Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Lokman Suresi'nde yirminci ayet, hijeli ile maddi ve manevi nimetleri anlatır. Zahiri olarak elle tutulur, gözle görülür, nimetler şu şekilde beyan buyrulur, insanın işitmesi, duyması elbette olmadığı zaman manasının, kıymetinin ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Essem, işitmek mesela sağır olsa Allah muhafaza buyursun ne Kur'an Azimüşşan'ı dinleyebilir, ne Hadis-i Şerifleri, ne hikmetli kelamları hiçbir söz duyamaz hale gelir. İşitmek büyük bir nimettir. Hem eşyanın zikrini duymak hem de hayırlı misallerin ölü toprağı yağmurla hayat bulduğu gibi, ölü gönüllerimizin, Ehlullah'ın, Allah'ın dostlarının hikmetli kelamlarıyla girildiği bu mübarek sözleri duymamak elbette büyük bir sıkıntıdır. İşitmek, görmek, Şu dilimizin konuşması, birbirimize merakımızı anlatmak. Ve diğer elleriniz, ayaklarımız.
Velbatınu manevi nimetlerden El-Gal imanın Allah korkusunun Celle Celalühu, haşetin Allah'ın Azamet-i İlahiyesinden titremenin, mekanı olan Kalbin bulunması, ve akıl, akıl gibi bir nimet Allah'ı tanımak, Celle Celaluhu, Habibini tanımak, Velhasıl yüce kudretine delalet ile işaretleri anlayabilme nimeti, bu manevi elle tutulur, gözle görülür nimetler değil hissedilendir. Bir anlama göre, anlayış, kavrayabilmek, konuşulanı, hissebilmek, ne denildiğini çok iyi bilmek, zahiri nimetler, artık bedeni diyebileceğimiz maddi nimetler, vücudumuzun afiyette olması. Elbette rahatsızlık anında sıhhatin önemi bilinecektir. Yeyip içmede zorluk çeken bir kimse, Eğer, yemeye ve içmeye kudret bulursa sıhhatine erişmesinden dolayı, bunun sevincini görüşmek mümkün değildir. Sıhhatimiz ve hayatımızı neşeyle, huzurla geçirmek. Batıni nimetler, ne kadar ünelenmiş. İman, ebedi, cennete götüren nimet.
Kesin bir inanç. Öğrenmek, bilmek, farz, vacip, sünnet, müstehab, vesair. Allah'ımızın varlığını ispat ile malumat. Allahü Zülcelal'in isimlerini, sıfatlarını bilmek. Yine nimetler olarak sayılan, Zahiri nimetlerden, istikamet, istikametü'l ve vahiri fi amel I şerahi. Burada biz namaz kıldık, namazımızı bedenen yaptık. Bu zahiri nimetler arz ettiğimiz gibi, arz ettiğimiz gibi şu bedenimizle yaptığımız. Kıyamda durduk, rukua vardık, secdeye hindik. Mesela oruç tutacağız. Bunlar büyük bir nimettir. Cenabı Hak lütfederse yemekten, içmekten, cinsi münasebetten uzaklaşarak bu vazifeyi yapmak elbette ki bedenidir. Bunun yanında nimetler anlatılırken, insanın yaratılışı ve güzel ahlakı. Bunun yanında nimetler olarak bedeni olan zahiri elle tutulur, gözle görülür nimetlerden birisi ve Mallar, mülkler, yiyecekler, içecekler, servet, insanın ihtiyacını karşılayacağı kıymete değerler.
Velbatine, manevi nimetler, halleri ve hallerinin düzgünlüğü, zahiri nimetler olarak, batıni, namusunu korumak, iffetli, şerefli, haysiyetli kimseler olacak. Misaller, bunların her birisi bir saatlik görüşmedir. Esinet derseniz namusunu korumak, Yusuf Peygamberimizin gençlik ve güzelliğine rağmen dünya üzeri Zeliha'ya karşı namusunu muhafaza etmesi, Musa aleyhisselamın ne diyen ülkesine vardığında, iki tane genç kızın, Şuayip aleyhisselamın yanında bulunduğunda babalarına doğru giderken, kız çocuklarından birisinin eteği az bir açılınca, ben dünden gideyim, siz arkadan bana sağa sola demet suretiyle yolu tarif edin demesi gibi büyük bir nimet. Zahiri nimetler, tevfikut taat, ibadet ve taat yapmaya muvaffak olma. Yatsı namazına geldik ama şer'i bir özür olmadan, dini bir özür olmadan, giremeyenlerimiz de mevcuttur.
