Kurban Bayramı ve Manevi Değerler kaydında Canım kurban olsun yoluna, adı güzel kendi güzel Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem. Kuran azimüşşan'da kurbanla alakalı Bakara suresi altmış yedinci ayeti celileden itibaren yetmiş beşinci ayeti celileye kadar Musa aleyhisselamın bir ölüm hadisesi üzerine, katilin bulunması için bir ineğin bulunması için bir ineğin kurban edilme…
Kurban Bayramı ve Manevi Değerler kaydında Canım kurban olsun yoluna, adı güzel kendi güzel Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem. Kuran azimüşşan'da kurbanla alakalı Bakara suresi altmış yedinci ayeti celileden itibaren yetmiş beşinci ayeti celileye kadar Musa aleyhisselamın bir ölüm hadisesi üzerine, katilin bulunması için bir ineğin bulunması için bir ineğin kurban edilme…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Canım kurban olsun yoluna, adı güzel kendi güzel Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem. Kuran azimüşşan'da kurbanla alakalı Bakara suresi altmış yedinci ayeti celileden itibaren yetmiş beşinci ayeti celileye kadar Musa aleyhisselamın bir ölüm hadisesi üzerine, katilin bulunması için bir ineğin bulunması için bir ineğin kurban edilme hadisesi anlatılır. Ayeti celile essayabillelle Ayet-i celile-i cemile de Rabbi zülcelalimiz bir zamanlar Musa kavmine Aleyhisselam Allahü zülcelal bir sığır kesmenizi emrediyor demişti de onlar bizimle alay mı ediyorsun demişlerdi. Musa Aleyhisselam demişti ki cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım. Sonra o kurbanın kesilmesi hususunda rengini soruyorlar, şeklini soruyorlar. İşte ne genç ne yaşlı olmalı, orta yaşlı olsun. Sonra çünkü soruyorlar devamlı Cenabı Hak haber veriyor. Sonra diyorlar ki Rabbine dua et onun rengi nedir bize bildirsin.
Musa aleyhisselam da sapsarı bir inek olsun. Musa aleyhisselam da sapsarı bir inek olsun. Rengi görenlerin hoşuna gitsin demişti. İşte bu ayeti celileden sonra onlar demişlerdi ki Rabbine yalvar da keseceğimiz sığırın nasıl olacağını bize iyice anlatsın. Çünkü sığırların hepsi birbirine benzerler. Allahu Zülcelal dilerse arzusuna göre bir şey buluruz. Musa Aleyhisselam demişti ki Allah şöyle buyuruyor, sığır ne çifte koşulup toprak sürmüş ne de ekin sulamış olsun ineğin vasfını tastamam doğru söylendi demişler ve böylece ineği kurban etmişlerdi. Ama az kalsın bunu yapamayacaklardı. İşte bu hadise hani siz aranızda birini öldürmüştünüz ve öldüreni saklayıp suçu birbirinize yüklemiştiniz. Halbuki Allah gizlediğiniz şeyi açığa çıkaracaktır. Biz buyurmuştuk ki öldürülene ineğin bir parçası ile vurun. Vurunca ölü dirildi.
İşte Allah celle celalühu size ölüleri diriltecek, kudretini gösterir, umulur ki akillanırsınız. Daha sonra Halıkı Lemyezen bize Maide suresi yirmi yedinci ayeti celile'de esrainu billah ve kulu aleyhim nebebne edeme bilhak. Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem onlara Adem'in iki oğlunun haberini doğru olarak anlat. Hani onlara Allah'a yaklaşmak için celle celalühü iki kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kabil diğerine andolsun ki seni öldüreceğim deyince o da Şimdi diyor ki ben seni öldüreceğim. O da Allah Celle Celalühü ancak sakınanların kurbanını kabul eder demişti. Andolsun beni öldürmek için elini uzatırsan ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam. Ben seni öldürmek için sana elimi katiyen uzatmam çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım demişti.
