Bir İnsan, Bir Hatıra. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Amerika'ya giden talebesine öğütler. Muhterem Üstat Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretlerinin çok sevdiği bir talebesi olan İzmirli Merhum Doktor Dursun Aksoy abimiz vardı. Bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılında Muhterem Üstad Hazretleri'nin işareti üzerine Medine-i Münevvere'ye hicret etmişlerdi. Belde-i Tahir'e de Muhterem Üstad'ın sağlığıyla ilgili konularda yakinen hizmetlerinde bulunmuşlardı. On sene kadar o mübarek mekanlarda ikamet ettikten sonra mecburi olarak Türkiye'ye dönmüşlerdi. Doksan küsur yaşlarında olmasına rağmen her sene Ramazan umresine giderdi. Son nefesini o kutsi mekanlarda vermeyi arzu ederdi. İki bin sekiz yılının Ramazan ayında yine umreye gitmişlerdi. Mekke-i Mükerreme'den dönerken yanında bulunan refikine bu sene de kalamadık diye hayıflanmışlardı. Medine-i Münevvere'ye geldikten bir gün sonra rahatsızlanıyor.
Yoğun bakıma kaldırılıyor ve üç gün sonra Kadir Gecesi ruhunu teslim ediyor. O gecenin sabahında kendisini 7 binlerce kardeşinin omuzları üstünde Cuma günü Cennetül Baki defnediliyor. Allah rahmet eylesin. Merhum Doktor Dursun abi Amerika yolculuğuna çıkmadan önce Muhterem üstazın kendisine yapmış olduğu şu iki tavsiyeyi bir hatıra şeklinde şöyle anlatmıştı. Bin dokuz yüz ellili yıllarda Türkiye'yi temsilen özel eğitim almak üzere iki asker Amerika'ya gönderilmek istenir. Mürracatı yapmadan muhterem üstada durumu arz etmek ve duasını almak niyetiyle İstanbul'a geldim. Erenköy'de, Güllü Köşk'te Üstadımız hazretlerinin huzuruna çıktım. Yurt dışına çıkma konusunu açarak şöyle arzettim. Efendim, Türkiye'yi temsilen Amerika'ya gönderilmek üzere imtihan açılmıştı. Fakir de o imtihana girmiştim. İki genç teğmenden biri olarak fakir de seçilmiş.
Nasip olursa altı aylığına Amerika'ya gönderecekler. Ne buyurursunuz? Neler tavsiye edersiniz? Diyerek hem fikirlerini hem de dualarını almayı istedim. Muhterem Üstadımız Türkiye'yi temsilen fakirin seçilip gönderilmesinden memnun oldular ve namazınıza ve gıdanıza dikkat edersiniz inşallah buyurdular. İki kelimeyle bizim kurtuluşumuza vesile olacak reçeteyi sundular. Bir Müslümanın hayatta en çok dikkat etmesi gereken iki ana ölçüyü vermiş oldular. İnsanoğlunun ebedi saadeti kazanabilmesi için böylesine sağlam bir kulpa yapışması gerekti. Zira sevgili peygamberimiz namaz dinin direği buyurarak sağlam kulpu göstermişti. İhmal eden veya terk eden kimse dünyasını da ahiretini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırdı. Bu sebepten namaz Rabbimizle buluşma fırsatları olarak gün içinde kulluk disiplinimizi sağlayacak çok önemli ruhani bir ibadettir.
Yediğimiz gıdalar da bedenimiz için çok önem arz etmekteydi. Çünkü helal gıdayla beslenen bedenden salih ameller, güzel davranışlar sudur ederdi. Haramla beslenen vücuttansa bozuk, kötü davranışlar çıkardı. Hazreti Mevlana'nın dediği gibi insan şu iki şeye dikkat ederse kurtulurdu, ağzından girene ve ağzından çıkana. Merhum Doktor Dursun Aksoy abi, arkadaşıyla birlikte Amerika'ya giderler. Bir yurda yerleştirilirler. Üç aylık kurslara başlarlar. Sabah akşam arkadaşıyla birlikte çalışırlar. Dursun abi yemek konusunu kendi imkanlarıyla halletmeye çalışır zira yurdun yemekleri arasında domuz etiyle pişirilen yemekler de olabilir düşüncesiyle çok hassas davranmaya başlar. Hatta yurt müdürüne çıkar, biz Müslümanız, bizim dinimizde domuz eti yemek haramdır, bize ayrı yemek çıkarınız diyerek ricada bulunur.
Ricası kabul edilir ve ayrı yemek çıkartılar amma tabaklara servis yapılırken yine karıştırılır. Yemekler haram olan yemeğin içinden çıkan kepçeyle dağıtılır. Onun yağından, suyundan bulaştırılarak diğer yemekler tabaklara konur. Dursun abi bunlara mani olamadığından hiç yemek yememeye bisküvi, kraker, simit türü kuru gıdalarla öğünlerini geçirmeye karar verir. Bir hayli bedenen zayıflarsa da asla harama bulaşmaz. Şüpheli bir lokma boğazından geçirmez. Dönem sonu yapılan imtihanda birinci gelir ve Türkiye'nin şerefini yükseltir. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir İNSAN, BİR HATIRA.