zatın için yarattın buyuruyor. Bu duyguları içerisinde olabilmek, muhabbet bu. Daha ötesi var mı? Var elbette. Çünkü Duhan suresinde sema onlara ağlamadı buyuruyor Demek ki eşya ile insanın öyle bir münasebeti var ki. Bir komşumuzdu. Böyle çok kıymetliydi. İlahi aşkla doluydu. Bir hanımannemizdi. Ruhu şad olsun. Hatta Sami Efendi hazretlerine bir seccade dokumuş. Seccade dokumuş. Efendim bunu gönderebilir misin? Olur kızım buyurmuş. Göndermiş. Bakın Sami Efendi Hazretleri'nin onu gördüğü yok. Seccadesinde halı seccade. Koltuğunun altına alıyor. Ev halkına buyuruyor ki bu hanım kardeşimizin, kızımızın ruhuna bir okuyalım. Bu vefat etti. Avuk eseri duyuldu.
O anda böyle yağmur damla damla dökülmeye başladı. O anda mürşidimiz buyurdu ki eğer yağmur yağmasaydı ben bunun velayetinden şüphe edecektim dedi. Bu genellenmesi durumunu bilemiyorum. Ama Ayet-i Kerim'de halk. Demek ki sema onlara ağlıyor. Bu doğuda bir amca vardı. Böyle bir barakanın içinde kalırdı. Hadiseyi anlatamam. Neyse manevi bir ceza. O büyüklerden de bir kimseymiş Allahu alem. Orada yillarca kaldı. Hatta bizi barakasına davet etti. Vardım. Oturdum. Bir tarafta şöyle bir odun da değil. Böyle ağacın dallarından neden biriktirmiş. Bir cereyanlı herhalde soba vardı dedi. Soğuk tabii memleket. Orada her şeyi mevcut. Mutfağa doğru, ihtiyaç doğru. Tabii caminin yanında. Bu vefat ettiğinde bunun bir kedisi varmış. Bu kedi elektrik direğine çıkmış ölünce. Oradan kendin atmış. Buna tesadüf mü dersiniz, hakikat mi dersiniz bilmem. Caminin önünde oturan cemaat ağlaşıyor.
Kedi tahammül edemedi bu kimsenin vefatına diye. Yani eşya ile de münasebetimizin ilahi öyküler içerisinde olması gerekir. O da canlıdır. Eşya da canlı. Öyle olmasaydı aleyhissalatü vesselam efendimizin hurma kütüğü dediler ki üç ayaklı olsun bir merdiven yapalım. Efendimiz hutbeyi orada irade etsinler. Sadece hutbe değil. Konuşmalarını. Koruma kötü. Hadis-i şeriflerde beyan buyurulduğu üzere İslam tarihinde bir devenin böğürmesi vesair bir çocuğun ağlaması şeklinde feryada başladı. Efendimiz onu bağrına alarak bir çocuğu okşar gibi yavaş yavaş sükut etti. Demek ki eşyanın da insan ile münasebeti var. İzmir'de olan bir hadise. Bir delikanlı. Geriye giriyor. İki rekat namaz kılıyor. Son secdesinden kalkmıyor. Çok sürdüğü için böyle koluna girmişler acaba öldü mü demişler. Kalkarken gözyaşlarıyla kalkar ve şunu söyler. Der ki semavat ve arzın konuştuğunu duyuyordum.
Semavat ben bu zalimlere gölge olamam. Yer ben bu çılgınları taşıyamam Ya Rab dediğini duyuyordum diyor. Olan bir hadise. Şimdi biz kendi dışımızda eşya ile de muhabbeti temin etmedikçe kalkıp da Allah muhabbetinden bahsedeceğiz. Gidelim ama bunları da yerine getirerek edelim. Her şeyimiz düzgün olarak gitsin. Bir taraflı olmuyor. Diyoruz ya ince eleklerden geçeceğiz. Burada kendimizi ince eleklerden geçirmezsek orada zor. Biliyor muyuz orada ne yaptıklarını, ne çektiklerini? Kolay mı? Diyor kardeşim buraya kolay girilmiyor diyor. Dedem Rahmetullah Ali Hazretlerini. Evlatlerinden kılavuz halkı ziyaret edecek. Bak ziyarete geldiğinde gözleri çok yaşlı. Hafız ne oldu demiş. Efendim işte kabristandan geçiyordum. Orada yakınlarım da vardı. Şöyle ruhlarını okuyayım dedim. Demek ki gönül gözleri açık bir kimseymiş ki kabir ahvalini görmüş. Efendim demiş, çağırışıp bağırdıklarını gördüm.
