Hem zahirde ve hem de batında Allah ile olmak. Mesela her yaptığımız işte Allah'ımızın biri gördüğümüz bilerek işi yapmak. Şimdi diyoruz ki, bir Oradaki Etrafen neha. Onlar öyle bir ayarlıyor ki. İşte diyor, bu Ayet-i Kerime'de sabah namazı ile şöyle diyor. Ondan sonra akşam Beyaz çok güzel izahlar yapıyor. Zaten mühim olan da onların izahı bize. Şimdi şunu anlatıyorum arkadaşlara. Bu sohbet ettiren kimselerimiz var. Görüyorum. Yalnız çalışarak sohbete gelmek lazım. Bazen şey veriyoruz. Onurları veriyoruz. Şunu işleyin. Ama cebinden çıkabilir, çalmıyor. Çalışabilir. Ben dedim. Orada diyor. Zaten ona da faydası olmadı. Fakat o vaiz notlarının üyelerini tefsir, hacim, hacim tefsirinden alınıyor. Bu ulemai kiramın en çok değer verildiği tefsirlerden biri gibi mealleri biliyordu. Ondan almış. İki tane kişinin, aldıkları girdiler birer çok güzel nevadinin husus diyor. Tosai.
Düzen kaynakların yapılmış. Yani bir çalışarak gelmiş. Şimdi, kendime vurdum bahane istedim. Bizi kere de pek hazır alamadım. Orada bir kimse, hiç ne memleketin bilir, ne de isim bilir. Sami benimle bir saat konuşmuş. Yanında demiş ki, Mastı tabii. Maçülü sohbet yasak. Bu filmlerden de zaten tekrarı var. O hayırlı olandan söylüyorum. Tekrarı var. Orada şeylerde, kadın sahnelerini değil de hor bölmeyin. Çünkü umuma hitap ettikleri için umulur, onları ancak öyle celbedebiliyorlar. Çünkü yiyen çok farklı. Çok değişik. Siz şimdi. Hep ihvanlar birbirini görüyor. Gördüğünde. Dışarıyı pek bilemiyoruz ki biz. Geçen yere gittiler. Gidiyoruz. Üç beş tane ihvanımız. Yemin ediyorum demişim ki, Yahya'nın CHP başkanı bunlardan çözülüyor. Eğer dedim, Yahya'nın da CHP'nin başkanının evine var etti. Efendim, hoş geldin. Sabah geldi. Telefonlar açar. Yahu bizim önemsemiş, gelmiş, diye oraya buraya.
İnanıyor, mürekkep insanlar var. Allah Allah Allah Allah. Biz, görüldük hayret ettik. Etrafımız Şu sırtı uğulduğunu su oldu. Üstadın bu huzurunda mahcup mu oldu ne yapsın? Necip Fazıl rahmetullahi yapıyor ki. İşte bunlar şey değil. Saygı duyabiliyor. Bunları bir eldiveni bitseniz, bir eldiveni bitse, onlar bizim dervişliğimizden çok üstün halleri var. Yani diyor. Tövbelerler. Onların samimiyeti çok müstesna olur. Biz bunu hisseemiyoruz işte. Git git, bir o içkici mi? O içkici dediğinde öyle bir ruh var ki. Sözü bir ver oradan alıyorum, bir buraya. Sami ben dün çok kıymetli evlatlarının biri genel evine hediyeler götür. Genel evine. Kendilerileriyle düşmelerine uğrayan diyor. İffeti diyor, siz nasıl tarif ediyorsunuz onu. Kendleriyle değil, bunların düşmesi, diyor. Acıyor, ağlıyor. Onlar için diyor, Sami, beni bir buçuk gün mü, ne diyorlar? Gözyaş döktü.
Allah'ım, bunlar kendileri düşmemeye, kurtar ya rabbi. Ya, bilmiyorum muyum insanı? Hürmet etti. İkramda bulundu. İzmir'de Ai Teala okundu. Çünkü. Yaşarttı bu. Şimdi. Yahya da soğumaya başladı. Değil mi? Efendimiz'den ayrılan otuz sene oldu. Şimdi. Bilen yok. Eskiden bir bitmi oluyor, bir cami kirpiğe gittin. Gören kucaklıyor. Gören kucaklıyor. Allah'ın cezası efendim. Şimdi tanıyanı kalmadı. Hepsi yok. İş niye kalkıyor? İş hepimize düşüyor. Biz hepimiz, umulur taşımaya çok gayret edeceğiz. Oradan aldığımız ışığı, parlatmaya gayret edeceğiz. Şu şeyle uğraşıyorsunuz, ondan yetişmiyor. Şu eski, bizim gibi insanlar soğumuş, bilmem ne. Bu niye böyle demeyin bıraktım ya. Burada kendi Allah Teala almış. Kırk yaşından sonra inşaat çok zor. Şimdi yeni gelen bir başka yerlere bakın. Tarla diyelim verim vermiyor. Ben buraya illa. Alfabime ile buğday daha vereyim ben. Buğdaya geçelim.
