Kurban Kavramı ve Maneviyatın Derinliği kaydında Kurban kelimesi ne demektir? Kurban. Bu anlamlara gelir. Şimdi biz bu konuda, bu kelimenin yapısında niye müracaat edeceğiz? Kuran-ı Kerim'e müracaat edeceğiz. Acaba bu ifade ettiğimiz sıraladığımız hususten Kuran-ı Kerim'de geçiyorum. Çünkü kurban kelimesi mekan olarak da ele alınıyor. Bir yerdir, bir zamandır. Mesela Rabbi…
Kurban kelimesi ne demektir? Kurban. Bu anlamlara gelir. Şimdi biz bu konuda, bu kelimenin yapısında niye müracaat edeceğiz? Kuran-ı Kerim'e müracaat edeceğiz. Acaba bu ifade ettiğimiz sıraladığımız hususten Kuran-ı Kerim'de geçiyorum. Çünkü kurban kelimesi mekan olarak da ele alınıyor. Bir yerdir, bir zamandır. Mesela Rabbi zülcelal'imiz, Rabbi zülcelal'imiz Kurban mekan ve zaman manasına geliyor ya. Adem aleyhisselam ile Havva annemize sakın ha siz şu ağaca yaklaşmayın diye buyurdu. Burada Adem Aleyhisselam Havva annemizin o ağacın meyvesinden yemelerinin sebebi şu, yaklaştıkları yoktur. Çünkü Cenabı Hakk'ın bir nebisidir, bir peygamberdir. Adem Aleyhisselam gider de yasaklanan meyveden yer mi bu olacak bir iş? Mesela yalan söyleme buyuruluyor. Gıybet etme buyuruluyor. Kır tuzanda bulunma. İşte dedikodu etme. Ne bileyim kötülüklerden uzak dur.
Böyle denecek de bir peygamber bu fenalığı iş değil. Bu mümkün değildir. Buradaki sebep şu, şeytan azdıracak ya, şeytan gelip dedi ki, ey Adem, ey Havva, eğer siz şu meyveden yerseniz, ebedi cennette kalırsınız. Bak Allah'a yemin Vallahi siz bununla yiyin, ebedi cennettesiniz bir daha çıkmayacaksınız. Adem aleyhisselam biliyordu ki Allah'ımız üzerine Celle Celalühü yemin edilmez. Şimdi Allah'ımıza yemin etti. Molla aynı değilseniz ebedi buradasınız. Şeytanın yalan yemini üzere yedi ve malum karnında bir rahatsızlık meydana geldi. Abdest yapacak ama cennetin her tarafı nur. Ağundan, gümüşten toprakları zebercekten mümkün değil. Allah'ım bizi buradan kurtar çıkar. Çünkü bura tertemiz bir mekandır. Burada böyle bir iş yapamayız deyip yeryüzüne inciler. Burada mekan manasını, zaman manasını, yer manasını ne buyuruyor? Sakın ha ağaca yaklaşmayın. Yetim malını da yemeyiz haksız yere.
Daha çocuktur, aklı yetmez. Gideriniz noterden bu işleri hallederiz, çıkar gideriz. Ne olacak çocuğun aklı mı yetecek? Biz onun yerine imza atacağı da buluruz. Mührüden basarız. Bir punduna düşürür bunun elinden malı alırız. Veya onun biz kulağına okuruz. Okuruz, aldatırız alırız. Sakın ha böyle bir iş yapmayın. Rabbimiz ne buyuruyor? Onlar rüşte erinceye kadar. Rüşt. Aklı başına gelip de tamamen bilinci. O zaman müsaa eder mi bu aklınıza? Elbette gitmez. Bilmiyor. Daha çocuk temyiz yaşında bile değil. Hani iyi iyi kötüden ayırabilecek bir durumda da değil. Kurbanın burada mekan anlamına gelişine ayet celilde de En'am suresi yüz elli ikinci. İlk okuduğumuz ayet celiline de Bakara suresinde otuz beşinci ayet celiline. Sakınlığa yakın olmayın. Yetim malını, o çocukların hakkı olan malını zayi etmeyin, koruyun, muhafaza edin. O çocukları memnun edin, mesrur edin.