Feryabı figan kopardıklarını gördüm. Kabir ehlinden bir kısmını tahammül edemedim diyor. Bu bizim hepimizin başına gelecek. Bak şuradan çıkarken üsteğimiz. Hemen çıkıyoruz. Vadide sultanımız. Hemen çıkıyoruz kelimeleri. Evden çıkıyoruz öyle. Diyorum ölüm tefekkürüne diyorum. Oturup da dakikalarca durmak güzel. Ama diyorum bak ölüm tefekkürüm. Bak eve gir. Giriyoruz. Kaldıkları odanın içinden geçiyorum hususen. Al diyorum al. Bunlar da yaşıyordu. Şu bizim yakın bir köyümüz, dağdaki bir köyümüz. Şimdi o kabristanındaki kapıyı kaldırmışlar herhalde. Yeni bir kapı mı koymuşlar? Çok tesir etti bize. Kapının üstünde kabristanlık şunu yazıyor. Bugün bana yarın da sana diyor. Dedim bu yeter. Üyut nasihatı oluyor. Yeter bize. Bugün bana yarın da sana sen de gideceksin buraya demek istiyorum. İnşallah dikkat edersek burada korkanı Cenabı hak orada korkutmuyor.
Yeter ki burada ilahi korkuyu taşıyıp Hakk'a, hukuka riayet edersek yarın orada sıkıntı duymayacağımız Efendimizin mübarek diliyle sallallahu aleyhi ve sellem haber veriliyor. Burada korkmayanı da Cenabı Hak onu da korkutuyor. Bırak canım. Bu kadar sıkı. İnceleklerden geçirmeyin. Allah'ın rahmeti bol olmaz. Bunu gelirken de buraya düşündüm. Efendimizin bir hadis-i şerifi var. Buyuruyor ki ulemai kiram, kırk bin hadis-i şerifin veya dört bin hadisi şerifin içerisinden diyor, tabii sıralıyor, sayıyor, evvelin ve ahirine yetecek olan hadisi şerif şudur diyor. O da koyu bir emniyet içerisinde olunmayacağını, dünyada ne kadar kalacaksan o kadar ahirette ne kadar kalacaksan o kadar ibadette bulun diye. Orası ebedi. Bura geçici. Bura bir şey değil bura. Buranın bir şey olması Essadi Erbili hazretlerinin buyurduğu gibi Allah'ımıza kulluğumuzu yerine getirmek. Ne için bir araya geliyoruz?
Mesela sabah namazında geldiniz elhamdülillah. Allah'ımızın lütfu olarak biz de iştirak ettik. Rabbimiz bunları boşa salmıyor. Miskale zerratin hayran yere miskale zerratin şerran yere miskale zerratin hayran yere zerre kadar hayır işlesek de şer işlesek de hepsi karşımızda esamle ve vecedu ma amilu hadıra Hayır ve şer ne yapmışsak karşımızda. Böyle deniz kenarında bir camiydi. Orada bir imam kardeşimiz namaz kıldırdı. Hayranlar kaldı. Bu Keyhif suresindeki o işte insanın o günde defterini aldığı ve huzura varacağı ayeti celileleri öyle bir duygulu anlattı ki duygulu okudu ki. Daha unutamıyorum. O azabı, o sıkıntıları, böyle içinden güzel duygularla okuyuşun. İşte hep gülece. Ramazan-ı Şerif, şeyhul gurbe. Allah'ımıza yakındık. Recep-i Şerif, şeyhul hurme.
