Bir İnsan, Bir Hatıra. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Çorak araziye tohum ekilmez. Muhterem Üstat Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri talebelerinin manevi eğitimine çok itina ederler. Onların kamil mümin olarak takva üzere bir hayat geçirmelerini arzu ederlerdi. Kendilerini ziyarete gelen talebeleriyle yakından ilgilenir, teker teker görüşür ve halleşirdi. Yolumuzun güzelliklerini onların anlayacağı tarzda hayattan canlı örnekler vererek anlatmaya çalışırdı. Kırşehirli İbrahim Turan Bey'in birkaç hatırası bunun yaşanmış örneğiydi. Kendileri şöyle anlatmışlardı. Bin dokuz yüz yetmiş bir senesiydi. Muhterem üstad Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretlerini ziyaret için Erenköy'e geldim. Bir öğle namazını takiben Merhum Mehmet Öztürk amcanın köşkünde ziyaretçiler kabul edildi. Teker teker görüşülüyordu. Bir odada yer minder üzerinde karşılıklı olarak oturduk.
Kayseri'den merhum Şaban Kavafoğlu amcanın selamlarını arz eyledim. Muhterem üstat selamları aldıktan sonra bana mesleğimi, memleketimi sordu. Kırşehir'de çiftçilik yaptığımı söyledim. Bunun üzerine bana çorak bir araziye çok münbit bir tohum etsen ne alırsın, diye sordular. Hemen peşinden, siz askerlik yaptınız mı, diye ikinci bir sual yönettiler. Sonra sözlerine devam ederek, bir komutanın huzurunda nasıl durursunuz, dediler. Bu suallerle fakirin dikkatini çekmeye, zihnimin de toparlanmasına çalışmışlardı. Tabiri caizse gönül tarlama, nadaslama yapmışlardı. Çünkü bir tohum ekeceklerdi. Ekilen tohumu yeşertmek gerekti. Çorak araziye atılan tohumsa çürürdü. Ders bir emanetti. Allah'a verilen sözdü. Alınan manevi vazifeler layıkıyla yapılmalıydı. Verilen dua ve zikirlerin ehemmiyetini iyice kavramak gerekti.
Peşinden şu ayet I kerimi okuyup manasını açıkladılar ve alem, nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Allahutaala her halinize nazırım, yanınızda hazırım buyurur. Bu ayet-i celilenin manasını devamlı düşünelim. Her an Allahutaala'nın huzurunda olduğumuzu tefekkür edelim diyerek fakire ders vermişlerdi. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir İnsan, bir Hatıra.