Onun diyor miskat-ı nübüvvet nurundan içimizde var bizim için. Ben bilemiyorum hocam daha mı yok mu efendim. Yüz tane hoca gelse de oğlum şu genç yaşında aldanmışsın, tarikatı terk et günaha yetmişsin dese aldanabilir mi aldıramazmış şu genci. Hiç kimse aldık, GEÇT şurdan! Senin aklın erime yok. Çünkü Muhammed'in nurundan daha bir kuvvetli bir zindan yok ki onun nurunu örsek yok. Yarmış dünyayı, çıkmış bu aleme şimdi yine istediğin yere geliyor. Yani yanına iste Muhammed Mustafa burada. Bir tarafı almış çünkü onun nuru. Esadı Bendi oğlum rabıta edenlere, şey etmeyin benim yanıma gelmesinler. Dizinin birbirine o hiç hacet yok. Şarttan doğmuş bir güneş gibiydik, bütün dünyayı kapladım diyor. He, efendimiz dediler gitti uzaklaştı, ne değil? Sizin dibinden. Yani daha doğrusu ben uzaklaştık, sıra daha severim ve mektup yazdım.
Babam dedi ki sevgilin eğer yine yanında olursa muhabbetin daha az olur. Çünkü dünya ateşına yaklaştık sıra yakar. Ahiret akışı manevi akaruz yaklaştık sıra daha çok yakar. Yani hiç müteessir olmayın. Ahirete geçse hiç müteessir olmayın. Kılıç kınından çıkmış gibi olur. Kılıç, kınından çıkmış. Yani bir kılıç kınında arkana kesmez de ruhu ahirete gittin mi daha kuvvetli keser. Yeter ki bilsen Allah onlardan ayırmaz. Amin. Ali Han Ceddül Hasen Peygamberimizin, Patya diyeyim de, gideyim beni, kurtarıyorsun Allah aşkına. Ben çok hasta aldım buraya. Hazraklı Abdülkadir Geylani Efendimiz, Ben geceleri kıyamla, gündüzleri sıyamla, firasebe ilm ile bu dereceye bu havsiz sakalin makamına vasıl olamadım. Neden oldun ya? Kerem ile sehayla, güzel akla bile sehavetle oldum diyor. İkram ederdim herkese. İşte kitapları çok okumada mana yok. İçinden üç kelime, üç kelime aldı mı dünya ilim olur.
Yani böyle çok okuyunca olmaz. En yüzünden üçer üçer alacaksın, beşer beşer alacaksın. İşte hepsinin manası onun içinde. Kerem Mesakai'yle muhal'e geldim ben. İkincisi, ikincisi tevazula. Herkesden gönlümü daha aşağı bildim. İller yahşi'den yaman, İller buğday Bel Saman deyince oldu. Zaten? Sen yeme ben yiyeyim, sen kötüsün ben iyiyim dersen dünyanın en alçak adamı olursun o zaman. Her geceyi kadir bil, her gördüğümü Hızır bil. Herkese hürmetli ol kardeşim. Benim bu ölümüme yakın son elitlerim. Sizler de yadigar kalsın da duyduğunuz zaman Allah ömür versin. Ömür versin. Ya ne ile oldun? Keremül el-Saha ile, tevazu ile, Selamet-i sadırla. Göğşümde bir tanecik Allah vardı. Başka hiçbir şey koymadım. Efendimiz de bana kalemimde yazı verdi hemen. Yusuf ' ın menkifasının en sonunda sekiz kelimenin içinde var. Oğlum iki şeyi hiç unutma, iki şeyi unut geçsin. Ne efendim Allah'ını hiç unutma.
Bir de ölümünü hiç unutmam. Ölümüne Allah'ın unutmadığı müddetçe hiç korkma. Bir, iki şeyi unut geçsin. Neyi efendim? Birisi, birisi, birisi çayını araya engel olur değil mi? Kız serenip ameli mahvolur gelir. Neden, nedeni ne? O adamın için etmişsin, iyiliği Allah için etmemişsin. Onun için mahvalıp geliyor. İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini. Her kime iyilik edersen sakın ondan kendini. Niye böyle diyorlar? Gülen yerden sana bir kötülük geliyor Ya Rasulallah niye oradan gelmeyecek ben oraya iyilik etmedim ki dedi. Nebi ya Rasulallah iyilik ettiğin yerde evet dedi. Allah'a imtihan eder, O'na bir kötülük ettireyim de başa kakar mı diye onun için iyilik ettiğin yerden kötülük gelir ve onun için ben oraya iyilik etmedim dedi. Bir de iyilik sana ettiği kötülüğü unut etsin, helallik etsin. Babama çok kötülük etmişler, ona Şık Mustafa Efendi derlerdi.
