Manevi Huzur ve Ruhaniyetin Galebesi kaydında Allah'ımızı görür gibi ibadet yapmak. Göremese dahi Rabbimizin gördüğünü bilerek yapıştan bile vücut elden çıkıyor. Bazen böyle evrad ve ezkarlarını soranlarda da müşahede ediyorum. Bilhassa murakabe hallerinde eriyorum diyor. Aslında vücutta zahirde bir erime yok ama sanki vücut ortadan kalkmış gibi. Artık vücut ruhlaşmaya başlıyor.…
Allah'ımızı görür gibi ibadet yapmak. Göremese dahi Rabbimizin gördüğünü bilerek yapıştan bile vücut elden çıkıyor. Bazen böyle evrad ve ezkarlarını soranlarda da müşahede ediyorum. Bilhassa murakabe hallerinde eriyorum diyor. Aslında vücutta zahirde bir erime yok ama sanki vücut ortadan kalkmış gibi. Artık vücut ruhlaşmaya başlıyor. Şöyle bir misal arz edilir, böyle çıkrükte, bizim fıkhımızda, eğer kan galip olursa abdesti bozuluyor. Galip olmazsa bozulmuyor. Şimdi vücutlarında ruhi yön, ruhani yön, işte bir zamanırsa oralara geleceğiz bu ibadet. Hepsini kaydettim, zikullahın beş şeklini. İnşallah nasip olur. Görüşürüz. Vücudu sanki ortadan kalkıyor gibi o ruhaniyetin galebesinden ileri gelir bambaşka bir huzurun içerisinde. Şimdi bakıyorsunuz adam ilaç kullanıyor, bir arayış kullanıyor ki bir gün kendisini unutup geziyor.
Bir haftalık, on beş günlük, bir ay kendisine gelemeyen var, kendisini unutmak istiyor. Bu manevi olanda böyle bir hal katiyen yok ama Rabbımızda tamamen yok olmuş. Bu niyaziden de Mevla görünür, o kalmış. İşte o huzur hali de böyle zuhur ediyor. Biz Fecr suresindeki son Ayet celleleri dedik ya, ismimizin Kuran-ı Kerim'de geçmesini istiyorsak, Allah'ımız hitap buyuruyor. Burada İmamı Gazali'nin rahmetullahi'l-Barî çok güzel bir beyanı var. Nefsi anlatırken nefis izzeti var nefsin diyor. O da artık kötülüğünü terk etmiş nefse Rabbi zülcelalimiz, ashabneh ya eyyyetühen nefsul mutvainne, ey huzura eren nefis diye buyuruyor. Bunlar yaşanan bir husus. Hepinizde elhamdülillah Allah'a hamd ediyoruz, bize de dua edin, biz de bunu yaşamaya gayret edelim, huzur içerisinde oluruz. Aldığımız evrad ve ezkarda var, hepsi var.
Aynen bir ana sütü gibi ana sütün de nasıl bütün vitaminler mevcutsa, mesela bakıyoruz biz ana sütünde A vitamini var, B vitamini var, C vitamini var, D vitamini var. Bunun yanında kalsiyumu var, sodyumu var. Daha birçok gıdalar mevcut. Bunlar ne yapıyor? Bir ananın yavrusunu bağrına alması da ayrı bir nimettir, o bir ayrı. Öyle o süt tozları bilmem planlar değildir asıl yetişmesini temin eden ana sütüdür. Ana sütünde bu değerler mevcut ve bu değerler onun kulağına duyma olarak, gözüne görme olarak, eline tutma olarak, ayağına yürüme olarak, beyninin gelişmesi olarak vesair, azalarında ne meydana geliyor? Böyle bir gelişme hasıl oluyor. Aynen rabıta bunun gibi mürşid-i kamiller vasıtasıyla ne oluyor? O füyuzatı ilahiye sudü ile ne demek o ilahi süt, sonra o gönül ne demek? O gönül hadis-i şeriflerde geçer, bunu keşfül kafada buluruz.