Sonra kurban hakkında Hac suresinde Rabbi zül celalimiz ve tagaddes hazretleri otuz yedinci ayeti celilede esrarle kurbanların ne etleri ne de kanları hiçbir zaman Allah'a erişmez. Ancak Allahü Zülcelal'e sizden takva, Rabbi Zülcelal'imizin rızasını isteyen iyi amellere ulaşır. İşte kurbanlıkları böylece emrinize bağladı ki size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltesiniz. Habibim iyi hareket edenleri cennetle müjdele diye buyuruluyor. Daha sonra kevter suresinde Rabbi Zülcelalimiz Es alimleri. Tek dur biz üzerinde tek tek duramıyoruz çünkü zamanın buna yetmesi mümkün değil. Biz sadece inna ashabüle inna, biz buyuruyor Cenabı Hak. Biz buyur sıfatları içerisine girer nasıl anlatalım? Doksan dokuz ismi celali içerisine girer biz buyuruyor. Bütün sıfatlarımızla, fiillerimizle esma-i ilahiye ile biz, altıayna yine biz verdik ke sana verdik. Çoğu verdik.
O zaman kısaca manasını arz edeyim Allah'ın izniyle. Surei Celilei cemile Mekke'de bir rivayete göre de Medine'de nazil olmuştur. Üç ayettir Bismillahirrahmanirrahim. Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla. Ey Muhammed doğrusu biz sana cennetteki havsı kevseri pek çok hayırlı nimetleri verdik. Sadece kevser'le kayıtlamayalım. Pek çok hayırlı nimetleri verdik. Öyleyse buna şükür olarak Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu adı, şanı ortadan kalkacak olan, sana evlatsız, adı şanı ortada olmayan deyip de kin tutan kimsedir. Doğrusu adı şanı ortadan kalkacak olan, sana evlatsız, adı şanı ortada olmayan deyip de kin tutan kimsedir asıl, emter diye buyuruluyor. Şimdi Ebu Cehil'in neslinin devam ettiğini söyleyemezsiniz. Ama Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek nesli devam edip gidiyor. Kevser'in bir anlamının da Fatımatüz Zehra radiyallahu anha annemizin olduğu haber verilir.
Kurban teslim olma manasınadır. Verilir. Kurban teslim olma manasınadır. Hakikatte teslim olmadan kurbiyeti ifade edemezsiniz. Başta Allah'ımızın emrine teslim olacak ve mutlak inanacağız. Habibullah'ın emrine teslim olacak ve mutlak inanacağız. Habibullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem bize bildirmiş olduğu emirlere nasıl inanmamızı emrediyorsa o şekilde iman edeceğiz. Emri ilahiye teslim olacağız. Sonra kurbiyet yakınlaşma hasıl olacak. Yakınlaşmadan da kendimizi bu yolda feda edemeyiz.
Ancak yakınlaşanlar Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Mekke'de terbiyesinden geçenler, iki cihan güneşinin bizzat eğitiminden geçen, onu görür görmez bütün seyri sülukün en yüksek kademesine erişen Allah'ın sevgili kulları yerine göre yerine göre cenabette iken Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin cihat emrini duyar duymaz, yıkanmaya bile fırsat bulmadan emri Muhammediyeye icabet için koşmuşlardır. Çoluklarını, çocuklarını, mallarını, mülklerini, her şeylerini terk ederek fedakar ebe ve ümmi ve nefsi Ya Resulallah demişlerdir. Teslim olmadan yakınlaşmamız mümkün değildir. Ancak tam manasıyla teslim olanlar ona yakın olurlar. Yakın olanlar da hiçbir şeyden kendilerini esirgemeden canlarını da, malların da, her şeylerini de bu yolla adarlar. Sonra biz sorumlu bir varlığız. Af buyurun bir hayvan gibi değiliz.
Sorumluluk duygusunda biz ya Habil durumundayız ya da Kabil durumundayız. Biraz önce size Maide suresinden yirmi yedinci Ayet-i Celile ve devamını okudum. Habil, sen beni öldürmeyi kastediyorsun, sen beni öldürmek istiyorsun, ben Allah'tan haya ederim, korkarım, sana elimi uzatıp da bu cinayeti işleyemem demiştir. Habil bu ve malının en güzelini, en güzelini Allah'ımıza Celle Celalü adamıştır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar nafileler sizin hediyelerinizdir, hediyenizi güzel yapın. Biz bir düğündür, dernektir, nişandır, bir yere hayırlı olsun için gitmemizdir. Neyse artık bu gidişlerimizde hediyelerimizi hazırlıyor, paketlerimizi en güzel şekilde donatıp düzenliyoruz. Bunu bir kula yapıyoruz biz. Yapacağımız vazife kurban kimedir? Mevlamız içindir. Zaten Allah için denmeyecek olursa o kurban kurban olmaktan da çıkar.
Diyelim ki üç kişi, beş kişi, yedi kişi bir hayvanı boğazlamak için ortağız beraber kurban edeceğiz. Yalnız bu kurban etmede içlerinden bir tanesinin niyeti değişik olacak olursa hepsininki iddia olur. Düşünce ve fikir nedir? Sadece Rabbimiz adına kurban edilecek. Onun yoluna kurban edilecektir. Şimdi Habil onun yolunda, Mevla'nın yolunda Celle Celalühu kurbanının en güzelini, hayvanın en güzelini feda etmiş ve makbul olmuştur. Habil ise en kötüsünü, malının en kötüsünü koymuş, o günün şeriatına göre bir mekan tahsis ediliyor. Oraya Rabbimize adlayacakları, malı bırakıyorlar. Habil'in malı kabul ediliyor, niyeti de düzgün, feda ettiği mal da elde ettiği sermayenin en güzelinden Rabbimize feda ediyor ve makbul oluyor. Habil ise malının en kötüsünü bırakmak suretiyle yüzüne çarpıtıyor. Biz, biz bir kere ya Habil rolündeyiz ya da kail.
Allah'ımızdan Celle Celalühü öyle ümit ediyorum Habil rolündeyiz. Kurban sadece sunulmakla da olmaz. Biz malımızı Allah yolunda Celle Celalühu, kesmekle de olmaz. Ya nasıl olur? Sunuş şeklinde çok önemlidir. O kurbanı sunuş şekli çok önemlidir. Niyetimiz çok önemlidir. Mesela Üstad-ı Ali'mizin bir kurbanının kesilme hadisesi var. Hiç unutmayız gönlü park olan kimselere kestiriyordu ve başında bulunuyordu ve kendileri de kurbanı balkondan izliyorlar. Hayvan götürülürken bir başladı. Ve görünce biz tabii mahzunleşmeye başladık. Çünkü hiçbir kurban hadisesinde bu pek görülmemiştir. Olanlar müstesna. Hayvan sanki kendi eliyle tutularak getirildi ama. Kendi eliyle unutamayız. Bu niyetin temizliğidir. Gönlün pak oluşudur. Üstadlarının hadisesi zaten malum. Babaları Müşteba Efendi diyor ki evladımın sırrını kimseye vermeyin, o zamanın kutbul aktabbı olacak diyor.
Demek ki sadece sadece biz kurbanı Mevla'yı Zülcelal'e sunmamızla olmaz. Sunuş şeklimiz de çok önemlidir. Onu feda ediş şekli mühimdir. Şimdi Rabbi Zülcelal'imizin rızası için biz kurbanı Allah yolunda Celle Celalü feda ediyoruz. Tabii gayemiz cennet Cennet istemeleri cemaldir. Çünkü Cennet'ten Cenabı Hakk'ın cemali görünecektir. O zaman biz Cennet'i dünyaya taşimamız getirmemiz mümkün değildir. Biz Cennet'i dünyaya getiremeyiz. Bu mümkün değil ama cenneti elde edecek yolu ihtiyar etmemiz gerekir. Cenneti elde etmenin yolu nedir? Biz kurban kesiyoruz ya niyetimiz Allah için olacak. Düşüncemiz kendimi kesmem caiz olmadığı için kendi yerime bu hayvanı boğazlıyorum düşüncesinde olacağız. Niyetimiz düzgün olacak. Sonra Mevla-yı Zülcelal'imize döneceğiz.
Daha döndüğümüz Rabbi Zülcelal'imizin emrine nasıl ki hayvan boğazını teslim edip biz onu kesiyorsak, biz de Rabbi Zülcelal'imizin emrine teslim olup ona ibadet ve taatte bulunacağız. Sonra cennete talip olan insan bu talebiyle cemali ilahiyi isteyen kimsenin Rabbi Zülcelalimize han ve şükür içerisinde olması gerekir. Sonra başımız secdede, rükuda, vücudumuz kıyamda bulunmak suretiyle Rabbi Zülcelal'imizin ibadetlerin başı mevkiinde olan namaz taatini yerine getireceğiz. Sonra sadece kendimiz değil diğer insanların da Rabbimize ulaşması için iyilikle emir ve kötülüklerden nehy edeceğiz. Hayatımızı başından sonuna kadar emri ilahiyi muhafaza ederek Rabbi Zülcelal'imizin koymuş olduğu sınırdan asla dışarı dirilmeyeceğiz. Büyüklerimiz baktıkları zaman eşyaya ibretle bakıyorlar. Bize şunu misal olarak anlatırlardı. Mesela bir yolda gidiyoruz, yolda giderken yolun elbette ki kuralları var.
Eğer sola ve sağa kıracak olursak orada yolun sağda ve solda işaretleri var, taşlar var. O taşların da böyle üst kısımlarında kırmızı bir işaret var. Bakınız ibretle bakan üstadımız bu kan işareti buyururlardı. Eğer fazla sağa ve sola kırılacak olursa, ifrat ve tefride gidilecek olursa, emri ilahinin haricinde iş yapılacak olursa ne olur? Haza meydana gelir. Cenabı Hak muhafaza buyursun. O zaman Emri İlahiyi her zaman koruyup ve muhafaza edeceğiz. Şimdi cenneti biz dünyaya taşıyabilir miyiz? Mümkün değil. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam cennette bir okun veya kırbaç diye de geçer, birçokun işgal ettiği yer dünyadan hayırlıdır diye buyruluyor. Sebebi çünkü dünya bitecek, ahiret ise ebedidir. Orada birçokun işgal ettiği yer şu dünyadan daha hayırlıdır, daha üstündür diye buyruluyor. Cennet böyle onun buraya taşınması mümkün değil. Ama cennetten gelenler nasıl oluyor?
Dünyanın şartları içerisinde geliyor. Mesela biz kurbandan anlatıyoruz. İbrahim Aleyhisselam, en önemli olan İbrahim Aleyhisselam, bakın İbrahim Aleyhisselam oğlunu kurban ediyor. Bunu biraz sonra ifade etmek istiyordum. Oğlunu kurban ederken büyük bir fedakarlık, ne mal, nemül evladını Allah yolunda kurban ediyor. Nasıl Allah'ın yolunda, Allah'ın yolunda evladını feda ettiğini, demek ki biz cenneti buraya taşıyamayız ama cenneti elde edecek, Cennetten cemalini görebileceğimiz ibadet ve taatleri yerine getirmeye gayret edeceğiz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar. Yarım hurma ile de olsa kendimizi ateşten koruyun. Demek ki ateş ile aramızda bir engelin olması lazım. Mevla'yı zülcelal'imiz Kuran-ı Azimüşşan'da Bakara Suresine baktığımız zaman ilk Ayet-i Celileler bize şu üç hususu ifade eder. Birincisi nedir?
Rabbimiz Zülcelal'ımız Kuran-ı Azimüşşan'da bize kendisini tanıtıyor. Bütün sıfatlarıyla, yüce kudretiyle, sonsuz kudretiyle bir anlayabilsek inşallah anlarız dikkat ettiğimiz sürece. İkincisi bize ahiret hayatını anlatıyor. Bu dünyanın geçici olduğunu yani bu dünyayı siz cennet gibi kabul etmeyin. Bu dünya geçecektir. Üçüncü olarak bize anlatılan nedir? Rabbi Zülcelal'imizin yolunda infaktır. İnfak etmek suretiyle ateş ile kendi aranıza engel koyun buyuruyor. Kurban nedir? Kurban etmektir. Şimdi bura bize cennet gibi geliyor değil mi? Sebebi o hayatı bilmediğimiz için. Eğer o hayattan bir şemme, bir koku, bir haz, bir lezzet bize gelecek olsa dünyaya adam dönüp de bakmaz. Neden? O hayatı görmüştür.
Ana karnındaki çocuğun kulağına eğsek desek kimsenin için öyle bir hayat var ki ay, güneş, yıldız, uçsuz bucaksız bir dünyada avizelerini uzatmış, böyle bir aleme doğacaksın dendiğinde, çekil be şuradan benim hayatım ancak budur demesi gibi. Ahireti bilmeyenlerimizin çocuğun ana karnında benim hayatım üç beş litrelik bir mayi, bir torbanın içerisinde söylediği bu söz gibidir. Ama dünyaya geldiği zaman aklı da başına gelecek olursa tekrar ana karnına dönmek ister mi? Dünya müminin hapishanesi cezaevi, ahiret ise cennetidir. Müminin, şu dünya mümine nedir? Bir hapishanedir. Kafire nedir? Kafire ise bir ateştir, bir azaptır. Et dünya sicnul mümin ve cennetul kafir kafirin cennetidir. Neden böyle söyleniyor? Bu dünya için müminin hapishanesi kafirin de cenneti.
Çünkü müminin Esselamü genişliği semavat ve arz kadar olan sadece ifade bu, semavat ve arz gibi değil ha cennetten cehennemden en sonra çıkan insana verilecek nimet nedir? Bu dünyanın on genişliğinde cennet verecek bir rivayette iki genişliğinde diye geçmektedir. O zaman cennet hayatını bilen, ahiret hayatını bilen insan bu dünyaya ebedi imiş gibi katiyen bakmaz. Buranın geçici olduğunu bilir ve ora için hazırlık yapar. Demek ki kurban dünyayı ahirete feda etmek demektir. Başta biz Mevla'yı Zülcelalimizin emrine teslim olacağız. Eğer teslim olursak o zaman bizim cemiyet ile hayatımız da çok güzel geçer. Rabbi Zülcelal'imize teslimiyeti güçlü olan, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a bağlılığı tam olan, yolundan gidenlere canı gönülden teslim olanlar bu dünyada da eviyle çok güzel geçinirler.
Hanımıyla güzel geçinir, çocuklarıyla güzel geçinir, kardeşleri ile güzel geçinir, akrabası ile güzel geçinir, mahallesiyle güzel geçinir. Her yerde bir rahmet unsuru olur. Kurban paylaşmak demektir. Çünkü insan Rabbimizin lütfettiği nimetten yolunda sarf etmek suretiyle Mevla-yı Zülcelal'e yakınlaşır. Rabbimize yakınlaşmak ancak paylaşmakla mümkündür. Ehlullah'ın paylaşmasına bakın, sadece kurban üzerinde duruyor. Vakitlerinde mümkündür. Ehlullahın paylaşmasına bakın, sadece kurban üzerinde duruyor. Vakitlerini oruçla geçirirler, sadece iftar için bir iftarlık, hayvandan alacakları kurban ettikleri, o mübarek hayvandan alacakları nedir? Bir iftarlık kadardır. Geri yanını olduğu gibi Mevla'nın yolunda sarf ederler. Fakir ve yoksulu düşünürler. Biz kurbanı Rabbi Zülcelal'imize adamanın şimdi tam çekim alanında sayılırız. Artık kurban bayramına yaklaşıyoruz.
Şimdi bu zinhicce ayı büyüklerimizin kendilerine daha çok dikkat ettikleri daha çok teslim olmaya çalışır ve istedikleri gibi yiyip, istedikleri gibi içip, istedikleri gibi giymeler, istedikleri gibi yaşamaktan uzak olurlar. Bu ayda riyazet nefislerine fırsat vermemeye, ruhlarını güçlendirmeye daha çok gayret ederler. Bunu kendimiz için söylüyorum. Yoksa onlarda nefsani bir hal yok. Nurdan perdeleri diyeyim onlar için, daha çok açtıkları bir aydır. Ondan dolayı diyorum, bu ayın hazzını ve lezzetini duymak suretiyle bir kurban nasıl feda edilir, nasıl kesilir, onu kesmekteki hikmetler gönüllerine tamamen belirir. Çekim alanı dediğimiz bu. Hazreti İbrahim aleyhisselam ve oğlu İsmail aleyhisselam ile sembolleşen kurban bize üç şeyi öğütler. Saffet suresinden biraz önce size ayet numaraları verdim. İnceleriz nasıl evladını feda ettiğini.
