Ayet. Bayram ne demek? Sözlük manası, el-Aid, yevmün yahtefilu fi, biz zikri öyle bir neşe günü, öyle bir sürur günü ki bayram, onun içerisinde benim zikrimdir, buyruluyor. Allahü zülcelal'in anılmasıdır. Zaten bu kurban taatinde de takva geçer. Öyle sadece kanı akıtmak ve etleri bölüşmek değil. Çünkü ashabübillah burada nedir takva, Allah korkusu celle celaluhu. İmam-ı Ali radiyallahu anh Efendimiz bayramı tarif buyururken içinde haram işlenmeyen her gündür. Hani bayram dendiği zaman malum biliyoruz, bunu sizin diyeceğinizi hiç ummam mümkün de değil. Öyle Ramazan-ı Şerif bayramına şeker, kurban bayramına davet, bu mümkün değildir. Bunu söyleyemez. Çünkü bayram geceleri ihya edilirse kalplerin ruhen ve manen dirilmesini aleyhisselatu vesselam Efendimiz ifade buyurur.
Mesela Ramazan-ı Şerif'te bayram namazını kıldık, çıkarken melekler tarafından gumu faufura lekum afvolunmuş ve mağfiret olunmuş olarak yuvalarınıza dönün buyuruyor. Evet, şeker bayramı da gönüllerin şekeri, ruhların şekeri, kalplerin şekeri, ahlakın güzel olma şekeri, tecelli ilahiye mazhar olma şekeri, müminlerle bir araya gelme tadı ve lezzeti, ailesiyle ünsiyet tadı, akrabasıyla, komşusuyla sevgi neşesi yine şeker bayramı ama ruhların şekeri, gönüllerin tadı ve lezzeti. Bayramı şu şekilde tarif ediyor, kişinin ibadet ve taate odaklanmasıdır. Zaten bizim genimiz herhalde diktiğimiz ağaçlar bahçeye yakmak için değil. İşte dikelim fidanları da bu fidanlar bize kışın odun olarak ihtiyaç duyarız. İşte bağımızı bozduğumuzda, pekmezleri yaparken ocağa vurur yakarız, odun olur, bunun için değildir. Ne içindir? Ondan meyve elde etmek için.
Bizi Cenabı hak bir fidan gibi bu dünyaya gönderirken odun olmak için değil. Bizi kul olmak için kulluk meyvesini toplamak için göndermiştir. Ayağımızda kulluk, yolunda cihat, fakir, yoksul görüp gözetmek, akrabalık hak ve hukuk, bunlara riayet. Müminlerin ihtiyaçlarını gidermek için hareket, el vesair azalar hep öyle helak. Kalp dindiği zaman kalp iki tane kapısı olan manevi bir nimettir kalp. Birisi dünyaya açılır, birisi de Allah'a açılır Celle Celalühü. Bunun için Necip Fazıl rahmetullah aleyh ne güzel söylemiş. Dünyaya kapalı Allah'a açılır. Ne güzel bir söz söylemiş. Dünyaya kapalı Allah'a açık. Kalbin dünya ile olan açık yönü nedir? Mesela ilmi noktada biz bir muallimin önündeyiz, bir medresedeyiz, bir mektepdeyiz. Ne yaparız? İlimleri tahsil ederiz. Diyelim mühendisliktir. Bunun yanında başka alanları çok geniş, alanları çok geniş. Tıptır, doktorluktur.
Vesair sayılamayacak kadar çok meslekler var ama Rabbimize açılan kapı kalbin o ilhamat-ı ilahi Allah'tan alınan bir ilimdir. Bir muallimin bize öğreteceği ne kadardır? Ne kadar öğrendiyse o kadardır. Ne kadar mütalaa ettiyse o kadardır. Ama Cenabı Hak için ilmine onun bir sınırı haşa yüz bin kere haşa mümkün mü? Sonsuz. Zaten insanlık sonsuzluğa uzanan bir varlıktır. Eğer bunu hesap edebilirsek insanın tabiatinde bir sonsuzluk var. Bir bitimsizlik var. Mesela insan hasta olmak istemiyor. İnsan yaşlanmak da istemiyor. İnsan şu güzelliğim, gençliğim kaybolmasın, malım mülküm bitmesin. Her şey en güzel olsun istiyor. Herkes kullandığı için diyorum, telefonu en iyisinden almaya çalışıyor. Çünkü kendi içinde bir mükemmeliyetlik var. Cenabı Hak bundan dolayı esamne velagatkarane ben niadem. Ben Ademoğlunu mükerrem halk ettim buyuruyor.