Kurban Bayramı'nın Maneviyeti ve İbadet… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Kurban Bayramı'nın Maneviyeti ve İbadet Güzelliği
Kurban Bayramı'nın Maneviyeti ve İbadet Güzelliği kaydında Bayram gecesinde bulunmaktayız. Bu sebeple Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Ebu'd Derdi radiyallahu anh'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te buyuruyorlar. Bayram gecelerinin sevabını Allahu Zülcelal'den umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez. İmam Şafii Rahimehullahü Teala buyururlar Bana ulaştığına göre şu…
Bayram gecesinde bulunmaktayız. Bu sebeple Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Ebu'd Derdi radiyallahu anh'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te buyuruyorlar. Bayram gecelerinin sevabını Allahu Zülcelal'den umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez. İmam Şafii Rahimehullahü Teala buyururlar Bana ulaştığına göre şu beş gecede dualar kabul edilir. Cuma gecesi, kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Recep ayının ilk gecesi ve beraat gecesi. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurban taatine yaklaştığımız için nakletmek istiyorum. Rütfi ilahi ile. Nebi-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz kurban etinin üçe taksim edilip bir bölümünün kurban kesmeyen fakirlere dağıtılmasını, bir bölümünün akraba tanıdık ve komşularla paylaştırılmasını, bir kısmının da evde yenmesini tavsiye etmiştir.
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında Cebrail Aleyhisselam'a sual etti. Gökten indiğin vakitlerde sana hiç zorluk ve yorgunluk geldi mi? Bunu Sami Efendi Hazretleri Kuddiselahu sırra dualar ve zikirler kitabında da olabilir. Bunun dışında hususi bir İbrahim Aleyhisselam'la alakalı eser hazırlamıştır. Orada da geçer. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında Cebrail aleyhisselama sual edip gökten indiğin vakitlerde sana hiç zorluk ve yorgunluk geldi mi buyurunca Cebrail Aleyhisselam evet dört yerde geldi diyerek şunları söylemiştir. Hatta mübarek kanatları sızlayacak şekilde. Birincisi İbrahim Aleyhisselam ateşe atıldığı zaman ben arşın altında idim. Cenabı Hak bana, Edrik Abdü, kulum İbrahim'e yetiş buyurdu. Ben yetişip bir ihtiyacın var mı dedim. İbrahim Aleyhisselam sana ihtiyacım yok dedi. Burada bir hadise var.
Onu anlattıktan sonra gerekirse ifade edeyim. Sami Efendi hazretlerinin memleketimizi teşriflerinde dedem, bu anadan dedemiz Ali hoca ve kılavuz hafız, üstadımız ve Şeyh Mustafa Efendimiz üstadımızın babaları bulunuyorlar. Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri der ki varınca bizim evrad ve ezkarımızı soracak. Kılavuz hafız, sen ne diyeceksin? Efendim ben nefü ispat dersindeyim. Diğer anadan dedemiz Ali hocaya, o da der ki efendim benim kalbim bazen yanıyor, bazen batıyor. Kendilerini ifade ederler. Ben de murakabedeyim. Zaten çok kısa zamanda geçmişler. Öyle bir kabiliyet var ki yani çok kısa bir zamanda bütün letaifleri geçmiş hazır bir vaziyette. Zaten Esad Erbili Hazretleri buyurmuş bazen gönlünden hulefa'nın geçenler olmuş.
Biz burada yirmi sene otuz sene kırk sene kalıyoruz ama o zata gelir gelmez hilafetin esrarı beliriyor deyince öyle bir ocak korumuş ki öyle bir şer-i şerife riayet etmek suretiyle ocak korumuş ki bir kibrite ihtiyacı var onu da çalmayalım mı buyuruyor. Çok kısa zamanda yetişmiş. Üstadımıza sorunca Hasan efendi, abdestsizallahu sırra üstadımıza ben halimi Allah'a arz ederim. Aynen İbrahim Aleyhisselam'ın dediği gibi söyleyince Sami Efendi Hazretlerine durumu anlatır. O zaman üstadımızla ayrı görüşür ve orada dokuz yüz otuz dokuzda Allahu alem hata olmasın icazetnamesini vermiştir, denebilir. Daha o zaman Sami Efendi Hazretleri görevde değildi. Hayır. Sekiz. Bir rivayette on üç sene Sami Efendi Hazretleri görev ve vazifesini gizlemiştir. Ta ki Karamanlı Osman Efendi olacak, Allahu alem. Adana'dan Sami Efendi Hazretleri. Üstazımız askerde bulunuyor.