İsmail aleyhisselamın sekiz, bir rivayette on üç yaşında olduğu rivayet edilir. Bakınız ne diyor babasına Ey babacığım emrolunduğun vazifeyi yerine getir, inşallah beni sabredenlerden bulursun. Nübüvvet kokan o yavrusunun boğazına bıçağı indiriyor emri ve teslimiyetine bakalım. Biz teheccüd namazına nasıl kalkmayız? Şu uzun gecelerde. Evrad ve ezkarımızı nasıl gündüze bırakırız? Nasıl olur da kardeşliğimizi güçlendirmeyiz? Nasıl olur da ehlullah ile münasebetimizi daha güçlü kılmak suretiyle aleyhissalatü vesselam efendimize ve Rabbi zülcelal'imize erişmeyiz? Nasıl olur da biz Kuran-ı Kerim'in üzerine eğilip de onu adeta Kuran'ın feyzini içercesine gönlümüzü kandırarak halıkımıza teslimiyetimizi ifade etmeyiz, nasıl olur da sünnet-i seniyyeye riayet etmez, bid'atlerden kaçmayız. Nasıl olur da gözlerimizi haramlardan koruyup ibretle bakmayız.
Küçücük bir yavru bıçağa boğazını teslim ediyor. Baba da hiç çekinmeden yavrusunun boğazına bıçağı indireceği zaman belki babalık şefkati ile bu vazifeyi yapamam diye, yapamam diye evladının evladının sırt kısmı kesmeye başlamıştır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ey Cibril hiç daraldığın zaman oldu mu dört yerde ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem birisi de İbrahim aleyhisselam bıçağı yavrusunun boğazına indireceği zaman, Halık ilemyezel edrik abdi, kulun İbrahim'e yetiş ya Cibril dedi, o anda kanatlarım sızlayacak bir hale geldim demiştir. Belki diyor babalık şefkati ile, yavruma olan sevgimden dolayı bu vazifeyi yapmama engel olur bu şefkat diye yüzüne bakmak istememiştir. Hazreti İbrahim'le oğlu İsmail aleyhüsselam ile sembolleşen kurban bize şu üç şeyi öğütler. Birisi nedir? Bölüşümdür.
Sadece biz bu kurban bayramında bölüşümü, paylaşımı, fakiri ve yoksulu gözetmeyi hedeflemeyeceğiz. Her zaman. Bu bize bir başlangıçtır. Yanı başımızda olan hakinler, yoksullar, onları gözetleyeceğiz, inanıyorum. Kardeşlerimiz yetimleri, öksüzleri, yoksulları, vatanından ayrılmış, ülkemize sığınmış kimseleri özetlediklerini çok iyi biliyorum. Rabbi Zülcelal'imizin izniyle ve tabii ki memnun ve mesur oluyoruz. Sadece bu bölüşüm maddi olan nimetlerde değildir. Kalbimize gelen, gönlümüze gelen füyuzatı ilahiyede de. Bu bölüşüm sadece paramız da yiyecek ve içeceklerimizde değildir. Bu bölüşüm Rabbi zülcelal'imizin emrini kardeşlerimize duyurmakta, kötülüklerden alıkoymakta, emri ilahiyeye son derece rivayeti tavsiye etme de yerine getirmeliyiz.
Bu bölüşümü, yavrularımızın İslam edebiyle edeplenmesini, onların bir Hazreti Hasan'la Hüseyin olmaları için gayretimizde, radiyallahu anhuma, kızlarımızın Fatıma'tüz Zehra radiyallahu anh'nın iffetinde olması ve gençlerimizin de Ali Kerimallahu veche efendimizin cihat ruhunda ve ilim ehli olması için kardeşlerimizin de Sıddık Azam radiyallahu anh gibi emri ilahiyeye sadakat ve teslim olmalarını paylaşmak suretiyle birbirilerimize ianede ve yardımda bulunuruz. Demek ki oğlu İsmail Aleyhisselam arasında meydana gelen bu hadise bize şu üç öğüdü vermektedir. Birisi bölüşümdür. Sadece maddi olan nimetler değil, manevi nimetlerle de. Dilimizde de bölüşüm, hakkı tavsiye etmek, sabrı tavsiye etmek suretiyle. Kulağımızda da bölüşüm, duyduklarımızı işitmeyen kardeşlerimize emri ilahiyi duyurmakla. İkincisi Rabbi Zülcelal'imize tam bir bağlılıktır.