Yine mesela zaman mekan manasına gelişi hususunda İsra suresi otuz ikinci ayet. Zinaya yakın bile olmayın. Şimdi bizim dinimiz öyle bir yüceldin ki, İslam öyle mukaddes, öyle müstesna, öyle muazzez. Bu kelimeyi biz Türkçeleştirsek bu güzelliği verebilir miyiz? Böyle mukaddes, böyle muazzez, böyle şerefli bir yol mümkün değil. Allah'ımız bir isyanı yasaklarken, mesela bir günahtan men ediyor Cenabı hakk bizi. Burada ifade edilen de zina. Siz kumar da dersiniz, ondan sonra ne diyelim daha başka kötülüklerine, ağza alınmaz ve insanın gönlünde bu gibi sözlerle işgal etmemek lazım sizin gibi bir cemaatin kalplerini. Bunları ifade bile hoş olmaz. Mesela zina yasaklanıyor. Zinayı yasaklarken Cenab-ı Hak zinaya giden yolları da kesiyor. Mesela nedir? Gözün zinası bakmaktır. Harama bakmayacaksın. Çünkü bu baka baka baka ne olacak? İlerisinde de götürüyor. Mesela dilin zinası nedir? Konuşmaktır.
Kurban Kavramı ve Maneviyatın Derinliği ne anlatıyor?
Kurban Kavramı ve Maneviyatın Derinliği kaydında Kurban kelimesi ne demektir? Kurban. Bu anlamlara gelir. Şimdi biz bu konuda, bu kelimenin yapısında niye müracaat edeceğiz? Kuran-ı Kerim'e müracaat edeceğiz. Acaba bu ifade ettiğimiz sıraladığımız hususten Kuran-ı Kerim'de geçiyorum. Çünkü kurban kelimesi mekan olarak da ele alınıyor. Bir yerdir, bir zamandır. Mesela Rabbi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Konuşurken ederken kalbi ne olacak akacağım onu. Ondan sonra çeşitli vesilelerle anamdı diyecek, bacımdı diyecek, yakınımdı diyecek, arkadaşımın hanımıydı, onu biz korumayıp kim koruyacak diyecekti. Böyle diye diye diye yakınlık göstere göstere canım kalbimde de kötü bir niyet mi düşünüyorsun, ne arar benim kalbimde böyle bir kötü düşünce? Benim bacımdır. Öyle anamdır, bacımdır diye diye diye ne işler çıktığını siz duyuyorsunuz. Kendi hanımı bulduğu halde başka hanımlarla münasebet kuranlarımız. Var. Allah'ımız korusun Celle Celalühü. Bu yüzden çok boşananlar, mesajlaşmalarla diye şekillerini demiyorum, biliyorsunuz. Mesai, internetler üzerinde haberleşmek suretiyle pek çok bize bu gibi hususlar çok anlaşılıyor.
Biz de diyoruz aman ha bir müftüye sorun fetva makamında değilim ama bir öğüt olarak nasihat olarak dinimizin emirlerini size söyleyeyim, nehyettiklerini haber vereyim, bunun doğru olmadığını ama siz fetva yönünü gidin müftülerden sorun, tabii onlar da katiyen razı olmayacaktır. Şahidi ispatı bulunduğu zaman ona göre kararını verecektir. Çok zuhur edin. Ben diyor hanımımı yakaladım diyor. Baktım diyor interneti açtım diyor. Orada girdim diyor. Bunlar Facebook. O vesileyle orada diyor bir başka yabancı erkeklerde konuştuğunu gördüm, görüştüğünü gördüm. Hasbihal ediyor, daha da ileriye girdim. Bunu biliyorsunuz. Bu çokça oluyor günümüzde. Buna hayret edecek de bir şey. Erkekler de öyle, kadınlar da öyle, Allah'ımızı tanımayan, Resulünü tanımayan, Evliyaullahı bilmeyen, gönül bağını kopardığımız zaman bunlar zuhur ediyor.