Kurban Bayramı'nın Maneviyeti ve İbadet Güzelliği ne anlatıyor?
Kurban Bayramı'nın Maneviyeti ve İbadet Güzelliği kaydında Bayram gecesinde bulunmaktayız. Bu sebeple Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Ebu'd Derdi radiyallahu anh'den rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te buyuruyorlar. Bayram gecelerinin sevabını Allahu Zülcelal'den umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez. İmam Şafii Rahimehullahü Teala buyururlar Bana ulaştığına göre şu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Daha askerdeyken böyle yürüyüşte yürürken yürürken rabdı kalp yaptıkça verir feyzi ilahi Samiula diye gönlüne doğar. Bütün ihmanın doğar. Bu zaten sekiz veya on iki on üç sene önce belirmiş fakat gizlemişler. Onun için üstadımızın icazetnamesi işte daha o zaman Sami Efendi görevli değildi denemez. Bu hata olur. Bir ikincisi yine aynı mahalde dokuz yüz altmış beşte Kadiri icazetnamesini almıştır. İki yerde, Yeşilhisar'da Kuşçu diye orada bir mahal var orada. Bir de Yeşilhisar içmecesinde çocuktum ama Allah'ın izniyle şu an gibi biliyorum biiznillahi teala. Her şeyin hemde. Çünkü Sami Efendi Hazretlerini görünce şu kalbim yandı. Ben kendimi tutamıyordum. Daha ilkokula yeni girmişim. Acaba bu yangın nasıl söner diyordum. Mübarek mealimlerini gördüm. Bu kısmı her zaman diyorum anlatamam. Daha sonra huzuruna geldim fakat içimde bir yangın vardı, sönmüyordum. Düşünün çok gencim.
Geceler kısa, yaz günü. Sabahı bekliyorum. Sabah olsa da kaldığı hanenin kapısının önünde oturup onu beklesen. Daha hiç kimseye söylemiyorum. Koşarak sabah olduğunda mübarek hanesine girmeyi edep kabul ettim. Giremem diye kapının ağzında bekleyeyim dedim. Baktım geliyorlar ve birçok hizmetler de nasip oldu elhamdülillah. Mübarek çoraplarını yapmadan tutun hanesini süpürmeye kadar birçok hizmetler Allah'ımızı lütfetti, ihsan etti. Tam ayrılacakları zaman bu kardeşinizi bir ağıt bir feryadı figan başladı. Kendimi yenemiyorum, elimde değil. Ağlıyorum öyle. Efendim ayrılıyor, gidiyor diye tahammül edemiyorum üstadımıza. Ondan sonra zaten görüşmeler devam etti. Selamları geldi. Daha sonra layık olmadığım halde gözlerinden benim için öpün diye iltifatlarına o gün de mazhar olduk. Bugün de de Cenabı Hak mahrum etmesin bizleri. O tarihte ayrılmadan önce Hasan Efendi ile görüşelim buyurdular.
O görüşmelerinde cebinden icazetnameyi çıkarmışlar. Kadiri icazetnamesini, Hasan Efendi bize bu Kadiri icazetnamemiz. Kadınlara beş yüz erkeklere bin tevhid öğreteceksiniz. Üstadımız bir ömür buna yandı ve yakıldı. Ben efendime inanmaz mıydım ki bana cebinden icazetnamesini çıkardı? Bu kadar teslim, teslimiyet bu demek işte. Bağlılık bu demek. Yorumu yok. Akşemsettin Veli'nin çok kısa zamanda yetişmesi de bu teslimiyetiyle olmuştur. Hacı Bayram Veli Hazretlerine diyorlar. Sultanım bu köse böyle sakalları yokmuş. Böyle yüzleri çokur çokur ama o yüzlerden nur akarmış böyle. Nur akar. Mübarek bir veli. Buyurmuş ki size bir şey söylediğim zaman yorum yapıyorsunuz. İşte bunu dedi ama bunun şu anda yapılması pek muvafık olmaz deyip duruyorsunuz Ama bu Akşemsettin veli var ya bir şey dediğim zaman emreden üstadım dedi. İşte bu teslimiyeti sebebiyle çok kısa zamanda Cenabı Hak Lut etti.
