Kurbanın Maneviyatı ve İnsani Değerler | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Kurbanın Maneviyatı ve İnsani Değerler
Kurbanın Maneviyatı ve İnsani Değerler kaydında Cenab-ı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak hazretleri, manzara rahman ve ma'ran ve iman olan kalplerimizi nur-u ibadet, nur-u iman ve nur-u Kuran ile tenvir eyleye cümlemize barigı indi uluhiyetinde ahseni kabul ile makbuliyetler ihsan ile. Malum Surei celilei cemile'nin iniş sebebi As bin Vail'in müşriklerden bir tanesinin işte kiminle konuştun…
Cenab-ı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak hazretleri, manzara rahman ve ma'ran ve iman olan kalplerimizi nur-u ibadet, nur-u iman ve nur-u Kuran ile tenvir eyleye cümlemize barigı indi uluhiyetinde ahseni kabul ile makbuliyetler ihsan ile. Malum Surei celilei cemile'nin iniş sebebi As bin Vail'in müşriklerden bir tanesinin işte kiminle konuştun kiminle görüştün deyince yüz bin kere haşa ebter. Yani soyu kesilmiş, artık nesli devam etmeyecek olan Muhammed'le konuştu. Efendimiz aleyhissalatu vesselam bunu duyunca kalbi münevverleri çok mahzun oldu. Mevla-yı Zülcelal'imiz çünkü evlatları Hz. Abdullah irtihal etmişti. Artık erkek evladı kalmamıştı. Ondan dolayı artık bunun nesli devam etmez diyorlardı. Halife Lemyezel Celle Celalü Hz. Enes radiyallahu anh'ın rivayet ettiği bir Hadis-i Şerif'te aramızda Resulullah oturuyordu sallallahu aleyhi ve sellem.
Böyle biraz uyku ile uyanıklık arası buna yakaza diyoruz. Kendinden geçer gibi oldu ve güler yüzle tebessümle kendilerine geldiler. Biz de dedik ki Ya Resulallah bu mübarek vech-i saadetinizin tebessümü nereden ileri geliyor? O zaman essayılinden. Bu surei celilei cemileyi okudular. Uzun manasına gitmeyeceğim. Bir kısım incelikleri üzerinde duracağım. Bir rivayette de Surei celilei cemile'nin inis sebebi şu. Ya Rab, İbrahim aleyhisselam'a halim dostum dedim. Musa aleyhisselam'a kelimim Tur Dağı'nda mükaleme itti ya konuştu ya. Ondan dolayı Kelimim buyurdu. Ama bana ne verdin? Bunları hep güzel hususiyetlerle tavsif buyurdun. Ama bana ne verdin deyince, Sen yetimdin. Annen zaten altı yaşında ahirete düştü. Baban doğmadan önce ahirete düştü. Sebebi ise Ebul Mevahibi Şazeli Hazretleri ve diğerlerinin nakline göre Ebul Mevahide geçer. İşte Muhammed'in anne ve baba demeyecek.
Allah diyecek Celle Celalühü. Bu sebeple babasını doğmadan önce annesinin de altı yaşında ruhunu hapsettik denilmiştir. Bu sana yetmez mi Ya Muhammed? Sen yetimdin, biz seni korurduk, muhafaza ettik. Başta Abdulmuttalip'in dedelerinin yanında, sonra Ebu Talib'in yanında yalnız Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Talib'in evinde yerken içerken onun hayvanlarını da otlatıyordu. Ehli tahkip diyor ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem amcasının amcasının çocukları ile yiyip içiyor. Amcası da o kadar güzel ikram ediyor ki efendimiz gelmeyince, Sallallahü aleyhi ve sellem, yemeğe hiçbir kimseyi oturtturmuyor. O gelince yemeğe başlıyor. Diyor. Ve yemeğe efendimiz başladığı zaman sallallahu aleyhi ve sellem o yemek bereketleniyor, o artıyor. Artık üzerindeki nübüvvetin o güzel hususiyetler her şeyiyle beliriyordu. Ve bu yediğim içtiğim helal olsun.