Bize büyüklerimiz söyler birisi Rabiatü'l Adeviyye olsa, biri de Hasan-ı Basri olsa, Radıylisallahu sırra, Rahmetullah Ali şeytan kötü fiili hatıra getirir diye. İsterse Rabiatü'l Adeviyye olsun. Bize kıymetli bir hocamız şunu anlattı. Bunun fetva yönleri var da buralara girmiyorlar. Yaşlı bir kimsenin kadınla olan münasebeti siz bunu eserlerden takip edersiniz. Sami Ramazan oldu üstadımız kalpte Sallallahü Sırrı Esabi Elbili Hazretlerinin zevce-i muhteremeleri ile görüşmüşler. Anamız doksan yaşında. Doksan yaşındaki annemizle görüşürken, annemiz örtüsü içerisinde Üstadımız Hazretleri çok geriden soruyormuş. Belki kulağı da duymuyor. Duyacak şekilde anne demiş hiç bakmıyormuş. Hiç bakmıyor, yüzüne bakmıyor. Doksan yaşında anamız. Anne bir ihtiyacınız olursa biz evladınız olarak yerine getiririz, çekinmeyin söyleyin, biz sizin hizmetinizdeyiz diyor.
Bir bu Yeşilhisar içmecesine geldiler de üstadımız güç grup yaptı. Kadınlar hiç görünmeyecek bir yerdeydi. Hiç görünmeyecek bir yerdeydi. Son derece riayet ederlerdi. Mürşid-i kamilimiz vücudun terliyor derdi bize. Hani kadınları gördüğüm zaman demek ki rahatsız oluyor. Onun vücudu nur. Demek ki böyle bir durumda vücudumu bütün su alıveriyordu, uzak tutardı. Biz görüyorduk bunu. Çünkü kendisinde büyük bir cazibe vardı ilahi bir nur. Herkes atılırdı görelim diye. Burada yakında bir mescidimiz, oradan Kadir Gecesi'ydi, neye İsa'de çıkarıldı. Kadınlar perdeyi yırttılar böyle. Kadınlar bölümünü göreceğiz diye feryat ediyorlar. Üstadımıza da manevi emanetlerine gelmişti. Bambaşka da bir güzellik arz etti. Zaten güzeldi. Nurun ala nur, nur üzerine nur. Biz dediler hiç yabancılık hissetmiyoruz, bırakın deyip balıyorlar. Göreceğiz, Allah'ımızın nurunu göreceğiz.
Sadece ora değil çok yerde gördük. Bakıp bakıp ağlaşıyorlar. Böyle olduğu halde Üstat hazretleri çok uzaklarda tutuyor, yakın olmamaya çalışıyor. Şimdi anantır, bacımdır, kardeşimdir. Yemek yemeleri de bilir. Mesela iki kişi birbiriyle arkadaş, hanımlarında karşısında oturuyor. Bu çok normalleşti şimdi. Bu hassasiyeti görmediğimiz için büyüklerimizle çok normalleşti. Mesela Aleyhissalatü Vesselam vermiş veyahut tacesinde, kadınların ellerini bile tutmadı. Birkaç rivayet var. Bir kaba mübarek ellerini bırakmak suretiyle mübarek yedi saadetlerini deyin. Böylece biatlerini kabul etti veya bir bez parçası ondan tutmaları hasebiyle kabul edildi. Bir ateştir bugün. Hatta Ümmü Mektum radiyallahu anh Aişe annemiz, Huzur-u Nebevi'ye geldiler. Ya Aişe uzak dur görünme, buyurunler. Dedi ki Ya Rasulallah ama denir ne mahzuru var. O görmüyor ama sen görüyorsun. Biz şimdi takip edeceğimiz bu.
