Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin ikinci cildine bundan önceki programımızda başladığımız Kuran öğrenmek konusuyla devam ediyoruz. Cündeb bin Abdullah radiyallahu anh'dan Nebi sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur. Kuran üzerinde gönülleriniz birleştikçe Kuran okuyunuz. Kuran hakkında ihtilaf edince de artık kalkıp oradan dağılınız. Buhari'nin Üseyyid bin Hudayr'dan rivayetine göre bir kere Üseyyid gece vakti Bakara suresini okuyordu. Diğer bir rivayette Sure-i Kehf okuyordu. Atı da yanında bağlanmıştı. Kuran'ı okurken at depremlenmeye başladı. Üseyyid sustu, atla sakinleşti. Üseyyid tekrar okumaya başladı. At yine şahlandı. Üseyyid yine sustu. At da sakinleşti. Bundan sonra Üseyyid bir daha okumaya başladı. At yine hırçınlaştı. Üseyyid radiyallahu anh da artık Kuran okumaktan vazgeçti.
Hüseyin'in oğlu Yahya da ata yakın bir yerde yatmakta idi. Atın çocuğa zararı dokunmaması için çocuğu geriye çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birtakım yıldızların parlamakta olduğunu gördü. Sabah olduğunda Üseyyid keyfiyeti Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme arz eyledi. Sallallahu teala aleyhi ve sellem ona oku ey Hudayroğlu, oku ey Hudayroğlu diyerek okumaya devam edilmesi lazım olduğunu bildirdi. Üseyyid de, ya Resulallah, atın Yahya'yı çiğnemesinden endişe ettim de kestim. O sırada semaya baktım, gökyüzünde bulut gölgesini andırır bir beyazlık içinde kandiller gibi yıldızların parlamakta olduklarını gördüm. Artık bu beyaz tabakası içindeki yıldızlar göğe doğru çıkıp gitti. Nihayet görünmez oldu dedi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bilir misin onlar nedir buyurdu.
Üseyyid hayır deyince ey Üseyyid onlar meleklerdi. Senin sesine yaklaşmışlardı. Eğer sen Kuran okumaya devam etseydin sabaha kadar melekler seni dinlerdi. İnsanlar da onlara bakardı. Onların gözünden gizlenmezdi buyurdu. Abdullah bin Mesud radiyallahu anh'tan rivayete göre cinlerden bir zümre Kuran'ı dinlemek istedikleri gece Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e cinni kim bildirdi diye soruldu. O da bir ağaç bildirdi diye cevap verdi. Sure içinde Habibim, insanlara de ki, cinden bir zümrenin hakikaten Kuran dinlemek istedikleri bana vahyolundu. Bunlar Kuran dinleyip kavimlerine vardıklarında biz acayip bir Kuran dinledik ki o insanı imana doğru yola yöneltir. Bu cihetle biz ona inandık. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ebeden şirk koşmayacağız dediler. Bu cin vakası Batnı Nahle'de vuku bulmuştu.
Ebu Talib'le Hazreti Hatice radiyallahu anha'nın ikisinin birden az bir müddet vefat etmeleri üzerine Kureyş müşrikleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz üzerine tazyiklerini son derece artırmışlardı. Onun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendilerine bir melce edinmek ve taif halkını dini İslam'a davet etmek üzere taife gelmişti. Fakat orada gördüğü son derece fena muamele ve hakaret üzerine oradan avdetle Batn-ı nahleye gelmişti. Orada namaz kılarken cin taifesinden yedi veya dokuz kişi Resulullah'ın okuduğu Kuran'ı dinlemişlerdi. Cin taifesi evvelce semaya çıkarlardı ve meleklerden işittikleri haberleri kahinlere vesvese tarikıyla ilka ederler ve bu suretle insanlar arasında fitne ve fesat yayarlardı.