Zaten helal üzerimde de bir hak kalmasın diye daha çok keçiler vardır. Keçilerini otlatıyor. Efendimiz'in daha bu yaştaki edebi Muhammedisi yediğim içtiğim helal olsun diye hayvanlarını otlatıyor. Seni böyle muhafaza ettik. Daha bu muhafazası Rabbımızın anlatmakla bitmez. Çünkü Allah seni insanların şerrinden koruyacak, Evlerin en çürüğü, örümcek ağının korumuş olduğu yuvadır. Bununla koruyor Cenab-ı Hak. Muhafaza ediyorum. O zaman Habibim. Biz sana kevseri verdik. Kevser hakkında en güzel izah şu. Tabi araştırıyorum baktım biiznillahi Teala. Yalnız bu mana daha bir dolu. Daha bir diğer manaları içerisine alacak şekilde. Çünkü kevser çokluğu da ifade ediyor. Halık'ımız burada işte sana kevseri verdik, Havuzu verdik. İşte ulema-yı ümmettir. Ümmetin alimlerini verdik. İşte nesli pakin devam edecek bunu verdik. Daha birçok Makam-ı Mahmud'u verdik.
Kurbanın Maneviyatı ve İnsani Değerler ne anlatıyor?
Kurbanın Maneviyatı ve İnsani Değerler kaydında Cenab-ı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak hazretleri, manzara rahman ve ma'ran ve iman olan kalplerimizi nur-u ibadet, nur-u iman ve nur-u Kuran ile tenvir eyleye cümlemize barigı indi uluhiyetinde ahseni kabul ile makbuliyetler ihsan ile. Malum Surei celilei cemile'nin iniş sebebi As bin Vail'in müşriklerden bir tanesinin işte kiminle konuştun…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Nübüvvet gibi, risalet gibi birçok ikramlarda bulunduk. Kimsede olmayan, hiçbir peygamberde olmayan nimeti verdik denmekle beraber bu hususileştirilmiş oluyor. Ama kevter inna hemen ancak biz altı ayla biz verdik. Habibim sana verdik. El kevter çoğu verdik. Bu çoğu verdiği şu şekilde izah etmişler. Sayılamayacak kadar çok hayırlardır. Biraz önce sıraladığım gibi sadece bunlarla kayıtlı değildir. Hakikaten düşünecek olursak Cenabı Hak buyuruyor şimdi. Verince sadece içilecek kevseri değil ki gönlüne de kevseri veriyor. Bakmış olduğu cennetteki sonsuz nimetler değil sadece. Gözüne vermiş olduğu ibret almak gibi hastaları da veriyor. Kulağına Allah'ın Cibril-i Emin vasıtasıyla Celle Celalühü indirmiş olduğu Kuran'ı istima ile ne diyeyim? Bizzat Rabbımızdan dinlemekle ve bütün eşyanın zikriyle sayılamayacak kadar nimetlerdir. Neymiş Kevser? Şu hayırdır.
Böyle bir hayır verilince, bu bir nimete abi şüphesiz. Bu nimete karşı ne gerekiyor? Şükür icap ediyor. Şükür içinde Cenabı Hak Rabbin için namaz kıl, benhar ve kurban kes. Neden namaz deniyor? Namaz, namaz, taati bütün şükürlerin hepsini içerisine alır. Allah'ımıza teşekkürün, artık Arapçasını söyleyebilirim. Hamdin hepsini içerisine alan nedir? Namazdır. Neden namazdır? Çünkü kainat ile bir bütünleşmek var. Çok önemli bir ussam. Kainatla bütünleşmek kadar önemli bir şey yok. Bu çok mühim. Siz o zaman işin hakikatine erişmiş olursunuz. Kainatla bütünleşmek ne demek? Kainatta Allah'ı zikretmeyen hiçbir şey yok. Onunla bütünleşiyoruz. Namazın bir resmi de Kuran-ı Azim-i Müşşan'da zikir diye geçer. Fikir çok manalar ifade eder. Çünkü zikir hatırlamaktır. Namaz kılmak suretiyle kişi Rabbi zülcelal'in nimetlerini hatırlıyor. Zatı kibriyanın yüce Hakretini hatırlıyor.