Bir de bu nimete mazhariyet kendi elleriyle olmaz. Bizzat şahidim burada neden bu konu açıldı bilmiyorum. Bir sabah üstadımız kalktı, yanındayım. Buyurdu ki Cennetü'l Müşahede'de toplantı oldu. Sami Efendi Hazretleri görevi bize tevdi buyurdular diye. O günlerdeydi. Sami Efendi Hazretlerinin mübarek kabri şerifini gördüm. Nur, kabir nur. Bir kısmını anlatacağım. Sami Efendi Hazretlerini çok mahzun gördüm. Buyurdu ki, Hasan Efendi'yi tanımadılar. Hasan Efendi'yi tanımadılar, biz ona görevi verdik. Rüyayı anlatacağım, zaten biz anlatmadan ona malum bir müddet-i Teala ağıttan, gözyaşından anlatamıyorum ki. Elimi yüzüme kapadın, böyle hüngür hüngür ağlıyorum, elimde değil. Sizi tanımadılar diyorum ama kendimden geçiyorum. Efendim ihtilal dönemleriydi sene seksendi. Üstadımızın aşkına bakın, muhabbetine bakalım. Bir kişiyle sohbeti devam ettirdi.
Böyle işte şu işimiz var, bu işimiz var, yok şer'i bir mazeret olmadıkça iştirak edeceğiz. Çünkü onlar bizi o halkada görmek istiyorlar. Ashab-ı Güzin efendilerimizden okuyorum her gün bir tanesini. Sami Efendi Hazretlerini gördüm, buyurdu ki yarın Sa'd ibn Ebi Vakkas Hazretlerini oku. Nasıl bir alaka, nasıl bir ilgi birbirleriyle hayran kalırdın? Böyle hemen Ashab-ı Kiram kitabına baktım, nereye geldim diye, zaten sırayla gidiyoruz. Sa'd İbni Nebi Vakkas. Huzuruna oturdum, şunu burada söylemek istiyorum, kapının ağzında otururdum, otururdum, gelenleri teşrifatçı onlara hizmet için, bak onların üstün olduğunu söylüyorum, gelenlerin bir hizmetkarı olarak içeri alıyordum. Bir o şekilde oturmam var, bir de yanında oturduğumda böyle içimden atamadığım bazı duyguların buharlaştığını görürdüm. Yani kendi elimle atamadığım o haller kendiliğinden böyle uçardı.
Demek ki onlarla oturan şaki olmaz buyuruyor Allah'ın resulü. Onlarla hem meclis olan şaki olmaz. Kitap aldım elimi, açacağım buyurdu ki bugün oğlumuz efendisini görmüş. Eyvallah. Gözlüye gizli olmaz derler. Buyurmuşlar ki yarın sohbette Sa'd İbni Ebi Vakkas Radiyallahu Ananı oku. O sohbet tatlı olmaz mı? O sohbet huzurlu olmaz mı? Tadından yenmez bir şeker olmaz mı? İlahi bir şeker olmaz mı? Bir rahmet olmaz mı? Bir huzur olmaz mı? Hele bir sohbetini hiç unutmam. Böyle kendileri kuşluk vakti daha sohbete başlamadan önce bükülürlerdi böyle. O anda hatırlarına şu gelmiş. Sami Efendi Hazretleri de Medine'ye hicret etti diye bunu der demez, bütün dedi damarlarıma girdi. Bütün. Hasan efendi ben neredeyim buyurmuş. O günkü sohbetini anlatamam. Efendisine gayri ihtiyari öyle bir muhabbeti vardı ki Allah'ım coştu ki coştu.