Yav vermiyor toprakta. Ürün vermiyor. Başka toprağa bak hele. Başka insanlar, başka insanlar, inanınca haberlerine uygun. Gördük kendimize üç gün, beş gün, Hep oturdu oturdu anladık. Allah'ım. Ben de dedim ki. Varacağım dedim Yahya Hanım CHP başkanı, kimisenin. Yeminledim, inan dedim. Onu susat dedim. Allah'ım izni derdindedir. Belki. Allah'ımızı idare ediyor. Bilmem belki CHP'den aldı, Yahya'da var mı CHP'den? Var mı? Bilmem. Ben bir Buketiz bilmem Bir burada bir manevi sıcaklık var. Demek istediğim şu. Şu. Bu. Bunların önemi yok bize. Onlar Allah'ın izni ile efendimizin bir teveccühü var. Hep yollar sorulur. Göreceksiniz. Böyle şu bu isim diyorum da tüp edenler. Mesela bir aziz zulmü değil mi? Bizim eniştemiz sahibi. Yemin olun. Hacasını Efendimize bir anlatsalar dinlesiniz. İnşallah o bir muhabbeti belki şeye vesile olacak, iyiliğimize vesile olacak.
Demek istediğim şu cemiyeti inanın biz görmüşüz, büyüklerimizi görmüşüz. Daha bir şefkatli, daha bir merhametle hareket edersek. Herhalde. Faydalı olur diye düşünüyorum. Buraya akşam anlattılar. Sohbete getirelim demişler. Değil şu gruplar. Demişler ki bir cuma gecesine getirelim. Belki faydalanılır diye. Hiç diyor, alakaları yok diyor. Ne zikirle, ne fikirle. Tarikat ne bilmezler. Hep birbirlerine anlatıyorlarmış. Yahu zikir ne kadar tatlı oldu, ne kadar lezzetli oldu, diyor. İnşallah, anahtarımı açarsa, iyi olacak gibi düşün. Alman yeğeniye onu din dönemisi diye götürdüler. Hiç alakası yok. O kadar iyi oldu. Dediler, ne yapacaksınız dedim buna hürmet ediyorum ama umarım yani. Umarım Yalnız peygamberimiz dedin mi bir tanesi şu düşün, yaşlı bir zat şöyle sakallı. Yaz gününde bile demek ki imkanı yok ki, kanun palto giyiyor. Yaz gününde de. Yok böyle. İkinci bir şey istemiyor.
Bir evine gittim. Sahabeni giyiyor. Girdi. Şu minderini gördüm. Minder değil o. İçinde ne ot var, ne çöp var. Ne gün var, ne evliyaf var. Hiçbir şey yok. Ulu çatut. Minder oturur, minder oturur. Yav minder oturur, minder değil o. Amma hürmete saygısı minder oturur, minder oturur. İvinin etrafını çalışabildiğimiz. Binadan arttırmak. İdede, İdede dikenler. Onlar da neyle? Mustafa abi çok uzaktı. Adam dedi ki, burada sağım üstümden pek afalini çekmiş. Peygamber, benden halifesi. Dedi ki, ben dedi ne olacağım şimdi. Hep dolu gelmişsiniz dedi. Ben şaşlı bir şey. Şimdi konuşacak kimse kalmadı. Bize döndüler, konuş dediler. Allah hatırımı getirdi. Bölürler konuşsun. Veya bir başka konuşunca. Çeyizden, aşktan, bahçelerden bir şey kalmadı. Hepimiz sükut ettik. Bir gün tutsaydık. Bu, Zami efendimizin torunu anlattı. Şey, ne diyor? O civarında diyor, bir şey var. Onu ziyarete getirdik. Gitti.
Taksinin günahların tahareti. Hak-fu hatimedir. Yani günahlardan temizlenme yolu acaba son nefesim nasıl olacak iman nasip olacak mı olmayacak mı düşüncesini lisanın tahareti, şu dilimizin temizliği zikir ve istiğfar oturur musunuz ya elhamdülillah masiyetin tahareti günahların hasretle nedam etti pişmanlığı böldüğümüzde duymaktır ben niye böyle yaptım niye gittim demekmiş bir şey gördüm duacada rozayı muhtarı da etmiş kısmında onlar anlamıyorlar. Türkçe söylüyor. Birbirlerine bakıyorlar. Madem bu, madem bir şey diyorlar, böyle konuşuyor, bu ne konuşuyor? O benim günahım çok diyor ama, şeriatı figan koparıyor. Sonra, o görevler bir üzerine öpüşmeye başladılar, ne diyor diye. Anlamıyorlar tabii. O benim günahım, nasıl olacağım, nasıl yapılır diyor. Ha bunu içtendir demiyor. Demek orayı, kurtuluş kapısı olarak görmüş ki feryadı fiham bu da. Nedamettir diyor.