El kalbi arşullah, El kalbi Kenzullah, El kalbi Beytullah. Kalp Allah'ın arşıdır. Bayezid Bistami Hazretleri bir defasında murakabe halinde kalkmış, arşı azamı yerde görüyor. Diyor ya arş, biz sana kalplerimizi açıyoruz. Ya Bayezid, Allah'ın öyle kulları vardır ki, kötülüğü tamamen terk etmiş, güzel ahlak ile ahlaklanmış, öyle Allah'ın kulları vardır ki Cenabı hak beni ne yer ne sema ancak kamil müminin kalbi aldı diye buyuruyor. Böyle bir kalp, Allah'ımızın hazinesinin bulunduğu bir kalp, sonra Rabbimizin beytidir. Bu gönülden aldığı zaman kişi onun gözüne ibret, onun gözüne ne diyeyim, manevi lütuflar, ihsanlar, eşyanın hakikatini görme, diğerlerini saymıyoruz. Hasıl olmaz mı? Olur ama yeter ki bunu biz alabilelim. Bunu aldığımız zaman Cenabı hak bu nimetleri bahsediyor, ihsan ediyor. O murakabe hali daha bir başka hiç şüphesiz. Sonra rabıtayı çok güzel haber veriyorlar.
Manevi Huzur ve Ruhaniyetin Galebesi ne anlatıyor?
Manevi Huzur ve Ruhaniyetin Galebesi kaydında Allah'ımızı görür gibi ibadet yapmak. Göremese dahi Rabbimizin gördüğünü bilerek yapıştan bile vücut elden çıkıyor. Bazen böyle evrad ve ezkarlarını soranlarda da müşahede ediyorum. Bilhassa murakabe hallerinde eriyorum diyor. Aslında vücutta zahirde bir erime yok ama sanki vücut ortadan kalkmış gibi. Artık vücut ruhlaşmaya başlıyor.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kuran-ı Kerim'de de Cenabı hak bize misalleri yerine göre fidanla veriyor. Hadis-i Şerif'te yine öyle meyvelerle Cenabı hak misaller veriyor. Essahda bir hurma ağacı ile misal veriyor. Mesela Meryem validemiz nasıl tarif ediliyor? Bir fidan olarak Cenabıhakk onu haber veriyor. Allah'ımızın ilahi bir fidanı olarak haber veriliyor, Meryem validemiz. Burada bir nükte diyoruz ya bir hakikat var. Bir hakikat var. O da mesela Meryem validemiz kendisini mihraba hapsediyor. O mihraba hapsetmesi nedir? Kötülüklerden kaçıyor. İsyandan kaçıyor. Batilların yaşadığı gibi bir hayatı yaşamaktan zaten uzak. Onlardan da uzak. Burada bize büyük dersler var. Eğer biz kendimizi batılların yaşadığı gibi bir hayat yaşamaktan kurtarır da üsve-i hasene olan Aleyhissalatü Vesselam Efendimize hayatımızı hayat etmeye çalışırsak o zaman Cenabı hakk'ın lütuf ve ihsanı doğuyor.
Bu şarkışlada bu misal çok veriyoruz da daha çok şarkışlanan olanlar var, manevi şarkışlanan olanlar. Ha bu bilindiği için diyorum. Sami Efendi Hazretlerine diyor ki bu İzmir'den Dursun Aksoy diye Sami Efendi Hazretlerinin hulefasından devamlı ciddi efendi hazretlerini anlatıyor. Diyor ki Yahyalıya gitmiştik dokuz yüz otuz dörtte Şeyh Mustafa Efendi ile aramıza ciddi efendi geldi. Diyor ki bu mübarek zat, efendim sadece Yahyalda mı görüştünüz, sükut buyurmuş. Başka demiyor. Yani biz bu Bekir amca diyoruz ya çok Allah'ımızın Bekir hocaları var. Bir Sümbül Efendi varmış. Bu Sümbül Efendi dua ettiği zaman duası makbul. Diyorlar ah Sümbül Efendi olsa da bir dua etseydi, velilerden biri demiş ki Cenabı hakk'ın Gülzar bahçesinde bir Sümbül mü var demiş. Yani yüz yirmi dört bin, bir rivayette yüz yirmi dört bin enbiyaya mukabil o kadar velileri mevcut.