Kuran Azimüşşan'da geçtiği için bu hadiseyi bu hadiseyi Rabbi vaktaki yanında koşmak çağına erdi ve ona şöyle dedi. İsmail aleyhisselam vaktaki koşmak çağına erdi ve ona şöyle dedi. Yavrum, ben rüyamda görüyorum ki seni boğazlıyorum. Artık bak ne düşünüyorsun? Çocuk ona şöyle dedi, Babacığım sana ne emrediliyorsa yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın. İkisi de bu suretle rabbimizin emrine teslim oldukları zaman İbrahim Aleyhisselam çocuğu yanı üzere yıktı. Ve Biz de ona şöyle seslendik, ey İbrahim gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Şüphesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız. Veya İshak'a fidye olmak üzere büyük bir kurbanlık koç verdik ve terrakna aleyhi fil ahiri sonradan gelenler için ona iyi bir yat nam bıraktık. Bizden selam İbrahim'e. Biz iyi hareket edenleri işte böyle mükafatlandırırız. Çünkü o mümin kullarımızdandı.
Ona salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik. Ve Berakna alihi ve ala İshak. Rabbi zülcelal Her ikisinin soyundan iyi hareket edeni, mümini var nefsine apaçık zulmedeni kafiri de. Rabbi zülcelal'imiz hem ona hem ishak'a bereketler verdik. Her ikisinin soyundan iyi hareket edeni mümin olanları da var. Nefsine apaçık zulmedeni kafiri de. Buyuruluyor. Demek ki bize üç hususi öğütlüyor. Birisi bölüşümdür. İkincisi teslimiyettir. Kardeşlerimize olan teslimiyetimiz iyilikle emir ve kötülükten nehyetmektir. Esselamü ve ta'abe nu ala bir rve takva, iyilik ve takva, kötülük ve düşmanlıkta asla. Şeyhi kamile olan gassad elinde meyyit, isyan olmadığı müddetçe yıkayıcı elinde ölü gibi bir teslimiyet efendimiz Aleyhissalatü Vesselam ve Rabbimize da mutlak bir bağlılıktır. Üçüncüsü Mevla yolunda kurban olmaktır.
Şimdi kurbanı biz bayrama nasıl çevireceğiz derseniz, kurbanı bayrama çevirmemiz ahirete göçenlerimizi ne yapıyoruz ziyaret ediyor ve ölenlerimizden ibret alıyoruz. Aynı hadise bizim de başımıza gelecek diyoruz. Sonra vücudu kendilerine haber olan Ehlullahı ziyaret ediyoruz. Ulema-i Kiram'ı ziyaret ediyoruz. Daha sonra hiç görülmeyen, bakılmayan, hali sorulmayan, hatırı sorulmayan ve etrafımız da çok güzel bir geçimimi temin ediyor, bayramlaşıyoruz ve ikramda bulunuyoruz. Bunun yanında Pibutili, Kenyalı, Etiyopyalı, Somalili vesaire kardeşlerimize dua ediyoruz. Kendimize, ehlimize ve etrafımıza ve dünya üzerinde sıkıntı çeken kardeşlerimize de yardımcı olmaya gayret ediyoruz. Cenabı hak kurbanlarımızı makbul, ibadet ve taatlerimizi rızasına uygun ve bayramlarımızın da mübarek kılsın. Velhamdülillahi rabbil alemin. Cümlenizin bayramını tebrik ediyorum.
Halıkımız gönlümüzü de bayram, ruhumuzu da bayram, sırrımızı da bayram olacak Rabbi Zülcelal'imizin cemaline nail kılsın.