Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Takdir-i Huda kuvve-i Bazu ile dönmez. Bir şemati mevla yaka bir vech ile süzmez. Ondan sonra o zattan da himmetün teveccühünü almış, yerine gelmiş. Çok vatalar zuhur etmiş. Küfüne kadar gitmişler. Ondan sonra sofra, vitrine mescitte yapılıyor. Muhalipler de girdiğinden tahammül edememişler, çatlayacaklar. O en büyük yerlere şikayet etmişler. İftira yemin etmiş. Ben bir güya gördüm diye, Allah'ım, bağalım, rezil edemem miyim diye hocanın yürek etmiş. Mevlana, Halid burada mı? Evet burada. Ben mi, ben diyorum. Evet sensin rüyamda seni gördüm. Benim elini kolunu kestiler, hüznunu koydular, birini kestiler, kulağını kestiler, bir mezbelenin içine attılar. Bu inanacak alan değil kardeşlerim seyyid değil bu. Onun için üşenlerim aldanıyorsunuz bu adama.
O güzel rüya görmüş git dövimizden bir kese altın getir demiş. Bir kese altın getirmiş bacağı duruyor. Otur bakayım. Bir gittiler dilini kestiler. Enatta gıybet, iftirane söylemeyeceğim ben de Allah diyeceğim. Çok iyi görmüşsün diyor. Gözümü oydular demektir ki gözüm harama neye bakmayacak, hasetlikle bakmayacak daima Hakk'a bakacak. Harife, eşyada esma görünür, cümle esma da müsemma görünür, bu niyazdan da Mevla görünür. Ayetıysen diğer ve evlatları güler her yerde Mevla'yı gören göz olacak öyleyse. Kulağıma kesti, kulağım. Demek ki bünyeye kulak vermeyeceğim de ama daima ukraya ahirete kulak vereceğim. Ondan sonra zahiri bir hak vakını bir hak kurmuşsun öyleyse elini kolunu kestiler, elini harama sönmeyecek, ayağım kötü yere gitmeyecek çok özel rüya durdu. Şu altına al da müjdesi olsun varmış. Hocalar nasıl rezil edebildin mi demiş.
Efendim bu rüyayı bir tabir etti ben de hayrette kaldım. Yalandım da diyemedim diyor kese altın yerde odunla gel demişler demiş. Hiçbir şeylek gücü yetmiyor kimsenin. Bu baldaktan sürgün ettiler Diyarbakır'a geldi, bizim Diyarbakır'a, Halep'e geldi bizim mahallede Şam'a geldi. Bu Türkiye'ye Neşet Tarıyıkını Mevlana Halid Ziyaüddin'in Babadi saçtı gitti. Allah şefaatine nail etsin. Ben ziyarete vardığımızda öğlen ezanı orada okunur. Yarın da namazımızı darıp oturur böyle gideriz elhamdülillah. İyi dilermez olduk. Mevlana Halid riayet riayet minü ba'd-babi kudtisesi ravul Aziz Efendimizden konuşacağım da iyi ki Nenkıbasını ufarak koyayım ondan sonra başlayın dedim. Ahlak sahibiydi. Hamilün eza, ezalara tahammül ederdi, çok eza edenlerdi lakin ne eza ederlerse etsinler senden gelen hoştur bana, der. Ya hilaf yahut kefen diye diye hiç şey etmezdi. Onlara vahmazdı.
Harikul ihsan, lisanın çok kalakatli hocamız gibi görüşürdü. Görüşürdü. Yanımda ki nasıl söylemeye iktidarımız yok ya bu hayal gelmişti, böyle geldi boynandan büküyor. İller bizim döküntülü sözlerimizi fillemek istiyor. Allah yolunda lağinin levlinden hafifletmez ki. Allah'ımız Habibi Ekrem Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize La lahafune levmite laim buyurdu ayetinde. Laimin levminden, levmden, laillerin levminden hıfzetme ha gülüm. Sen daima irşadına bak, ıslahına bak, iman ettirmeye çalış. Şair de diyecekler, kahin de diyecekler. Kuran-ı Kerim'de var da efafbini evvelden de konuyu neredeyse diyorsun. Sen keyife bak kervan geber, lakin bir kez köpekler girer ama hiç aldırmazdın, gürsün raporları girer. Allah bizi rızasıyla götürsün inşallah. Azimetle amel, ruhsafla amel Anlamak için izah etmek lazım.