O bantlardaki nedenlerdeki başka bizim gibi günahkarlara yapmış olduğu sohbet. Onun öyle sohbetleri var ki kaydedemedi. Herhalde onu bantlar kaydedemedi. Gönlü olmazsa kaydedemezdi. Burada sanayi cami var. Orada bir tanesi Almanya'dan gelmiş herhalde şey getirmiş. Kamera buna ne diyoruz biz? İşte getirmiş, çekim aleti getirmiş. Getirmiş, buyurdu ki benim gönlüm olmadıkça çekemezsin dedi. Gerçekten çekemedim. Almadı, kayıt almadı. Sami Efendi Hazretlerinin tavafta yapılan duasını almak istiyorlar. Bant dönmüş de kayıt yok. Gönülleri olmazsa mümkün değil. Şuna şahidim, eğer bir şeyi emrederse, mesela şunu yapın derse, o öyle bir kolaylaşıyor. Hani zor gördüğümüz o çekim aletin diyemediniz. Kamera. Zor gibi görünen işler hep kolaylaşıyor. Şimdiki gibi vasıtalarımız yoktu. Hatta o zaman arabalar bile çok azdı. O zaman pek yok Tomarzo'ya gideceğim. Orada görüşmemi tavsiye buyurdular.
Dediler oradaki kardeşlerimizle görüşmelerini yap diye. Gittim. Döneceğim ya, dönme çok zor. Şimdi Tomarzo'dan Develi'ye geleceğim. Develden nereye geleceğim? Develden kasabaya geleceğim. Oradan yukarıya çıkmak mahalleye şöyle bir buçuk kilometre gibi öne bir rast geldi. Her şey denk geldi. Böyle karanlık biraz, akşam karanlık. Otobüsün camına bir tanesi vuruyor böyle. Seni yukarıya götüreyim diye. Allah'ım ona kim haber verdi? İsmini de biliyorum Sinan diye bir kardeşimiz ruhu şad olsun. Gel diyor seni götüreyim evliyaullah himmet ederse her şey açılıyor biiznillahi teala. Allah'ımız himmetsiz etmesin, himmet ehlidi onlar. Sami Efendi Hazretlerinin üç icazetnamesi var üstadımıza. Bir, Nakşi o malum kuşsu dediğimiz, yeşilhisar'daki yerde halini anlatınca işte dedem Hasan Efendi böyle dedi deyince ayrı görüşelim diyor ve icazetnamesini veriyor.
O icazetnameyi alınca üstadımızı bir ağıt tutuyor. Öyle sürur bilmem falan o neşe yok. Bu vazifeyi acaba nasıl yerine getirebilecek miyiz getiremeyecek miyiz endişesini taşıyor. Çünkü onlar görev verirken varlığı alırlar biiznillahi teala. O varlık alınır ve görev tevdi edilir, yoklukla verilir o. Yokluğa erenlere verilir. Niye ağlıyorsun oğlum deyince dedem baba senin irtihalin gözüme görünüyor. Belli olmaz yavrum dediği halde on üç gün sonra irtihal ediyor. On üç gün sonra. Öyle de gönül gözleri açık. İkincisi Yeşilhisar içmecesinde Kadiri icazetnamesini veriyor. Üç icazetname dedim birisi de Hasan Efendi bir gün mektebim yok diyen Hasan Efendi Abdest sallallahu aleyhi ve sellem. Üç, iflas bir Fatiha oku, konuş buyuruyor. Üstadimiz Sami Efendi Hazretlerinin eserini ele eline alırdı. Fakat inanın bir cümlesinde coşardı. Ben daha okuduğunu pek bilmiyorum. Vermiş Cenabı Hak ihsan etmiş.
Gönlüne vermiş ve kendisi buyurmuş Hasan Ali ben senin okumakla pek meşgul olma, diline gönlüne nasıl geliyorsa söyle. Ne demek Adana'da o zaman hep müderrisler? Camilerinde vaaz eden kimseler dokuz yüz elli beşte buraya da temas etmek istiyorum elli beşte bütün camiler durmuş Şeyhoğlu Camii'ne bütün cemaat toplanmış on bin kişi diyordu üstadımız o günde. Taatliyenin önüne kadar doluyordu diye. Çıktığı zaman böyle bir vaiz başlangıcı şöyle zaten yürürken ağlıyorlarmış bakınca. Gözyaşlarını tutamıyorlar insanları. Temiz de bir zaman. Kötülüklerden arı ve duru olduğu zaman insanların böyle çıktığında Cenabı hak velilerin bir halinde hafiyızdır. Allah'ımız koruyor onları. Bir kimse gelirdi buyurdular. Ben görürdüm ama başkası görmezdi. Hasan efendi iftihar etme. Koruyor Cenabı hak. Sami Efendi Hazretleri altmışlı yılda Yeşilhisar içmecesinin üstünden Araplı derler.
Böyle diyelim Ankara'dan, İstanbul'dan geliyorlar, Kayseri'den. Oradan geçer Niğde'ye. Niğde'den işte devam eder Adana'ya doğru. O yolun üzerinde daha çocuktum, o zaman iyice çocuktum. Hatta ben Sami Efendi Hazretlerini bir kuş olarak düşünüyordum. Bir melek gibi herhalde bir beyaz kuş gelecek diyordum. Bilmiyorum ama gördüğümde derhal koştum, üstü ağzımız elimden tuttu. Aynen bir komutandı Hasan Efendi Hazretleri. Üç grup yapmış, başına hocaları koymuş. Öyle bir düzen ki düzen ki böyle kalkmak istediler. Büstazımız oturun dedi. Oturdular elimden tuttu. Orada şuna hayret ediyorum. Adanalı Hasan Efendi'yi nasıl tanıdım? Ya onu çocukken mi gördüm? Zaten çocuğum elimle tutup gezdiriyorlar. Onu tanıdım öyle bir vakar gördüm. Zaten iki kişinin icazeti bizzat farklı kainattan Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Diğerlerine hep saygımız var, muhabbetim var.
Mesela bugün birisi geldi, bir yerlerinden ders almış. Sena ettim, devam ettim. Biz de Elhamdülillah dua edin de o hazımsızlık yok çok şükür. Varsın her şehirde, her kasabada, her köyde o gibi, onun gibi mübarek insanlar bulunsun da insanlık kurtulsun. Bugün çok dertliyim. Öyle bir sahne, öyle bir hal gördüm ki bu kötülüğü anlatamam. Bir hayvani duygunun tahrik olacağı bir hali gördüm. Dedim ya Rabbi bunu gençler görecek de nasıl kendisine sahip olacak? Allah'ım koru diyordum ve şu hadisler bahırıma geldi. Son zamanda imanı elde tutmak, kor ateşi tutmak gibi tutsan yakacak, bıraksan seni küfrün soğuğunda donduracak. Kardeşlerim, dertli olmamız gerekir, dertli olacağız. Bu cemiyet nasıl kurtulacak? Bakın Afganistan bir devre Afganistan'ı bozmak için ağzımı alamam, uygunsuz kadınlar getirilmiştir hususen. Bozmak için. Şeytanın oyunlarından birisi de kadını alet eder.
Diyorum ya Rabbi gençliğimizi muhafaza et Allah'ım, muhafaza et Allah'ım. Şu hatırımdan çıkmıyor ve buna dikkatli olacağız. Birisi şu düşüncelerimden. Bedir muharebesinde Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem gece yarılarına kadar dua ediyor. Mübarek kırka saadeti düşecek şekilde sıddi kazam tahammül edemiyor ya Resulallah. Kendini bu kadar yorma. Allah seni mahcup etmez dediği halde yalvarıyor, yakarıyor gözyaşları içerisinde buyuruyor ki eğer azıcık bir Müslüman bunlar da olmazsa senin dinini kim koruyacak ya Rabbi diyor. Sayı çok olabilir ama hakikat ehilleri çok az. Yemeğin içerisindeki tuz kadar az. Bir sütü yoğurt eden ne diyelim ona bir bir maya kadar çok az. Bir çaya atmış olduğumuz şeker kadar belki az ama kıymetli bunlar da olmazsa bu dinin muhafazasına bu dinin neşrine kim uğraşacak kim gayret gösterecek? Yani onun için dertli olalım diyorum.
Şu cemiyet bizi mahvetmesin yok etmesin. Ondan tutunalım. Diyelim ki bir fırtınalı hava çok fırtınalı denizde dalgalar dağlar gibi geliyor. O esnada gemiyi kurtarmak için ne yaparlar? Rıhtıma çekerler. Dalga kıranlar var. Oraya çekilir ki o denizin dalgasından korunsun. İtikadi yönden dalgalar bildiğiniz gibi değil, bildiğimiz gibi değil. Allah'ımızın varlığının tartışılması ne demek? İbadet ve taat yönünden kurban taatine horoz da horoz da kesseniz yeter diyecek düşünceler mevcut. Halbuki İmam-ı Azam rahmetullah Ali Hazretleri vaciptir buyuruyor. Kardeşimiz çok güzel izah etti. Kesitle ne yapılacak? Dağa götürülsün bırakılsın. Ne demek bu? Allah'ımız emrediyor. O kesmekte öyle güzellikler var ki insanın tabiatında kan dökme ve fesat çıkartma hali var. Allah'ımız bunu kurban kesmek suretiyle ecir ve mükafata büründürüyor. Hem de kendi eliyle kesmesi gerekir. Böyle bir dalga.
Biz o zaman rıhtımımız nedir, dalgakıranımız nedir Allah'ın kitabıdır. Bizim rıhtımız Allah'ın kitabıdır, Resulünün sünnetidir, Evliyaullah'ın meskenidir, Evliyaullah'ın mahiyetidir, bu mahiyetidir. Orada üç icazetname birisi de üç İhlas bir Fatiha oku, bazı nasihat etti şekerler gibi. Konuşması görüşmesi. Bunu bizim hocalarımız derdi aynı ayet aynı vezir, başka ne okuyacak? Ama gönüllere işliyordu gönüllere. Adam diyor ki Efendim gözümden yaş aka aka şu kafam kurudu diyor. Sizin sohbetinizde ağlaya ağlaya vaizlerinizde benim kafam korudu yaş kalmadı diyor. Öyle tesir ediyor. Bak zaman çok geçiyor aman ha vakit ilerledi, hoca efendi vakit geldi diyorlar ama üstadımıza öyle demiyorlar. Ne diyorlar? Saatimizin yelkovanını siz mi çeviriyorsunuz acaba diyorlar. Başladığı zaman bitmezdi. Allah'ımız öyle bir ilim lütfetmiş ki tarif edemem, tarif edemem. İlmi vesihat kulle şeyh.
Onun ilmi bahr-i muhit. Sonsuz Rabbımızdan gelen bir ilim olduğu için. Efendim üç icazetname verilmiş. Birisi işte Yeşilhisar içmecesinde dedemin sorduğunda ben halimi Allah'a açarım diye İbrahim Aleyhisselam'ın bu sözünü söylüyor. Efendimiz aleyhisselatu vesselam Cebrail Aleyhisselam'a hiç daraldığın oldu mu deyince üç yerde, dört yerde olması lazım. Birincisi İbrahim Aleyhisselam ateşe atıldığı zaman ben arşın altında idim. Cenabı hak bana edrik addi deyince derhal yetiştim. Şimdi biz neredeyiz? Aynen İbrahim Aleyhisselam'ın ateşinin içerisindeyiz daha da şiddetti. Ve kuni bardağu vesselama. Nasıl ki o ateş serin ve selamet olmuşça ya İbrahim Aleyhisselam üzerine buyuruyor eğer orada Ala harfi ceri olmasa hiçbir ateşin yanma özelliği kalmayacaktı. Ala İbrahim buyuruyor. Biz de bu ateşi gül bahçesine çevirmek için ne yapacağız? Bir, sohbet. İki, zikir. Üç, murakabe. Dört, müşahede.
Bu hale göre değişir. Allah'ımızın emrine sımsıkı sarılmak, azı dişlerimize sarılır gibi Allah'ın kitabına ve resulünün sünnetine yapışmak suretiyle gül bahçesine çeviririz inşallah. İkinci olarak İbrahim Aleyhisselam bıçağı İsmail Aleyhisselam'ın boğazına koyduğu vakit yine arşın altında idim. Allahu Teala edri kapti koluma yetiş buyurdu. Ben bir göz açıp yumuncaya kadar o bıçak tam İsmail aleyhisselamın boğazına ineceği zaman kanadımı gerdim altına. Allah'ım Allah'ım üçüncüsü Uhud günü küffar, mübarek dişi saadetini şehit ettiklerinde Ey Cibril eğer Muhammed'imin kanı yere düşerse ot namına canlı namına hiçbir şey bırakma. Yetiş Muhammed'ime diyor. Mübarek sakalı saadetinden yere tam pişeceği zaman kanadını uzatıyor. O kan nereye konuyor? O kan aşıkların gönlüne konuyor. Dördüncüsü Yusuf Aleyhisselam kuyuya atıldığı zaman Cenabı Hak yetiş kılma buyuruyor.
