Manevi Sağlık ve Ruhsal Arınma Yolları kaydında Yahya bin Muaz, Haddesallahu Sırri Hazretleri buyurur ki, insanlar maddi hastalıklardan dolayı perhize riayet ederler. Ama manevi hastalıklardan dolayı ise buna ehemmiyet vermezler. Halbuki bizim manevi hastalıklar için yapacağımız perhiz yarın cuma. Allah'ımız nasip ederse hutbede hatip ne diyecek, ne okuyacak? Sende. Bu ayeti celile-i…
Manevi Sağlık ve Ruhsal Arınma Yolları ne anlatıyor?
Manevi Sağlık ve Ruhsal Arınma Yolları kaydında Yahya bin Muaz, Haddesallahu Sırri Hazretleri buyurur ki, insanlar maddi hastalıklardan dolayı perhize riayet ederler. Ama manevi hastalıklardan dolayı ise buna ehemmiyet vermezler. Halbuki bizim manevi hastalıklar için yapacağımız perhiz yarın cuma. Allah'ımız nasip ederse hutbede hatip ne diyecek, ne okuyacak? Sende. Bu ayeti celile-i…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yahya bin Muaz, Haddesallahu Sırri Hazretleri buyurur ki, insanlar maddi hastalıklardan dolayı perhize riayet ederler. Ama manevi hastalıklardan dolayı ise buna ehemmiyet vermezler. Halbuki bizim manevi hastalıklar için yapacağımız perhiz yarın cuma. Allah'ımız nasip ederse hutbede hatip ne diyecek, ne okuyacak? Sende. Bu ayeti celile-i cemile'yi hutbeye konulmasını tavsiye eden Ömer İbni Abdülaziz Aziz. Hulefa-i Raşidin dört. Beşincisi de bu diyecek kadar kıymetli Ömer İbni Abdülaziz Aziz. Bu Ayet-i Celile'de bize Cenabı Hak ilaçları da haber veriyor, perhizleri de haber veriyor. Sadece bir ayeti celile. Mesela, eshamdi, innallahe emrubil la adil diye başlıyor ya, adaletle Cenabı hak emrediyor. Devam eder tabii. Ondan sonra da veyenhe diye nehyolunanları bildirir. Şimdi bizim ilaçlarımız nedir? Allah'ımızın Kitabı Kerim'inde emrettikleridir. Efendim bugün bir hastalıkları var.
Bu hastalığa ait de Kuran-ı Azimüşşan'da ilaçlar var mı? Hiç şüphesiz. Hepsini Cenabı Hak zikrediyor. Çünkü biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Yaş ve kuru ne varsa hepsini zikrettik diye buyuruluyor. İnsanın sıhhati hususunda Ayet-i Celileler saymakla bitmez. Efendimizin Aleyhissalatü Vesselam Allahümme inni es ev tez sıhhate vel afiyete ve hüsnü'l hul. Ya Rabbi, senden sıhhat ve afiyet ve bir de güzel ahlak isterim buyuruyor. Kuran-ı Azimüşşan'daki ayet-i celilelerin tefsiri mahiyetinde Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın mübarek sözleri, şifa dolu. Allah'ımızın kitabı zaten bize şifa değil de nedir, her şey zikredilmiştir. Bizim demek ki devamız, devamız Allah'ımızın kitabında haber veriliyor, maddi de veriliyor, manevi de veriliyor. Ayet-i celileleri, Ayet-i Celileleri ele alırken sadece bir cihetiyle alınmaz.
Makasıdı şer denir, şeri esaslara uymak suretiyle başta zahiri anlama, batıni anlamın uyması gerekir. Ve bir de diğer Ayet-i Celilelerle örtüşecek, sahih Hadis-i Şeriflerle, akla mugayir gelmeyecek. Efendimizin mübarek sözleri Sallallahü Teala Aleyhi ve Sellem. Onun için bitmez ve tükenmez. Hangisini ele alayım derseniz bitiremezsiniz. Mümkün değil. Büyüklerimize bakıyoruz, başladıkları zaman sözlerin bitmiyor. Neden? Hamburg'ta bir hadiseye şahit oldum. Gittiğimde böyle orada Körfez mi ona ne diyeceğiz? Körfez diyelim, oradan gemilere yükler yükletiliyor, diğer ülkelere gidiyor. Ne olmuş biliyor musunuz? Okyanusta, okyanusta şöyle az bir kanal açılmış, çok az. Eğer fazla açılacak olsa şehir olduğu gibi gider, denizden diyelim. Olduğu gibi gider, basar orayı, olduğu gibi basar.
