Biiznillah isyandan kurtardığımız bir genç bizim için en büyük kazançtır. Kıymetli dostlarımız manevi yolculuğumuza mürşid-i kamilin vasıflarından sohbet ve nasihatle devam ediyoruz. Nasihat gece gündüz bıkmadan usanmadan kavmini davet eden Nuh aleyhisselamın onlar mümin olmayacaklar diye canından olacak derecede sa'y ü gayret gösteren efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ve varisi enbiya olan mürşid-i kamillerin hayatlarını bu yolda feda ettiren en önemli konudur. Nasihat edecek insanın şu üç vasfı haiz olması gerekir. Seyr ü süluk, yani içini dışını nuru ilahi ile tezyin etmek, güzel ahlak ve halinden başkalarını istifade ettirmek. Sami Ramazanoğlu ziyaretimizde eğer sohbette huzur oluyorsa evladımız kardeşlerimizin dersleriyle meşgul olsun Hasan Efendi, buyurdular.
Yillarca vaizlik yapan bir Hoca Efendi'ye üstadımız, ilminiz Allah tarafından lütfedilen ilim olmazsa dışarıdan doldurulan kuyunun suyunun bıkkınlık verdiği gibi insanlara usanç verir. Eğer gönülden kaynarsa, tabanından kaynayan suyun lezzeti gibi insanlar neşeye duyar tavsiyesinde bulunurlar. Kendilerine cemaatten biri, Efendim, saatlerimizin yelkovanını siz mi çeviriyorsunuz da vakit bir anda tamam oluyor, der. Cemaatten bir diğeri de ağlaya ağlaya kafamda su kalmadı esprisinde bulunur. Niğde'nin Bor ilçesinde damadı alileri Hafız Ahmet Dinç'in imamlık yaptığı Paşa Camii'nde yatsı namazından önce vazederler. Sohbetin hazzından dolayı kendinden geçen cemaat ezan okumak için minareye doğru giden müezzini defalarca tutarak mani olurlar. Merkezi sisteme bağlı olan camilerin cemaati de bizi mest eden bu kıymetli zatı ali kimdir diyerek koşup gelirler.
Kuyuların acı olan suyu mübarek tükürükleriyle bal olur da ağızlarına fahri Kainat sallallahu aleyhi ve sellemin fem-i saadetlerinden ikramda bulunduğu üstazımızın sohbeti bal olup gönüllere şifa olmaz mı? Hakk'ın izniyle. Adana'nın Kozan ilçesinde Hasan Basri Bey hiç tükenmeyen bu ilmin kaynağı nereden diye sorunca üstadımız, fişimizi Habibullah sallallahu aleyhi ve sellemin prisine takıyoruz. Menda O sallallahu aleyhi ve sellem buyururlar. Hiç şüphesiz bu sır ilmine hayran olan ulema-yı kirama Emir Buhari Babam bir kimsenin medresesi arşı azam, hocası da fahri alem sallallahu aleyhi ve sellem olursa ona kim güç yetirebilir, cevabında yatar. Pisliğe bulaşan bir kaşık ne kadar yıkansa da onunla yemek yemeği insanın içi kaldırmaz. Yemeği temiz kaşıkla yemek ister. İnsanlarımız ahlaken mazbut, arınmış gönül erbabının, tecelli-i ilahiye mazhar velinin sohbetini arıyor.
Şeyh Mustafa Hulusi Aziz'in ziyaretine gelenleri çekemeyenlere bir zatın verdiği cevap şu olur. Biz arı gibiyiz. Bal olan çiçeklere konarız. Kıymetli dostlarımız, nasihatçi hizmetini Allah rızası için yapar. Üstadımıza vaazlarına mukabil maddi yardımda bulunmak istediklerinde biiznillah isyandan kurtardığımız bir genç bizim için en büyük kazançtır der. Kendilerini dünyaya bağlayan sebebinde Allah'ın kullarına hizmet olduğunu belirtirlerdi. Bütün enbiyayı ezam, Ben tebliğime karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbinden başkasına ait değildir, buyurmuşlardır. Cenabı Allah seninle bir şahsa hidayet ederse senin için Ondan hasıl olacak sevap o kadar büyüktür ki üzerine güneş doğan eşyanın hepsinden hayırlıdır. Kutsi hadiste ise kulumun bana en ziyade makbul taati yalnız rızayı ilahi için insanlara nasihat eylemesidir buyurur efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Sohbet iki kısma ayrılır sevgili dostlarımız. Birincisi sohbet-i cismaniye. Mürşid-i kamil bedenle olan sohbetle, ilmi marifetle Allah'ın isim, sıfat ve fiillerini tanıdıktan sonra Allah tarafından lütfedilen ilimle tabilerini Hakk'a ulaştırır. Bişr-i Hafi, Katdesallahu Sirahü'l-Aziz'in huzuruna gelip, bana Allah'tan haber ver diyen Ahmet bin Hanbel Rahmetullahi Aleyh'e bu kadar ilminle bu yalın ayak gezen dervişin kapısında ne arıyorsun diye sorarlar. O da ben ilmi ondan iyi bilirim amma o da Allah'ı benden daha iyi bilir şeklinde cevap verir. İkincisi, sohbeti ruhaniye. Bu taifede sayıları az da olsa ruhaniyetten istifade edenler mevcuttur. İbrahim I Metbuli ve Tahel Hariri efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sizin mürşidiniz benim buyurmuşlardır. Aslında hepimiz ruhaniyetten faydalanarak görmediğimiz halde istifade eden üveysiyiz.
Çünkü mürşidimiz müşkatı nübüvvetten, peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin nurundan, o da Hak'tan feyz alır. Ne kadar murakabeden kalbini Arş-ı Azam'a açıp feyz alsa bile mürşidine edep ve erkanda kusur etmez dermiş. Çünkü onu Hakk'a vasıl kılmaya vesile olan O'dur. Ona vesile arayın, ayet-i celilesi bu hakikati bildirir. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dahi Cenabı Hak sen de onların yoluna uy ayetiyle İbrahim Aleyhisselam'ın kıssasında geçen hakikatleri anlatarak Allah'tan başkasından korkmamayı, hiçbir kimseden bir şey beklememeyi tavsiye buyurur. İktidayı bir başkasını örnek almayı öğütler. Sen öğüt ver çünkü öğüt müminlere fayda verir. Din nasihattir buyurdu efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Ashap kimler için dediler?
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Allah ona canı gönülden teslimiyet, Resulü sünneti seniyyelerine uyup ahlakıyla ahlaklanmak, müminlerin idarecileri ve diğer Müslümanlar için onlara hakkı tavsiye etmek için buyurdu. Şüphesiz Allah'ın kulları içinde en ziyade sevdiği kimse insanlara nasihat edenlerdir.