Azamet-i ilahiyeyi, hatırlıyor. Sonra meleklerin bütün ibadetinin içerisine alıyor. Kimi kıyamda, kimi rükuda, kimi zeydede. Bak kainatta da bütünleşiyoruz maddi olarak. Ruhen melekut alemi ile hem mülk alemi ile bütünleşiyoruz. Hem de melekut alemi ile bütünleşiyoruz. Onun için şüphesi namaz. Şükürlerin hepsini içerisine alınmaktadır. Şimdi sana çoğu verilir, buyrulur. Sayılamayacak kadar nimet ihsan buyuruyor Mevla cücelal. İkramda bulunuyor. Buna karşı şükür için, Rabbin rızasını tahsi için namaz kıl. Tabii bedeni bir taat deriz. Venhar dendiği zaman Arab'ın en kıymetli maddi değeri nedir? Devedir. Bu da mali olan yönüdür. Şimdi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki, bu sancağı insanları derin hayırlısına vereceğim. İşte herkes bekliyor kime verecek, kim alacak acaba?
Ali Kerim Aleyhi veche Efendimize veriyor ya Ali senin delaletinle bir kimsenin hayra erişmesi, dünya ve onun içindekilerden kızıl develeri Allah yolunda celle celaluhu infaktan üstündür. Deve dinmesi en kıymetli eşya olduğu için. Sadece şimdi bu deve değil, deveyi infak anlamına değil o. En kıymetli ne ise o. Hiç şüphesiz. Fesallim namaz kıl. Bundan ne kastediliyor? Fesallim namaz kıl. Şimdi Efendimizin nail olduğu nimetler aynı zamanda ümmetinin eriştiği de nimettir. Diyelim ki adam çok zengin bir ailenin çocuğu. Çok zengin. Ne anlar? Onun malına, mirasına konacaktır tabii. Onun hepsine ne olur? Nail olur. Çünkü çok zengin. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem madden de zengin manen de zengin. Madden zengin de neden mescitte açlıktan kıvranıyor? Neden iki gömleği yok? O örnek dağlar ona altın olup geliyordu. Dağlar altın olarak geliyordu. Hiçbirisine meyletmiyor.
Bunda bize yol gösteriyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Namazda okuduğumuz ilk rekattaki A'la suresinin son kısmındaki haberlerinden hakikat. Hayır bu Duha Suresi'nde geçiyor. Dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Hayırlı olan ahirettir ve ebedidir. Buyur diyor. Namaz kıl dindiği zaman demiş Ehlullah. Demek ki namazın salatul kulub olmasını nasıl izah edeceksiniz? Gönülde namaz bunu nasıl diyeceksiniz. Gönülde nasıl kılınır namazın. Hakiki müminler kurtuluşa girmiştir. Kurtuluşa giren o müminlerin elsafı haber veriliyor. Namazlarında huşu ve huşu içerisinde huzur ve huşu içerisinde olanlar. Namazı böyle kılmak işte. Menhar nefseke. Rabbimiz namaz kıl kurban kes buyuruyor ya. Namazı sadece bedenle eda etmeyin. Bak evrad aldık, ezkar aldık. Hepimiz Derslerimizi okuduk geldik Elhamdülillah buraya. Bu okumamız nedir? Bütün taatlerdeki salatül buluttur. Bu bunun için.
Bütün yaptığımız rabıta yapıyorsak, murakabe yapıyorsak, derslerimize riayet ediyorsak bu işte. Salatül buluğ. Sadece neden olarak değil, yapmış olduğumuz tatil nimetine eriyoruz. Bir bahçeye girdik şimdi biz, bahçeye girdik. Bahçenin kapısını açtık. Bir ucundan girdik. Diğer ucundan çıktık. Ne oldu bu? Bahçeyi gördük sadece biz. Çok güzel ama yemyeşil ağaçlarda öyle. Bir güzellik meydana getirmiş. Meyvelerde kıpkırmızı, dalında elmalar, erikler, şeftaliler, armuklar gördük biz bunu. Ama tatmadı. Yapmış olduğumuz taatler sadece bedeni olursa, zahiri bulursa bu demek işte. Namaz bahçesinin kapısını açıp Allahu ekber deyip, sonra kıyamında rükuunda secdesinde Esselamu aleyküm ve rahmetullah deyip bahçeden çıktık namaz bahçesi. Ama meyvesini yemekdik. Meyvesi nedir? Haşyet, azameti ilahiyeden titremektir. Bak biz oruç da tuttuk.
