Bir İnsan, Bir Hatıra. Muhterem Üstad Hazretleri, Ramazan-ı Şerif'te teravih namazlarını umumiyetle, cemaatle ve hatimle kılardı. Zaman zaman Anadolu'nun değişik yerlerinden kendisini sevenler de gelir katılırdı. Huzur ve huşu içinde çok feyizli namazlar kılınır, ramazanlar böyle geçirilirdi. O günlerden feyiz, bereket ve muhabbetiyle ilgili bir hatırayı Merhum Doktor Hulusi Baybal abi şöyle nakletmişlerdir. Bir ramazan günü sahurdan sonra Konya'dan birkaç kardeşimizle çıktık İstanbul'a geldik. Teravih namazını Sami Efendi'yi üstadımızla kılmak için Erenköy yapardık. Güllü köşkün alt katında hatimle kılınan namaza iştirak ettik. O akşam Muhterem Üstad Hazretleri rahatsızlıklarından dolayı namaza çıkamamışlardı. Anadolu'nun muhtelif yerlerinden, Konya'dan, Kayseri'den bir hayli kardeşler de gelmişti. Hepsi gönlü buruk bir şekilde, hüzünlü olarak namazlarını tamamlamışlardı.
Namaz bittikten sonra boyunları bükük bir vaziyette mahzun mahzun birbirlerine bakıyorlardı. Acaba uzaktan da olsa muhterem üstazla bir selamlaşma fırsatı doğar mıydı? Hiç olmazsa bir yüzünü görebilseydik diye Ömer Kiraz'la abiye istirhamda bulunuyorlardı. Ömer abi de o kardeşlerin edebine, samimiyetine ve gönüllerinin mahzuniyetine bakarak bir yukarı çıkayım ve durumu arz edeyim diyerek muhterem üstadın huzurlarına varıyor ve efendim namazımızı kıldık elhamdülillah ama kardeşler mahzun kaldılar. Zat-ı alinizin rahatsızlığına ve huzurda birlikte olamamalarına çok üzüldüler. Konya ve Kayseri'den bir hayli de kardeşler gelmiş. Uzaktan da olsa zat-ı alinizi görme fırsatı olamaz mı acaba, diye fakirden istirhamda bulundular. Balkondan veya pencereden bir selam vermek mümkün olur mu acaba, diyerek kardeşlerin gönülden isteklerine arz ediyor.
Muhterem Üstat Kadde Salliü Sırrahü'l-Aziz Hazretleri hiçbir insanın gönlünün mahzun olmasını istemezdi. Hele uzaktan gelmiş bir manevi evladının boynunun bükük kalmasını asla arzu etmezdi. Bu sebepten onların gönüllerini almak üzere şöyle cevap verir. Evladım Ömer, fakir bugüne kadar hiçbir kardeşime tepeden bakmadım. Mademki kardeşler uzak yerlerden gelmişler, hasta olsam da aşağı inmek isterim. Bütün kardeşlerle musafaha etmek isterim. Üzerimizi giyinip aşağıya inelim inşallah. Kardeşlerimizle tek tek görüşelim, buyurur. Muhterem üstaz rahatsızlıklarına rağmen kalkıp üzerlerini giyinip birlikte aşağı kata inerler. Anadolu'dan gelen kardeşlerle göz göze gelerek selamlaşıp musafaha ederler. İşte insana değer vermek titizliği. Hiçbir kardeşe tepeden, üstten bakmama konusunda gösterilen hassasiyet. İşte insan eğitiminde dikkat edilmesi gereken en önemli edep.
Bizler için en çarpıcı, en can alıcı bir örnek. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir insan, bir hatıra.