Manevi Hazırlık ve Ruhani Terbiye Yolları kaydında Vuslatta, eğer yolunda kullanırsa alakalıdır, bilgidir ama ona mani olursa Rabbimize ibadet ve taatte büyük bir engeldir. Biz de diyoruz onu kıralım, onu yok edelim. Diyorum ki İbrahim Aleyhisselam hiç seçilmez mi? Bakın, kim razı olabilir? Şimdi Hacer validemizle çıkmış. Mekke'ye gelmiş. Bizim bir öğretmenimiz vardı. Biz onu da okumadık…
Vuslatta, eğer yolunda kullanırsa alakalıdır, bilgidir ama ona mani olursa Rabbimize ibadet ve taatte büyük bir engeldir. Biz de diyoruz onu kıralım, onu yok edelim. Diyorum ki İbrahim Aleyhisselam hiç seçilmez mi? Bakın, kim razı olabilir? Şimdi Hacer validemizle çıkmış. Mekke'ye gelmiş. Bizim bir öğretmenimiz vardı. Biz onu da okumadık da üstadimizin bir kongre seferinden sonra akşamüzeri ziyarete geldi ziyarete geldi. Onların bir neşke zamanı olursa doyurmuyor. Bunu biz daha çok Sami Efendi hazretlerimizden geldiği zaman doyamazdık ve efendisine öyle giderdi ki efendime gideceğim diyerek hazırlık yapardı. Manevi hazırlıklarını yapardı. Top dolu gelirdi. Boş gidip dolu gelme değildi. O zaten doluydu. Ziyadesiyle gelirdi. Bugünlerde sohbetine hayran kalırdık. Daha çok Esad Erbili Hazretlerinin mektubatından okur. Girdim ki keşke okumasa da şu mübarek diliyle bir anlatsa derdim.
Ne bala benziyor, ne şekere benziyor. Bu Kırşehir'den ismini desem olur mu? Nevzat diye, vefat ettiyse ruhu şad olsun. Burada üstadımızı dinlemiş. O tadı kaybederim diye sohbete de oturmamış. Öyle bir Hacı Hasan Efendimi dinledim ki girmiş. Belki demiş sohbet halbuki de orada hayırlı sözler konuşuyor. Orada bile oturmamış. O aldığı haz ile lezzet ile. Yine biz hayırlı insanın sözüne döneceğiz. İşte Ali Efendimiz buyurmuş ya ne kadar insana sebep olabildin diye. Böyle bıraktıklarımı da biraz olsun toplamış olurum inşallah. Demiş, efendim şu kadar insana delil oldum. Diyordu ki bu kadarına bile hamdolsun. O diyordu, misal veriyordu kovayı alıp madeni paralara. Yahu Yakup akıyor. Zümrüt akıyor, oraya tutun. Tarikatı aliye de her şey derecelendiriliyor diyoruz ya, işte bunun hakikat ve marifet cihetine, basiretliğine dönmek suretiyle onları toplayabilelim.
Bir daha da toplayabilir miyiz öldükten sonra? Tabii zor. İnşallah dua edin bu fakirden mahrum kalmasın. Cenabı hak bu yolda müstefid istifade eden kullarından kızım. Şimdi geldiler neşeli bir zamanı olacak ki öyle bir anlattı Beytullah'ı. İşte şimdi çok güzel. Elimizde bu telefonlar hemen kaydediyor. Yok ki kaydedebilelim. Hiç unutamıyorum. Çok anlattılar. Öyle az değil. Çokça anlatırlardı. Bak o günkü anlatışı herhalde diyorum bir neşeye geldi ilahi bir neşeye. Anlattık anlattı. Ne ihvanıdır ne bir şey. O zaten özetmezdi. Bu benim ihvanım. Bir başka kimsenin yoluna devam eden kişi veya ne diyelim bunun hiçbir alakası yok demez de Allah'ın kulu diye nazar ederdi. İbrahim Aleyhisselam'ın seçkinliğini anlatmakla bitmez. İşte Kabe'ye geliyor. Kabe'ye geliyor. Orada Hacer validemizi ve oğlu İsmail aleyhisselam onu bırakıyor. Ayrılıyor. Hacer validemiz sesleniyor.