Oruç bahçesinin içerisine girdik ama nimetine mazhar olmamız lazım. Neydi o? Takvasıydı. Burayı yakalayabilirsek, Allah'ın izniyle biz yolda yaya gitmeyiz. Bisikletle de gitmeyiz. Motosikletle de gitmeyiz. Diğer motorlu vasıtalarla da gitmeyiz. Uçakla bile gitmezsiniz. Füze ile gidersiniz. Başka bir misali yok mu ne bileyim? Şimşek söyleyebilirim. Ben. Şimşek gibi, şimşek gibi Allah'a vasıl oluruz. Her saatte böyle olur. İşte bizi asıl götürmek istedikleri nokta bu. Aman diyorlar iş yapıyorsanız, işinizi salih yapın. Allah'ımız buyurun Enes. Salih amel işlemenin anlamı budur. Burayı yakalayın. Burayı yakalayın. Bu yakın köylerimizden birisi gelmiş. Üstadımız son derece dikkat ederler ki, namazların mutlak sünneti, seniyye ile sünnetleriyle eda ederler. Biliyorum nafile namazlarında mesela kuşluk, kaba kuşluk daha kıymetli derler. Şimdi öğleye kırk beş dakika nekala kılarlardı. Yapardım.
Gelmiş bu demiş ki pek öyle ibadet taat görmedim demiş. Böyle güzel vasfediyor de. Ben öyle ibadet taat yok. Efendim onlar öyle bir taat yapar ki Çok az saniyelik taatine Rabbi zülcelal'miz bütün insanların taati, hatta cinlerin taatinin mislini verir. Çünkü bunu yakalamış. Zaten burada öyle buyurmuyor mu? Fesal, namaz kıl kılıyoruz. Ama kıldığımız namaz ne olacak? Salatül bülub olacak. Salumun bülub olacak. Cihat edeceğiz ama biz asıl gönülde cihadımızı yaparak gideceğiz. Ona haber verirdi zaten. Nefsini de boğazla buyuruyor. Sadece kurbanı boğazlamak değil, nefsini de boğazla, nefsani nefsani arzularını da boğaza. Haber verilen bu. Kurban tatilinin meyvesinden nasıl diyeceğiz biz? Şimdi kurban bahçesine de girdik biz. Veya siz buna alışveriş merkezi de deyin. Söyleyin. Çok büyük alışveriş merkezleri de deyin. Oraya da aynen girip, geziyoruz dolaşıyoruz imreniyoruz ama imreniyoruz.
Oradaki sunulan ikramlar, bilmem felanlar, alacağımız vereceğimiz, diyelim ki Efendimizin mübarek ifadeleri olduğu için buradan alacağım. Kişi ayakkabısının na inii buyuruyor ve elbisesinin güzel olmasını ister. Şimdi çok güzel kravatlar, gömlekler, çeketler çok değişti şimdi çok değişti. Sizi buna meylettirmek için olmasın da çok değişti. Geçen seneki gibi değil, bu sene alacağınız ceketler o şekilde değil. Daha ziyade kadife tür. Çok değişik ve çok hafif. Her sene değişiyor. Mesela geçtiğimiz sene şu renkti, hep deyip durma, bu sene de şöyle bir renkti. Hep öyle ama imreniyor. O ayakkabısına da imreniyor, ceketine de imreniyor, gömleğine de imreniyor. Fakat çıkıp git. Böyle çıkıp gitmemek için ne olacak? Bunu mürşidimiz bile şiirinde söylemiş. Muhabbet harçlığı azam demiş. Bunu boşuna söylememiş. Biz yaptığımız rabıta, bununla muhabbet harçlığını evliyaullahtan alacağız.
Üstadımıza diyeceğiz mi bak benim harflerim bir. Benim cebimde bir şey kalmadı. Benim kalbimde bir şey yok. Allah'ın izniyle vasıta ol. Rabbimizin nuru benim gönlüme insin deyip, bu muhabbet karşılığı da alalım. Murakebelerde de alalım. O zaman ne olur? Alışveriş merkezine girdiğimiz zaman poşetlere niye hiç gerek yok. Kendi vasıtasıyla götürür zaten. Her şeyi doldururuz. İşte biz cihat taatinde de vesair taatlerde de girdiğimiz bu taat alışverişine, Allah'ımız zaten alışveriş olarak haber vermiyor mu bize? Sizi yardım bir ticarete delalet edeyim mi? Üstadlarımızın hiç istediği bu. Aman sohbet, zikir, rabıta, murakabe, müşahede, teveccüh dedikleri bu. Ne olur? Bunları temin etmek suretiyle aman ha iyi alışveriş yap. Şimdi kimle alışveriş yapıyoruz? Rabbimizle alışveriş yapıyoruz. Malınızı, canınızı feda etmek suretiyle, şimdi bunu sadece cihat anlamlı alman namazlıdır.