Yani biz haramlardan, günahlardan vazgeçerek, ibadet ve taatle saygımızı, sevgimizi, muhabbetimizi Cenabı Hakk'a göstererek, ilahi değerlere, değer vererek geçirmek, Şaban, şeyhulhidme, gayret ve çaba aydır. Ramazan-ı Şerif, şeyhul niame, ilahi nimetlerin gönüllere yağdığı bir ay. Recep, şeyhul ibade, ibadet ayı. Şaban şehru'z zühhade. Zahitlerin kalbini dünyaya kaptırmayanların ayıdır. Demek ki bu ayları, bugünleri boşa geçirmememiz bize ifade edilmek istemiyor. Şaban-ı Şerif zahitlerin, Ramazan-ı Şerif, Şehrüzziyade. Bu kelimenin anlamı çok geniş. Allah'ımızın nimetlerini arttırarak lütfetmesi bu soframızdaki o yiyecekler değil. O gönül sofrasına inen ilahi nimetlerdir. Göze de iner o. Gözü ağlaması ne nimet? Gözün ibretle bakması ne nimet? Mümin kardeşlerine şefkatle, merhametle, fakirine, yoksununa bir hayvanata dahi bu ne büyük bir nimet bitmez ve tükenmez.
Recepayı Şehru yüdaikilla, Allah'ımızın yapmış olduğumuz ibadet ve taate kat be kat mükafat verdiği bir aydır. Recep, recebu şerh, yüdafullahu fiil hasenat, ibadet ve taatin kat kat mükafatla verildiği bir aydır. Şaban, Günahlardan bağışlanma ayıdır. Ramazan-ı Şerif, yan tagihu fiil keramat. Bu tecellilere gider. Bu gattan Cenabı Hakk'a tam dönüşlere gider. Havfi ilahiye, ilahi korkuya gider. Cenabı Hakk'a saygıya gider. Ona tam dönüşlere gider. Recep ayı nedir? Şehrüs sabikin. Bu tefsirlerde şunu görüp baktığında bayağı bir biiznna iteala incelememizde Sabikin'i Allah'ımızın onları onların da Cenabı Hakk'ı sevdiği tabaka diye geçiyor ne demek bu Allah'ımıza kendisini kişinin sevdirmesin Şaban Şehru'l Muktası din Bazen hayır, bazen şer ama yine mümindir. Ramazan-ı Şerif, şeyhü'l-asin, asilerin tövbe edince bağışlanacağı aydır. Zünnun-i Mısri Hazretleri de şöyle izah buyurmuş.
Recep literkill-afad ve Şaban li istihma-i taat. Böyle kendimize zarar verecek maddi, manevi diyelim. Her türlü felaketten kurtulmaktır. Şaban-ı Şerif de ibadet ve taat. Zevk duyuyor, doyamıyor. İnşallah bu ilk anda zor olur da sonra alışınca doyamama hallolur Ve Ramazan-ı Şerifli intivaril keramat, hayırların zuhur ettiği bir aydır. Eğer buyuruyor, menellem yetikü'l-afat, velem yeside amel li taat, eğer siz günahı, isyanı terk etmiyorsanız ibadet ve taatiniz bulaşıklı olur. Aman ha iyi bir tövbe edelim. Ona taatimizde güçlü ve kuvvetli olalım. Ve lem yantalir-i keramat öyle Ramazan-ı Şerif'te de hayırlar ummayın diyor. O zaman diyor boş, oyalanmış olursunuz. Burada gördüğüm o. Tekrar ele aldı. Recep-i Şerif ziraat ayıdır. Ezhelur. Şaban-i Şerif Şehrüsuh. Yani sulama ayı diktiğimizi suluyoruz. Bakımlarını yapıyoruz ve Ramazan, şehru'l hasad.
Artık ektiğimizi, büyüttüğümüzün meyvesini alma ayıdır. Ve alem. Hep oruç tutacağız ama oruç üç şekilde buyuruyor. O anlattım İsveç'teki hadiseyi. Yılan ısırmasından vazgeçmez. Yılan ısıracak. Burada bizim asıl düşündüğümüz, tabii siz de bunu tefekkür ediyorsunuz, müminler olarak bizim Kuran-ı Azimüşşan'la amelimiz önemli. Kuran-ı Kerim'i acaba ne kadar yaşayabiliyoruz? Mühim olan bu. Aslında bu Farsçalı bu vavdan ha'dan sonraki vav okunmaz. Neyse. Burada okuyoruz ama. Bu müstesna. Emme savmil böyle bizim gibi insanların orucu. Biz diyoruz ki keşke bunu yapabilsek. Aşağı derecede diyemiyorum yine de. Hem midemizi hem de namusumuzu korumaktır. Hatta şunu söylüyor, siz diyor hatalardan, izole yani böyle küçük dediğimiz hatalardan neden çıkmadıkça diyor, azalarınızı kurtarmadıkça tutmuş olduğunuz oruç efendimizin bir hadisi şerifini almış. Ancak diyor aç kalmanız ve susuzluğunuzdur.
