Tecelli ettiği zaman, diyor. Nitekim Hace Bahaüddin Nakşibend Kuddse sirruh Hazretleri şöyle buyurmuş. Allah'u Zülcelal'e nazardan dolayı mahlukatı görmez diyor. Buraya bir şey geldi Mevlütanlardı. Orada bir tanesinin sesi çok kuvvetli laf var. Şunu affetmek istemez. Orada bir ifadesi oldu efendimizin. Allah'ım ne güzel bir ses lütfetmişimdir. Böyle söyledi. Bak hiç sesi ne kadar güzelmiş ne demiyor biz öğretiriz ama o Allah'ımız ne güzel bir ses lütfetmişti. İşte Mevlayı gördüğü bir şey söylüyor celle ahengi sırrı böyle gençlere irtifatı vardı. Böyle bir genç gördü Allah'ım bizi ne güzel gözüne karşı kılmıştır. Genç görünmüyor, yani bunun gözü şöyle karşı şöyle filan yok. Allah'ım ne güzel yaratmıştır onu görüyor. Çünkü ondan geliyor her şey. Güney-i Bağdane Kudsesurta menkuldur ki, murafede hilre gibi olmalı. Onu şöyle anlatacak.
Böyle bir yolda giderken Güneydi Bad Ali Hazretleri, Kaddesullahiu Sırra, o gidişte bir kedi görmüş. Kedi de bir deliğe gözünü dikmiş, ayaklarını da almış, şükür bile hareket etmiyor. Buradan avunu bekliyor. O anda kalbine tecelli olmuş. Ya Cüneyt, sen benim teyzeme tecellimi varidat ilahiyeyi beklemede bir kedi kadar olmadı. O zaman diyor, murakabe açıldı bende. Açılmış da daha da açılıyor, daha da diyor bitmez onu. Onu soruyorum. Muratebe ile meşgul olmak arrı eden kimse, tahlil ve hali mahalle taharet kamil üzerine oturup, gemi mevcudattı ağaçtan felç ederek, madup felç ederek.
Yani yerden ta aşağı kadar her şeyi yok biliyor ve hatırını da cem-i huydattan, yani şuydu buydu hep bunlardan tecrit ederek, Haccelle ve hazretlerinin ahadiyetini tefekkür eden, menuksal sıfatlardan münezzeh bilen, havatın hücum ederse böyle yersiz düşünceler olmaz da olursa niye ispat zikirleriyle meşgul olur? Bu meal nasip yapılır. Hatırı defa çalışan, daima huzurma Allah'ı bulmaya, gayret giden ve ehli gafletten uzreti giden. Çünkü hastalık milahane getirir ve lisanından istiğfarı da eksik etmiyor buyuruluyor. Bu Şeri Risalesini almış bu, Risale-i Nur Külliyatı Müellifi. El Murakabe, Devamlı kastettiği ne olur? İlahi diyor zaten. Benim maksadım sensin rızanı istiyorum. Lügat olarak Maksul, Gayesi Mevla onu gözetler diyor. Kalbiyle devamlı gözetler diyor. Kalbiyle devamlı gözetler Rabbi Zülcelalem'in diyor.
Şunu diyor, Böyle kainata baktığında, Ürdün her eşyada, gerekli de zaten sıradadır buradadır. En hususta öyle bir beynini topluyor ki aklını topluyor, böyle aklını sahih etmiyor. Yani aklını nefsinin esaretinde bırakmıyor. Aklı artık nefse hükmedecek hale geliyor. Bu, çok önemli. Allah korusun, nefis hakim olursa aklı esir eder o. 0 aklı nefsini esir etmiş, kendisini topluyor. Her halinde Allah'ımızı görerek, onun sıfatlarını görerek, müşahede ederek onun vereceği mükafatı ve veayeti azabını ve hükümlerini bunları özetler diyor. Böyle bir şuur içerisinde, aklını toplamış. Bu murakabe yapmakta, onun elde ettiği güzel bir edep. Hesabın şiddetinden kurtulmak. Çünkü burada devamlı Rabbim beni özet mühür deyince yanlış yapmıyor tabii. O zaman hesabına kolay geçiyor. Ve Taalli Han burada da Evliyaullah'ı diyor. Nedir? Zebi'l Elbab nemli. Akilla gidiyorsunuz o mahalle.
Bu ölü elbab dindiği zaman eşyanın sırrına beyin çalışan kimse. Bu, bunu Fahreddin orada Ülülelbab tahvilinde baktığımız zaman çok güzel, imzaı çok şükür. O ilahi duyurularını çalıştıran biri oluyor. Göz ama bu gözün yanında bir de ilahi öz var. Öyle bir cümle kullanmış ki beş satır diyor teyze. Beş, altı satırlık cümle var burada. Tek tek gideyim burada inşallah. Şimdi Allah'ımızın kendisini görünme bilgisi diyorum. Bilgisi bunu devam ettirecek. Sadece seccade üzerinde yaptığı rabıta, Muradebe, evrati, eski halde kalmayacak, her an mesela ticaretinde de bunun içerisinde olacak. Evinde, barında vesaire hizmetlerinde evet bu diyor her hayrın başıdır. Evet bunu diyor elde etmek için bir kere evvela bu markebeden önce muhasebeyi söylüyor. Sunuyor. Kendisini hesaba çeker. Böyle davranışları, hareketleri. Geçmiş diyor. Geçmiş ünlemin Risale-i Nur'da halini düzeltir. Tamam.