Diyeceğim hakikat şu, diyor ki efendim diyor Zül Aleyhisselam'a bu sıkıntıdan bu itikadi yanlışlıklar ibadette, taatte ahlakların bozulması mazur görürseniz diyorum değil avam diye, zaten bunu biz kaldırdık, mürşidimizden sonra hiç dedim böyle avam, has, akasül has demeyeceğiz. Bizim tıraşımız gözümüzün önüne gelecek. Bir kere dinimizin emirlerini çok güzel öğreneceğiz. Efendimizin hayatını Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğreneceğiz. Cenabı hakk'ın esma-i ilahiyesi, sıfatı ilahiyesi, sübuti, zatı sıfatları, efali ilahiyesi ve bunların bizde tecellilerini böyle almaya gayret edeceğiz. Bu ifadeyi kullanmayacağız. Hepsi Allah'ımızın kullarıdır. Eğer biz ibadetimizi yaparken Cenabı hak Kuran-ı Kerim'de ya yuhennas, ey insanlar diye buyuruluyor. Genel, mesela beşerin atası buyruluyor. Adem aleyhisselam beşer nedir? Beşer deriyle alakalıdır. Umuma, umumu ifade eder.
Bunun yanında ya eyyuhen nas ey insanlar, bak değişmeye başladı. Ya eyyuhellezine amanu, ey iman şerefiyle şerefyab olan müminler, çok güzel bizim büyüklerimizin ifadesi bu. Yaf, yaf, Farsça da bir terimdir bu, kelimedir. Ondan yab, iman şerefi ile şereflenen demek bulma manasını. Daha sonra nedir? Ey muttakiler, ey muttakiler derken kendi içerisinde de bak hususiyeti ifade eden neler var Allah'ımızın kitabında. İsmimiz geçsin diyoruz ya, geçerse böyle olacak. Ey iman edenler, Allah'tan korkanlar. İkincisi gücünüz yettikçe Allah'tan korkun. Hemen bir ilerisinde hakkaten gugatihi, gerçekten Allah'tan korkun diye tarik ehli olmanın bir hususiyeti var. Bizim şimdi bunları kaldırdılar ya da biz imam hatipte iken kasketi vardı. Onun kenarında beyaz bir şerit. Bu diğer liselerde olan da sarı. Mesela askeriyede de bu vardır. Hep rütbesi ile nesiyle, elbisesi ile bunlar ayırt edilir.
Emniyette olanlar bir ayırt edilir. Bunun gibi Rabbi Zülcelal'imizin de sevdiği kullarının nesi var? Bir hususiyeti vardır. Onu nasıl bilir? Onu gönül bilir. Gelenler olurdu bize de. Efendim sohbet buyurdu ayrıldı. Bir tanesi dedi ki kendini tutamadı, heda veli arkadaşlar. Efendimiz, heda veli. Diyor ya Kemal edip Kürtçeoğlu, ne güzel söylemiş Sami Efendi Hazretleri ile buluşunca ondaki o üstünlüğü görüyor. Diyor ki, Esad Erbirliği Hazretlerini kastederek böyle bir er, böyle bir halife bırakır diyor. Onlar Rabbi Zülcelal'imizin izniyle gönül gözleriyle görüyorlar. Biz dikkat edeceğiz, riayet edeceğiz. Kişinin makamı, mertebesi ne kadar yükselirse yükselsin kendisini ilk kademede görecek diye çok güzel beyan buyrulmuştur. Sonra bir fidana benzetiliyor. Bir fidan ne yapılıyor? Sulanıyor, aşılanıyor, gübreleniyor.