Kuyunun dibine varmadan kuyunun alt tarafından bir taş alıp Yusuf Aleyhisselam'ın onun üzerine oturtuyor. Bunlar Ruhul Beyanda geçiyor. Asıl bizim dikkat edeceğimiz nedir? Kendimizi rıhtıma çekmek, kendimizi dalga kıran da o küfrün şirkin nifakın, ahlaksızlığın, tacizliğin, gafletin, inançsızlığın artık son haddine gelmiş ahlaki, yön olarak ahlaksızlık olarak ismini söylemiyorum, Taşlar yağarak kahrolan kahrolan milletin belası Allah'ımız korusun bu kadar ilerleyince biz ne yapacağız? Abdülhalık-ı Vojcevani Hazretleri Muhammed Bahaüddin hazretlerine şu tavsiyede bulunur. Oğlum Bahaüddin, Hak tarafından büyük bir istidada sahipsin. Büyük bir kabiliyete sahipsin. Aleme manevi ışık yayacak olan bir istidat fitilin tahrik lazımdır. Zikrullah'tan bir an pari olma. Zikrullah'tan ayrılma. Mahlukata halisane hizmet et. Onunla Hakk'a giden yol bulunaverişine.
Mahlukata halisane hizmet hem maddi yönden hem manevi yönden hem cehaletten kurtulup ilme teşvik etmek mesela kadın kardeşlerimizin kadın ilmi halini okumaları gerekir. Erkek kardeşlerimiz de öyle çünkü bize gereken üç husus var. Birisi Allah'ımızı tanımak Celle Celalühu marifetullah ve sellem Efendimizin hayatını okuyacağız. Yani şu bozulmuş cemiyetin içerisinde kurtuluş ancak buyrulur. Bir üçüncüsü dinimizi öğreneceğiz. Maarifetü'l abdi dinehu. Bahaüddin Her zaman ve mekanda ayağını şeriat esasları üzerine basasın. Kurtulacaksak öyle. Emir ve nehiyde istikamet üzere olasın. Daima azimetli amel eylesin. Bunun üzerinde durmak istiyorum. Ruhsatın azimet olduğu belli. O seferi halde iken dört rekatlı namazları iki rekat kılmak gibi. Mesela Kurban Bayramı'nda dört gün oruç tutulmaz. Ramazan-ı Şerif'te bir gün. Şer'i esaslara dikkat ederek hep kolaylığa sapmayacağız.
İşte kil kavlidirler, şöyle bir yolu var, böyle bir yolu var diyerek hep bunlarla biz çok geri kaldık. Sami Efendi Hazretlerine bakın bir diş konusu sorulduğunda üstadımız soruyor. Verdiği cevap çok önemli. Buyuruyor ki doksan dokuz alim evet dese, biri de hayır dese ben hayır diyeni tutarım. İhtiyatlı yolu tercih buyuruyor. Emir ve nehiyde istikamet üzere olasın. Daima azimetli amel eylesin. Sünnete tabi olasın. Cemi sünnetleri mümkün oldukça işleyesin. Ruhsatları terk edip bidatlerden kaçınasın. İnsanlar, hayvanlar, nebatlar senden hizmet bekliyor oldun. İnsanlar, ailemiz, çocuğumuz, çoluğumuz, akrabamız, komşumuz vesaire kimseler, gençliğimiz, gencimiz ve yaşlıımız hepsi hizmet bekliyor. Seyri sülukun evvelinde, ortasında ve sonunda gerekli bilgi ve usulleri Hızır Aleyhisselam'dan aldığım gibi sana talim ederim. Daha çok zikri hafi iltizam et. Allah'ın tevfiki refikin olsun.
Çok güzel dua buyuruyorlar. Zikr-i hafi, bu hem insanların duymayacağı şekilde hem de kalbi olan zikri. Buna dikkat et Allah'ın tevfiki refikin olsun Allah'ımızın yardımı sana yoldaş olsun Velhamdülillahi Rabbil alemin Bir dua ile bitirelim.