Başka sizin elde edeceğiniz bir şey yok. Sizin yemeği içmeyi terk etmediğinize Allah'ın bir ihtiyacı yok Sadece bu kalır buyuruyor Allah korusun meyvesiz bir ağaç gibi bir hal. Seçkin insanların orucu, fevve imsaku cevvari, bütün azalarını kötülüklerden koruyor. Hatta anil fadul, bu yapıldığı zaman günah değil ama uykuyu bile uyurken Allah'ıma kulluk vazifemi yapacağım, teheccüd namazımı kılacağım, evradımı, ezkarımı okuyacağım diye bir aşk içerisinde olmak. Yemede, içmede günah yok ama böyle yeme arzuluyken terk edebilmek. İlla bunu bize bir tıp doktoru diyecek de öyle yapacak değiliz. Bizim tabibimiz Allah'tır. Tabibimiz resülü Ekrem'dir. Tabibimiz Allah'ın dostlarıdır. Sami bendi Hazretlerinin beş esastan biri anlatırken halaü'l batın. Bu nefsimizin ıslağı için gledü taam, gledü'l-kelam, gledü'l-kelam diye geçer kitaplarda.
Az ilmek, az uyumak, az konuşmak illa bunu doktor diyecek de ondan sonra yol boyu yürümeler, bilmem planlar evet olur amma velakin asıl biz yürümelerimizi, nelerimizi aleyhissalatü vesselam Efendimiz mesela hasta ziyaretine giderken yürüyelim Cenazeye iştirak için yürüyelim. Eş, dost, akrabamızı ziyaret için yürüyelim. Boşa gitmesin. Evet. Ve emme savumul havaz, daha seçkin insanlara gelmemişiz. Evet. Burayı biraz daha ifade etmiş. Zahiri ve batıni diyor hem dışta hem de işte kötülüklerden korunmak. Öyle ki anil iştigal I bima la yani, hiç ipa, safa gelmeyen sözleri de vesair işleri de, mesela kulağımızın uygunsuz sözleri duymasında, ondan sonra nedir? Gözlerimizin boş bakmaması, bunlardan da uzak olmak. Daha seçkin insanların hali, Rabbımızdan başka hiçbir şeye göz dikmiyor. Ve hıflu sırri anil vuku fi malgay. Gönül alemi de Rabbimizin istediklerinde kararlaştırmış kendisini.
Onun dışında hiçbir şeyde kararı yok. Mevla onun kararı. Rahatı, huzuru Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem ve hep hayırlı işler ve bir de bu ayda nasıl bir tefekküre dalacağız? Onun sadece bir maddesini söylemek istiyorum. Çok uzak çünkü. Ve mütekkirun, düşünen insan. Her zaman olmakla birlikte bilhassa bu mübarek günlerde yetekeru ihatatel Hak sübhanehu ve teala. Her an Rabbi Zülcelal'imizin bizimle beraber olduğunu düşüneceğiz. Bize bizden yakın olduğunu düşüneceğiz. Böyle çalışıyorlardı, yol çalışmasıydı. Orada dokuz on kişi çalışıyor. Aralarında şöyle bir konuşma geçti. Dediler ki şimdi bizim demek ki onları kontrol eden bir kimse de varmış. O gelmeden dedi şu işleri yapalım dediler. Aralarında konuşuyorlar. Dedim ki Allah'ım bunlar bir kuldan korkuyor. O bizi görür de yukarıya şikayet eder diye işte yoğunlaşmaya başladılar.
Allah'ımız her an bizi görüyor ve huves Semiun basir. Ve huves Semiun basir olan Allah'ımız. Hiç değmez mi yani? Ali gördü, Mehmet gördü diye çekinmek. Bunun yanında Rabbimizin gördüğünden insan elbette haya etmedi, utanmalıyız. Velhamdülillahi rabbil alemin. El Fatiha.