Euzubillahimine şeynutanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Şimdi bu Ahmet Efendi, Rahmetullah Ali dersler görüşülecek. Bu da çok vasfedildiği için çok bekliyorum acaba bu zatın nefsi levh-u kalemde midir, nedir? Çünkü vasfediliyor, işteazımız da diyor ilk manevi haber ona geliyor diye. Tam görüşüleceği zaman ezan okundu. Namaz girdi, yemek girdi. İstiyorum ki şu namaz müstesna, önceliklidir o. Bu işler bitse de bir dinleyeyim, neredeymiş diye. Buyurdu ki oğlum Ahmet, iki bin dıştan okuyacaksın. İki bin de işte. Ahmet Efendi böyle deyince şunu anladım. Demek ki mühim olan evrad ve ezkarımızda nedir? Güzel ahlak. Bu kalp zikri dedik ruh, sır, hafi hep gönüldedir, hep iştedir. İçimizin tamir edilmesi lazım. Bizi bir vesile ile davetlediler tombaa, oranın imamı çok sevdiğim de bir kardeşimiz, şimdi başka biriyle tayin edildi.
Sürbir edebi, erkanı, ahlakı çok seviyorum böyle halim, selim, sevdiriyor kendisini. İkramları, neleri, sohbet, görüşmeler tamam oldu. Bu dedi ki efendim dedi, ben sizi internetten dinliyorum. Ondan sonra diğer kanallardan vesairlerden dinliyorum dedi, YouTube'dan vesaireden. Fatih, Ahmet Efendi'yi çok anlatıyorsun, niye anlatıyorsun dedim. Bir gedik açtı ama çok büyük bir gedik açtı. Necip Fazıl'ın Rahmetullahi dediği gibi surda bir gedik açtı diyor ya iyi bir gedik açtı. Dedim imam kardeşim bu bir geldi, iki geldi, üç geldi. Hep üstadımız bir konuyu işledi. Ömer Nasuhi bilmem hocamızın Nasai hip Kuraniye diye bir eseri var. Burada çok güzel vaiz notları neleri var, bunları işler çok hoş. Orada cennetin manevi nimetlerinden bahsedilir. Bu geldiği zaman orayı açıyor. Birincide açtı, dinledim. Birincide konuştular görüştüğünü, İkincide yine aynı. Üçüncüde yine aynı.
Şimdi adam mal çıkarır, esnaftır. Biz şey diyelim, antikacı diyelim, sarraf diyelim. Adamına göre mal çıkar. Bir dükkana bir müşteri girmiş. O dükkandaki satıcı şöyle bir bakmış. Yavrum cebinde yok, ne vereceksin demiş. Bakıyormuş, cebinde yok. Ne vereceksin demiş. Demek ki müşteriye göre mal çıkıyor. Bize yerine göre askerliğini anlatıyor, o bile müstesna. Bakıyorsunuz hikaye gibi geliyor insana, menkıbe gibi geliyor ama ehil olana da çıkarmış olduğu mal müstesna. Hatta bu Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'in hayatına dönersek, Hz. Selman'a çıkardığı ilahi nimet bir başkası gibi değil. Cenabı Huzeyfe Radıyallahu Anh'la çıkardığı bir ayrı. Sıddık-ı Azam'a çıkardığını anlatmakla bitiremeyiz, Hz. Ömer'e çıkardığını Radıyallahu Anh. Aynısını çıkarıyor aslında ama müşteri lazım. Ne yapsın müşteri olmazsa? Diyor ki, eğer biraz daha durumu müsaitse gece gel diyor. Şifreli dolapları var.
Oraya en güzelini koymuş. Herhalde vitrine zümrütü koyacak değil. Yakutu da koymaz, koymaz. Bunları muhafaza eder. Hem de en gizli yerlerde. Bakıyorsunuz büyüklerimiz gerçekten öyle. Sami Ramazanoğlu, Katdesallahu Sırrı hazretlerine Es'adi erbili Hazretleri öyle bir mal çıkarmış ki iki dakikada bir ömrün diyor nimetine mazhar oldum, iki dakika. Dedem üç gün içerisinde o nimeti elde etmiş. Hacı Hüseyin Aksak alacağımız iki saatte, demek ki müşteriye göre mal çıkıyor. Buna çıkardığı mal cennetin ilahi nimetleri. Bu nimetler cennetül Müşahede. Bakın Acahsen Efendi Hazretleri cennetülmüşahede de seçilmiştir. Öyle yerin işi değil. Çok şükür ama insan istiyor ki böyle bir canlanalım. Yani dilimiz boş konuşmasın, gözümüz uygunsuz yere bakmasın, iç alemimize dönelim. Bak bir sarrat en kıymetli malını vitrine koymuyor. Zaten akşam topluyor, hırsız ne olmasın bir hırsızlık olmasın diye.
