Değerli dinleyicilerimiz Musahabe serimizin ikinci cildine devam ediyoruz. Kuran hakkında. Allahü Teala ve Tekaddes hazretleri buyuruyor ki: Eğer şu ahkamı ve hakaik-i cami olan Kuran'ı biz dağ üzerine indirmiş olsa idik, sen o dağı Allah'tan korkutucu ve Allah'ın korkusundan yarılmış görürdün. İşte misallerimizi biz Azimüşşan insanlara beyan ederiz ki, insanlar kendi hallerini teftiş ile düşünsünler ve mütenebbih olsunlar. Kuran-ı Azimüşşan'da o kadar tesir vardır ki, teessür şanından olmayan bir dağ üzerine inzal edilmiş olsaydı, o dağ Kuran'ın ahkamıyla mükellef olmadığı halde müteessir olurdu. Binaenaleyh Kuran'ın ahkamıyla mükellef olan insanların Kuran'dan müteessir olmayıp Cenabı Allah'tan korkmamaları, kalplerinin büyük dağlardan daha katı olmasına delalet eder. Nitekim ayet-i celilede buyrulmuştur.
Kalpleriniz kasvet peyda edince sertlikte taş gibidir veyahut taştan da daha şiddetlidir. Ebu Suud Efendi'nin beyanı vechile ayeti celilesi, Kuran'ın ulüvvi şanını beyan, mev'eza ve nesahihte olan tesirinin kuvvetini temsil için buyrulmuştur. Kuran'ın ahkamıyla dağlar mükellef olmadığı halde eğer Kuran-ı Azimüşşan dağların üzerine nazil olmuş olsaydı onların müteessiri olup Cenabı Allah'ın korkusundan parça parça yarılacağı beyan buyrulduğuna nazaran insanların Kuran'ın ahkamıyla mükellef ve itaata mecbur oldukları halde kalplerinin müteessir olmaması, kalplerinin pek katı ve hasta olduğuna delalet etmektedir. Ebubekir ve Rak rahimehullah'ın küçük oğlu Kuran okumaya hocaya giderdi. Bir gün, beni sararmış olarak ve titreyerek erkenden hocasından geldi. Babası, ey oğul, sana ne oldu, dedi. Ey baba, bugün üstadım bana Kuran ayetinden bir ders verdi.
Onun manasını işittim, korkumdan bu hale geldim, dedi. Ey oğul, o ayet hangi ayettir, dedi. Oğlu, Esnailübillah, eğer küfür üzerine devam eder de kalırsanız, nefsinizi azaptan nasıl saklayacaksınız? O gündeki o günün şiddetinden çocuklar ihtiyar olurlar. Yani saçları ağarır. İşte bu ayeti celilenin manasını o çocuk üstadından anlayınca korkusundan hasta oldu. Ölüm döşeğine düştü, can verdi, öldü. Babası, oğlun kabrine giderdi, ağlardı ve derdi kimsenin oğlun Kuran'dan bir ayet işitti, Allah korkusundan can verdi. Sense bu kadar zaman Kuran okur hatmedersin. Ömrün artık sona erdi, ecelin de yaklaştı, fakat hala hukuku ilahiyeden çocuk kadar korkmazsın. Meğer senin gönlün kara taştan da katıymış. Kalbine Kuran-ı Azimüşşan tesir etmiyor. Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh'dan Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur.
Kıyamet gününde Allah Tebareke ve teala Adem atamıza, ey Adem diyecek. O da icabet ederek, Ya Rab ferman senindir, diyecek. Allahutaala ve Tekaddes Hazretleri de, cehenneme girecekleri halk arasından seçip gönder, buyuracak. Adem aleyhisselam da, Ya Rabbi, cehenneme gireceklerin miktarı ne kadardır, diye soracak. Allah Tebareke ve teala da her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu buyuracak. İşte Cenabı Hak Azze ve Celle Hazretleri Adem'e böyle buyurunca bunun verdiği şiddetli korkudan çocuklar ihtiyarlaşacak, kadınlar çocuğunu düşürecek. Habibim, zikret o günü ki, o günde onun şiddetinden her çocuk emziren kadın, emzirdiği çocuktan gaflet eder ve her hamile korkudan hamlini vaz eder, doğurur. Sen insanları sarhoş görürsün. Halbuki onlar hakikatte sarhoş değildir. Velakin Allah'ın azabı şiddetlidir.