Manevi Temizlik ve Ruh Arınması kaydında Cenabı Halık ile en güzel Bakara Suresi iki yüz yirmi ikinci ayet-i celile ile Tevbe Suresi'nde yüz sekizinci ayet-i celilede temizlik hakkında şöyle buyuruyor, Allahu Zülcelal, temizlikte aşırı olan, yani bu aşırı derken temizliğe düşkün olanları sever. Tabii her şeyin aşırı olanı doğru değil. Ölçüler içerisinde, biz zaten maksat…
Manevi Temizlik ve Ruh Arınması kaydında Cenabı Halık ile en güzel Bakara Suresi iki yüz yirmi ikinci ayet-i celile ile Tevbe Suresi'nde yüz sekizinci ayet-i celilede temizlik hakkında şöyle buyuruyor, Allahu Zülcelal, temizlikte aşırı olan, yani bu aşırı derken temizliğe düşkün olanları sever. Tabii her şeyin aşırı olanı doğru değil. Ölçüler içerisinde, biz zaten maksat…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Cenabı Halık ile en güzel Bakara Suresi iki yüz yirmi ikinci ayet-i celile ile Tevbe Suresi'nde yüz sekizinci ayet-i celilede temizlik hakkında şöyle buyuruyor, Allahu Zülcelal, temizlikte aşırı olan, yani bu aşırı derken temizliğe düşkün olanları sever. Tabii her şeyin aşırı olanı doğru değil. Ölçüler içerisinde, biz zaten maksat ümmetiz. Şer-i Şerife, dinimizin emirlerine uygun, Resulü Kibriya sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize münasip bir hayat yaşamaktır. Bu ayet-i celilenin yanında Birinci ayet-i celiye-i cemilede müfessirin-i Hizam efendilerimiz şöyle bir açıklamada bulunurlar. Biz bu ifadeyi görünce hepsini tamamladı, çıktı bir tezi. Tevbet veracat ile mevlehe. Hem de tevbenin manasını verdi burada. Tevbe Rabbimize yönelmek demek. Burada tövbe edip, yani Rabbi Zülcelal'imize artık yöneliyor. Diyor ki kötülüğe veda diyor. Ben artık işlemem.
Bu geçtiğimiz günlerde bir kardeşimiz, seyreden kurtulamıyor. Biz de içmemesini istiyoruz aman içmesin diye. Herhalde bir ciddiyet gördü ki tam arabaya bineceği zaman döndü geldi. Dedi ki bir de nedamet hali müşahede ettim. Böyle bir pişmanlık hali gördün. Dedi ki ben artık içmiyorum, tövbe ettim dedi. Böyle bir yöneliş. Mevla-yı Zülcelal'e dönmek, Rabbimize dönmek deyince tabii bu her şeyimize döneceğiz. Bedenen de döneceğiz, kalben de döneceğiz, ruhen de döneceğiz, sırra de döneceğiz. Bu döneceğiz diyoruz ya biz, bu dönüş öyle bir nimete mazhariyet ki tarifi yok. Şimdi biz bunu dille diyoruz. Allah'ımıza döneceğiz, Allah'ımıza döneceğiz. Cenabı Haktan gayrı kalbimizde bir duygu olmayacak. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman biz gerek zayiherde edende, gerek sebatında o manevi nimet, dönerler onu anlarlar. Nasıl bir nimetmiş Cenabı Hakk'a yönelmek?
Gaflet cenabetinden öyle ifade etmiş ki, bu gaflet tarif edilirken ibadet ve taat-i tektei sadece. Mesela adam, mesela gaflet ediyoruz, vazifelerimizi yapmıyoruz, dini vazifelerimizi, ailevi görevlerimizi, çocuklarımıza ait vazifelerimizi. En önemlisi bu zaten. Şimdi bu konuya girsem çıkamam. Nasıl bir durumda olduklarını, ne ile meşgul olduklarını. Mesela Hazreti Ömer radıyallahu anh dinlediği Kuran-ı Azimüşşan'da bir ayet-i celile ile bayılıp düşüyor. Günlerce geçmiş olsun Ya Ömer diye ziyaret ediliyor. Şimdi nelere bayılmıyor? Anlatamayacağım o hastalıklar, kullanılan uyuşturucular. Artık bu aldı başını giriyor. Tek tek sıralayacak değilim, ampulünden tut. Bonzaisi bunu biz sayamayız. Yani siz anlıyorsunuz, biliyorsunuz bunu ve yayınlarda da görüyorsunuz. Nasıl bunları ilaç haline getirdiklerini. Şimdi bunlara bayılıyor insanlarımız. Gençlerimiz bayılıyor da yaşlılarımız ne olur?