Zaten Kuran-ı Azimüşşan'da desemla, ekim bitmez, uçsuz bucaksız. Kuş uçmaz, kervan konmaz yer. Annemiz ey İbrahim diyor, hiç bakmıyor. Şu Rabbamıza teslimiyete bakın. Bu seçilmişliğin işaretidir elbette. Yine, ey İbrahim diyor bakmıyor. Artık kaybolma noktasında diyor bizi burada bırakmayı sana Allah mı emretti? O zaman yönünü çevirmiş nam. Evet deyince o zaman belki bu dilde de konuşmuyorlardı. Evet diyorlar. O zaman annemizin sözüne bakın. Vallahu la yüdayyeune. O zaman Allah bizi zayi etmez diyor böyle bir peygamber, öyle de bir hanımı. Annemiz, Hacer validemiz. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Tabii burayı güzel geçirince ahirette de salihlerden oluyor şüphesiz. Şimdi biz takip edeceğimiz kimselerin salihler olduğunu duyan noktasında girmiş olduk. Zaten Kuran-ı Kerim'de Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler. Rabbimiz kimi takip edeceğimizi bize haber veriyor.
Manevi Hazırlık ve Ruhani Terbiye Yolları ne anlatıyor?
Manevi Hazırlık ve Ruhani Terbiye Yolları kaydında Vuslatta, eğer yolunda kullanırsa alakalıdır, bilgidir ama ona mani olursa Rabbimize ibadet ve taatte büyük bir engeldir. Biz de diyoruz onu kıralım, onu yok edelim. Diyorum ki İbrahim Aleyhisselam hiç seçilmez mi? Bakın, kim razı olabilir? Şimdi Hacer validemizle çıkmış. Mekke'ye gelmiş. Bizim bir öğretmenimiz vardı. Biz onu da okumadık…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şimdi görüyorsunuz o görsel, o görsel cihazda, o görsel cihazda kravatının rengine kadar ayarlıyor. Giyim, kuşam. İşte o sunucu, işte hangi şekilde bir elbise giyiyor? Hangi markadır? Bu vakit böyle geçiyor Allah korusun. Allah'ımız bize bize örnek olarak bu saydığımız kimseleri gösteriyor. Yusuf aleyhisselam da ya Rabbi beni Müslüman olarak öldür ve salihlerin içine kat. Demek ki tehlike var. Bir peygamber söylüyor bunu. Esselamü Müslüman ya Rabbi beni Müslüman olarak öldür. Miraç hadisesinde aleyhisselatu vesselam Efendimizi karşılayan peygamberlerin sözleri çok mühim. Ey Salih evlat, Salih peygamber diye karşılıyorlar, ifade bu. Ey Salih evlat, Salih peygamber diye karşılıyorlar Miraç hadisesinde. Şimdi Efendimizin Sallallahu Teala Aleyhisselam Miraç'ta doğarken nasıl ümmetiymişse irtihalinde de bunu ifade ediyor.
Miraç hadisesinde de hiçbir peygambere nasip olmayan bir nimet bizim peygamberimize. Hemen söyleyeyim, o bizim peygamberimize lütfedilmişse velayet ölçüsü içerisinde de en güzel nimetler bize sunulmuştur. Her nimet bir külfet karşılığıdır. Bir bedel ödemek gerekir. Onun için bu bedel ödemeyi eğer biz bulunduğumuz çevreye göre yapıyorsak eli boş yüzük ara. İflas etmiş oluruz. Şu cemiyetteki insanlara bakarsan. Bunun için Cenabı Hak Davud aleyhisselama, ya Davud, ben seni yalnız görüyorum. Salihlerden kendine dost edin. Efendimizin şiirlerinde de geçiyor ya. Yarenlerle sohbet gerek. Gerçekten öyle. O murakebelerden neden? Yani tarif ettiğimiz murakabe inşallah zaman gelirse onu da tarife gayret ederiz. Başta nefsimizin ıslahı için. O gibi durumlarda Salihin ile sohbet ister. Yani yaran dedi. Hakiki insanlarla sohbet eder ister. Şunu dedim yine de diyorum.
