Alemdarın kaleminden yansımalar. Manevi yolda olanların erişecekleri nimetler. Lokman suresinde Mevlamız, görmediniz mi, Allahü Zülcelal göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin emrinize vermiş, açık ve gizli olarak nimetlerini üzerinize yağdırmaktadır buyurmaktadır. Allah'ın vermiş olduğu maddi ve manevi nimetler saymakla bitmez. Dünyadaki cennet müminlerle bir araya gelmektir. Manevi nimetlerin en önemlisi kardeşlerimizle bir araya gelip oturmamızdır. Bu manevi nimetin önemi kardeşlerimizle bir araya gelme ve onlarla halleşmenin cennetlerden daha üstün oluşundan kaynaklanmaktadır. Hesap vermek üzere Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimse için Allah'a yakın kılınmış kullar olan Sabikun için Adn ve Naim olarak iki cennet vardır ayetinin izahını Es'ad-ı Erbili Hazretleri şöyle yapıyor. Buradaki cennet Allah'ı anarken müminlerle bir araya gelindiğinde duyulan hazdır.
Ne büyük bir zevk, ne büyük bir neşe içerisindeyiz elhamdülillah. Bu dünyada Kevser içiliyor. Esad-ı Erbili Hazretleri Kadde Sallallahü's-Sirruhu, bu dünyada cennet nimetleri, birisi Sıddık-ı Azam Efendimiz radiyallahu anh'dan, diğeri de Ali'den gelen bu mübarek yolun saliklerinin elde ettiği lezzettir buyurmaktadır. Gece kalkıp da seccadenin üzerindeyken köpeklerin bile sesinin kesildiği bir anda her şey durulmuş, Mevla'yla tam karşı karşıya gelinmiştir artık. Seccadesinin üzerinde Allah'ın muhabbetine öyle erişmiş ki, o an tadılan zevk cennetlerin üzerinde bir cennet zevkidir. İşte o an kevser içiliyor orada. O kalplere ve gönüllere verilen kevserdir. Öyle bir zevk ki o anı yaşayan kimse ona doyamaz, lezzetine tahammül edemez. Büyük bir aşk içerisinde olur kişi. İşte bu cennet değil de nedir? Meleklerin kuşattığı cemaat. Allah'ın rahmeti Zikrullah meclisinde bulunanları kaplar.
Halıkımız o meclise rahmet ve mağfiretini yağdırır. Mecliste bulunanları ister Said olsun isterse Şaki olsun bağışlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Allah'ı zikretmek üzere bir araya gelen topluluğu melaike-i kiram kuşatır buyurmuşlardır. Etrafımızı kuşatan melekleri göremememiz kalp gözlerimizin kapalı olmasından kaynaklanmaktadır. Hac Suresi kırk altıncı ayet-i celilede gerçek şudur ki gözler körelmez ancak sinelerdeki kalpler körelir, buyruluyor. Kalp gözleriniz kör oldu da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi göremediniz? Ehli Beyt'e hakaret etmek isteyen bir Emevi şakisi gelip İbni Abbas'a, ya Abbas ne oluyor ki bu beni Haşim'den olanlar son anlarında hep kör oluyorlar diye münasebetsiz bir soru sordu. İbni Abbas, bana bak ey Emevi Şakisi, size de ne oluyor ki sizin de iç gözleriniz kör oldu da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i göremediniz?
İç gözleriniz kör oldu da dini, imanı, İslam'ı, Kuran'ı göremediniz dedi. Allahutaala bizim gözlerimizi açmış olmasaydı görmediğimiz halde Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e iman edemezdik. Bilakis görseydik imanımız belki de daha güçlü ve daha kuvvetli olacaktı. Gaybe iman, görünmeyenlerin gönül gözüyle görülmesi müşahede edilmesidir. Görülmeyenlerin gönül gözüyle müşahede edilmesi sonucunda iman tahkike erer, güç ve kuvvet bulur. Bizzat gönül gözüyle görmek suretiyle iman ilmel yakinden iken aynel yakine ve daha sonra hakkal yakine ulaşır. İmam-ı Azam hazretlerinin iki sene olmasaydı imam helakteydi sözünü yanlış değerlendirmemek gerekir. Ömrü boyunca nasıl olur da İmam-ı Azam helakte olabilir? İmam-ı Azam ilmelyakin bilgi sahibiydim, aynelyakin ve hakkel yakine ermem, Allah dostlarıyla münasebetimle oldu buyurur. Bu kavramları izah için örnek vereyim.
Diyelim ki kırsal bir alana çıktık, ta gerilerden bakıyorsunuz, bir ateş var. Burada bir çoban zannederim ateş yakmış diyorsunuz. Ateş görünüyor, biz de bunu görüyoruz. İlmel yakin görüyoruz, yani ilmen şahit oluyoruz ona. Sonra yaklaşıyoruz, o ateşin dumanı gözümüze kulağımıza giriyor. Acı acı dumanlar geliyor. Bu da aynel yakin bir bilmedir. Bizzat başında bulunuyor ve yakıcılığı bize etki ediyorsa bu da hakkel yakindir. Hakkel yakine ermiş olanların imanları güçlü olmaz mı? Kuvvetli olmaz mı? Bizzat görmekte, müşahede etmektedir. Öyle bir imanı elde etmemiz lazım. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.