Allah ile kendi arasındaki hukuka riayet eder, devamlı kalbini gözetir, Her nefesini Bütün hallerinde Allah'ımızı gözetliyor. Gözetliyor. Alıp verdiği bütün nefeslerle tüm nefes çok diyor. Sa'd-ı Şirazi Hazretleri buyuruyor. Eğer diyor Allah'ımızın gördüğünü, bildiğini, bunu düşünmeyecek olursa başında diyor böyle bir güzel duygularla yürümezse bu diyor Allah'ın bize yakınlığı nasıl elde edecek ki diyor. Bütün düşüncelerinde Cenabı Hak'ı gözetlerse, bu gözetlerse demesi Allah'ın beni ölüyor, biliyor derse Allah'ımız Onun azalarında muhafaza eder, korur. Teala. Zümnun-i Mısrace'da buyuruyor ki bunun diyor murakebenin alameti Allah'ımızın seçtiğine yani değer verdiğine değer verir, Allah'ımızın yücelttiklerini yüceltip, Allah'ımızın değer vermediğine değer vermez.
Kim bu murakemeyi gerçekleştirirse, yani her an Rabbimizin müşahede ettiği düşüncesi içerisinde olursa, Allah'ımızın dışında, Allah'ımızın dışında, artık o nasılsa sevmesiyle olabilir, Allah'ımızın masmavi açtı. Allah'ımızın dışında duymuş olduğu haz ve zevklerden dolayı da çok ender şeyler. Der ki ben neden daha ulvi olan varken süfli arzuların peşine gitmişim demeye başlar önce Muradbi neticesinde. Bunun Rabbimiz Adarı suresinde de buyuruyor Musa Aleyhisselam'ın kavmini böyle kudret helvası, ıldırcın eti yiyorlar. Diyorlar ki ya Musa biz bundan usandık. Bize soğan, sarımsak, ondan sonra mercimek, nohut, asude bunu istiyoruz yerin bitirdiklerini. O zaman Allah'ımız buyuruyor ki onlar yüksek olanı, dingin olanı değiştiler. Bunun ters yerine bakıp göreceksiniz orada. Mesela ahireti dünyaya tercih ediyor. Dünyayı ahirete tercih ediyor.
Hep değer dilmediklerini, Cenabı Hakk'ın değerli görüyor. Onlardan dolayı diyor korkar, tahvil, tevhiler Allah'ımızın lütfuna, İsa'na güven, taat ve ibadete insan-ı meyil ettirir. İlahi korku da sizi isyandan uzaklaştırır ve murakebe de sizi Allah'ımızın yollarına meylettirir diyor. O ilahi alemlere şimdi çok uzun geliyor şeyde geçer. Zariyat suresinde kok yok diye gece, yine bunun tefsirinde var. Allah'ın zatına yorumlar açıyor. Bir Hadis-i Kudsi de var. Bu hallere geldiği zaman Cenabı Hak, o kamil müminin kalbinden bir pencere açılıyor. Zatıyla alaka oluyor. El Murtaiş, El Muraka ve Makulli lahvetin ve lafvetin. Her an, her söz, her anda işte öyle ki iç alemini böyle özetliyor kalbindeki duyguları, düşünceleri, evet. Bir defa ayıp alemi ile de muhasebe bu münasebet. Saniyede gayb alemin görünmeyen vardır. Bizim bilmediğimiz alem. Onları mülahaza ile.
Su ile Hanibn-i Hatha Devamlı Rabbimizin kendisini gözetlediğini bilmektir. Böyle eğer diyor hallerinizi gözetlerseniz, gününüzü gözetlerseniz bu muratebe'yi hasıl eder. Yani Rabbim beni görüyor dersiniz. Rabbimiz her an bizi özetliyor. Bu hasıluru, bel Muradebe muratebe sayesinde de Turi sır, Hulusi sır ve la laiyeti lillahi teala, iç ve dışının Allah'ımıza samimi bir halde gelme, öyle diyebiliriz bunu. İç ve dışında ihlas, hadis, bir hal zuhur eder. Gale Ebu Hafs bu o kadar önemli ki yaşayamadığımız için bilemiyoruz biz. Mesela üstadlarımızdan var. Burada geçen, müşriği kamillerimizin şu oyun kemiği diyor çıkmış vaziyetteydi. Öyle murakabeler dururlardı ki o zevk almasa bulunmaz zaten. Öğüt ve nasihat için otur. Kalbin için, nefsin için. Ve la yehubranneke iştema ahuhum Ali onların başına toplanmalarından dolayı da kendini gayret etme. Aldanmalarını. Evet.
Allah'u Teala gürakıbu Batini. O dıştan gelen insanlar sizin zahirinize bakarlar. Allahü zülcelal de sizin iç aleminize nazar Vaktini, Allah'ımızın arzusunun dışında geçemiyor. Ondan sonra gözetlemede Rabbımızı gözetliyor, onun dışına çıkmıyor. Evet, hep Rabbamız da olmuş oluyor.