Yaşlılarımız da artık Allah korusun, bir kısım yaşlılarımız da şehevi arzularla bayılmaya başladı. Bu gerçek, hakikat bu. Yaşının husus bu. Mesela Hazreti Ali Radıyallahu Anh bir muharebede birçok, ondan bir parça vücutlarına isabet etti, mübarek ayaklarına. Tabii şimdiki gibi aletler yok. Onun yarılıp alınması lazım, uyuşturulacak. Bakın şimdi uyuşturucuya. Buyurdu ki ben namaza durayım, uyuşturucusu bul, narkozu bul, namaza durayım, siz o zaman alın. Namazdayken aldılar. Sonra dedi ki ne yaptınız? Yağı ve yağ hali biz hepsini tamamladık, bitti. Bak şimdi Allah'ın sevgilileri bu şekilde bayılıyor. Bu şekilde uyuşuyor. Başka ne oluyor? Sadece bir anım çatıp gideceğim. Sahnedekini takip etmek suretiyle bayılıyor, kapının önünde de ambulanslar bekliyor. Biz Zikrullah yaparken bizi de ambulanslar bekliyor mu acaba?
Bir derviş, bir mürid, bir sadık mümin, Allah derken kendinden geçiyor da, esabi, Yani okuduğu ayet-i celile ile, imanları artarak, onun heyecanıyla, zikrullah ile kendinden geçerek oluyor mu böyle? Mesela yine arifa-ı ilahi öyle ki, öyle kendinden geçiyor, bize bir kimse gelirdi. Bunu Sami Efendi Hazretleri de bizim manevi telsizimiz derdi onun hakkında. Böyle namazla duramazdı. Ellerini yukarıya kaldırırdı. Böyle kendiliğinden kalkardı. Zaten bile bile kaldırsa en namaz bozulur. Bu Medine-i Münevvere'ye girerken arabayla kullanıyor. Bir minibüsle giriyorlar. Arkada tabii yolcular var. Aşkı ilahiden, aşkı nebiden sallallahu teala aleyhi ve sellem ellerini kaldırıyor. Şimdi nasıl oluyor? Ravzai Fatih Nebi'nin kapısına kadar sığara içiliyor. Onların manevi sarhoşuna bakalım, bizim halimize anlatmak da bitmez. O zaman ne yapacağız? İşte ayet-i celile, tesalmine. Bu şekilde.
Efendim biz zaten tövbe ettik, istiğfar ettik. Hayır. Ettik ama Ali kerimullah için efendimiz bir defasında istiğfar okuyan birisine dedi ki yalan söyleme. Dedi yani ne yalan işte okuyorum. Bunu dilin okuyor buyurdu. Dilin, dilin okuyor ama kalbinde yön. Şimdi Kuran-ı Kerim'e baktığımız zaman Allah'ımızın emretmiş olduğu hususlarda farz olsun, vacip olsun, sünnet olsun, onların hem zahir yönü var hem de batın yönü var. Bunu kalben yaşayabilmek. Mesela iman konusunda her şeyde arı, duru ve temiz olmamız icap eder. O zaman imanda bizim temizliğimiz nedir? Her şey pak olacak. Allah'ımız temizlenenleri seviyor. İmanımız da temiz olacak, arı olacak, duru olacak. Biz bunu hiç duymadık. İman arı olacak, duru olacak. Bu imanımızın bizim karışık olmasının sebebi nedir? Nasıl karışık olur? Esamle.
İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. Adiyy bin Hatem geldi aleyhisselatu vesselam Efendimizin huzuruna. Nebi-i Ekrem Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem bir ayet-i celileyi cemile okudu. Bu ayet-i celileyi duyunca onlar ruhbanlarını ilah edindiler. Ayet-i celile bu. Tevbe suresinde dedi ki Ya Resulallah, bizim böyle bir durumumuz yok. Biz ruhbanlarınızı, yani öncülerini, kendilerine baş bildikleri kimseleri, bizim böyle bir halimiz yok, biz bu durumda değiliz deyince söyleyin buyurdu. Size onlar bir emirde bulunsalar, o bulundukları emirde Allah'ın emrine muhalif düşse, yine siz ona riayet eder misiniz? Allah'ın emrine uygun düşmeyen bir hususu size emrettiklerinde onlara itaat eder misiniz? Evet, işte bu da bir şirktir diye buyurdu. Buyurdu. Şirk tamamen inkar değil.
Allah'ımıza inanmanın yanında bir başka bir otoritenin sözü emri ilahiyeye mukayetif de gelse ona uymak. İşte imanlarını, imanlarını şüphe karıştıranlar, herhangi bir haksızlık ulaştırmayanlar var ya, peygamber de sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın kulları üzerindeki hakkı ona kulluk edip hiçbir şeyi kendisine ortak koşmamaktır. Sahih kaynaklarda bir rivayete göre bu ayet geldiğinde Müslümanlar hayat boyunca zulümden uzak durmanın kendileri için mümkün olmadığını düşünerek telaşa kapılmışlar. Bunun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ayete şu şekilde açıklık getirmiştir. Bu sizin düşündüğünüz zulüm değildir. Burada Lokman aleyhisselamın oğluna hitaben söylediği, Sevgili oğlum Cenabıhakk'a ortak koşma. Çünkü ona ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır. Çünkü yaratan o, yaşatan o, rızık veren o, her türlü ikramda bulunan o. Müşrikler bunu bilmiyor değillerdi.
Allah'ımızın bazı sıfatlarına da inanıyorlardı. Onun varlığını kabul etmemekle birlikte ama onu hayatlarına karıştırmama hususunda şirke düşüyorlardı. Efendim bu çok önemli bir konu. Sonra temizlik hususunda imanımıza şirk karıştırmamak, sadece ona inanmak, nasıl inanmamızı emretmişse bize Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem o şekilde inanmaktır. Acaba ibadetimizde temizlik nasıl olur diyecek olursak, Artık her kim Rabbine kavuşmayı bekliyorsa dünya ve ahirete yararlı iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın. Şimdi ibadetin temizliği, ben nasıl namaz kılıyorsam, nasıl ibadet ediyorsam, nasıl saatte bulunuyorsam siz de o şekilde. Efendimiz şöyle buyurmuştur, sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir. Ashab ey Allah'ın resulü küçük şirk nedir diye sormuşlar.
Resul-i Ekrem ve Yunus Sallallahu Aleyhi ve Sellem göstermiştir diye cevap vermiş ve buyurmuştur ki kıyamet gününde Allahu Teala insanlara amellerinin karşılığını vereceği zaman riyakarlara şöyle diyecek. Dünyada kendilerine gösteriş yaptığınız kimselere gidin. Bakın bakalım bunların katında herhangi bir mükafat bulabilecek misiniz? Demek ki ibadetimizde riya, kibir, kendimizi beğenmem, ucu. Daha sonra yaptığımız saati bir başkasına duyurma. Bu gibi hallerden tamamen veri olup sırf Allah için yapabilmek. Bunun için de ne gerekiyor? Ahlakımızın temiz olması gerekiyor. Buna da işaret ediyorlar. Konunun uzunluğunu biliyorsunuz artık. Bunda ise, bunda ise Es-Aley İLE Vesi yebeke fettahir ve Rucüze feccur Müddessir suresinde dört ila beşinci ayetçinle elbiseni temiz tut, günahlardan uzak dur buyurulması Kuran Azimüşşan'ın maddi ve manevi temizliğe verdiği önemi göstermekle birlikte.