Yemenin en kıymetlisini seçiyoruz. Hangi lokantada balık en güzel şekilde hazırlanıyor bunu çok iyi biliyoruz. Sair sulu yemeklerde de bunu çok iyi anlıyoruz. Elbisenin de en güzelini biliyoruz. Gezmenin de Elbisenin de en güzelini biliyoruz. Gezmenin de nereleri daha güzeldir bunu da biliyoruz. Bunları bilmekle birlikte Allah'ımızın yüce kudretini görme anlamında, asıl bizim göreceğimiz, en güzelini seçeceğimiz. Nedir? Resulullah'tır. Bak en güzel evi yapıyoruz. Bir husustur. Bak bunu arıyoruz biz. Bir dağın başında da olsa en güzel evi yaptırıyor. Böyle yaptığımız gibi bizim hareket tarzımızı, o evdeki huzurumuzu, bak gezmeyi seviyoruz en güzel yerlerde. Orada gezerken gezdiğimiz yerlerden ibret almayı, en güzel elbiseyi giyerken, takva elbisesini de giymeyi, yerken marifetullah'tan da tatmanın lezzetini kimden öğreneceğiz? Rasulullah'ı tahriften öğreneceğiz Sanallah için.
En güzeli bu. Çok rahat, çok huzurlu olacağız. Hakikaten ömrümüzü boşuna geçir biz. Boş ver. Allah'ımız vermiş bize, büyük bir nimet vermiş. Tadacağız bunu da. Haram bize ifade edilirken, işte Rabbimiz şu hareketler haramdır diye buyururken, o harama giden yolları da kapatıyor. Mesela gözün haram olan bir kimseye bakması caiz değildir. İlk bakış müstesnadır. Mesela yolda denk geliveriyor. Ama ondan sonra cazibesi var aman ha ben şeheviyi karnımı da doyurayım diye bakıp duracak olursak, tabii ki yanlış hareket etmiş oluruz. Kulağımızı da ben doyurayım diye onun işveli, onun nazik ifadelerde bulunması, o sözlerinde duya duya duya duya bu iş ileriye gidecektir. Fatıma annemize buyruluyor ya senin cennetteki yoldaşım şu kadındır diye kapısını çalmış da çaldığında içeriden çok yaşlı bir nines sesi geliyor. Sonra görüştüğünde bakmış ki çok taze bir kız kardeşimiz, çok taze bir anamız.
Ben seni yaşlı diye hissediyordum sesinden. Demiş ki ya Fatıma sesin bir başkalarını cezbedip de kalbini bozmasın diye ağzıma taş alıyorum, yaşlı gibi konuşuyorum demiş. Bunlar çok mühim az şeyden kaybediyorum. Ticaret ehli insansınız. Yemesine de dikkat eder. Çayına da dikkat eder. Elektriğine de dikkat eder. Suyuna da dikkat eder. Harcamasına da dikkat eder. Ya uçakla gideceğime diyor. Uçak çok para tutuyor. Trenle gideyim diyor. Ya uçakla gittiğinde bu olur. Sonra dört kişiyiz, o zaman diyor biz vastayla gidelim, bu daha ucuz düşüyor diyor. Hep bunları takip iade, iade, iade, iade. Ne yapar? İğneyle kuyu, kaza kaza kaza suyu çıkarıyor. Sonra da har vurup harman savuracak olsa hiçbir faydası olmaz bunun. Nasıl ki biz maddi olan kazançta bile en ufak hususlara dikkat ediyorsak, manevi kazancımızda da çok dikkat edeceğiz. Çok kaybımız olur bizim.
