Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Hakiki arifin edeplerindendir. Her şeyi yerli yerince kullanmaktır. Her şeyi yerli yerine oturtmaktır. Allah'ımızın Rabbi Zülcelal olduğunu, Halıkımız olduğunu, Habibi'nin Onun Rasulü olduğunu, bir Peygamberi olduğunu Bizim de Allah ve Resulüne Celle Celalühü itaatle emrolunduğumuzu yerle yerince tespit etmek. Eşyayı da Allah'ımızın yüce kudreti olarak görmek, onların da eşyanın da bizim Rabbimize olan kulluk görevimizi icra etmesi için görevlendiğini bilmek. Çocuklarımızın, Allah'ımızın emirlerinin, hükümlerinin yerine getirilmesi için halk olunduğunu, ailemizin, namusumuzu korumakla görevlendiğini, işimizin, gücümüzü, rızkımızı helalinden temin etmek için gerekli olduğunu bilmektir. Bazı haberlerde geçiyor Biz bunu hadis kutsi olarak biliyoruz.
Zaten öyle demiş Kim benim hükmüme razı olmazsa gaza hüküm manaya gelir. Verdiğim musibetlere de sabretmezsem Benim benim Sema'mın altından çekilsin. Benden gayrı de kendisine bir Rab bulsun. Efendim Ali kitabında şöyle buyurdu. Kim, Zahiri görünen hakikatleri, onun ehillerini tanıyacak olursa Onların hallerinden hiçbirisini inkar etmez. Eğer dur tanıyacak olursa Eğer onları tanıyacak olursa Onların hiçbir hareketini ya da yadırgamaz. Ve onların elleri altında da yetişir. Onların tavsiyeleriyle de muvaffakıyyete girer. Hiçbir şey onu hayırdan da alıkoymaz. Bu ariflerin dışını gördüğü zaman onları inkar gidemiyor hakikatlerini ve teslim olduğu zaman da o manevi makamlarda, derecelerde muvaffakıyiyete giriyor. Onu hiçbir kimse hayırdan da merak edemiyor. Eğer onların iç alemini de tanıyacak olursa Hallerinden hiçbirisini inkara katil olamaz. Her hal üzere yetişmeye gayret gösterir.
Hayırdan da hiçbir zaman mahrum olmaz. Allah'ımızı tanıyan bu kimselere gelince Bunlar artık hem zahir hem de batın olanı hiç şüphesiz gözü seyreder ve hakkı teslim ederler demiş. Burada bir sıralama koymuş. Sıralamanın birisi ariflerin edebindendir. Her şeyi geldi gelince tespit etmek. Mesela ben kulum Kula icabı'den ona köleliktir. Mevlayı Zülcelal vazifesini yapmaktır demektir. İkinci olarak Bu çok önemli bir tabir de bulundu. Artık beşeri olan halden ilahi bir hale döner. Yani insan beşerdir. Onun melekiyet vasfında olması mümkün değil. Nurda yaratılmış varlıklardır. Yalnız ruhani yönü galip gelir. Nefsani yönü mahvolur. Ondan hiç söz bile etmezler. O kalmaz. Ruhani bir manevi gelişme, nur üzerine nur hasıl olmaya başlar. Bir kere bu bizim gibi insanlar söylemiyor. Bu çok yetişmiş. Mübarek kimselerin vasıflarında bize bahsi buyuruyor. Onlar diyor bir kere aklı kamil vardır.
Aklı yönde çok olgun hakkı batıldan ayırabilecek bir kudrete sahip ol. Ömrünü boşa geçirmez demiş. Ve onlar La iva daleh bir maksat da gözetmezler. İşte ben evliya olayım, ben şöyle bir kimse olayım, ben dünyevi nimetlere kavuşuyorum. Böyle bir halde düşünmezler. Peygamberimizden bir hadis-i şerif sallallahu aleyhi ve sellem. Bu akıllı olmanın işareti şudur diyor. Eğer akıllı olacaksanız. Şu geçici olan aldatıcı olan dünyanın muhabbeti kalmaz onda ondan kurtulur bunun geçici olduğunu bilir. Ebedi olan aleme yönelir hep oraları düşünür. Hep yaptığı işte ne olursa olsun. Hep bu alemle münasebetini düşünür. İşte ben ileride şöyle olurum, böyle olurum. Bana işte bir yüksek makamlar ve sahipler maddi olarak verilir düşüncesinin yanında hiç aklından, fikrinden kaybetmediğim Ben ebedi alem için halk olundum. Bir gün oraya varacağım. Oraya layık, taatlerde bulunmam gerekirdir. Unutmaz bunu.