Kitabını bastırıyorum, Efendimiz istedi, buraya yazdım getirdim. Buradan yakında giren kardeşimiz var Ahmet Aksaraylı onu ona göndereceğim Ömer Bey istedi. Basılacak biz arasına çok şeyler girdirdik. Hepinize Allah rızası için dağıtacağız inşallah. O pederimin hepyatları var Ben sivay'ı sevmesem, kalbime de koymasam, gaybi sevda bilmezem, rehberimden dönmesem. Çok bunları inşallah gideceğiz birer birer dağıtacağız. Babamın da çok fena düşmanları olduğu halde Hasan dedim kalbime öyle bir genişlik lütfetti Allah bana kötülük eden cümbleye din arkadaşlarıma, hakkım din koru ile helal olsun. Bu yüzden de veli olsunlar inşallah. Edep Risalesi Efendimiz yazmışmış baktık orada da öyle diyor. Ya Rasulallah, biz ahlaktan konuşuyoruz ya Ya Muhammed sizin indiniz de hayırlı kimse kim bize onu söyle. Hayırlı mı? Halim selim ahlakı güzel olan. Bak, gündüz akşama da oruç tutan değil mi eğiyor?
Gece sabah da bunu da yapıyorlardı onlar, Hz. Abdulkadir Geylani İran Efendimiz hiç durmadan ibadet ediyordu ama terakkiye medar olan o efendim, Kerem'le Saha yok mu? Sahaaret geldin mi dünya muhabbetin hiç kalmıyor gümrde. Dünya muhabbeti kalmazsa ne oluyor? Başı dünya muhabbeti, sakavet dünya muhabbetini silip geliyor. Tevazu. İnsanın içinde ne kadar kötü ahlaklar varsa o da onu sıyırıp çıkıyor. O zaman Allah'tan başka kalpte zikretilen Allah'tan başka bir düşünce kalmıyor daha doğrusu. Ben böyle Allah'a vasıl oldum diyor. Hayırlı ümmetini duyduk en efdal ümmetin için ya Muhammed! En efdal ümmetin, en efdal ümmetin halim selim eviyle hoş geçinen, ailesiyle çocuklarıyla hoş geçinen, onun kötülüklerine sabr eden, komşularıyla iyi geçinen ahlaklık bir kimse en efdal ümmetim bu. Musalle başına konulduk mu İbrahim'im yavrum. Musalle başına konulacağız hepimiz. Allah imanla konulur.
Ora Raj efendi ceminde kıldırunca soruyor: Bu erkişiyi, bu hatun kişiyi nasıl bilir Allah rahmet eylesin derler bizim orada. Eğer büyü de bilir de bilir de komşumuzdan birkaç kişi ağlarsa, Allahü Teala hazretleri o kulum kopmasın, o komşuları ile iyi geçindiği için cemi günahını atfederim onun. Oraya musalle başına konulduğu zaman sorulduğunda nasıl biliniz deyince, mır mır ediyorlar. Allah, öldü ve kurtulduk şükür diyorlar şerrinden. Bütün günahını açığa çıkar Müslümanın o ehli nardır. Ben iki kişi hakkında önce iftihar ettim, oturdum şükür Ya Rabbi dedim. Böyle devrettirmeyelim kardeşim komşularımıza girelim, yedir edelim içirdelim inşallah ahlaklı olarak tahrişe geçelim. Evet. Ankaralı o cephenli kardeşimiz aşırı şerif okuyor. Doğum gün ediyoruz. Hayırlı olsun inşallah. Amin. Yani yasak bir şey yok. Bay bay bay bay bayanın düğününe geldik. Onu yapacağız. Lazım nerede?
Lazım nerede geldik? Ben açın yavrum. Konyalılar geriye gitsin. Bu defa Develi'nin, Ankara'nın, Yahyallı'nın şöyle vazife onların. Berel düğün ediyor. Fulya gel. Şu ikiniz bir. Peygamberimizi gelmesi zannediyoruz. Peygamberimize merhaba deyin baharım. Bütün arkadaşlarımıza selamlar dilerim. Allah'ın selametle dilerim. Tarif ettiğim dört ayak bir Müslüman tarif edeceğim. Bu dört ayak bir Müslüman dünya ekrana çıkılacak. Çıkılırsa insan çok kamil olur. Baştan fenafi İhvan. Şu İhvan kardeşler var ya, Allah için sevişenler, Dostlar var ya. Ya. Allah'ın uzundan mahcup kalınca, mizan hesap görülüp de günahı gerince Halid Usul Celal Allah için bir dostuyla mı yordu sanırım diyecek. Diyecek diyor Allah. Okul diyecek ki Ya Rabbi bir Münham'a ağır geldim. Annemi, Babamı, Aklamayi Tarık-ı Hakimi arayıp. Ondan da mı diyor efendimiz. Hiçbir dost da mı ittihaz etmemiz derdi mübarek üç lisanı ile.