Velilerden birisi kahve içermiş de, kahveyi arzuyla içmiş de, Allah'ın feyiz gönlüne inmemiş, tabağın üzerine füyuzat-ı ilahiyeye iniyor, kalbine düşmüyormuş. Mesela kapıyı biraz süratli örtmüş. Ekmeği sofrada Allah'ımızın nimeti olduğu düşüncesinin dışında koymuş. Nelerden kaybediliyor? Bizim basit gibi gördüğümüz konuşmalarımızda ne çok ayıplarımız oluyor. Onun için Rabbimiz zinaya yakın bile olmayın. Bu nispet manasına da gelir. Mesela ve ide havaral kısmete, ödül gurube Nisa suresi sekizinci ayeti celile bir nasip manasına. Rabbimiz Celle Celalü, Halıkımız Nisa suresinde sekizinci ayeti celile de buyuruyor. Mirastan payı olmayan yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksimlerinde hazır bulunursa, ondan bunları da rızıklandırın ve onlara özel söz söyleyin. Hani bir nasip manasına da geliyor. Kelime yapsa üzerinde. Bu da şeref manasınadır. Çok soylu, çok asil kimseler anlamına gelir.
Çok şerefli melekler dedik. Biz öyle bir taahhüt yapacağız ki Allah'ımız nasip ederse kurbanda, bunları bilirsek ne şekilde bir vazife yaptığımızı idrak eder niyetimize göre de Cenabı Hak yanında makbul oluruz. Sonra bakın Rabbimiz. Mutaffikin suresinde yirmi sekizinci ay önce. O özel suları var ya, kaynak suları, o cennetin suları. Şimdi sen bir kaynak sudan istifade etmek için saatlerce giriyorsun. Orada öyle değil. Sen buradasın, o suyu çok seviyorsun, o hemen yanında hazır oluyor zaten. O suları bu sular gibi düşünmeyeceğiz. Nasıl ki ana karnındaki çocuğun yediği içtiği şu dünyada gözünün önüne gelse ne olur, aynen onun gibi düşünelim. Bu dünyada çok tatlı dediğimiz yiyecekler, içecekler orada çocuğun önüne dünyaya geldiği zaman ana karnındaki yiyeceklerin sunuluşu gibi. Bunu ancak Allah'ımızın kendisine yaklaştırdığı kimseler içecektir. Bak şerefli manasına geliyor.
Onlar şereflidir. Mukarreb sınıfını, mukarrebun sınıfını anlatırken demek ki Allah'ımızın kendisine yaklaştırdı. Kendilerinde gayret var, çaba var. Allah'ımız o çabalarını biliyor zaten. Bilmez olur mu? Peygamberlerinin veli olacağını, Rasul olacağını biliyor. Velisinin de veli olacağını biliyor. Bir Havsı azamın, Havsı'l Azam olacağını, Havsı'l ula olacağını, üçlerin, yedilerin, kırkların olacağını, biliyor. Ve onun için seçiyor Cenab-ı Hakk. Kendisine yaklaştırıyor. Şöyle düşünse, mesela siz bir kısım insanı yanınıza yaklaştırmak istemezsiniz. Adam öyle bir rahatsızlığı var ki o rahatsızlığı ürker. Yani bir başkasına rahatsız eder. Diyelim ki bir salgın var, soğuk algınlığı diyelim. Hatta o kimseler de diyor, işte bende böyle bir rahatsızlık var, geriden merhabalaşırız. El ele tutuşursak bu en azından iki metreden alır diyor. Uzak durun diyor. Çünkü ben o anında kaparım diyor.
Ben bad emciklerim de aldır tut diyorum. Bu hastalıkları tez kapıyorum ve uzak durun. Şimdi hasta olduğu için yakına, yakına almıyor. Siz bir lahşenin yanından geçilir mi? Geçilmez, geçilmez. Allah'ımızın kendisine yaklaştırdıkları mis gibi, itikadı düzgün, ibadeti hadis, itikadında yakin alimi elde etmiş. Kesin bir inanç var. Halbe o lezzeti, o lezzet ve o hazzı duymuş. İbadetleri de halis. Sırf Mevla için yapıyor. İyaz gibi ucu benliği yok. Gösterici yok. Ahlaken de güzel. Onları yaklaştırıyor Cenabı Hak kendisini. Hem kuldan hem de başta Rabbi zülcelalimiz. Essamegüahibuhum ve yuhibbune. Başta Rabbimiz sevgi. Sevgi zaten her zaman büyüklerden gelir. Eğer büyüklerimiz sevgi duymasın hiçbirimizde o muhabbet kalmaz. Çünkü onlar çok geniştir. Çünkü biz az bir yanlışlıkla dönebiliriz. Hemen bozuluruz, onlarda olmaz. Onlar kırılmaz bile. Kırılma diye bir hal olmaz onlarda. Üzülme olur.
Üzülürler de kırılmazlar. Ve sonra büyük bir zevke de nail oldukları için, Rabiatü'l Adeviyye annemiz gibi Rahmetullah Aleyhha şeytana buğuz bile etmem diyor. Bililmez olur mu? Allah'ımızın diyor öyle bir sevgisi var ki gönlümde ona buğuz edecek, benim halimde yer bile yok diyor. Sabah da almam diyor. Düşünmezler bile. Sen uğraş dur, uğraş dur. Onun kalbi cennet olmuş onunla meşgul olmaz onlar. İlahi zevklerle meşgul. Zat-ı kibriyanın tecellileri ile dolmuşlar. Sen ne yaparsan yap. O acil der ki, yorul diyor. Şeytan böyle çok iyi bir şekle bürünmüş velilerden birini azdırmak için çok hizmette bulunuyor. Nasıl hizmetleri ediyor? Çünkü marifet makamında yedi yüzüncü dereceye kadar geliyor geliyor. Hizmet etmiş yirmi sene kadar onu bozmanın hep yolunu arıyor. Nerede bunun ayağını kaydırırlar. Kaydıramayınca demiş ki beni tanıdın mı? Seni ilk geldiğinde tanıdım demiş. İyi demedin demiş.
Ben yirmi senedir peşinde yoruldum artık demiş. Yorulmayın seslenmem demiş. O aldırış etme bunlar. Mevlağıyormuş kimse ve kudret manasına gelir. Daha biz eğer bunu nispet anlamını alacak olursak esenle, sadakallahü billahi. Araf suresi elli altıncı ayetcilde. Allah'ımız şüphesiz rahmeti bu gibi kullarına yakındır. Muharref olan, yakınlaşmış kimseler. Efendim kelimeler ve cümleler üzerinde, bu tabirler üzerinde çok iyi durmamız lazım. Kelimeler derken bu tabirler. Mesela mukarregun zümre, Ebrar zümresi, müttaki diyoruz. Mümin kelimesi. Bunlar çok önemli tabirlerdir. Böyle duyduğumuz, gördüğümüz, ondan bundan işittiğimize göre değil esaslara yapışalım. Bugün de gördüm kardeşlerimize çok memnun oldum. Çok memnun oldum. Bir araya gelmişler bunlar bize yön vermeye çalışan kimseler. Hepsi maluma sahip. Bunlar bize ışık tutacak Allah'ın izniyle. Yol gösterecekler.
Kuran üzerinde konuştular, hayran kaldım. İşte işlak namazını kılıp ayrılalım diyordu. Saatlerde oturdu onların vermiş olduğu o güzel bilgilerden dolayı. Ne kadar güzel. Kudret manasına gelir. Allah'ımızın yüce kudreti hesabı. Ve biz en yakınız kulumuza can damarından daha yakınız.
Kaynak: Genel
Kurban Kavramı ve Maneviyatın Derinliği | Mihmandar