Demek ki üstadımızın kız kardeşleri de müstesna idi. Anamız ayrı. Gerçek anneyo. O ayrı. Onun güzellikleri yarın ahirette müşahede edilir. Doğrulukta herhalde, doğrulukta herhalde öncüydü. Öyle bir sadıktı ki vüstazımıza, ona olan hizmetine, hizmetinde ve sonra ve sonra gelenlerine olan hizmetinde ayağı sızını süluk tutturuyor. Yavrusu var. Daha çocuk yürüyecek durumu yok. Onu bir yere oturtmuş. O haliyle üstadımızın evlatlarına çorba yapmak için çalışıyor. Hizmet ediyor. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Gerçekten üstadımızın sırrını da muhafaza eden bir anneydi o. Dahası diyemem ama çok kıymetli. Burada salihler üzerinde dururken, dururken bu tarafa doğru gitmiş olduk. Şimdi Miraç hadisesinde efendimizin diyoruz, kimseye nasip olmayan hiçbir peygambere nimet ona mazhar oldu. Velayet ölçüsü içerisinde de ümmetine nasip olur elbette ki.
Yoksa boşuna değil, hususi kendisinin rahle-i Muhammediyesinde oturanlar mevcuttur. Daha ötesini anlatamam. Anlat derseniz şu kafalar değişir. Olur mu demememiz için. Şu kadar diyeyim isterseniz. O rahlei, min ledünna ilme, kendi tarafından Cenabı Hak ihsan buyuruyor. Bunu Bayezid Bistami Hazretleridir. Fanilerden değil, asıl ilim bakilerden alınır diye. Abdullah Dehlevi Hazretleri diyeceğiz. İşte o Evsaf'ta mübarek velilerdir. Hiç birbirlerinden farklar yok. Peygamberler arasında böyle bir derecelendirmeler vardır, dereceler vardır. Aynen onun gibi velayette de vardır kendi aralarında artık. Yalnız ortak noktaları, ila ahir sure Cenabı Hak onları kendisine dost edinmiş. Görürize her nimet bir külfet karşılığıdır. Gayret edersek, çaba gösterirsek ama candan tutarsak böyle mevsimlik olmuyor. Mevsimlik olmaz zaten. Tutmaz.
Bir de itiraz bu yolda çok fena diye üstadımın şiirlerinde itaatlı gibi görünüyoruz da onlara çok belli olur. Kalben, kalben o haller çok belli olur demez. Onu içine atarım. O. Zaten dert dolu olan kimselerdir onlar ama o dertlerini Allah bir anda alırım. Öyle bir lütufta bulunur, ihsanda bulunur ki ey habibim bir avuç toprağa minnet meyledin diye o nimetin ilahi nimetin ikramı içerisinde, onun tatlılığı içerisinde o hatırlarına bile gelmez. Rabiatü'l Adeviyye annemize işte şeytana buğz etmez misin deyince hayır diyor. Öyle bir Allah'ın muhabbeti var ki içimde Celle Celalühü ona buğz edemem, gönlümde yer bile yoktur. Evliyaullah öyledir. Şimdi Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Miraç hadisesinde Allah'ın selamı, rahmeti ve mağfireti ya Rabbi dedi, salih kullarına da ümmetimin salihlerinin üzerine de olsun demiştir. İşte bu salihlerden olursak, salihlerden olmak şudur.
Kuran Azimüşşan'a göre ameldir. Kuran Azimüşşan'a göre ameldir. Biz Abdullah Dehlevi Hazretleri'nden dört şeyi ifade ederek tamamlamaya çalışalım inşallah. Bu mübarek yolu dört esasa dayandırır. Birincisi havatır. Havatır şeytandan gelir. Kötü düşünceler nefisten gelir. Melek tarafından gelir. Rahman olan Allah'tan gelir celle celaluhu. Bunlar yersiz düşünceleri def ederler. Bu mübarek yolun evladı buyruluyor, def'i havatır. Yersiz bir düşünce kalmaz. Çünkü içi ıslah olursa Cenabı Hak içini ıslah edenin dışında ıslah eder. Gönülleri böyle onu barındırmaz, girmez. Bir de devamı huzur. Huzur içerisinde bu diyoruz ya Fecr suresindeki son ayetler mutmainne halidir. Cezbe-i ilahi, o çırpınma olarak bunu kabul etmeyelim. Böyle çırpınıyor, o değil bu. Bu gönlün Cenabıhakk'a çekilmesidir. Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Daha öteleri var tabii.