Ondan sonra aranıyor bir dost rast geliyor. Nereye gidiyorsun diyor. Nereye gidiyorsun? Diyor. Mesela böyle rollandı. Bir günahım ağır geldi ya, bir sevap istiyorum, onu arıyorum. O kardeş diyor ki Ya senin te bir günahın artık gelmiş, benim de o bir günaha varayım desen cennete git. Sen cennete gitme cehenneme ikimizin yerine yanayım diyor. Kul Teala Hazretleri. Ey kullarım, siz sakiysiniz ve ben sakiy değil miyim? İkinizi de hak veriyorum ben ve Cennet-i Alem. Onun için dünyada Allah dostu hazırlayın. Yani bütün duyarlar dünyada can kardeş. Neden benle olacak? Şartı ne? Allah dostunun üç şartı var. Herkes duysun bunu bellesin. Biri kılığında seviyor. Yani kğında kaydırıyor. Bu lafı ne oldun mu? Kes! Kes. Abdestin mal dalından sonra konuş. Dostumun ismi olur, ha. Öyle gayrı biliyorsan dost olduğun belli. Ama yoldaş oluyor da ya şöyle de yeniyor ya böyle de yeniyor dedim de dost.
İkincisi, Allah için dost olanın ikincisi, başına bir musibet geldi mi yetişir. Bu musibetini hafifleştirmenin için geçmiş olsun der. Bir zayiatı varsa para verir vesaire. O dostunu gider, görür. Onun lazım olacak şeylerini yapar. Bu yetişmeyen. Burada birçok arkadaşlarımız duymuş da, belli dönüp bakman da, takkay serden doktor yeter tut de doktorun gittiğini duyan müminlerimiz ne oradan bir taksi diye atlamışlar. Yemin bir takısına efendim yetişelim, ödüyorum, o kalıyor mu diye. Daha unuttum, daha unuttum. Allah kendilerinden razı olsun. Böyle hislerimden dostum. Ne öyle kendi kendine girdin, seviyorum. Canım feda olsun, kardeşim olur. Yok, bunlar olmaz. Bunlar olmaz. Üçüncüsü, ölüm hadisasında, ölüm hadisasında, yani ölüm başına ölüm geldiği vaatlarda, ahirete göçtüğü vaat unutmayacak, dostluğu unutmayacak.
Bak ben nasıl unutmuyorum Hacı Şaban Efendi Hazretleri şöyle olduydu, şöyle olduydu, onu unutmayacak. Benim eskiden dost olmuş, onun ruhuna şafaklayın böyle elini açıp dua edin ruhuna okuyacak. Göndereceksin yeryüzündeki evlatları, yeryüzündeki evlatları perişan kaldıysa onlara onun ismini nasıl unutayım Ahmet'imiz Sami oğulumuzun oğlumuzun babası Hafız Ahmet Efendim'in taburasından kestiler ayağını, inim inim ahirete irtihal etti, gitti. Oynanlar sıla şimdi benim taziye yapan gülene için taziye öyle olmaz diyor, vayban kardeşiniz. Nasıl edelim ya? Sen ver bir lira sen ver, bunu falan diyor. Efendim, yetim kalan, dul kalan ailesi, yetim kalan sabisi, bir okuyalım. Ondan sonra bir dahaki dua kutusuna şey geldi. Hanım Konya'dan gönderilmiş. Arkadan mektup da gönderilmiş. Diyor ki var. Yani yaşayan var, böyle Allah rızası için dostunu gözeten var.
En yakın akrabası olduğu anda yüzüne bakmayan var. Ona ayıklan, ona ayıklan. Olmaz böyle şeyler. Demek ki bir merdiven. Yani, anlaşılan gençlere anlatıyorum. Onu da gençler dinler bizim şey, sohbeti, yani Konya'ya varsa da, Kayseri'ye varsa da. Genç kardeşlerimiz birbirinize muhabbette, o kadar muhabbet edin ki, hem sevgi içinizden çıksın. Hangi Ramazan bilirdir bir daha dinleyin. Filan kardeşimiz diyor, Rahmet kardeşimiz diyor bir daha hatırından çıkmıyor. Böyle arkadaş oluyor ki, dünyadan hiçbir şey hatırına gelmiyor, ancak o ihvanlar hatırında kalıyor. Fenafil, ihvan bilmek. Sevgi fenaya gitmiş, bir tanecik ihvanların sevgisi içinde. Ben yaylanızdan misal veriyorum, üç tane on tane kılan var çok soğuk su.