Bak namazda biz malımızı canımızı feda ettik. Canımız bedenimizi feda ettik biz Rabbimize. Malımızı malımızla feda ettik, her şeyimizi feda ettik. Alışveriş yaptığınız Rabbimizdir. Taaha ve Tekaddes Hazretleridir. Onunla alışveriş yapıyoruz. Bu. Ya biz öğretmeniz, öğretmenliğimizi de, o yavrular annesine de babasına da, etrafına da, diğer kardeşlerine de çok faydalı olsun, Elebi, el ele övünsin. Acaba, ah buyurun utanıyorum ama olan bir iş bunlar. Bir temizliği diyeyim artık. Temizliği nasıl yapacak? Bir yemekte kaşığı nasır tutacak, sofraya nasır oturacak? Anne ve babasına saygıyı, gelenlerine olan bilgiyi nasıl gösterecek. Hep bunların talimi. Buradan tutun bir öğretmenin, bir tacirin iş yerini, iş yerini, akışında böyle kilidini açıyor. Açtığında da yapacağı iş budur. Nedir yapacağı işine? Ya Rab helal lokma yiyeyim. İnsanlara da helal lokma yedireyim.
Yüz kırk ülkeye, bir kuruluş söyleyeyim size. Yüz kırk ülkeye hizmetli. Sonra yanı başımızdaki bir kısım ülkelerde öyle bir ceza ki, çırılçıplak. Cezaivlerine atıyorlar çırılçıplak. Erkeğiyle kadını da mecburum demeye. Yapılan bu. Bunların da kurtuluşu için çalışmak nedir? Bu çalışmak salatül kulub ile alakalıdır. Yaptığımız evrak ve ezkar ile işin sadece bedeni kısmıyla değil, ruhi yönüyle, zahiri ile değil, bahni yönüne eğilmektir. Bu yoksa hep boş olup olabilir. Nur Allah'ımız bizi her şeyimizde donatmış. Mesela size bir vasıtalar anlatayım. Şimdi öyle vasıtalar var ki, öyle vasıtalar, bundan önceki Nuh zamanından kalan, kırk altı model arabalar değil Öğüne müstesna hiç şeyiyle elektronik. Öğüne donatılmış ama adam hiç bildiği yok ki. Ondan istifade etmesini bil. Koltuğuna oturur. Halbuki o koltuğun soğuk havalarda, artık bu mevsime doğru giriliyor, ısıtabilirsin sen.
Oturuş şekline göre, mesela Allah'ımız muhafaza buyursun belinde bir ağrı var. Onun için koltuğu ayarlayabilirsin. Sadece bu koltuğu yatırabilirsin. Onu döşek dilebilirsin. Yorgan dilebilirsin. Sağına soluna, sağlığına sağlığına da oturabilirsin. Bu sadece bir bokun diğer aksanını söylemiyor. Ama sen sadece bildiğin, kol. Şimdi çevirmezsen. O mekana çalıştırmak için itemiyorsun. Tamam belki o da geçecek. O da geçecek belki. Şirkleri, kapıları biliyorsun zaten elinin, elinin şekliyle, ayarlamak suretiyle elini, parmaklarını, ancak bu kimse açabilir. Başkası açamıyor. İyip durmayın. Bunun hiçbirisini bildiği yok. Sadece can istiyor. Allah'ımız bizi öyle çeşit etmiş ki, Yeryüzüne kendi namına, yeryüzünde hükümlerinde hakim kılacak bir hadise yaratmış. Emanetleri bize ölmemiş. İsimleri bize öğretmiş. Ama biz evliyaullah'a iyi kulak verirsek.