Kuran-ı Kerim'i okutmak İmam-ı Azam Efendimiz ruhsat verdi ücretimize alındı. Lakin Peygamberimizin gününde ücreti ne oldu? Azimetle amelleri Allah rızası için etti. Vaaz vermek ücretli değildi, Ruhsat verildi İmam-ı Azam, feminist ve ruhsatla amel, azimle amel vaziğin karşısında bir para almaman lazım gelir. Bu kadar bu ameli yaptırmanı pederim ya. Kanatımız o son çocukluğumuzda afedersiniz ayıp gelmesin cümlemize. O küçük idrar yolundan su döküldü mü, taharet etmeyince, öksürmeyince, gezmeyince suyun anda yıkamayınca, böyle azimle amel etmeyince namaz bunu sıkıltırmazdı. Kendi daima acımetle amel ederdi. Ama varlığın ucunda gayb vereceksin, o damarı sığayacaksın, öyle abdestli alabileceksin. İmam-ı Azam Efendimiz ruhsat vermiş, Kendini şurasına zerre kadar bir pislik görülmüş, konuyu yıkıyor acele acele. Efendim, dirhem müp olmazsa namaza zararı yok diyordum.
Bu ruhsattır, bu azimettir demiş. Size çok izah etmek ister ama ne yapayım gücüm yetmiyor, kusuruma bakma, bağciye tere satma gibi oluyor. Allah rızası için benim suçumu da kabul et, dardaşım. Ondan sonra üstadımız koca Ayşen'de konuşurken ana bir şişeye su koyuyorsun. Döküyorum şuraya altı üstü koydun mu buraya su sızıyor. İkinci yere koyuyor mu buraya su sızıyor. Üçüncü yere koydun mu kesiliyor. Bu etin içinden gelen su bire bire kesilir mi uyku halinde gelir. Hastaları ziyaret ederdi. Hastaların ziyaretine gitmek mescide giderken her arıma on sevap verilir, haftaya giderken her arıma üç yüz sevap verilir. O Halık-ı Zülcelal'ın yaptığı mum balonun içinde. Onun için hastaları ziyaret etmek. Bir, size daha büyük izahat vereyim. Dişçi babamız merkab-ı nur olsun künde ruhuna okurum. Orada o biisada hacim işte efendimize de okurum.
Mevlana, Celaleddin ladikli babaya da Hasan'ın beni bütün bütün Rab'rım böyle hepsine gönderirim. Allah kabul etsin inşallah. Bizim babamız demiş ki üstadım Hacı Safim sultanım kurban olduğum Hacı Essal Efendimiz buraya sohbet odasına girdin mi hiç konuşmadan, büyütmeden hep söndür söndür ağlardık. Sen de o makama çıktın niye ağlama yok deyince üstadımız buyurmuş ki Mehmet Efendi o dediğin gün de Konya'da bir panga vardı. Şimdi elli bir panga var demiş. Saymış gibi her şeyi gülerdi Bismillah. Allah bildirirdi ona, Elli bir tane saymışlar mü esetten elli bir tane panga var. Hanzadan o birinin mağazasına varıp da iş iyi çaydan yerine haram gider de ağıt gelir mi? Gözlerimiz taş oldu yahu Sünna sevk vuruyordu kalplerimiz taştan da katı oldu. Ağlar mı o gözler? Senin o bayram günü mü Kadir Gecesi mi ettiğin vaaza dayanılmak imkanı yok. Orada ölüler kalkması lazımdı. Ne diye öyle olmadı ya?
O kadar ki heyecanla konuştun da arada ilaha oradan, çayırlar üstünde oturan mestura kadınlardan gelmek çalıştın da feryatlar kopacağı diye kopmuyor kardeşim. Taş olmuş içerimiz haramla. Allah cümlemizi irşad etsin, ıslah etsin, haramdan muhafaza buyursun. Niyetlerinden Birkaç kelime de oradan söyledim. Size vasiyet ederim, uzuvlarım, evlatlarım, yaşıyor vasiyeti bak. Gizli bağışlarda Allah'tan korkulsun. Gecenin karanlığında, karabaş üzerinde kara karıncanın hem karıncayı görür, hem ayağının kapırtısını duyar. Seni basar, hayat ilim seni basar, irade, kudret, kelam tekvin, Allah'ın ilmi, senhe işitmesi, görmesi bu kadar gizli gözümüzdekileri görür. Onun için Allah'tan gizli o aşkkarda korkun. Az yiyiniz, az söyleyiniz, az kıyunuz.
Yahya bin Muaz diyor ki az ye oruçtan ötürü, vebetülletü'l-kelam az söyle zikirden ötürü, az uyu gece namazından ötürü bir zat, adamın başındaymış da komşusu bir dilek var zannedermiş. Daha şu dilek ne oldu sizin? Ondan da dikili bir dilek vardı. Dilek yıkıldı yıkıldı diye ağlamış. Niye ağlıyorsun? Babam namaza dururdu, ikilik hatta kul hali bütün hak ederdi. Babam bunun beş gün olduğu vefat etti de rüyamda kıldık demiş. Ne yapıyoruz biz Allah'ı severseniz de kendimize bir süs veriyor iyi adam, diyor diyemedi, diriltemiyorlar bize iyiyim diye. Çünkü en büyük günahımı şey tipi televizyondan gibi gösteriyor göz, merakım. Demiş ki Ebu Bekir kim? Yani ötesi Sırrı Aziz, iki nefesinin biri Allah olmayan bizim evladımız der mi diyor. Ben öyle diyemiyorum, verdim derse o soğuk okumam, diyemiyorum, onu da okumazsanız münecretmiyorum, yalnız yapın, okuyun, kelime diyor.
