Bize o tahrik de üretirlerdi. Mesela onlardan bir tanesi şu. Diyordu ki sekiz saat uykumuz var. Ondan sonra sekiz saat çalışma böyle zamanı tanzim ediyorlar. Yalnız diyorlardı uykuyu altı saate indirir iki saati ne olsun şahsi görevlerimize ayırırsak bu çok faydamız olur diye. Kişinin evradı olur, ezkarı olur, zikri olur, virdi, bunları yapar. İki saati de diyorlardı, ona ayıralım. Vaktimizi hep ibadet ve taat ederken işimizi gücümüzü doğru dürüst yaparsak aleyhissalatu vesselam efendimiz işini düzgün ve doğru yapanı Allah sever diye buyuruyor. Buna dikkat ederiz yalnız evlat ve ezkar deyince şimdi bunu kaldırdılar bir noktada buna müsaade etmediler. Başı ağrısa hemen bakkallarda bile ilaç satılıyordu.
Ondan sonra kendi başına giriyor işte bende şöyle bir rahatsızlık var, şu ilacı bizim geçmişlerimizden de kullanırlardı bunu ver dedirttirmiyorlar artık çünkü ona iyi gelen ilaç belki bir diğerine iyi gelmeyecektir. Bunun için ne yapılır? Hazik, böyle ehil bir doktora müracaat edilir. Doktor teşhis eder, tabi muayene edecektir. O teşhisine göre ne gerekiyorsa ilaçları yazıyor eczaneden alıp biiznillahi teala şifaya kavuşuyor. Burada şu misali verirler. Musa aleyhisselam da bir ağrı meydana geldi karnında. Rabbimizle da kolayca görüşebildiği için dedi ki ya rabbi karnımda bir ağrı var. Halıkımız ya Musa falan ot buna şifadır buyurdu. Falan ot buna şifadır. Onu kullandı ama geçmedi. Dedi ya Rabbi emri ilahiyyen zerre kadar bir şüphem yok ama hastalığım geçmedi. Mevlamız buyurdu ki o otu sen yerden çıkardık diyelim. Söktük. Onu bir tozundan, toprağından ayıracaksın, silkeleyeceksin.
Daha sonra bir kabın içerisine koyacaksın. Kaynatacaksın. İlk evvela acı olabilir. O suyu dökeceksin. Tekrar bir daha kaynatacaksın. Bunu sabah akşam aç karnına yarım bardak içeceksin. Musa aleyhisselam dedi ki ya Rabbi, böyle deseydin de bu şekilde yapsaydım. O zaman buyurdu ki Rabbi Zülcelal'imiz, ya Musa, herkes senin gibi benimle konuşup görüşemez. Doktora müracaat etsinler diye bunu tavsiye ediyorum buyurdu. Şimdi buradan alarak ehli hikmet diyorlar ki nasıl ki maddi devamımızda doktora müracaat ediyorsak biz manevi hastalıklarımız için de mürşid-i kamil ama gerçek bir mürşid-i kamile müracaat edilir, o anlar zaten, biiznillahi teala Allah'ımızın vermiş olduğu feraset nuruyla anlar.