Bir İnsan, Bir Hatıra. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Erenköy'den Tahtakale'ye işe gidişleri. Muhterem Üstat Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri uzun seneler Erenköy'den Tahtakale'ye, tren ve vapurla işe gidip gelmişlerdir. Bu gidiş gelişlerinde onun disiplinli hayatına, kul hakkına riayetine, zaman konusundaki hassasiyetine, dakikaları hesap edişine, insanlara karşı nezaketine dair birçok konuda ibret alınacak dersler vardır. Merhum Abdülkadir Kökdili amca, o büyük Allah dostunun her sabah işe gidiş gelişlerini şöyle anlatırdı. Hacı Bey, hat boyu sokakta bulunan köşklerde oturanlar sabahleyin Sami efendimizin geçtiğini gördüklerinde saatlerini ayarlarmış. Sabah saat sekizde dört var veya sekizde üç var şeklinde duran, geri kalan veya ileri giden saatlerini gönül rahatlığı içerisinde ayarlayabilirlermiş.
Muhterem üstad o kadar dakika hareket edermiş ki, devlet haneden sabah sekize beş kala çıkarlarmış. Acele etmeden vakur ve sakin bir şekilde yürüyerek Erenköy Tren İstasyonu'na saat sekize iki dakika kala varırlarmış. Hiç kimseyi bekletmemek, kimsenin kul hakkını üzerine geçirmemek için her gün bozuk para verir ve biletini alırlarmış. Zira tren vaktinde gelir ve istasyonda bekleyen yolcuyu aldıktan sonra hemen kalkarmış. Bir dakika veya birkaç saniyeyle treni kaçırma veya bir başkasına engel olup kaçırtma ihtimalini düşünerek her seferinde bozuk para verir, biletini alırmış. Saniyelerle treni kaçırıp arkadan hayıflanarak bakakalan insanların durumuna çok üzülürmüş. Bu sebepten bizzat kendisi bu hale düşmemeye veya kimseyi düşürmemeye dikkat edermiş. Senelerce onun gösterdiği bu titizlik gişe memurlarının bile dikkatini çekmiş ve aralarında şöyle konuşur olmuşlardır.
Yahu her sabah aynı saatte sekize iki kala, başında veresi, üzerinde cübbesi bulunan, sakallı, zayıf, nahif, zarif, nur yüzlü bir zat geliyor. Sırada bekleyenleri düşünüyor olsa gerek, her gün bilet ücreti kadar bozuk para veriyor ve biletini alıp trene biniyor. Bu nasıl iştir? Bu zat kimdir acaba? Diye merak ediyorlar. Sami efendimizin bu hassasiyeti gişe memurlarının gönüllerinde bir sevgi oluşmasına vesile olur. Bir gün gişe memurlarından biri bilet verirken elini öpmek ister. Bu davranışıyla sevgisini ısrar etmeye çalışır. Ertesi gün, muhterem üstaz da o memurun sevgisine bakarak içinde bir takke ile hurma paketi bulunan küçük bir hediye hazırlayıp verir. Bu şekilde başlayan muhabbet, o gişe memurunun gönlünde değişik ufuklar açar. Sorup soruşturur ve devlethaneyi ziyarete gelip teslimiyetini arz ederek sevdikleri arasına katılır.
Abdülkadir amca gözyaşları içinde bunları anlatır ve, Hacı Bey, işte büyüklerin tasarrufu böyle olur, ancak yaşayan insanın çevresine tesiri olur, dedi. Mahmut Sami Efendi'den Hatıralar. Bir insan, bir hatıra.