Vebatına manevi nimetlerden birisi, İbadet ve taatlerin dergah-ı ilahide makbul olması, yüzlerimize çarpılmamasıdır. Zahiri nimetler, sohbetü larifi, ariflerle, aşıklar, sadıklar, Mevla-yı Zülcelal'i bilenlerle oturup kalkmak, Batıni nimet, onlara karşı saygı ve sevgi içerisinde olmaktır. Zahiri nimetler, ezühtü Fiktunye, dünyaya meyletmemek, batıni nimetler, dünya ve ahiret hususunda. Ancak şeriatın dinimizin ölçüleri içerisinde istifade etmek, zahiri nimetler ez-Zühd dünyaya meyletmemek kalbe, batıni nimetler el-Fecht, manevi bir coşkunluk ve hakikatlere girmek, onu bulmak. Zahiri nimetler Tevfikü'l Mücehhe'de. Bir kere, nefsimize karşı ona fırsat vermemek için gözümüzü korumamızda, dilimizi gıybetten muhafazada, ayağımızı kovuculuk gibi kötü bir sıfat için gezip dolaşmaktan muhafaza etme nimetidir. Batıni nimetler, artık müşahede bizzat hakikati görmektir.
Zahiri nimetler, ve gaybü'l nefs, nefsin görevleridir. Allah'ımızın üzerinize yüklemiş olduğu vazifelerdir bir anlamda. Batıni nimetler letaifü'l kalp, kalp gibi bir nimet. Zahiri nimetler, işgal ve bir nefsgahil kalp. İnsanlardan nefsimizi muhafaza edip, onların kötülüğüne ortak olmamak, onları da kurtarmak için bu kötülükten gayret göstermektir. Vakuni nimetler, Bir kere vazifesini bilerek, kendisini tanıyarak, Rabbi Zülcelal'imize karşı görevlerini icra etmektir. Zahiri nimetler, talebe onu istemektir. Batıni nimet, onu bulmaktır. Zahiri nimet, ona kavuşmaktır. Batıni nimet, onunla bir okumak. Bu sayılanlar ilkokul görevi değildir. Ortaokulda okuyanın da yerine göre vazifesi değildir bir kısmı. Üniversitede okuyan bir öğrencinin de dersi değildir, bir kısımları.
Yüksek öğrenim yapan, yüksek lisans yapan, asistan olan yardımcı doçent, doçent, belki doçentle profesör ve sahasında uzman olanların göresidir. En son kısmını söyleyeyim. Bizden istenen de budur. Bunu yerine getirdiğimiz zaman, bu evsafı, bu güzelliği elde ettiğimizde Allah'ımızın huzurunda da o şekilde olacağız. Zahiri nimet, en tasile ileyh. Allahü zücc celal'e kavuşmaktır. Yürürken de O'na kavuşmaktır. Gülerken de O'na kavuşmaktır. Aile hayatında da ona kavuşmak, ticari hayatında da her vazifesinde de emri ilahiyeye uymak. Bunu ifade ile ancak trilyonda birini söyleyebiliyoruz. Çünkü buna kavuşmak sadece dil ile ifade edilemez. Kalbin yaşadığı, gönlün yaşadığı, ruhun duyduğu manevi lezzettir. Onu bulmak. Şöyle belki daha güzel izah edilebilecektir. Bir dünya kadınına gelişmenin bir genç için ne kadar mühim olduğunu, ne kadar zevkli olduğunu düşünün.
Bir de o kadına güzelliği bahşeden, Cenabı Hakk'ı veren eşsiz yüce kudret sahibi Mevla'yı bulmak bununla ölçülemez ve mümkün değildir. Batıni nimet ise onunla olmaktır. Onun varlığı ile var olmaktır. İnşallah elde etmeye çalışırız. O zaman diyeceğiz ki bizim hiçbir Allah'ımızın men gittiği işlerle uğraşacak bir durumumuz yok. Kendi vebalimizi, görevlerimizi sırtımıza alıp, onları yerine getirmek için gece gündüz gayret göstereceğiz. Açtığımız daha bir nokta yoktur. Eğer aşabiliyorsak, birincisi Rabbimizden korkunun hayatımızın her alanını içerisine almasıdır. Yürürken de korkmak toprak bizi içine alacak diye ve bu semanın bizi gölgelediğini düşünerek Allah'ımızın nimetidir diyebilmek, içtiğimiz suda da Cenabı Hakk'ın bir nimeti olduğunu anlayıp, onu yerli yerince kullanabilmek ve saymakla bitmez görevlerimiz var. Birincisi ilahi korkunun çoğalması.
İkincisi ibadet ve saatte aşkımızın, muhabbetimizin fazlalaşmasıdır. Velhamdülillahi Rabbil alemin el-Hadra. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi serin sohbetini dinlediniz.