Bir üstadımızın zahiri, batıni, şifa tarifini okusa orada bilen edep yazıyor bize. Ya bu bindiğimiz araba gösteriyor bizi. Her eşya gösteriyor ibretle baktığımızda, hiç duydunuz mu akıllı ev diye bir şey duydun mu akıllı ev. Ya siz evinizi gidip ta Pakistan'dan, Afganistan'dan, Nijerya'dan, Homo arkalarından, mesaitlerinden ayarlıyorsun. Bir zatın arabasını ta Almanya'dan açtırdılar. Bu çok basit, artık bu çok geçmiş sözleri. Oradan kapatıyor, oradan açıyor. Üç bin kilometrelik geriden, kırk bin kilometrelik geriden açıyor kapatıyorlar. Issızıyor. Soğutuyoruz. Allah'ımız bizi öyle donatmış ki, hak bir veli damar vermiş. Kendisiyle alakalı olacak damar vermiş. Sadece burada namaz kıl kurban kes demekle bırakılmaz ki. Bu kadar nimetlerin yanında, taatlerini batıni, gönül-i icra et, kurbanı keserlerinde nefsini ve arzusunu kes. Kurbanda ne var?
Biz bunu anlatamayacağımı söylüyorum ve kurbanla alakalı sadece birkaç ayet bu sürece. Birisi Bakara Suresi'nde, Altmış yedinci Ayet-i Celile estii Arabi billah. Musa Aleyhisselam kavmine dediği zaman. Allahü Zülcelal bir sığır kesmenizi emreder dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun? Allah'a sığınırım ben böyle bir iş yapmadan. Cahillerden olmaktan Rabbimize sığın. Kuran-ı Azimüşşan'da kurbanla alakalı geçen ayet-i celilelerden birisi bu. Dolu ayet-i celileler var. Burada nedir? Bir kıta hadisesi meydana geliyor. İşte bir hayvan kurban kesilecek, kesilecek. Onun bir parçası vurulmak suretiyle ölen kimseye o da söyleyecek. Katili söyleyecek. Burada Allah'ımız bize öyle bir dersler veriyor ki biz bunu bitiremeyiz. Bu bir ayrı konudur. Sorup duruyorlar inek nasıl olacak, sarı mı olacak, kırmızı mı olacak, beyaz mı olacak, nasıl olacak?
Allah'ımız celle celalüh ne bunu siz çifte hoşabileceksiniz, ne yaşlı olacak, ne genç olacak, şu şekilde olacak ve neredeyse diyor şaşıracaklardır. Ne emrediyor onu yap. Çokça girsin sual sormanı acı felakete haber verin. Ne emrediyor yap. Sorutturuyor. Ondan sonra Cenabı Hak siz okursunuz. Eshabetin mekaset kulub okuma ayeti Sonra efendim Maide suresinde, Maide suresinde biraz ters toplamaya çalışacağım. Allah'ım Adem'in oğullarının başından geçen hadiseyi bize ne güzel haber veriyor. Hak olan bir hadiseyi Rabbi Zülcelal'miz gerçek olarak şu şekilde haber veriyor. Şimdi biz kurban hadisesinde sınandığımız bir husus var. Neyle sınanıyoruz biz? Teslimiyetimizde sınanıyoruz. Üç maddeleri bu sadece bunu söylüyor. Teslimiyetimizle sınanıyoruz. Şimdi bakın ya biz Habil rolündeyiz ya da Allah korusun Habil rolündeyiz. Rolleri seçecek olan insan.
Çünkü Cenabı Hak, Biri hak biri batıl, iki yoldan birisini seçecek. Bakın nasıl seçmişler. Birininki kabul oluyor, hamilininki kabul oluyor. Diğerininki kabul oluyor. Tabii olacak gibi değil ki. Hami zaten yakışıklı işte güzelmiş ki. Boyu musihindaran çok da güzelmiş. Malını en güzel koçu, en güzelini Rabbimize takdim etmiş. En güzelini seçmiş. Çobanlar bilirler. Alacak mı? Bak şunu alır. Şimdi bu kurban için alıyorsunuz biliyorum. Biliyorum biliyorum. Eğer yesek söylenenese git ki, şunu al dedim. Şunu al, bu çok iyidir, bilirim. Onun gözü Allah'ın izniyle kestirir. Habil'in gözü en güzelini kestirdi. Dedi bu benim Rabbimize feda edecek. Kabil de böyle çürümüş, ummuş, kurtlanmış buğdaydır. Ne diyor onu koydu. Allah'ın Rasulü habilince kabul etti. Gabilinki ortalık kaldı. Kalınca ne yaptı bakınız. Bu fiile eğer başlayacak olursan Ben seni öldürmek için hatiyyen böyle bir şeye giremem.