Allah'ımız onları seviyor, onlar da Allah'ı seviyor. O sevgideki tatlılık, lezzet anca yaşanır. Dördüncü olarak varidattır. Varidat, manevi doğuşlardır. Aşık taliplerin batınlarına tasarruf ederlerdi. Binlerce dervişan bir lahzada feyiz ve berekat-ı Sübhaniye ile cezebat ve varidatı ilahiyeye vasıl olmuşlardır bir anda diyor. Hazır artık. Onların hapları doldurulmak için hazır. Böyle oldukları için bir anda diyor buna nail olurlardı. Cehennem azabından korktuğu bir gecede rüyasında Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam sen bizim muhibimizsin, bize muhabbeti olan cehenneme girmez buyurdu. İnşallah biz de Efendimize muhabbet edersek okuduğumuz salatü selamlar ve sünnet-i seniyyesine riayetle bu bizler için de inşallah müyesser olur. Yaşlandığında dilimden düşmeyen bir beyit var. Ey sevgilim, ey sevgilim Rabbimiz Celle Celalühü, kocadım bittim.
Aşkının nuru üzerime düştükçe gençleşiyorum derlermiş. Talib-i Sadık, matlup ve mahbubunu mülahaza ve tefekküründe bir lahza gaflet etmemesi lazımdır. Bir lahsa dedi, bir an. Göz açıp yumuncaya kadar ki anda dahi, matlup, matlupu, rıza-yı ilahi onu isterler. Allah'ımızı isterler. Mahbub, onun sevdikleri olur. Cenabı hak olur. Bir an bile ondan gaflet etmezler. Kendi mecassizliğimden şu kadarcık haberdarım ki ey maşuku hakiki Rabbim, senin cemalini görmek için gözlerimi her tarafa çeviriyorum artık. Abdullah Dehlevi Hazretleri başka ne diyecek? O cemalin aşık olmuş. Kalplerde muzmar olanları keşfen bilmeleri, müşkülleri halletmeleri, hastalara şifa vermeleri, gaipleri bulmaları, Hazreti'in Siti şöhretini artırır. Şimdi artık duyulmuş. Efendim, bu duyulması böyle biz duyduk, gördük. Ondan sonra diyoruz şurada bir zat var. Hiç mi ona gerek yok?
Allah'ımız onlara Hızır aleyhisselamı, İlyas aleyhisselamı, Ricailü'l-vaibi gökteki melekleri hizmetine verir. Hiç gerek yok. O arzu ettiğini zaten yanına çeker getirir Bak çok güzel halleri olması hasebiyle etrafa da duyurulmuştur. Çok büyük zatlar yetiştirmiştir. Müşkülleri hallederlerdi. Böyle sohbetlerinde ne de. O bir anda söylemez. Mesela bizim iki şey hatırımızdaydı. Bu nasıl hallederiz diyordum öğrencilik döneminde. Birisi dedim ki ikindi namazının sünneti neden farzdan sonra kılınmıyor? Bu görünüme geldi. Bir de unutkanlık neden oluyor? Sami Efendi Hazretlerini ziyaret ettim. Başta hiç söylemiyor. Onu öyle bir denk getiriyor ki sohbetinin sonuna doğruydu. Unutkanlık çok yemekten biri halloldu. Ondan hemen buyurdular ki kendileri ikindinin sünneti o an kılınması iyice hap ettiğinden daha güzel bir ifadeyle çözdü çıktı. Bunu demeseydi ne olurdu?
Efendim gönlümde tuttum da büyüklüğünü ölçeyim. Kerametle büyüklük ölçülmez. Onların büyüklüğünün işareti kemalatı keramet değildir. Keramet de onlardan zuhur eder ama keramet onun belirgin bir sıfatı değildir, istikamettir. Bir tanesi geldi Muhammed Bahaüddin Hazretlerine. Allah'tan yeni gelmiş Celle Celalühü. Bir tabak armut. Armudun bir tanesinin kulpunu işaretlemiş. Demiş ki evladım, eğer ilk gelenlerden olmasaydın reddederdim oğlum, bu iş değil demiş. Almış, vermiş. Yani bunlara takılacak gibi değiliz. Biz istikamet üzere nefsimizin irşadı nasıl olur? Etrafımıza nasıl faydalı olabiliriz? İşte istikametimiz yolunda, Allah yolunda kardeşlerimizi sevmek, ehli küfre buğz etmek, sevdiğimizi Allah için, sevmediğimizi Allah için buğz etmek, iyilikle emretmek, kötülüklerle nehyetmek, şu adetlerimiz olsun neyse artık her şeyimizle dini aliye hizmete koyulabilmek.
Yoksa bu can bir şey ifade etmez, değer ifade etmez. Değeri ancak yolunda hizmetle mümkündür ve kendisi birçok tarikatlardan de mezundur. Ve güzel sözleri var burada. Onu da inşallah nakletmeye çalışırız. Çok güzel nasihatleri var. Biraz uzun devam ediyor. Yalnız halinden anlatıyor daha ziyade. Çok gizli sadaka verirmiş, Efendimiz hazretleri. Hiç belli etmeden sadaka verirler ve galiliun nevmcidden, hakikaten çok az uyurlardı. Uyuyanları da kaldırırmış. Tabii Hadis-i Şeriflerde var. Bu usta kişi kalkar, hanımını da kaldırırsa, Esselamü, vezakirînallaha kesiran vezakirat Allah'ı zikreden erkek ve kadınlar zümresine dahil olur diye buyuruyor. Müslümanlara çok şefkatliydi. Şefkati daha çok hizmet için. Onların, Mevla'mızın yolunu bulmaları noktasında. Ve ekseruma yekunu fi cevfil leyl, böyle kece, karanlığı bastığı zaman gecelerde Allah'ımıza yalvarıyor, yakarıyor. Saatte bulunuyor.
Ve kena aşıkanlı resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize gerçek bir aşık Salli Allahu Teala ve onda da yok olmuştu. Eğer mübarek ismi şerifini duyarsa kendinden geçermiş. Allah. Evet, mutalatu hadisi kendisi böyle efendimizin sözlerine, tavırlarına gayet çok dikkat eder. Hırslıydı o hususta diyor ve kendisi Hadis-i Şeriflerini okurdu. Böyle Hadis-i Şerifleri okurken ayak ayak üstüne atarak, böyle koltuklara dayanarak dinlenilmez. Sohbetlerde öyle yapılmaz. Rabbimizin huzurundaymış gibi girilir. Ondan sonra da böyle lav boş sözler de bu şuna benzer. İlacı içip de şimdi öyle değil de ama bir misal olarak üstüne de ayran içip ilacın hiçbir faydasını koymamak gibi olur biz. Niye toplanıyoruz? Niye bir araya geliyoruz? İstifade edelim diye bir araya geliyoruz. Yoksa bu sohbet değil zaten. Onun için bak burayı Cenabı hak bize lütfetmiş, sohbetlerinizi gelin yapın burada.
Ve yerimiz işte denildiği gibi bu mesafeye dikkat ederiz, maskeye dikkat ederiz. Daha nedir? Temizliğe dikkat ederek böyle ölçülü bir şekilde riayet eder. Burada üç kişi, beş kişi halinde yapar sabaha kadar açık zaten. Evet, burada bizim artık anlamakta zorluk çekmiyoruz ama yaşamakta zorluk çektiğimiz bir hususu var. Helal kazanç temininde bulunmak, bulunmak müminler için farzdır ve tesadüflere de diyor helali terk etmek. Bu şudur. Bunu Sıddi Gizem radiyallahu anh biz diyor harama düşeriz korkusuyla on dokuz helali terk ettik. Böyle anlayalım. Bu yolun erbabını da şöyle tarif etmiş. Dünyayı dünyayı ve ukrayayı elinin dışıyla atmıştır. Kendisini de Mevla'ya vermiştir. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
Manevi Hazırlık ve Ruhani Terbiye Yolları | Mihmandar