Yerine göre toprak havalandırılıyor, ilaçlanıyor fakat rabıta bizim istiğfarımız var, tevhid var, salahü selam var, ölüm tefekkürü var, zikrullah var ama rabıta güneş gibidir. Asıl bizi geliştirecek olan bu. Hiçbir zorluk yok Allah'ın izniyle. Yalnız işi yoluna koyabilmek. Olmuyor diyorsak üç şey sayıldı zaten. Perhize dikkat edeceğiz. Yani doktorlar söylüyor diyor, istersen diyor bu ilaciz kullanma, şu perhiz aman tut diyor. Tut diyor. Bize perhiz olarak gafillerde bulunmayın. Sonra şeri emirlere muhalif dinimizin emirlerine muhalefette bulunmayın. Ziynet kabilinden böyle dünyaya da meyletmeyin. Allah'ımıza meyletin erişirsiniz diyor. Sonra yine bakıyoruz ben üstadımızdan duyduklarımı diyorum. Sermaye o. Manevi haberlerin geldiği bir kimse vardı. Deyim, adın da diyeyim. Son baktı Ahmet Efendi. Üstadımız dedi ki oğlum gitme, cesaret vericisine, varıyorum, hiç konuşmaya gerek yok.
Evine oturduğun zaman füyuzatı ilahiye yağıyor mübarek zatın evinde. Gözümüzü açamıyoruz. İngil ingil ötüyoruz. Yani şuraya bal konsa da bal işte şöyle hazırlanır, böyle olur, peteğinin şekli şudur, zaten ülkemiyorlar ölçemiyorlar o peteğin. Altıgen de diyemem onu, diyemem. Bir türlü hesaba girmiyor. Allah'ımızı arıya vahiy ettik buyuruyor. Vahiy peygamberlere olan vahiy gibi değil. İlhamdır o. Neyse, şimdi bunu dakikalarca anlatsak mühim olan nedir? Ondan tatmak. On mübarek zatın evinde de böyle bir huzur var. Sonra biz içeride oturuyoruz. Evladının işte eski evleri bilirsiniz, böyle bir küçük pencere gibi olur. Oraya çıra derler eski, o konur. Hem ayakkabılık kısmını aydınlatır hem de odayı aydınlatır. Böyle nefes nefese geldi bir tanesi. Buyuruyor ama meğer Sami Efendi Hazretleri demiş ki evladım, babanın evine ilahi nur yağıyor. Ondan heyecanlanmış geldi.
Böyle bizi tabii ikaz şeklinde diyeyim artık. Dedim Ahmet amca ne diyorsun? Efendimiz cesaret verir dedi. Gitme onu dedi. Şu cebimde eğer harçlık varsa, harçlık varsa bu üstadımızın cebime koyduğu harçlıktır amca dedi. Tebessüm etmeye niye başladılar? Ama ilahi haberleri alıyordu. Böyle efendimizin evlatlarının hangi seviyede olduğu ona Allah'ın izniyle bildiriliyordu ve diyordu. O bir sır artık. Demek istediğim bizim burada anlattığımız çayın demlenmesine rabıtanın benzetilmesi üstadımızdan. Ne yapılıyor? Çay demleniyor. Şimdi demleme müddeti çayın cinsine ve içenin zevkine göre değişir. Mesela aromanın tam elde edilmesi için bu süre bizim çaylarda yirmi, yirmi beş dakika, bazen dıştan çaylar oluyor. Onu on, on beş dakika içinde demleniyor. Biz rabıta da demlenmeyi yapmadığımız için şeytan ve nefis bize adım attırmıyor. Çünkü Rahmani bir ruh var.
Bu zayıf kaldığı için nefis kuvvet bulduğundan bir türlü biz başımızı kaldıramıyoruz. Şöyle bir neş'e içerisinde ibadet ve taate dönemiyoruz. Bir bıkkınlık, bir isteksizlik hasıl olup geziyor. Bundan oluyor. O nefis kuvvet buluyor, ruh zayıflıyor. Biz rabıta ile işte bir misal olarak arz ediyorlar, kuvvetleştirecek olursak ne oluyor? Allah'ın izniyle nefis fırsat bulamıyor ve sonra rabıta öyle ki bazı kirler oluyor. Mesela kir giderici zemin temizleme oluyor. Maddesi bulunduğu gibi leke sökücü parke ve ahşap temizleme, sıva, çamaşır suyu gibi toz bezi, viledo, paspas, kireç sökücü, kir sökücü, halı deterjanı, sıvı sabun, yüzey temizleyici, elektrik süpürgesi, cam silmesi bezi ve dezenfektan saymakla bitmez. Bu bir sektördür zaten. Ne yapıyor? Bunlarla temizlik yapılıyor. Biz asıl inatçı kirleri diyelim, bu kirleri de temizleyebiliyorlar.