Şimdi Allah'ımızın ilim deryasından, vesihat ilmi kulle şey, deryasından az diyemem Allah'ımız için ama, celle celaluhu, bir lütufta bulunsa, bir lütufta bulunsa, onun bitmesi mümkün değildir. Çünkü fanilerden değil, baki olan Allah'tan ilim alıyor. İşte bunun için Sami Efendi Hazretleri, Hasan Efendi sen devamlı kitabı okuma, gönlüne ne doğuyorsa onu söyle demesinin manası bu olsa gerek. Kendilerini gördüm, ırmak gibi akıyordu. Allah'ım, Allah'ım. Şimdi insanın etkilendiği hususlar oluyor. Hiç unutamıyorsun. Hepimizde mevcut. Bazen sıkıntıda anlarımız olur. İnsan böyle inişli çıkışlı bir hayatı vardır. Hep böyle düz gitmez. Çünkü Allah'ımız imtihan ediyor, deniyor bizi dünyaya geliş gayemiz. Nimet veriyor, şükredecek miyiz? Musibetten sabredecek miyiz? Hep Rabbi Zülcelal'miz bu bazen sıkıntılı anımızla ne yaparız? En güzel vakti hatırlarız.
Şu hatırıma gelir, bir defasında aleyhissalatu vesselam efendimizin huzurunda bir tanesinin Allahu alem hata olmasın ama gerçek olan bir şeyi ifade etmiş oluyoruz biiznillahi teala. Ayağına ya kramp girdi ya da bir sıkıntı denildi ki en çok sevdiğini hatırla. Hatırlayınca bizi derhal rahatla verirdi. Ah biz Rabbimizin ayat-ı ilahiyesini bir hatırlasak, onun zikrini bir hatırlasak, onun muhabbetini bir hatırlasak, onun habibinin koymuş olduğu esasları kendimize bir düstur kabul edebilsek, ne kadar güzel olur. Bugün şu hatırıma geldi. İşte mevzuyu toplayacağım giriş şeklinde devam ediyor. Şimdi dedim ki ya Rabbi, burada dinleyenlerimiz hepsine saygımız olmakla birlikte belki milyonlara hitap olmayacak ama az bir kesim diyelim. Allah'ım dedim, ağa öyle bir iltifatta bulunuyorsun ki.
Camilerimizi dört Halifei Raşidin'in isimleri ile levhalar şeklinde Ayasofya'yı düşünelim o levhalar işte, kapıdan bile çıkarılamayan. O bilerek yapılmıştır zaten. Ne büyük insanlar. Her bir bir sır zaten bunda. Şimdi onlar onlar camilerimizi süslüyor. Bak az sayıda bir insan gibi ama bir Sıddıyk-ı Azam bir kişi ama imanı, onun imanı Terazi'nin bir tarafını, diğer tarafında da bütün insanların yine Sıddık Azam'ın imanı ağır basar. İlim dersen İmamı Ali Radıyallahu Anh bin kişi değil, bir kişi. Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır. Bu Hamburg'ta misal verdim de pek gerek yoktu. Biz Resulullah'ın mübarek gönlünden verelim misali Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Onun ben ilmin şehim, kapısı da Ali radiyallahu anh. Neler vermedi ki Cenabı Hak'a. Şimdi bir söz söylenir. Kişi bilmediğinin düşmanıdır diye. Bilmediğimiz için biz hayret edip donakalıyoruz bazen. Hiç donakalacak hiçbir şey yok.
Çok dinlerdim böyle büyüklerimizi, takip etmezdim elhamdülillah. Allah o hali vermedi bize. Çünkü inanmışım. Sonra onların nasıl bir hakikat olduğunu gördük, diyor ki teala. Mesela ben üstadımızın konuşur, mürid buyurdu. Derdim kendi kendime acaba bu nasıl olur itiraz etmenin? Yirmi sene amel dertlerine günah düşürmeyen. Allah'ım derdim günah nasıl düşmez. İşte önümde, Risaleyi şeyi, önümde, burada. Gördüm, Risale-i Nur, şeyi de gördüm. Hep bu bu misalleri anlatmakla bitiremem daha pek çok. Ne demek istiyorsunuz derseniz, şunu demek istiyorum. Af sayıyla Cenabı Hak'ın izniyle çok insana ulaşmak suretiyle irşad ve ıslahını temin ederiz diye söylüyorum. Yeter ki biz gayret gösterelim. Yeter ki biz gayret gösterelim. Şimdi elli kronu bir süt düşünelim. Şöyle yumruk kadar bir mayan ne yapıyor? Yok deyip çıkıyor. Bir tencere yemek yapıyorsunuz. Herhalde bir kilo tuz atmıyorsunuz onu.