Yine burada Müfessir-i İzzam efendilerimize göre, Ahrettin er-Razi Rahmetullah Ali burada bedenin kastedildiğini, hüveli süren müfessirler yanında bazıları elbiseden maksadın kalp olduğunu söylemiştir. Ayetteki elbise kelimesinin mecaz olarak kullanıldığını belirten ve bu kelimeye amel, kalp, nefis, beden, aile, din, ahlak gibi farklı manalar veren başka tefsirciler de olmuştur. Yani bu mübarek yolda öyle bir temizlik var ki bedenin hem dış temizliği var. Mesela biz ne yapıyoruz? Cuma günleri için gusül abdesti alıyoruz. Bayram gecelerinde öyle, mesair zamanlarda öyle. Hadesten taharet, necasetten taharet, böyle vücudumuzu park etmek, onu artık bilirsiniz. Temizlemek her hususta. Bir de kalbi ve ruhi temizlik. Mesela bize veriyorlar büyüklerimiz, evlat ve ezkar. Bu neden? Aman ha, batınımız, içimiz temiz olsun diye.
Okuduğumuz istiğfar öyle, tevhid öyle, salavat-ı şerife ile, rabıta-ı şerife ile ve zikrullah ile. Aman ha buyuruluyor zulmetten, karanlıklardan nura çıkalım. Nura çıkalım. Ne yapsın? Kalbimiz okuduğunuz lafza icelerlerle artık zikrullah'a geçsin. Sadece bu değil, bu sadrımızda bulunan beş letaif kalp, ruh, sır, hafi, akfa, nefis, ziküpül, zikri sultanı, nef ispat ve murakabeler. İnşallah bunları talim ederiz. Demek ki boşuna değil. Bunları yapmamız, Rabbimiz bizi bu aleme tertemiz göndermiştir. Tertemiz olarak onun huzuruna varabilmek. Yunus Emre der ya temiz et gönül evini, dost gelecek, kondurmaya. Mevla-yı Zülcelal'in muhabbetin girmesin. Buradaki temizlik maddi manada alındığında elbise bir örnek olup genel olarak beden temizliğinin, evimizin, barkımızın, vücudumuzun, her şeyin temizliği, her türlü pislikten de uzak dur buyuruyor.
Burada da dış temizledikten sonra inanç, itikadi temizlik, itikadımızda bir kimin bulunmaması, kesin bir inanç. Biz bu mübarek yola girmişsek yakin halini elde etmek için yakin kesin inançtır. Bunlar boşuna geçmiyor. Kuran-ı Azimüşşan'da mevcut, ayet-i celliler, hadis-i Muhammediyeler mevcut yaşamamız için gelmiştir. Sonuç olarak bu ayette Efendimiz sallallahu aleyhi vesselama onun şahsında Müslümanlara hem maddi hem manevi temizlik, uzun. Kuran'ın tasvip buyurmadığı maddi manevi görünen görünmeyen inanç, düşünce, ahlak ve davranışlarla ilgili her türlü çirkinlik kötülük ve pislikten uzak durmaktır. İşte anlattım ya gençliğimizin durumunu anlatmadım da. Ama genel olarak söylüyorum işte vaziyet bu. Nedir vaziyet? Yeme, içme, giyim, kuşam, gezme, tozma, hayal aleminde dolaşma, internetlerde başkalarının hayatına girme, bu işte. Genelde bu.
Şimdi biz buradan temizleneceğiz, en büyük cihat bu. Diyoruz Çanakkale Savaşı'ndan daha çetin bir savaşın içindeyiz. Eğer Seyit Çavuş iki yüz elli kilonun üstündeki mermiyi kaldırmışsa, mermi diyorum, onu kaldırıp kaldırıp yerine koymuşsa o imanın temizliği ile koydu. İbadet topu diyorum, o ibadet ve taatinin temizliği, ahlakının pakliği ile koydu. Ne ile koyacak onu? Cihada giren erlerimiz o ruhi temizliği, kalbi temizliği yapıyorlardı. Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem Mekke dönemi bu idi. Tebliğ ve uyarıya öncelikle kendinden başla. Senin kişilik ve karakterini ifade eden elbiseni, göz benliğini ve çevreni temiz tut buyruluyor. Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam üzerinde duruyorlar. Lanetlenmeye sebep olan şu üç şeyden sakının suya. İnsanların oturacağı gölgeliğe ve insanların gelip geçtiği yola büyük abdest yapmayın. Cenabı hak güzeldir ve güzeli sever.