Alemlerin Rabbinden ben korkuyorum. Daha nedir kurban? Kurban taati bir teslim olmanın işaretidir. Aynı zamanda yakınlaşmaktır. Şimdi teslim olmadan adam yakın olamaz. Emri ilahi yerine getirmeden Mevla'mıza yakın olamayız biz. Yakınlığı Rabbi zülcelal'imiz Hac Suresi otuz yedinci ayet-i celilede Kestiğiniz hayvanların katiyen et ve kanları Rabbimize ulaşmaz. Sizden ulaşacak olan, sizi Rabbimize kavuşturacak olan, yakınlaştıracak olan ancak takvanızdır diye Siz bunu sonra okuyacaksınız. Hatta yukarıdan alsanız daha güzel olacak ama şuradan alabilirsiniz. Saffet Suresi yüz birinci ayeti celile'den, Adeta konu başlığı gibi devam eden, ayımla biten yüz on üçüncü ayeti celile'ye kadar olun. Söyleyelim mi şimdi? Allah'ımız İbrahim aleyhisselama oğlunu kurban etmekle emrediyor. Hiç gözünü kırpıyor mu? Gözünü kırpmadan emri ilahiye Yavru ne diyor? Emrolunduğun görevi yap.
İnşallah beni sabredenlerden bulursun diyor. Demek ki kurban teslim olmaktır. Yakınlaşmaktır, yakınlaşmadan da adanmak mümkün değildir. Canım kurban olsun senin yoluna diyebilmek, ancak inanma, teslim olmak ve yakınlaşmakla mümkündür. İnsan sorumluluk duygusunda, arz ettiğim gibi, ya Habil ya da Kabil durumundadır. Maide suresi yirmi yedi. Ayeti celilede ifade buyurulduğu üzere. Kurban sadece hayvanı bir çukurun başına getirip, bıçağı boğazını vurmak suretiyle olmaz. Sunuş şeklinde çok önemlidir. Onu da, Ad suresi otuz yedinci ayeti celile de Allah'a ulaşacak ancak takvadır. Niyetin halis olmasıdır. Şimdi biz, cenneti dünyaya taşıyabilir miyiz? Mümkün değil. Ama bu dünyayı cennet haline getirmeye çalışacağız. O zaman ne yapacağız? Çünkü kurban aynı zamanda nedir kurban damadı, bir bölüşümdür. Bir paylaşımdır.
Nebi Ekrem Sadullah aleyhi ve sellem efendimiz, yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyunuz diye buyuruluyor. Yarım hurma ile de olsa, cehennemle kendi aranıza bir duvar görün demek bu. Kurban dünyayı ahirete feda etmek demektir. Cenabı hakk'ın emrine teslim olun, Eğer teslim olursanız, siz toplum içerisinde de çok güzel hayat süren bir kimse olursunuz. Dünyayı, ahireti dünyaya feda etmek suretiyle. Cenabı Hakk'ın emrine teslim olup, ona tam manasıyla bağlandıktan sonra eviyle de güzel geçinir, evladıyla da, etrafıyla da bütün insanlarla da. Kurban aynı zamanda bir bölüşüm ve yakınlaşmaktır. Kurbanı Allah'a adamanın Celle Celalü, biz kurbanı Allah'a adamanın yolunu bu hakikatleri gerçekleştirme suretiyle öğreneceğiz. Sadece İbrahim Aleyhisselam ve oğlu İsmail ile sembolleşen kurban bize bunları öğretti. Neyin? Biz yiyoruz ama yemeyen insanları.
Şimdi İngiltere'nin eli altında bulunan bir yer var. Ne ele direği var, ne suyu var, ne yolu var, ne yiyeceği var, ne içeceği var. Bu gibi insanları düşünerek arakanı demiyorum. Dünya üzerinde en çok fakir ve yoksul elmas orada meydana geliyor elmas. Bunları bir başkaları sömürüyor ve bu insanlar fakir ve yoksul. İslam mı? Bunları düşünmek suretiyle Allah'ımızın ikram ettiği nimetler sahibine Allah'ın lütfettiği maldan da ikram etmektir. Ayet-i celîne Rabbimizin bık vermiş olduğu bu kurban etlerinden de fakir ve yoksulu gözetmektir. Teslimiyettir, kendimizi Mevla'ya Mevla'ya tamamen feda etmektir. Şimdi biz kurbanı bayrama çevirmek istiyoruz. Bu da bu üç hususiyetle gerçekleşecektir.