Şöyle bir yemek kaşığının ucuyla bir tuz, onu tatlandırıverip giriyor. Bakıyorsunuz çay da ölü. Şimdi zaten şekersiz içiliyor daha ziyade. Bunu ta böyle biz İstanbul'da üstadımızda bulunurken, Sezgin de bir cemaat vardı. Hu uşat olsun, Ali Kemal Belveramlı, efendi niye şeker atıyorsunuz? Atmaindir. Sıhhatiniz, afiyetiniz için. Giyin gitsinler bunu yapıyor ki. Sonra neden dedim meyveyi siz yemekten sonraya bırakıyorsunuz ki, zehirler gibi bir hal alır. Evvel giyin bunu dedi İngilizler hep orada eğitim görmüş. Onlar yapıyoruz, adına İslam demiyorlar, sünnet demiyorlar ama sıhhat ve afiyetin onda olduğunu da çok iyi biliyorlar. Cenabı Hak ıslah etsin, irşad etsin. Ne diyeyim? Allah'ımız hidayetler lütfetsin. Görüyorsunuz, birbirimize ne kadar yapışmamız gerektiğini nasıl ashable, Birbirimize sımsıkı Allah'ın kitabına sarılarak tutmamlık icap ettiğini görürsünüz.
Ve mürşidimizi çok takdir ediyorum. En sıkıntılı zamanlarda vahdettir başka bir şey demezdi. Vahdettirdi. Sami Sultanımız da öyle. Sami Sultanımız da hep bihrilik, beraberlik, sohbeti buydu. Kemal Edip, Küfçuoğlu'nu böyle sena ederiz, böyle birer böyle bir halife bırakır. Böyle bir Sami Efendi, böyle de bir Hacı Hasan Efendi bırakırdı. Bütün fitneyi bastırmaya çalışan bir sultandı ya. Kendisi bize neler anlattı? O Hatay cihetinde nur cemaatiyle bir araya gelmiş. Tevhidin esrarını anlatmış. Adana'da Süleymancı cemaati. Nasıl oldu? Neyse bir denk mi gelmiş, toplanmışlar mi? Onlara hep kardeşlikten güzel güzel güzel bahsetmiş bunlar. Ne diyorum burada şimdi? Biz ilimde Hazreti Ali olabilirsek radiyallahu anh, velayet ölçüsü içerisinde amelde Hazreti Ömer radiyallahu anh gibi olursa, gayret ve çaba da İslam'daki İslam'daki metanette Hazreti Ömer radiyallahu anh gibi.
Hayada Hazreti Osman ilimde Hazreti Ali sadakatle başlar, Ebabek-i Mıszt deyip radiyallahu anh mecmai. Elimizin yere gelmesi sırtımızın mümkün değil. Mümkün değil. Cenabı Hak çok sayıya değil ki, la hayrafi kesirin. Çok da hayır yok buyuruyor. Eshabekem min fietin galiletin galebetü yeten kesir atan binillah. Allah'ın izniyle nice az topluluklar çok topluluğa galebe çalmıştır. Sami Efendi Hazretleriimizin eserini okursanız, Hazreti Halid bin Velid radiyallahu anh, okuyalım onu, Böyle şunu görüyorum. Arkadaşlar, bu zaten bildiğimiz bir eser demeyelim. Çünkü okuduğumuzda müşahede ettim bildim ve teala. Çok büyük sırları aralarına giydirmiş. O muharebeleri anlatırken yer mülk vesaire nasıl ifade etmiş? Şunu demek istiyorum, öyle çok sayıda olmamalarına rağmen az sayıda ama imanın gücü hepsini bertaraf ediyor.
Şunu da demek istiyordum, küfrün bir millet halinde olduğunu, bizim de bir ümmet halinde olmamız gerektiğini söylemek istiyorum. Asıl yoğunlaşacağımız bu. O zaman nasıl olacak bu? Hemen başlangıcı ifade edelim. Bu başta gönülde bir ittihat temin edilecek, gönülde bir birlik. Beyinde bir birlik temin edilmelikçe olmaz. Çünkü Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin Medine dönemi budur. Gönüllerin başta beyinlerin şirkten kurtulması, gönüllerin de Allah'ımızın aşkıyla dolması, sonra da cihad emri onları ne kadar sevindirdi. Böyle olmasaydı Eba I Mübel Ensari Hazretleri doyamıyorum. Ben eğer şehit olursam, askerlerin atlarının, atlarının ayakları altına beni defnedin, doyamadım der miydi? Zevkini almış. Bizim çokça layık olmayan ifade ettiğimiz zevkini alalım diyoruz. Hani tarikata diye bir zevktir aslında. Fakat üzülmediğimiz nokta yok. Çok üzülüyor.
Mesela şu sıkıntılar bize ders olmalı diyorum, zaten mevzuyu öyle aldım. Maske, mesafe, temizlik diye aldım. Bu ne demektir diye. E, buna bile gerek yok. Şöyle yola çıktığımız zaman bize her şey öğüt de veriyor, nasihat de veriyor. Ne öğüt verecek şimdi dışarı çıkacağız, Allah izin verirse. Cenabı Hak Mülk suresinde semaya bir bakın, yarık var mı? Vah Allah. Allah. Bazen işte bugünlerde ayın tümlenmiş bir vaziyette. Bakarken diyoruz Ya Rabbi biz bu tümlenmiş vaziyetini zahiren görüyoruz. Halben müşahede etmeyi nasip et Ya Rabbi imanın kemali işte bulun. Onun için tarikat-ı aliyyeye sımsıkı tutunup, rabıtamızla, zikrimizle kendimizi ihya etmemiz lazım. Niye derse gidelim. Biz cenazelere gittiğimizde, gittiğimizde hep Mürşid-i Kamilimizden şu sözü çok duyardım. İlki şey var bizi irşad eden, biri sakin biri natık. Naık konuşan demek Kuran-ı Azimüşşan. Sakin olan, o da ölüm diye.
Ya biz hiç anamızı kaybetmedik mi? Babamızı kaybettik, kardeşimizi kaybettik. Dayılarımızı, teyzelerimizi, halalarımızı, evladımızı, evladımızı, arkadaşlarımızı, en çok insanın etkilendiği arkadaşı olur mu? Bak aynı duygu, aynı şekil içerisindeyken o da yaşam arzusu vardı. Ne düşünceleri vardı bak ahiret. Ölüm vuku buldu. Bu uyandırmazsa alemde hiçbir şey bizi uyandırmaz. Efendim davul mu çalınacak uyanmamız için? Davul sesi hiçbir şey değildir. Öyle davullar çalınıyor ki, Allah'ımız öyle davullar çalıyor ki bize, davul demeyimde öyle ilanlarda bulunuyor ki, mesela ayet kelimesiyle Al-i İman Suresi'nde son kısımlara doğru, diye başlar ya, ondan sonra Allah'ımızın nidasına kulak vermek. Bak nida her şey nida. Ezan diyeceğim ondan evvel çok nidalar var. Bir müezzinin kameti diyeceğim nidalar var. İmamın hutbedeki nidası var. Daha ne nidalar var.
Namaza geçip mihrapta Allahu ekber nidasının yanında ne nidalar var. Her şey Allahu ekber diyor zaten. Kainat kitabı. Allah'ımızın vahdaniyetini ispat ediyor, her şeyi. Şunu unutmayalım, bu bizi çok rahatlatacak. Gördüğümüz her eşyada Allah'ın ayetidir diyebilmek. Bunu dersek, bu adam tutsak ya, adam cezaevinde veya eli bağlamış, ayağı bağlamış, gözü bağlamış, bir yere bırakılmış, eğer bu düşünceden olursak, misal, bulunursak bu düşüncede, işte her şeyi Rabbamızın yüce kudretine delildir. O zaman hürriyete gireriz. Eshabü. Bunu bir köyde gördüm köyde. Şimdi köy mev kalmadı, mahalle tabirini kullanıyordur ya. Orada duvarda hiç umman, hiç ummadığın bir yer, tahtanın başında bir yer. Orada bunun derhal resmini mi aldık, nasıl ettik? Hatta bunu bazı ilim erbabı ve meşayihede gösterirdim. Tabii hayran kaldılar. İnsanın şu göğüs kısmında, nefes borularında la ilahe illallah, haklısın.
Hiç etkilenmeyecek gibi değil. Hiç etkilenmeyecek gibi değil. Her şeyi bize vaaz-u nasihat ediyor. Bir gazetede gördüm, çoğu bunu. Gördüğü stresten nasıl kurtulacağız? Çoğu insanları. Şimdi oran vermeyin de yüzde kaç? Hiç gerek yok. Böyle ruhi sıkıntılar var ya, bu ruhi sıkıntıları stres. Yok etmenin yolu nefesi tutmak. Ya nefesi niye boş yere tutayım ben? Hızır Aleyhisselam'dan Abdulhalık'a hoydihalinin aldığı nefsi ispatı yapmaya gayreti bintemam. Nedir o? Nefesi bebeğin altına alıp nefessiz, la ilahe illallah nefes alacağımız zaman Muhammedün Resulullah. İki nefes arası ilahiyente masudi veroz rakamatu vuit. Aman şunu söyleyeyim, bu nef-i ispat deyince, bunda şimdi layı, layı, layı, layı, onu göbekten alan kimseler var. Çok yanlış yapıyor, öyle değil o. Allah'ımıza hamdolsun ki mürşidi Kamilimizi görmüşüm. Yoksa çok şeyler yanlış anlaşılıyor, yanlış bilmiyor.