Ya, Efendimiz vasiyet ediyor. Biz vasiyet etmiyor ki küçük defterime bunu yazdım. Ustamız da ne kadar küçük defteri çıkar derler. Ben önlerine doktor ne. Çıkalım, konuşurum neler doldurmuşsun bunun içine der. Bu bitmiyor. Kaç senedir sohbet ederim bitmiyor. Edep risalesi var bitmiyor. Hukukmet Risalesi var bitmiyor. Mektubat var bitmiyor. Her şey var o üstadımızın bizde. Gözüm de görmüyor, zor güç görüyor, görmüyor. Ve muvaza da siyamu valayan, oruç ve namaza devam eden evlatladım. Oruç tutmaya, gazımız bir hakim ile biz savcıya orucun faziletine haber verdi. Dış kısmından iç kısmına geçti. İçeride kalbini kılavuz havuzdalar, biz de varız. Böyle daha da varlar. Alttaki Süveyda-i terun noktasını temizler. Sütün siyahını alır, lambayı yaka yaka nasıl hiç dışarı görünmez, siyah görünmez sinmeyince. Zikrullah şifa vur hudup oruçta kalbi haccun temizliyor ve tek-i şehevatı adet devam.
Şehveti de aynı terk edin. Şehvet, bir daha hasetli ikisi bir araya geldin mi insanıyla oradan çıkaran bunlar bütün kötü huyler bundan teverdutiler. Onun için Onun için hemen hüp hüp dünya aresi kunliahatı ye. Dünya muhabbeti cemil günahların başı olur. Onu da çıkarın içinden. Ondan sonra şehveti daima terk edin. Şehveti daima terk edin. Dil ile konuşursan fazlıyla dil zinası olur. Gözümle bakarsan göz zinası olur. Kulağıyla dinlersen kulak zinası olur. Elin ile tokalaşırsan el zinası olur. Daha öteki büyük zinaya gelmeden bundan hep zina etmiş olur. Onun için biz her tarafa uçmuş bir bahbaham olur da her duvarı yıkılmış, batmış, boyarmış, kelalinin bağına döndürür mal, melal, diğer bütün mahveder oğlum şu evi yaptınız ama kapısını pencerelerin de yapın da hayvanlar, merkepler, köpekler, kurtlar girip de buradan zahireyi, mallarını yemesinler.
İbadet ediyoruz ama gözün tapını, göz kapımız açık penceremiz oradan giriyor, dil penceremiz açık oradan giriyor. O, babam böyle manevi vaaz verir, çokları içerde yıkılır, kırıldı da bir latifeyle uyandırırdı onları. Allah şifaına nail etsin. Ve ihtibaul cefa min cemin el-enam. Cemil nasıl ecza ve cefasına tekamül edin, tekamül edin. Peygamberimiz nasıl tekamül etmiş? O efendim, Medine-i Nebevi'nin yakınında kalplerinde babacı renginde, mübarek işleri kırmış, halkalar batmış yüzlerine bu kadını, masalının benim bir milyonları da onun içinde hakkını yapıyorlar, Hiçbir velev Peygamber ne yapar mı diye kan akıyordur yüzlerinden. Allah bunlara hidayet nasip etti, kılıcın tesi ile ne cefalar ettiler, ne ezalar ettiler. Bilim hocamız onları bütün Mekke'yi böyle böldüler, öte tarafa bunlar kıza alınmayacak, kız verilmeyecek, ekmeğe, pazara gelmeyecek filan olmayacak.
Kafirler acırdı o yüzden ekmek atarlardı. Kardeşim her ezaya tahammül eden eşşekü'l vela el-embiya, sünmel ulema, değil mi? En büyük ezai peygamberler büyük dağların büyük dışı olmadı mı? Evliyalar neler çekmedi mi? Lakin Arabi'yi öldürmediler mi? Hacı esadı ilgili zehirlemediler mi? Hazreti Nuh aleyhisselam bin elli yaşına vardı, dokuz yüz elli sene peygamberlik yaptı, seksen ümmeti vardı. Ne ezalar etti ne müfdelikleri nahikadan ismi değil bu nahikadan mühdediliyor. Beyinsiz kendini bilmeyen kimselerin sohbetlerini terk edin, onların yanına varman, varman münkirin yanına, kokusu sinyaltenine, hayy münkirin canına can Muhammed alinindir. Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirhu'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri