Kurban Kavramı Ve Fedakarlık Maneviyatı kaydında Kurban kelime anlamı üzerinde durduk yorar sizin. Kurban kelimesi üzerinde hemen hemen yarım saatten fazla durun. Burada alemin hem enfüs, hem de afakta kurban, hem kendi canımızda, hem de kendi dışımızda ne vardır? Bir kurban hadisesi vardır. Kendi dışımızda suya baktığımız zaman su hakikaten kendisini kurban ediyor. İnsanlara da kurban…
Kurban kelime anlamı üzerinde durduk yorar sizin. Kurban kelimesi üzerinde hemen hemen yarım saatten fazla durun. Burada alemin hem enfüs, hem de afakta kurban, hem kendi canımızda, hem de kendi dışımızda ne vardır? Bir kurban hadisesi vardır. Kendi dışımızda suya baktığımız zaman su hakikaten kendisini kurban ediyor. İnsanlara da kurban ediyor, hayvanlara da kurban ediyor, bitkilere de kurban ediyor, dağlara taşlara her şeye. Sular kendisini kurban ediyor. Öyle de kurban ediyor ki, yerlerde yayılıyor böyle. Yerleri yalayarak böyle akıp gidiyor. Öyle kurban ediyor. Enbiya suresinde her gün de okuyorsunuz. Geçen ayeti celile'de, estağfirullah'nin. Su her şeye de hayat vermektedir. Su her şeye hayat edin. Arz ettiğim gibi su olmadığı zaman görüyorsunuz bu Afrika ülkelerini, yokluktu, kıtlıktı, taşları emiyorlar, taşları emiyorlar. O Somali'de anlatılıyor. Nasıl muhtaç olduklarını.
Su bulunmadığı zaman tabii ki, olduklarını. Su bulunmadığı zaman tabii ki önemi bilinecektir bir nimetin. Varlığında değil, yokluğunda kıymeti anlaşılır. Senede bir defa yıkanıyorlarmış suyun yokluğunda. Su Su ne kadar kıymetli, kendisini bahşediyor. Bağlarımız, bahçelerimiz, meyvelerimiz hep gıdasını ondan alıyor. Hayvanat ürüne, bizler öğneyiz. Havaya bakıyoruz, o da kendisini insan havasız bir yerde kaldığında sıkıntıları biliyorsunuz. Yani kişi kaç dakika havasız kalabilir ki? Diyelim beş dakika çatlamaya gelir, beş dakika kalır mı? Beş dakika havasız kalsın da bir gür. Bak hava kendisini kurban ediyor. Çiçeklerin, ağaçların döllenmesini ne sağlıyor? Sayamayacağımız kadar kurban oluşları bitmez. Rüzgar sağlıyor. Daha sonra aleme bambaşka bir hayat geliyor. Öyle kurban ediyor ki, o olmasa dünya kokar zaten. O nemli yerlerde kalanlar var, nem oranlarının. Fazla olduğu.
Eğer oranlarının fazla olduğu. Eğer rüzgar olmasın tahammülleri mümkün değil. Şöyle ikindi sonu akşama yakın bir esinti, denizden bir meltem. Esinti ile biraz rahatlıyorlar. Olmasın, işte şeker hastaları, kalbinden rahatsız olanlar, nefes darlığı çekenler aman ha evden de çıkmasın diyorlar. Neden? Neden? Rüzgar kendisini kurban etmeyince hayat duruyor. Nebatatat da duruyor. Zaten insanların ve hayvanatın yaşaması mümkün değildir. Su öyle, hava öyle, öyle. Ateşe bakıyoruz o da öyle. Güneş her zaman doğuyor, batıyor, tekrar doğuyor. Ta ilk günden beri, yaratıldığı günden beri doğup batıyor. Bazen güneş tutulması oluyor, yaşıyorsunuz. Eğer o güneş kendisini kurban etmese, zaten hayatı durur. Mümkün değil. Biz bunu bahçelerimizde de görüyoruz. Meyvelerimizde, ürünlerde hep görüyoruz.
Güneşin tarafında bulunan meyvelerin geliştiğini, büyüdüğünü, onun elmalarda daha bir kızarmış vaziyette olduğunu müşahede ederiz. Siz güneşin kendisini feda edişini, artık arabalarımızda yakıt olarak da görüyoruz. Hem ısımızda, hem aydınlanmamızda, hem de şu saatlerimizin çalışmasında bile birçok elektronik aletlerde bile bile güneşin nasıl kendisini feda ettiğini görüyoruz. Demek ki alemde her şey kendisini kurban edip bizim anlayacağımız bu. Alemde kendisini kurban etmeyen hiçbir şey yok. Bir ayeti celile bu Hamer suresinde yedinci ayeti celile, Hamer, hayır, Gaf suresinde olsa gerek bu ayet celle. Gaf suresinde yedinci ayeti celileye baktığımız zaman, Mevla yüce celalimiz güneşin sirayetiyle nasıl bize lütuf ve ihsanda bulunduğunu ifade buyurur.
Kurban Kavramı Ve Fedakarlık Maneviyatı ne anlatıyor?
Kurban Kavramı Ve Fedakarlık Maneviyatı kaydında Kurban kelime anlamı üzerinde durduk yorar sizin. Kurban kelimesi üzerinde hemen hemen yarım saatten fazla durun. Burada alemin hem enfüs, hem de afakta kurban, hem kendi canımızda, hem de kendi dışımızda ne vardır? Bir kurban hadisesi vardır. Kendi dışımızda suya baktığımız zaman su hakikaten kendisini kurban ediyor. İnsanlara da kurban…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sonra toprağa, zaten bütün yiyeceğimizi, içeceğimizi, ağzımıza götürdüğümüz lokmayı, her şeyi, bir suyun dahi kaynağının o olduğunu görüyoruz. Allah'ımıza nimeti ilahiyeyi saymak muhabbeti artırır. Bir de toprağın kurban oluşunu anlatırken, biz burada nimet-i ilahinin, nimet-i ilahinin ne kadar mebzul olduğunu, Rabbimizin bize bunlarla ikram etmek suretiyle, yüce kudretini görüp muhabbetimizin artmasına vesile olur diyoruz. Mesela toprak, esla ilahe illallah, Mevlamız Yeryüzünü ayaklarımızın altına bir döşek gibi sermiş. Bazı kimseler bu insanlara göre değişir, senede bir değişiyor mesela. Yatağın değişiyor. Beş yılda bir değişiyor. Ama bu toprak yatağına değişiyor muyuz? Ta Adem Aleyhisselam'dan beri yatıyoruz, kalkıyoruz, gevşiyoruz, dikiyoruz, biçiyoruz. Her türlü nimetlerini sunuyor. Hiç benim sandım bu kadar da yapma yeter artık ekip. Biçmedim.
Artık yürüme üzerimde beni yıprattın, beni öldürdün. Bana bu kadar dedin. Allah'ımız esenme. Onu bizim ayaklarımızın altına yaymış. Dağları da kazıklar gibi oturtmuş. Şimdi hiçbir şey konuşamam eğer dağların izağına girsek. Birbirlerine nasıl yaslanmış. O dağdan elde edilen nimetler, madenleri düşünün, suların kaynadığını düşünün, ormanları düşünelim. Nasık kendisini feda ediyor. Ve yerin dengesini sağlıyor. Mevlamız orada gönül açıcı buyuruyor. Her türden bitkiler yetiştirdik biz. Size daha Kuran-ı Kerim'de pek çok arz ettiğim gibi Rabbimize muhabbetimizin ziyadeleşmesi için söylüyorum. Mesela Esselamü, Rabbimiz celalimiz, insan yediğine içtiğine bir bakmaz mı? Onun üzerine biz suları nasıl da indiriyoruz. Şart, şart, o sular yağmak suretiyle, yağmurlar inmek suretiyle Mevla yüz yücelimiz. Suları üstümüze boşaltıyor. Sonra yeri yarmak suretiyle, yer insanın hizmetine giriyor.
O yarılması suretiyle ne yapıyoruz biz? Yarıyor. Biz buradan, biz buradan birçok nimetler elde ediyoruz. Yiyecekler içecekler hapbe deyince. Bir buğday diye geçiştiremeyiz. Sonsuz nimetler insanlar. Sonra Mevlamız üzüm bağları gibi, Abese Suresi'nde eve gittiğimiz zaman da bakarız. Yirmi dördüncü Ayet-i Celileden, otuz altıncı Ayet-i Celileye kadar. Hayır insan, henüz Allah'ın emrettiğini yapmadı. İnsan aldığı besinlere bir baksın. Bir suyu gökten bol bol nasıl boşalttı. Ve Rabbimiz Biz yeri bir yarışla yardık. Sonra orada onlara ürünler lütfettik, ihsan ettik. Ve yine ben ve galba, üzüm bağlarını Rabbımız lütfediyor. Ve zeytunen ve nasila, üzüm bağları, buradaki biraz önceki yomcalar manasına gelir. Ve Zeydunen ve Nahila, o da bize Mevlamız zeytinleri ihsan buyurduğunu, hurmaları ve Nahila hurmaları ihsan buyuruyor.
Ve hatta bir de, sonra biri ve sık ağaçlı bahçeler Mevla'mız lütfediyor. Vefakiyeden ve ebba sonra meyveler ve çayırları bitiriyor. Mevlamız İhsan'da bulundukça bulunuyor. Bu sadece yerim kurban oluyor. Rabbimizin emrine itaatle, bak nasıl kurban oluyor insanlara lütufta ve ihsanda bulunuyor. Mevlamızın nimetini bize verdikçe veriyor. Sayılmaz, tükenmez ve bitmez. Sonra yine biz, sonra dağa taşa bakıyoruz. Onu da bitiremez. Bir mermeri anlatmakla bitiremeyiz biz. Değil bir taş, şu mermer taşının bile kurbanımızın, çeşidini bile sayamayız biz. Bak mutfaklarımızda kullanıyoruz, merdivenlerimizde kullanıyoruz, bahçelerimizde kullanıyoruz. Birçok alanlarda kullanıyoruz. İncisini, mercanını, yakutunu, zümrütünü düşünelim. Takı olarak kullanıyoruz düğünlerimizde, din neyimizde. Nasıl bir hizmet ediyor, nasıl kendisini kurban etmiş.
Sonra nebatata bakıyoruz, hem bizim baktığımız zaman gözümüze güzellikle kendisini kurban ediyor. Hem de yerin sorduğu ürünlerle, hayvana köyüne. Sadece Raşiye Suresi'nde deveye bakmazlar diyor. Derken sadece burada deve değil, bütün hayvan, Kardeşlerimiz bilir Almanyalı, kuş türlerinin üstlenildiği mekanlar var. Bitmiyor. Öyle bir tür var ki kuşların. Rabbimizin sonsuz bir nimeti var. Onlar hep insanı güzellikleriyle de, birçok faydalarıyla da, elleriyle de, tüyleriyle de kendilerini kurban ediyor. Yani alemde kendisini kurban etmeyen hiçbir şey yoktur. İnsanlara bakınız. İnsanların kurban edişleri bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde devam ediyor. Bilinçli olarak devam ederse, mesela bizim üç yüz altmış damarımız var. Bu üç yüz altmış damarın nesi vardır? Bir sadakası vardır. Bu sadakada insan kendisini kurban ediyor.
Mesela Duha, kuşluk namazını kılıyor, Rabbimize kendisini kurban ediyor. Rüyanında, lütfunda ve secdesini. Ve bütün taatleri içerisine alan, namaz taatlerin başı olması hasebiyle kafi bitmez ve tükenmez zaman mevzu. İkram ediyor Mevla. Sonra insan bilinçli olarak yapacak olursak, mesela bir kimsenin suya ihtiyacı var, Kovasını doldurması bile buyruluyor. Şimdi kovaya suyu nakletmek olarak düşünmeyin siz bunu. Bugünkü şartlar içerisinde düşünelim. Su ihtiyacını karşılıyor. Diyelim ki yolda bir sıkıntı var, insanlara mani olan bir taş var, bir engel var, bir çukur var. Onları kapatmak suretiyle. Daha sonra insanın müminin, mümin üzerindeki haklarını düşünecek olursa, kendisini feda ediyor. Bak bilinçli bir şekil. Bunun ecir ve mükafatını kitaplardan görürsünüz. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyorlar. Nedir? Karşılaştığı zaman selam veriyor.
Bak diliyle, selamla, esenlik dileme suretiyle, onun gönlünü almakla, cennette öyle güçler vardır ki içlerinden, dışı dışından da içi görünür, girecek olanlar Velinul kelam. Öğütte bulunuyor, nasihatte bulunuyor. Kendisini feda ediyor. Dilini feda ediyor. Bak biz Allah'tan geldik esname. Tekrar ona döneceğiz. Bak ona kurban olacağız demek bu. Ama bu kurban ulusu kurbanda bir hayvanı boğazlamak. Biz bu bölümüne geçmiyoruz daha. Yeri geldiği için diyorum. Boğazlamada öyle esaslar getirir ki tırnağımızı bile kesin ki hayvana sıkıntı vermeyin. Bıçağı bileleme suretiyle bileyleme suretiyle bileyin, Çok keskin olsun hayvana göstermeyin. Ama izah çektirmeden, ölen körelmiş bıçaklarla, nelerle, eza edilerek değil, çok rahat bir şekilde, onu keseceğiniz mahalle getirin, rüf bile getirin, buyruğu. Getirin, aman ha keskin bıçakla kesmek suretiyle, eza etmeyin. Bitmez tükenmez, şefkatle ve merhamet.
Ne güzel esaslar olmuş. Dinimiz ne kadar ani, ne kadar üstün. Mesela diliyle, hayırlı kelamlar söylüyor, dilini feda ediyor müminlere. Öğütlerle, nasihatlerle, birbirlerine hayırlı tavsiyelerle. Biz biraz düşünecek olursak, çok bize ikramlar olduğunu, Mevlamızın sonsuz lütfunun olduğunu görürüz. Mesela diyoruz bir mecliste, bir vel-Asr okuyun kalkın, bu vel-Asr kalkın demek, ahiret habidinden değil, göğü alın, nasihat alın. Birbirinize sabrı tavsiye edin, hakkı tavsiye edin, iyilikleri öğütleyin, kötülüklerden mani olun demek bu. Orada nefesi Mevla'ya kurban etmenin yolu gösteriliyor ve nefese yemin ediyor. Zaman demek bu nefes. Bu bir zaman değil mi? Buna yemin ediyorum nefesinizi Mevla'ya kurban edin. Bu sözlerle ve Anillau'nun müridin, bu sözlerden uzak durun aman ha, kötü sözlerle helak etmeyin diye Mevla'ya kurban edin nefeslerinizi.
Sığaralarla vesaillerle nargidelerle şununla bununla, bununla nefeslerinizi tüketmeyin, vaktinizi heba etmeyin. Rabbımıza her bir nefesinizi kurban edin. Ne olur böyle kurban edince nefesini insan, son nefesi kelime-i tevhid olsa, şartlarına da riayet ederek okusa, yerinin cennet olduğunu Efendimiz buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem. İnsanın kendisini bilinçli olarak feda etmesi icabında. Bilinçli dediğimiz nedir? Kamer suresine baktığımızda, Nuh aleyhisselama bakıyoruz. İnsanlar kendisini helak ediyor. Nasıl helak ediyor? Koskoca bir peygambere feed'le, onu yalanladılar diyor. Yalanlıyor, taşlıyorlar, deli diyorlar. Büyülenmiş, sihirlenmiş, en çok değiller bu zaten. Büyülenmiş, sihirlenmiş peygamberlere bunu diyor. Bak kendileri nasıl helak ediyorlar. Bunlar da kurban ediyor kendisini. Bir peygambere kurban ediyor. E biz nasıl? Biz sahabenin dediği gibi kurban edeceğiz.
Bilinçli olanı bu. Anam, babam, canım her şeyim sana feda olsun şeklinde. Koskoca peygambere bunu yapıyor. Ad kavminin yaptığını görüyorsunuz, Semud kavminin Salih Aleyhisselam'a. Kurban oluşunu görüyorsunuz. Canlı almak için ortaya çıkmışlar. Lut aleyhisselamı öyle. Bunu Kuran-ı Kerim'den aldığım için o sıraya göre gitmek istiyorum. Efendimize ise öyle bir canlarını bilinçsiz bir şekilde cehenneme kurban ediyorlar ki, diğerlerinden çok şiddetli esaret. Getirmiş olduğu esasların hepsini kıkten inkar ediyor. Kıkten. Bunlardan daha az günü yok. En az günü onlar. Kıkten inkar. Onlarda böyle kurban. Sahabe-i Kiram, Uhud'da düşünelim. Mus'ab bin Umeyr hazretleri Vesairden etten bir hala, ürmüş bir vaziyette. Onu muhafazaya çalıştıkları. Ulema ve Süleyana. Allah'ın rıza aşkını muhabbetin. Canlarını Mevla'nın umurunda nasıl feda ettiklerini.
Padişahlarımızın muharebe meydanlarında, o günkü tabi ile söylüyorum baron kokuları içerisinde canlarını feda ettiklerini. Bir Ebu Eyyub el-Ensarinin cihada doyamadım deyip Rabbimize kurban edişi mücahitlerin haklarının altına defnedilince doyamadım diye bu şekilde feda etmiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem canına hakka feda etmiştir. Ebu Talib'i öğüt derler. Müşriklerin yani eğer hileler varsa bu hileler aynen eserinde mübarek hayatına benzer. Aynen. Hiç farkım yok. Ebu Talib'i gönderdiler. Kendileri gelmediler. Ebu Talib'i gönderdiler. Dediler ki işte en güzel kız, en güzel servet, en güzel başımıza şahidelim. Efendimiz Ey amca vallahi Ay'ı sol elime güneşte sağ elime mezeler. Ben davamdan vazgeçmem. Ya Muhammed ölür ya da hak hakim olur. Böyle feda etti. Kurbanın anlamının bu olması lazım. Böyle olursa biz kurtuluşa ereriz. Böyle kurban keseceğiz.
Kaynak: Genel
Kurban Kavramı Ve Fedakarlık Maneviyatı | Mihmandar