Çok gizli dolaplarda koruyor, muhafaza ediyorlar. Onlar da öyle. Açacak olsa anlayamayacağız, mümkün değil. Diyor ya üstadımız gayretli bir salik olamaz oldu. Ama gayretli olunca o Cennetü'l Müşahede'de de işte Davud Aleyhisselam'a Zebur, Efendimize sallallahu teala Aleyhisselam Muhammed suresi, bizzat Zat-ı Kibriya, Rahman suresini ve Cemali İlahincisini gösteriyor. O zata bunları anlatıyordu kardeşim dedim, böyle bir müşteriymiş demek ki. Ne kıymetli bir insanmış. Esselamü felemenehu la ilahe illallah. Biz sadece bir başındaki bu kuci kelamla tamamlayalım ve manası da verirsin. Bil ki Allah Celle Celalühü, ondan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. Cenabı hak gezip dolaştığınız yeri de içinde kalacağınız yeri de bilir. Bunlar murakabeyi ifade ediyor. Bu mesve kelimesi işte ana karnıdır denmiş, dünya hayatı denmiş.
Fakat esrar dolu hiç şüphesiz. Nerede dolaşıp gezip dolaştığınızı bilir bölümünde murakabeleri haber veriyorlar, buradan söylüyorlar. Fa'lem bil buyuruyor. Burada Sehl bin Abdullah ed-Düsteri Hazretleri'ne işte dayısının Allah bizimle beraber, Allah bize şahittir, her halimizi görüp bilmektedir diyor. Bunu düşünüyor. Burada aleyhissalatu vesselam Efendimiz kendin için denmesi, ümmetine örnek olduğu için mesela Ya Rabbi göz açıp yumuncaya kadar ondan da daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme. Zaten umurur bize yol göstermek için ifade ediyorlar. İnşallah o yolu tutmaya gayret ederiz. Biz bir taatten bahsediyorduk. Faizde ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin. İşte dedik ya murakebelerde. Murakabe biliyoruz biz, Cenabı Hak bizi gözetliyor. Ama bir de bunun ehli olan insanları gördüğümüz zaman hayretler içinde kalıyoruz onların manevi güzelliğinden dolayı.
Konya'da mürşid-i kamilimiz sohbet ederken bir kimse hoşuna gidiyor. Yaşsızca da bizzat. Orada görevli olan bir kimse diyor ki, efendim onu size haber vereyim diyor. Meğer evradına kalktığı zaman o murakabe halinde, Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz teşrif buyuruyor. Bakın bunu müşahede ediyor, aynel yakin oluyor. Bir de kendisi yaptığı zaman kişinin yedi kat semayı yok bilip arşı azamı açıyor. Biz şimdi hep dünyevi işlerden yemeğimiz en güzel olsun, elbisemiz de güzel olsun, ayakkabımız da güzel olsun, arabamız en güzeli olsun, telefonumuz en güzeli olsun. Yani öyle en güzel telefonlar var ki, esalü ve nahnu rabrabu ileyhim min habililveri, Cenabı hakla alaka kuran damardır. Bu hepimizde var. İnşallah çalıştırırız, Rabbimizle her an alakalı oluruz. Bazı konular olurdu, Haccasın Efendimiz, kalpte Sallallahü'r-ü sure, derhal müracaat ederdi, inerdi gönlüne.
İnşallah çalışır, sonra bizzat yaşadığımız zaman bu akbel yakin olur. Diyelim namaz kılacağız, cuma namazı, esamleye. Ya güvenlet, yine amenu ve nunu diyeli is salat min yevmid cuma ah. Fesavi laiziküm hayrul lekum minküntüm talemun salkallahülazim, farzdır. Bunu biliyoruz. Bir de kıldığımız zaman aynel yakin. Bir de kılarken namazdaki esrara erişirsek kainatla da bütünleşme, aynı zamanda melaike-i kiramla, bu da akbel yakin olur. Velhamdülillahi Rabbil Alemin.