Bizim kalbimizdeki diyelim Allah korusun, bir kanaatsızlık kiri ve pası, bir hayvani duygu pası, bir hasetlik pası, bir gıybet pası, bir dünya muhabbetinin pası, bunları temizleyecek olan nedir? Rabıta I Şerifedir. Nevşehir'de mürşid-i kamilimiz bir sohbet yaptı. Bazı şeyleri unutamıyor insan. Bir de her şey hatırlamıyor ama hak dostlarının sözü oraya sanki yazılıyor. Bir sohbet buyurdu. Diyor ki murakabe-i akrabiyette, aynen böyle anlattı. Akrabiyette Allah'ımızın bize bizden yakın oluşu. Onda dedi tamamen demlenmedikçe bu nefsin ezilmesi zordur. Ezin dedi böyle rabıta ile murakebeyle buna fırsat vermeyin, dedi. Efendimiz aleyhissalatu vesselam Göz açıp yumuncaya kadar dahi ya Rabbi bizi nefsimize terk etme ve in'ikas ve in'ikas ve in'sıbağı, rabıtada en önemli olan hususiyetlerden birisi budur. İn'ikas, eğer Nakşi tarikı denmişse bu in'ikastan dolayıdır.
İşte dergahın geçimini temin etmek için fırınlar var. O fırına çömlekler hazırlanıyor, konuyor. İşte bir müddet sonra artık zamanı nasıl ayırt ediyorsa oradan çıkarıyorlar. Onları satmak suretiyle geçim temin ediliyor. Şahı Nakşibend dinmesinin sebebini şu şekilde izah ediyorlar. Bir imkas var, bir insibağı var. İnsibağı boyanma demek. Hani güzel ahlakıyla ahlaklanmak demek. Tefsirlere baktığımız zaman dindir, imandir, İslamdır, Kurandır, güzel ahlaktır. Yani bir kere büyüklerimizin o güzel huylarıyla huylanmaktır. Ne güzeldi Müsami Efendi Hazretleri sizin diyor yapacağınız rabıta suret değil diyor. Suret tanimamız için burada biz şu bardağı tanımasak suyu nereden bileceğiz? Bunun gibi. Asıl diyor siretidir, onların güzel ahlakıdır. Bunun bizde gerçekleşmesi rabıtadan maksat. Bu Abdülkadir Geylani Hadisallahu Sırrı hazretleri de aynı manayı ifade eden sözler söylüyor.
Siretidir diyorlar, suret değildir. Asıl bizim yapışacağımız nokta odur. Çünkü o bizi efendimiz aleyhissalatu vesselam Cenabı hakk'ın muhabbetine götürecek. Böyle sırayla ayarlanmış ihvanlar. Nasıl ki bu Maraş merkezli depremde biz teşekkür ediyoruz. Ta buralardan koşulup gerildi. Grup grup gittiler. Gittiler. Oradaki kardeşlerimize yardım için, ikram için, ihsan için verilen derneğin hakikaten büyük bir sevgi, büyük bir muhabbet ve çok iyi bir düşüncelerle nelerle gönüllere yer ettim. Bu hizmetlerden dolayı hiç şüphesiz ne yapıldı? Hizmet edildi. Şah-ı Nakşibend Hazretleri nöbette ona sıra gelmiş, Fatih fırının açılması lazım. Belli bir müddet sonra açılacak. Yoksa olduğu gibi kavruluyor, bunlar bozuluyor o çömlekler. Fatih Şah-ı Nakşibend Hazretleri açmamış. Muhalife de çok, kendi içinden muhalife de çok. Demişler ki efendim bugün herhalde dirgahın rızkını temin edemeyeceğiz. Neden?