Ne öğrendin dersen, biz saatine üç yıldır gittik. Şimdi Mürşid-i Kamil'imiz böyle kalpten başlayarak, ilahanın o yuvarlak kısmını kalbin içine alarak. İllallah derken de Allah onun hersi. Çünkü sağ omuzdan kalbe doğru illallah diyoruz. O h'nin yuvarlağı da ne yapayım ancak böyle diyebiliyoruz, dilimiz bu. Ne yapayım? Başka ne diyebilirim ki? Halbin içine alıyor. Neden böyle oluyor? Halp bozulmasın, kalbe yanlış hiçbir fikir girmesin diye. Emin olun bu çektiğimiz Evrak ve Ezker var ya, bu Ricadul Gayb'dan bir tanesi Sami Efendimiz Hazretleri'yle görüştükten sonra ne diyor biliyor musunuz? Çok güzel söylemiş. Biz diyor tespihi diyor boncuk niyetine çekermişiz diyor. İnanın çok utanacak hallerimiz var. Uyku boncuğu diyecek kadar. İnşallah buna kötü niyet değildir. İnşallah belki bu sebeple uykum geliyor diyebilmiştir. Belki o uyku hali de güzel haller de ona dönüşecektir, kar getirecektir.
Hayal illerimiz hiçbir kimseyi rencide etmek bize düşmez. Çünkü Allah'ın Resulü Taifinde de Uhudunda da vesair yerlerde de Allahümmehtagavmi fe innehum la yala'mu. Allahümmehtagavmi fe innehum la yala'mu. Ne kadar güzel. Bir düşünsek aslında bunların çoğunu biz biliyoruz, bilmiyor değiliz. Ama şu tefekkür noktasını çok zayıflamışız. Neden zayıfladı? Hep bu onlar bunlar olduğu gibi gayrettim. Kaydettim, fırsat bulunca diyeceğim Dedi işim dendi, birincisi tefekkür demiş. Bu gerçekleri anlayabilmek, tefekkür. İkincisi, salim akıl. Kuran-ı Azimüşşan'a uygun akıl. Üç, vera takva. Allah korkusu, vera helalde bile dikkatli olmak, helalde bile. Şimdi efendim hastalık anlatılıyor işte bakan söylüyor. Ankara'da diyor İstanbul'un iki katı diyor. İşte on dört vilayet sayı diyor. İşte düğünler şöyle diyorlar. Toplantı yerleri şöyle her şeyi anlatıyorlar. Yani sıkıntı büyük.
Sıkıntı büyük deyip bunu konuşmakla olmaz ki. İki kişinin yanına varsa onu konuşuyor. Ya bunu konuşurken bundan alacağımız ders nedir? İşte biz onu ele alacağız şimdi. Biz illa iteala. Bunu hiç duymadım, hiç duymadım. Böyle bu bizim için bir uyarıdır, bir derstir, Cenabı hak bizi imtihan ediyor diyenimizi duymadı. Çok, çok az. Efendim, sayı şu kadar artmış. Mesela bir yer, isim vermeyeyim, iyi olmaz. Seksen diyorlardı, hayır dedim. Üç yüz. Sonra ortaya çıktı, bir bin tane. Yani bunu konuşmayalım biz. Evet, konuşursun ama bunu derken acaba ne durumunda diye bunu düşünüyorum. Bunu dediğin zaman zaten yanında bile oturmuyorlar. Bırakın dediğin söze bak, bilmem filan. Bunlar çoğalmaya başladı. Çok üzülüyoruz. Biz hak tarafını devamlı çoğaltmaya çalışacağız. Buyuruluyor ki, siz ilahi tarafı çoğaltınız.
Mesela Allah için kardeşleri çoğaltınız, çünkü onların birbirlerine şefaati olacak diye buyuruluyor. Hep ilahi tarafı çoğaltacağız. Yoksa bu nefis bizi yenmesin. Bak şimdi ülkemiz, eğer azıcık bir gedik diyeyim size, bir gedik bulsalar ne olacak? Şimdi bir halayı döverken nereden topları indirirler halaya? Eğer bir şöyle hafif bir boşluk olan yer varsa döver dururlar orayı. Zaten oradan bir taş uçurduktan sonra hepsini yıkar. Onun için bizim her müminde hayır olmakla birlikte asıl kuvvetli mümin zayıf müminden üstündür, buyruluyor. Bu sadece ceset olarak değil ki, Ülkemizin ekonomi olarak da güçlü olacak, sanayi olarak da güçlü olacak, savunmasında da güçlü olacak, her şeyin de güçlü olacak. Bak bize iki kilometre, bize iki kilometre, onlara bin yüz seksen, hey Yarabbim, kurban olduğum vallahi. Bu şuna benziyor, bunun icayı yok. Gözlüğün üstünde kaşın var. Başka hiçbir şey yok.