Cömerttir ve cömerdi sever. Kerimdir ve Kerim'i sever, temizdir ve temizi sever. Evlerinizin çevresini temizleyin diye buyruluyor. Kimin elbisesi varsa onu temiz tutsun. Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir. Haya, utanma duygusu, özel koku kullanma, nikah evlenme ve mistap kullanma soruluyor Aişe-i Sıddıka validemize Efendimiz aleyhissalatu vesselamın evdeki durumu nasıldı diye. Mismek mübarek ağızlarından düşmezdi diyor, ellerinden düşmezdi. İşte biliyorsunuz Medine-i Münevvere'yi teşriflerinde, Eba Eyyub el Ensari hazretlerinin elinde öyle dikkat buyuruyorlar ki Cebrail Aleyhisselam bana misvek hakkında öyle tavsiyelerde bulundu ki farz olacak zannettim diye. İşte bir yemek getiriliyor. İçinde sarımsak olduğunu hissedince yemiyorlar. Neden? Ben Cebrail Aleyhisselam'la konuşuyorum. Sonra melekler azı dişlerinin üzerinde oturuyor. Her türlü temizlik. Misvak kullanın.
Çünkü misvak hem ağzı temizler hem de Rabbimizin rızasını kazandırır buyruluyor. Yemekten önce ve sonra el yıkamak, yemeğe bereket getirir. Şimdi halte rahatsızlık var, şeker rahatsızlığı var, tansiyon var, böbrekler, ciğerler su topluyor, mesai sayamayacağımız kadar hastalık, bu kadar derdin içerisinde mübarek elini yıkamadan oturmazdı üstadımız sofraya. Eğer müminlere güçlük verecek olmasaydım onlara her namaz için misvak kullanmayı emrederdim. Misvak kullanın çünkü misvak ağzı temizler. Her Müslümanın haftada bir defa başını ve vücudunu yıkaması onun üzerine bir haktır. Temizlik imanın yarısıdır buyruluyor. Mevzuya nasıl gireceğiz? Onu düşünüyorum. Zaten ekseriyetle mevzu bitiyor, ondan sonra diyoruz ki, mevzuya nasıl gireceğiz? Şimdi ilerliyor, anlatılıyor, konuşuluyor. Ondan sonra ne demektir? Temizlik, nefsini arıtmaktır. Bu çok önemli bir ifade.
Şu gördüğümüz kargaşa, karmaşa, hiç akıl almaz işler, yani söylemek istemiyorum artık, tahammül. İnsanın imanı tahammül etmiyor buna imanı. Siz biliyorsunuz yani yapılan işleri neleri. Biliyorsunuz çılgınlığın hangi boyuta vardığını biliyorsunuz. Düşünüyoruz, diyoruz ki nedir bu? Hep halkımıza gelen şu, tabii siz de düşünüyorsunuz. Ama bir yol gösterilmesi gerekir. Nedir bu yol? Bunun yolu nedir? Neden bunlar bu şekilde hareketlerde bulunuluyor? Neden bu haldeyiz biz? Bir kere Allah'ımızı tanıyacağız celle celalühü. Rabbisu Celalimizi tanıyacağız. İkinci olarak Nebi-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin hayatını çok iyi okuyacağız. Suç yok. Günah yok mu diyeyim, ne diyeyim? Eften püften meseleler için o kadını boşamanın acaba hindi ilahideki cezası nedir? Arş-ı Azam titremiyor mu? Nedir o eften püften meselelerle? Çok acayip.
Malifetü'l abdi rabbehü Rabbimizi tanıyacağız, Tanımamaktan ileri gelir Celle Celalühü. Tanısak, ne olur tanısak onlar evleriyle güzel geçinirler diye buyruluyor. Evet bir kötülük olabilir, bir yanlışlık olabilir ama iyi olan taraflarında görerek Said I Nurisi hazretlerinin buyurduğu gibi, Hadis Allah'ın sırrı, onun ilk dönemdeki hizmetlerini düşünün diye buyuruyor. Marifetul Abdi Nebiyyehu, Aleyhissalatu Vesselam beynimizin hayatını bileceğiz. Onun annelerimize olan şefkati, merhameti, onlara olan her yönde hizmeti, sadece bedeni olarak değil, onların beyinlerine olan hizmeti, gönüllerine olan hizmeti. Annelerimiz şu kadar diyeyim yeter. Bazen biz kadın hastalıkları deriz, yani haya eder büyüklerimiz bunu demekten haize. Kuran okuyamıyor. Başlarını efendimizin göğsüne koyuyorlar sallallahu teala aleyhi ve sellem. Onlara Kuran-ı Kerim okuyor. Buradan anlayalım.
Nasıl talim ettiklerini, nasıl yetiştirdiklerini, üçüncüsü, dinimizi bilecek olsak bunların yapılması mümkün değildir. Hep bilmemekten ileri geliyor, cehaletten bunlar zuhur ediyor. Nefsimizin mertebelerini geçmek hayvaniyetten kurtulmak demek. Beşeri yoldan, halden kurtulup rahmaniyete erilmek demektir. Tahharau, nekahu, Bu bu ifadeyi kullanmakta çok zorluk çektiğimi bilin. Ne cesaretti diyorum ama anlaşılır herhalde. Pislik demek şurada mübarek müsteazımızın huzurunda hayal ediyor. Ayıptan, kusurdan temizlenmek. Su ile temizlenmek iki şekilde haber verilmiş burada. Bir cismin temizliği, bir de nefsin temizliği olarak haber verilmiştir. Nefsimizin kötülüklerinden ona muhalefet sebebiyle. Şimdi gerçekten şöyle bir düşünsek, az bir süre irademizi güçlendirsek, bunların hepsinden kurtuluruz biz. Bunun için iyi bir yoldaş istiyor, iyi bir dost istiyor.
Bulamıyoruz dersek Sıddîk-ı Azam'a kadar uzanan Meşşai-i Azam efendilerimiz bak rabıta içerisinde onlarla beraber olmak başka türlü kurtulamaz. Kötü ahlaktan kurtulmaktır. Hep buradan mübarek zatların ismini vermiyorum. Kemalüddin el Kaşani, Rahmetullahi Ali, Abdülaziz Ebteba Hazretleri tahareti anlatırken ruhun temizlenmesidir. Artık bedenden de geçmişler, kalpten de geçmişler ruhun. Bu nasıl oluyor? Murakabelerle. Yani öyle bir eğilmişler ki bu temizliğe riayet göstermişler, şu boyun kemiği dışına çıkan üstadlarımız var bizim. Bakın yine olan bir hadiseyi anlatayım size. Biz diyor, Sami Efendi Hazretlerinin seçkin. Efendi Hazretlerinin seçkin evlatlarından zaten elinde bir liste var. Üstadımız başta zaten. Eğer gelecek olursa işte şu vakit, bu vakit demeyin hemen, hemen müsait olursa içeri alın buyuruyor. Bunlardan bir tanesi.
Deyin isterseniz Eskişehirli Abdülkadir Efendi, Abdülkadir Girgin rahmetullah Ali. Gittik diyor bir grup, bir grup gittik diyor. Onları diyor hep odalarına yerleştirdi. Ben de diyor gencim, ben de yanına aldık diyor. Gördüğüm şu diyor sabaha kadar iki eli dizlerinin üzerinde durdu. Ondan sonra sabah da diyor, işref namazını kıldıktan sonra zikrullah'a gittik. Niye? Bunun hiç istirahate ihtiyacı yok mu? Gecenin az bir zamanı yetiyor. Öyle bir ilahi şevk zevk tecelliyatın içerisindeki uykuya yer bırakmıyor. Yine uyuyorlar zaten istirahat ediyor. Böyle bir temizlik, böyle bir arınma, sonra tahareti anlatırken yine Allah'ımız, Allah'ımız kendisine muvafık olmayan, Habib-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellemin tasvip buyurmadığı, büyüklerimizin edebine uymayan tüm hareketlerden kurtulmak tertemiz ve nur gibi olmak.
Yani şu bizim abdest aldığımız, husus ettiğimiz, ihtiyaçlarımızı giderdiğimiz suyu anlatıyor. Bu Cenabı Hakk'a yakınlığın, münacatın, onun nuruna ermenin ermeye bir vasıtadır, sebeptir. Abdest alırsınız, kust edersiniz, oturursunuz seccadenin üzerinde Rabbimizi anarsınız. İki taraflı olur zaten. Kişi Rabbi Zülcelal'imizi böyle candan anlaya başladığı zaman, tabii Halıkımız da kulum diyor. Olur mu? Hiçmez. Şimdi biz elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız, vücudumuzu neyle su ile park ediyoruz. Mesela uslümüzde her bir uzvumuzu yıkarken böyle diyelim başımıza döküyoruz kelime-i şehadetlerle, sağ omuzumuza kelime-i şehadetlerle, sol omuzumuza kelime-i şehadetlerle. Bizzat üstadımıza şahidim, oğluyum zaten. Layık olmasam da evladıyım. Şeri bütün ölçülere dikkat ediyor, banyolarda gördüğüm Ya Rabbi ben dışımı temizlemeye gücüm yetiyor, sen de içimi yıka Ya Rab diye yalvarıyorum.
Kalplerini takva ile, yakayım Allah'ınızı yaşamayı lütfetsin, bir azim istiyor. Bu hafta geçmeden Evrad ve Ezkarımızı sormak istiyor ama hafta geçmeden. Ve azalarımızı su ile yıkayarak. Bunun kısımları var. Taharetü'l kalp, minnettedalli. Efendimiz buyuruyor ya kalbimi dinin üzere sabit kıl diye. Kat devamlı değişiyor. Mutmain ne hali? Suhur gelinceye kadar. Onun için böyle insanların içerisine gelişigüzel dalmak, yatmak bizi mahveder. Çünkü biz manevi sıhhat olmadığı için tez değişebiliyor. Taharet anlatılırken Sehil bin Abdullah ed-Tüseri Rahmetullah Ali Hazretleri bilimde taharet cehaletten kurtulmaktır. En büyük derdimiz bu işte. Bizse bu yanlış hale girer mi gençlerimiz? Temiz temiz pak olan yavrular. Bir anda dişleri dökülüyor. Neden dökülüyor? İşte bu kullandıkları uyuşturuculardan dolayı. Bakıyorsunuz böbreğin iflas etmiş bu hastalıktan dolayı. Ciğerleri iflas etmiş bundan.
Zikirde taharet nedir? Unutmaktan kurtulmak, her an Rabbimizin bizi görüp bildiğini düşünebilmek. İbadet ve taatli temizlik isyandan kurtulmak suretiyle. Sonra yakin hali o kesin inanç şüphenin ortadan kalkmasıdır. Aklımızın temizliği minel hüm, ahmaklı. Yani insan bunu kıymetli bir insandı, çok derdi şuurlu olalım diye. Yani akıllı olalım. Aklın meal olması hem dünyevi hem uhrevi dünyaya imanla tasarruf edebilecek bir akıl. Eğer o akıl olmasa savunma sanayiinde ne olurdu? Enerjide ne olurdu? Öyle bir akıl ki imanla titiz edilen bir akıl. Zannın tahareti töhmetten kurtulmaktır. İmanın tahareti Allah'ımızın dışında hiçbir şey kabul etmemektir. Taharetin tabii, abdestten tahareti var. Mesela abdestle temizleniyoruz, gusülle temizleniyoruz, necasetten temizleniyoruz, namaz kıldığımız yerlere, elbisemize dikkat ediyoruz. Azalarımızın temizliği günah ve isyanlardan kurtulmak.
Üçüncüsü kalbin temizliği yani mahveden, öldüren, bizi yok eden kötü ahlaktan kurtulmaktır. Dönnümüzü tadirus'tır ammase vallahi teala. Bu artık en büyük gaye, en büyük arzu ve iç tektir diye buyurmuş. İçimizin daha da biz içimizin temizliği Allah'ımızın dışında bir duygunun kalmaması. İşte büyüklerimizin söylediği söz. Cenabı hak kalbimize yillarca nazar buyurur içinde kendi muhabbetinden başkasını görmez diye. İzliyoruz ki efendimizi bir görsek sallallahu teala aleyhi ve sellem, Efendimizi görmek temizlik istiyor işte, arınmak istiyor. Velhasıl Cenabı hak bizi her türlü kötülükten itikadi de, nasıl söyleyeyim onu nasıl diyeyim, itikadi şeylerden de ne diyelim, yanlışlıklardan, ibadet ve taatteki kirlerden, ahlaktaki kirlerden, ahlakımızdaki muhafaza buyursun her hususta. Velhamdülillahi Rabbil alemin.