Bahaeddin hiç fırını açmadı. Efendi Hazretleri bilmesine rağmen çağırmış. Evladım niye açmadınız? Efendim fırını açın, o çömleklerin üzerine bir bakın. Fırın açılır, çömleklere bakıldığı zaman la ilahe illallah Muhammedur resulullah yazılı görür. İşte bundan dolayı Şahı Nakşibend denmiştir. Tarikat-ı aliye bu. Onların gönlündeki nur müridin gönlüne ne yapıyor? Aksediyor. Onu vurdura vurdura kötü huy diye bir şey kalmıyor. Efendim bunun yanında insibağ, mesela sahabeler de birer insibağdır. Bir ayna gibi düşünelim. Allah'ın Resulü'nün manevi siması o aynaların içinde tezahür eder, Resul-i Ekrem'in risalet ve nübüvvet sureti irsiye şeklinde yansır. Buyurulduğu gibi alimler nebilerin varisleridir. Mühim olan bu nuru yansıtabilmek, yansıtanların nurundan istifade edip Cenabıhakk'a dönebilmektir.
İmam-ı Rabbani Hazretleri sonra İbn-i Ataullah El İskenderiye Hazretleri hep rabıta üzerinde duruyorlar. Buradan nebata benzetiyor. Cenabı Hak böyle Meryem validemizi bir fidana benzetiyor, yetiştirilen bir fidan. Aslında bizi bir fidan gibi bir fidan gibi yerine göre kalbimize atılan zikrullah tohumu ile İmamı Gazali Rahmetullahi İl Barinin ifade buyurduğu gibi ifade ettiği gibi mişkatü nübüvvetin tohumu kalplerimize atılıyor. Nedir? Biz bunu mühim olan nedir? Geliştirebilmemizdir. Bir, gaflet nedir? Gaflet ibadet ve taatten el çekmek, terk etmek. Bir de ibadet ve taatte gaflet vardır. O da Rabbimiz namaz kılanlara yazıklar olsun buyuruyor. Bu yazıklar olsun demek namaz kıldığı namazda gaflete düşen. İnşallah fırsat bulursak burada dört tane esas var namazda çok mühim ama. Aklımız başımızda olarak ibadet ve taati yapmaktır vesair.
Allah'ımız gafletten kurtulmamız için ibadet ve taate bakıyoruz huşu kelimesi geçiyor. Takva kelimesi geçiyor. Ondan sonra ihsan, iflas bu ifadelerde bulunuyor, bu gafletten kurtulmamız içindir. Ayet celleler var, isterseniz bir ayeti celile ile neticelendirelim. Emirle bildirildiği için farzlar emirle zaten ifade edilir, aman ha gaflete düşmeyin ve sen ey hakikat yolunun yolcusu, gönlünün ta derinliklerinde engin bir tevazu ile oyun büküp yalvararak ve onun ihtişam ve azameti karşısında titreyip ürpererek fakat kendini bilmezlerin yaptığı gibi bağırıp çağırmadan sesini yükseltmeden gece gündüz Rabbini an ve sakın kibir ve zevk u safanın pençesine düşerek Rabbini unutan gafillerden olma. Zikrullah beş şeye benzetiliyor. Zikrul lisem fakat sadece dilin zikri. Bu sadece zikir değil, taatlerimiz diğer taatleri de yaparken sadece bedenin yapması bu liavamil müslimin, böyle bizim gibi halk.
Ve zikrru lisenmaal kalp, kalp ile yapıyor dili ile birlikte, li havasis salihin salihler o seçkin sınıftır. Sonra kalbiyle yapanlar bunlar bu mübarek yolla adım atanlardır. Ruhuyla yapanlar fena halinde erişenlerdir. Sır ile yapanlar şuhuda erenlerdir buyrulmuş. Efendimizin şu mübarek sözü de sallallahu teala aleyhi ve sellem, ed-DÜNYEMELUNİN MAFİHA İlla Zikrullahi Teala buyrulmuştur. Zikrullah tarif edilirken hune ezlüfunil haram diye de bir tabir de bulunurmuş. Dünya ve un içindekiler lanetlenmiştir ama Allah'ı zikir müstesna. Zikir deyince Rabbımızı hatırlatan her şeydir zikir. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.