Günahların, temizliğin nedamet, pişmanlık diyor. Elin tahareti. Vera ve içtihattır. Vera Allah korkusunu taşımak ve gayret göstermek. Günahtan sıyırmak için çaba. Bedenin tahareti terki şehvet ve kesri hevadır. Nefsin arzularını ve şehvet dediği bu arzu ve duygu demektir. Bir cinse karşı da olur başlık arzusu da olur dünyaya karşı ilgi de olur yemeye karşı da olur uyumaya karşı da olur giymeye karşı da olur bunları tercih etmek Bak bunun şu midenin tahareti nedir? Ekl ü helal ve iffettir. Namusumuzu korumak ve helal nimettir. Çünkü batın ve onun ihtiva ettiklerini koruyun, haya edin buyuruyor ya o zaman mide de içine girer ondan sonra namuslar, onu işaret müsaade. Sadrının tahareti, şu gönül aleminin recabek kanaat rahmeti ilahiyeden ümitvar olmak ve az da olsa daha netler olmaktır. Ruhun tahareti haya ve heybettir. Sıfat bunlar. Çok önemli makamlar ve aynı zamanda. Haya ve heybettir.
Bu korkma manasına da gelir. Allah'ımıza tazim, asıl şey gıybet bulun. Allah'ımıza Celle Celalühü tazimdir ve utanma duygusu. Sırrın tahareti hür alemi, iç alemin rü'yet ve müşahededir. Çok ilginç ediyorlar, çok ucuz, ne yapsın artık. O artık o mekana geldiği zaman insan tur I Sina demek, Beleddülemin demek. İlla Beleddülemin Mekke Medine değil. Beleddülemin onların ruhlarının huzur bulduğu andır. O huzur tarif edilmez. Öyle bir hal yaşar ki, bunu ifade edemezsiniz. Şimdi, bir anneye bunu Muhammed abi anlattı bizim, İlyasda. Bunu bu ayrılık tanımış. Anlattı bir tanesine manevi bir şey giydirmiş elbise giydirmiş demişler ki ne hissediyorsun kadınmış bu katına giydirmişler Muhammed abinin anlattığı. Kadın diyor giymiş, demiş ki, öyle bir huzura erdim ki, tarifi demem demiş. Bu gönlün huzuru, kalbim.
İnşallah bunu yakalayabilirsek, bölge yapılan taat, dağlarca yapılan taatten sonra zerresi gider. Zaten bizim bizden istedikleri efendilerimizi hep buldum. Diyorlar aman o huzuru temin edin. O huzuru rabıtalarına, zikirlerine temin edin. Bambaşka bir hal olur. Fuad'ın tahareti Allah Teala'nın masivasından. Şuraya bir yazayım Uzaklaşmak. Behçetüsseniye müellifi buyurdu ki başlıca adadı zahire şunlardır. Evvela mürid daimi surette evamiri şer'iyye ile daim olup, Allah'ımızın emirlerini tutup daima taharet üzere olmalı bu temizliği sadece dış temizliği demiyor iş demek dış temizliği de çok önemli şeye çok dikkat edin diyorlar şu ayaklarımızın aralarının temizliği ondan sonra kulakların arkasını neyi? Şu tırnaklar vesaireler çok önemli. Çok huzur duyar insan. Mesela uzayan tırnağı kestiğin zaman çünkü aleyhissalatu vesselam Efendimiz ya Rebah Hureyre uzayan tırnakları kes.
Çünkü tırnaklar üzerinde şeytan oturur. Mesela, ağzın temizliği. Çok önemli. Bir, bizde de olur. Şu şahadet parmağımızla olur baş parmağımızla olur ama bunun gücü yetmez şimdi misvetlerin bile gücü yetmiyor neden yediklerimiz yağlı yiyecekler onun için göletler çekiliyor bilmem filan onu yiyen adamın dişi etmiyor vesaire diyor. Kolay kolay mis ve kefaret etmiyor. O anca o fırçaları arada iyice bir temizlemek gerek. O zaman huzurumuz daha güzel olur. Çünkü melekler azı işler üzerinde otururmuş. Sığarevi oldu mu? Rahatsız olurlarymış. Elhamdülillahi rabbil alemin.