Bir İnsan, Bir Hatıra. MAHMUT SAMİ İ Efendi'den Hatıralar. HISIM olduk diye. Allah dostlarını sevmek, onlara gönül vermek, onlarla kalbi beraberliği sağlamak, insana huzur ve sürur verir. Dünya ve ahiret mutluluğuna erdirir. Onların gönlüne girmek, onların sevgi kasesinden içmek, onların manevi himayelerinden istifade edebilmek ne büyük saadet. Onları yad etmek, onların hatıralarıyla yaşamak, gönüllere ilahi rahmetin inmesine vesile olmak demek. İşte yaşanmış güzelliklerden bir demet. Muhterem üstazın yetiştirdiği güzel insanlardan biri olan halim selim yumuşak huylu, siması o büyük Allah dostunun simasını andıran bir abimiz. Yaşlılık ve ciddi rahatsızlığı sebebiyle evinde Rabbine ümmet için dua eden, sevdiklerinden de dua bekleyen Kayserili Mustafa Eliboyalı abiden dinlediğim bir hatıra.
Muhterem üstad Mahmud Sami Ramazanoğlu Kuddise Sirruh Hazretlerinin kerimesiyle evlenen Merhum Ömer Kirazlıoğlu Bey, yeni hısım olunca birlikte Kayseri'ye geliyorlar. Evlerinde misafir kalırken ziyarete gelen kardeşlerle sohbetler yapılıyor. Gönüller feyiz, rahmet ve bereket doluyor. Hane sahibi hanımlar da bir köşede oturup üstazın sohbetlerini dinlemeyi arzu ediyorlar. Bu taleplerini oğulları Ömer Bey'e bildiriyorlar. Anneciyi gayet safiyane bir şekilde şöyle söylüyor, Ömer oğlum siz kapıyı kapatıp sohbet ediyorsunuz. Biz mahrum kalıyoruz. Biz de üzerimize burgümüzü alıp içeride bir köşede otursak da sohbetten istifade etsek, diyor. Merhum Ömer abi anneciğinin gönlünden kopup gelen bu samimi arzuyu muhterem üstaza ulaştırıyor. Durumu aynen annesinin ifadeleriyle arz ediyor. Muhterem üstaz Hazretleri damadını incitmeden şöyle cevap veriyor.
Evladım, Ömer, hısım olduk diye mahremiyet ortadan mı kalkıyor? Hayatının hiçbir safhasında kitap ve sünnet çizgisinden ayrılmayan o büyük Allah dostu mahremiyet konusunda çok titiz davranırdı. Evlatlarının da bu titizlikte olmalarını, takva üzere bir hayat yaşamalarını arzu ederdi. Yapılacak her işin Allah için olmasını, Allah rızasını her şeyin başında tutulmalarını isterdi. Kardeşliklerin de bu ölçüde kurulması gerektiğini her vesileyle hatırlatırdı. Zira emri ilahiyi böyleydi. Allahü teala bütün inananları kardeş ilan etmişti. Ayet-i celilede ancak müminler kardeştir, buyrulmaktaydı. Öyleyse inananlar birbirinin kardeşi olarak kenetlenmeliydi. Acısıyla sevinciyle bir olmalı, hayatın çilelerini paylaşmalıydı. Ferdi bencil yaşamaktan uzak durup, birbirine destek olmalıydı. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir insan, bir hatıra.