Bir tanesi oturuyormuş, bir diğerine de muhalif. Onunla dövüşmenin fırsatını arıyormuş, anlattılar. Demiş ki ayağını neden ayağının üstüne attın? Bu dövüş sebebi değil. Görmüş ki ayağını neden ayağının üstüne attın? Öyle de olmaz zaten. Yani İslam öyle bir esaslar koymuş ki onlar ne kadar sana hücum ederse sen de o nispette, güç ve kuvvet olarak. Zaten ashable, düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın diye buyuruyor Cenabı Hak. Düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın. Daha ne olacak? Tek tek Allah'ımızın kitabında Fon altılar bilmem filan var, bunlar mı sayılık durulacak? Genel olarak Cenabı Hak bize her şeyi haber veriyor. Ağırlıklı ve hafif silahlar, her şey Kuran-ı Kerim'i geçiyor zaten. İnşallah yapışan, bak şu dönemde görüyorsunuz sorular geliyor, bize de çok geliyor efendim. Kıyamet alamet mi? Evet, alamet doğdu zaten. Yani bunu konuşup durmaya gerek yok.
Öldüğün zaman kıyamet tamam. Biz her zaman hazır olacağız. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz kılacağınız her namaz buyuruluyor. İnşallah şunu söyleyeyim, hemen fenallahi vereyim ki böyle olmuyor. Her görüşmemizde başlangıç, başlangıç sonuç hiç yok. Ne gelişmesi var ne bir şey olur, olsun şey yapalım. Ne buyuruyor Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz? Her kıldığımız namazı sanki son namaz gibi kılın. Nasıl uyarıyor bizi Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem? Efendimize iyi yapışalım Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bak yapıştığımız her insan canım dediğin senin canına okuyor. Eğer nefsine uyarsan canım diyorsun, canına okuyup çıkıyor. Biz kime canım diyeceğimizi çok iyi bilelim. Rabbimizin değer verdiklerine değer verelim, o zaman değerlenir insan. Bak, unutmayalım, Rabbimizin değer verdiklerine değer verelim, Allah'ımız bizi değerli kılar.
Bu ticarette bir söz söylemler, ya zengin olaya zengin yanında bulun diye. Zengin ol nedir? İman yönünden zengin ol. Kuran'a iktibada zengin, sünnet seniiyyeye uymada zengin. Eğer olamıyorsa olan Allah'ımıza elimizi açıp, ya Rab, beni mahrum etme, beni nefsime, nefsime yenik düşürme. Bugün sabah dedim. Bir kardeşimiz dedi ki, efendim bazı insanlar anlatılıyor, böyle çok büyüktü işte kamil bir kimseydi. Sonra da Allah korusun helake gitti. Bunun sebebi nedir? Ona eski bir arabalarda misal vermişim biiznillahi teala. Böyle yukarılara doğru gidiyorsunuz, Toroslara doğru gidiyorsunuz. Giderken araba biraz ağırlaşmaya başlıyor. Çünkü bayağı bir dik yerler çıkacaksınız. Ne yapıyorsunuz? Takıyen, takıyen. Allah'ın izniyle çıkıyorsunuz. Ya zorlandığımız yerde nefsimizin esiri olmamak için elimizi açıp Allah'ım diyeceğiz ama candan diyeceğiz. Sizi bir rahatlatmak istiyorum.
Hani mevzuya gidecektik, inşallah dua buyurun girelim. Efendim, Bizim burada. Aşıklardan bir zat bir ismini vereyim size. Ben lakabını diyemem. Bu Kayseri'nin Süleymanlı köyünde Mehmet Efendi diyeyim, böyle ferdi olmuş. Hatta o Mecidiye köyünde okumuş İstanbul'da. İri merdiveni, bir gün sonra ferdi olmuş. Üstatımıza çok gelirdi. Bu, hatçı çok isterdi. Hadçı çok ister. Şimdi firmalar da bunu götürmek istemiyorum. Çünkü belli durumu hali. Şimdi bunu alacak gibi yapmışlar, bu da binecek tabii, tam bineceği zaman şoföra demişler ki kaza bas, basmış. Bu ne demiş? Allah'ım demiş ama. Allah Allah, Allah, Allah, araba olduğu gibi yere çıkılmış. Gitmiyor. Böyle bir yalvarış istiyor. Diyoruz ki yalvarıyoruz onu diyor, yalvarıyoruz onu diyor, yalvaramıyoruz. E nasıl olacak? Gözyaşlarıyla. Şu gün suya geçelim inşallah, maske. Şimdi ağızlar hep bağlı, görünce şu hatırıma geldi.
Allah'ım dedim, kendi kendime. Biz dedim, hatalardan ağzımızı bağlamayınca, yalandan bağlamayınca, gıybetten bağlamayınca, yolculuktan bağlamayınca, riyadan bağlamayınca, nifaktan bağlamayınca, Allah'ımız bu bu hareketi vermez. Fuhuştan bağlamayınca, gösterişten bağlamayınca, çekişmelerden bağlamayınca, nefsimizi temize çıkarmak suretiyle bir üstünlük taslamadan ağzımızı bağlamayınca ve batıla dalmaktan ağzımızı bağlamayınca, husumetten müminlerin birbirlerine olan kinlerinden. Hiç inanmıyorum, bazı şeyleri anlatırım size. Kardeşlik, dostluk diyenlere bu nefsi mukmainle olmadıkça iş zuhur ettiği zaman belli oluyor. Yoksa tatlı tatlı konuşuluyor, birlik beraberlik. Bunu fiilen göstermemiz lazım. Neyse geçiyorum. Çok üzülürüm böyle Müslümanların fırka fırka olmasına. Onun için söylüyorum.
Boz sözden ağzımızı bağlamayınca, tahriften bağlamayınca, ondan sonra insanlara eza etmekten ağzımızı bağlamayınca, onu bunu alaya almaktan ağzımızı bağlamayınca, insanların kusurlarını ortaya koymaktan duymadığımız, gitme yok duyduğumuza, şahidi olmadığımız şeyleri söylemek suretiyle hep onunla milletlerin arası bozuk insanları. Bağlamayınca Cenabı hak işte bağladı, maskeye de bağladı. Yani bunu düşünmemiz lazım. Bir kardeşimiz geldi, çok büyük fitne var diyor. Ne fitnesi? Sordum, ne? Efendim bir kimse hakkında birisini söylüyor. Dedi çok fitne var. Ene var? Söyle diyorum bak karşımdayım, söyle hiç çekinme. Fitne var, başka bir şey yok. Allah'ım, bununla ümmet helak mı olacak? Hacı Hasan efendimizin fahri kainattan akıtmış olduğu o mübarek sudan rabıtalardan neden içmeyeceğiz? Mahrum mu kalacağız? Onun emanet ettiği kimselerle oturup kalkmayıp da kendimizi helak mi edeceğiz?
Bu ne demek üç tane batılın yüzünden? Hep insanların arası bununla bozuk. Ya bu hiç olacak bir şey değil. Bakın şu memlekete üstadımızın vaazında da gördüm. İnsanlar birbirleriyle yerine göre bir kısım kimse buluşmak istemiyor. Niye diyorsun? Niye uzak duruyorsun? Efendim diyor hakkımda şöyle konuşmuş. Yahu hakkımda öyle konuşmuş, şimdi hususi bunu çok anlattım. Bak mesajlar erkek yollar, insanları birbirlerine kışkırtmak için neler var neler. Nasıl kurtulacağız? Allah'ımız Kitabı Kerim'in de Sabri. Fasık size bir haberle geldiği zaman. Araştırtınız. Sonra iki taraf dinlenmeden, verilen hüküm yanlış. Diyor, bana diyor sesten dinletti diyor, almış cihaza diyor, sesten dinletiyor. Ya bunun bir mahkeme diyeceğim size, seksendeki bir mahk mahkeme.
O mahkemede kıymetli bir insan şunu anlatıyor, bak diyor kelimeleri, sözleri yan yana getirmek suretiyle olmayan ifadeleri kullanabiliyorlar diye gösteriyor hakime. Bu daha açık be beyan, belli bu. Ya olmaz bu kadar insan. Şerhi esasa dikkat ederiz. Bakıyorum böyle biliyorum diyen insanlarımızda bile olmaması lazım. Hepsine saygı duyuyorum. İmanlarına sevgi duyuyorum ama müminler bir araya gelsin olmaz böyle. Ya şu Doğu Akdeniz hadisesi bizi bir araya getirmezden ne olur? Düşünüyorum, senin hiçbir alakan yok. Bir kısım ülkede destek veriyor. Arayı bozmak için her türlü çalışmalar yapılıyor. Niye müminler birbirlerinden kopsun? Yani biz bir ve beraber olursa bak Çanakkale'yi düşünelim. Diğer muharebeleri düşünelim. Sayımız o kadar fazla değil ama birlik ve beraberlik kurunca ne oldu? Başardık Allah'ın izniyle. Çünkü Cenabı Hak'ın yardımı nedir? Hesable.
Allah'ın dinine yardım ederseniz, ibadetinizle, taatinizle, fikrinizle Allah'ta size yardım eder. Yani şu hadiseler bile bakıyorum, imamlar da anlatıyor. Diyorum ya, cemaatimiz on iken dışa düştü. Kimisi kalmadı yani bundan acaba bir fırsat mı? Doğru, ne oluyor? Mesafeli bir şekilde durursun nasıl olacaksa. Eğer ona da müsaade yoksa evlerimizde imam olalım, aile fertlerine namaz kıldıralım. Yok katiyen kendimizi biz tembelliğe atamayız. Darul Erkam'ı düşünelim. Kabe'yi Muazzıma'ya getirilmeyince Darul Erkam'da. Yani anlatırım üstadlarımızdan ama burada şöyle bir madde halinde söyleyeceğim, artık izah edemem. Maske deyince, Ayet-i celleler çok, hangisini ifade etsek acaba? Süpürt kelimesini almışım, Ayet celliler var, Hadis-i Şerifler var ama şu çok hoşumuza geldi, sumtu'l-ava, ağzımızı bağlıyoruz ya, avamın ağzını bağlaması.
Bu şey olarak düşünelim, manevi olarak kötülükten ağzımızı bağlamamız. Dilini korumaktır ve suntu'l arifi ariflerin ağzına maske vurması manen nedir? Gönüllerini korumak ve muhafaza etmektir ve suntu'l muhibbbin Allah'ımıza aşık kulların nedir? Min havatiri esrarı, iç alemlerini yersiz düşüncelerden kurtarıyorlar. Muhyiddin Arabi Hazretlerinin kendisini hesaba çekmesi bu. Maske dedik, bir de mesafe diyelim. Ondan da çok az bir, şimdi diyelim, hesapla. Anilla ve muriyuzu. Onlar boş söz ve boş dişlerden uzak dururlar. Yaklaşmazlar bile. Dolu Ayet-i Kerime'ler var. Burada Şeyh Sadi Hazretlerinin bir sözünü ifade edeyim. Hallerdeki sirayeti anlatıyor, eğer mesafe vurmazsak gafillerle aramızda, Ashab-ı Kehf'in köpeği şerefli kılındı diyor. Zalimlerle değil de salihlerle olduğu için o Ashab-ı Kehf yedi hayırlı kimseyle ve namı da Kuran-ı Kerim'de geçmiştir.
Zalimlerle olan Hazreti Nuh ve Lut Aleyhisselam'ın kadınları da ne olduğu? Fasıklarla gönül birliği kurduğu için cehennemin ortasına düşmüştür. Mesafe bu. Temizlik bunun çok uzun olduğunu size hayrettim. Temizlik deyince Müddessir suresindeki tesame ve fiebeke fe tağtahir ayet cilvesi ve Cenabı Hak temizlemenleri sever. Tevbe Suresi'nde geçer. Geçer. Temizlikte mübalağa, Hem iç temizliği hem dış temizliği. İnşallah yavrularımızın da temizliğine dikkat edelim. Maddi ve manevi olan temizliğine aman ha böyle kötü yayınlardan neden muhafaza edelim, koruyalım. Arkadaşlarını güzel kimselere de seçelim. Çünkü bazı kardeşlerimiz diyor çocuğumu diyor ben yetiştiriyorum. Böyle sokağa çıktığı zaman hiç söylemediği fena sözleri çünkü arkadaşlarından etkileniyor. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaim eylesin. Allah'ımıza dönüşümüzü kuvvetleştirelim.
İbadetimizi ve taatimizi elimizden geldiği kadar Allah'ın kullarına da ihsanda bulunalım. Çünkü Ayet-i Celilede de cuma günü okunacak müddetçe ki. Adalet ve ihsan ile iyilikle emrediyor. Ta Afrika ülkelerinde gözleri görmeyen kimselerin gözlerinin açılması için yapılan ameliyatlarda bizim verilen derneğimiz harekete geçti. Hak razı olsun. Çok tebrik ediyorum. Çok fazla da bir ücret tutmuyor ama ahirette kurtuluşumuza inşallah vesile olur. Orada kardeşlerimizin katarak ameliyatları, ameliyatları yapılacak ve orada okul durumları var. Kuran-ı Kerim işte gördük geçen bir tahtaya yazıyorlar. Ondan sonra ikinci gün orayı silip böyle Kuran-ı Kerimlerle nelerle derneğimiz elhamdülillah elinden gelen yardımları yapıyor. Siz bunu görüyorsunuz. Zaten o yardım aldıktan sonra o kuyuları öyle şimdi göz ameliyatları size olduğu gibi gösterecekler.
O zaman Allah'ımız muvaffaklasın velhamdülillahi rabbil alemin, Aleyhissalatü Vesselam efendimizin ruh tayyibelerine, ehli ashabına, peygamberan-ı zan ve tiran-i zanın ve bütün geçmişlerimizin ruhları için Fatiha.
Kaynak: Genel
Manevi Sağlık ve Ruhsal Arınma Yolları | Mihmandar