Mevlamız, bu geceye ait ne buyuruyor, sıdkla dinlemeyince, istifade edeyim diye kulak vermeyince, istifade edilmez. Ne buyuruyor kudret sahibi Halık ve Zülcelal? Sebebi nüzul, yani ayeti celilenin gelmesinin sebebi, eskiden bin ay harp edenler olduğunu Muhammed aleyhissalatü vesselam'a söylediler. Peygamberimizin yanındaki sahabeler, hele bilhassa hazrettal efendimiz çok üzüldü. O üzülünce bu ayet-i celile nazil oldu. Dinleyelim. Muhakkak biz aziz müzişan, Kuran-ı Aliyi, ali olan o büyük Kuran'ı bir gecede indirdik. Kadir Gecesi'nde indirdik. Yani cehalet karanlıklarından, cehalet zindanlarından, insanı kurtaracak yollarını bildiren, Kuran'ı biz leyleyi kadirde inzal ettik. Leyleyi kadirde gönderdik. Cehalet karanlığı zindandı. Nasıl zindanı güneş böyle parçaladı da mahvetti de gündüze kavuşturdu. Muhammed Aleyhisselam doğunca, Kuran-ı Kerim gelince, dünya zindandan kurtuldu.
O sevgili, o marul farik, Allah'ın sevgilisi, cariye-i büzün, diri diri hızını yere gömerkene sağı kız. Yani baba beni nereye götürüyorsun? Geldi mi? Terbiyesizliğin lüzum yokken, babam kazarken yüzüne toz bulaştı. Yüzüne toz bulaştı babacığım diyor da, daha zerre kadar insaf etmiyor. Burayı niye kazıyorsun baba dedi. Senin gibi kah dolaşcıyı buraya gömeceğim da onun için kazıyorsun dedi. Koca Hazreti Ömer çocuğu kovalamaya başladı. Şeylerde de gördünüz ya, müsamerelerde de görüyorsunuz ya, nasıl gömdü de ağız üstüne tapadı, şöyle üstüne toprak yirmi yirmi verdi. Hayatımda bunu hiç unutmam diyor. Ciğerin hiçbir gün yanar. Baba diyor da diyor, bana cehalet karanlığı zerre kadar acı vermiyordu o gün diyor. Serüze kadar acımıyordun. Serüze kadar acımıyordun. Bu karanlıkları yırtan Kuran-ı Kerim. Ebu Cahil. Allah torunlarından torunlarının şerrinden bizi korusun.
Muhammed aleyhissalatu vesselamın gününde Ebu Cahil hep topladı daha o marul farip küsru halinde. Küsru halinde Topladı, o marul fareyi çağırın dedi. Çığırdılar. Ya Ömer dedi, senin gibi bir pehlivan zamanında Muhammed aleyhissalatu vesselam, o demez ya Muhammed ejderhaya dönüp geliyor dedi. Beni Erkam'ın evinde toplanmışlar, otuz sekiz otuz dokuza vali olmuşlar. Bunları senin gününde ve ümune alamazsak bunlar bizim Ebau ecdad dinimizi yıkacaklar dedi. Bizim tutashaneme taptırmayacak dedi. Bizi puta Sanem'e tattırmayacak bunlar dedi. Çünkü o güneş doldu. Hazreti Ömer şişti. Oltuğunu kabarttılar onu. Geri ben geleyim Muhammed-i Es'i Rahim tek tek karşımızda kırayım dedi. O öfkelendin mi tüyleri tüyleri elbisesinden dışarıya çıkardı. Hazreti Ömer ülkelerince böyle heybetle girerken yolda Nuayim isminde iman edenin birisi rast geldi. Nereye gideyim böyle ya? Ömer dedi hiddetle. Türü hiddet.
Muhammedileri isim alacağım. Muhammedilere başındaki olanları da öldürmeye gidiyorum dedi. Gitmeyecek işin peşine düşmüşsün, gücün yetmez dedi. Gücün yetmez, bu işi başaramam. Kurharım sen de imanlısın dedi. İlki seni öldüreyim, bana gürz dağı veriyorsun dedi. Yakasını tuttu. Tuttuğu zaman dedi ki bir ben mi iman ettim? Kız gardaşım mı eniştem de iman etti dedi. Yani o ülkesini alman için öyleyse, ilki kız kardeşimi eniştemi öldüreyim de sonra Muhammed'i öldüreyim. Dedi de kız kardeşinin evine döndü. Hakk'a isminde birisi onlara Kuran talim ediyordu. Kuran okuyordu. Ayet-i celilesi nazil oldu. Onu belleniyordu. Kalkıyaya da dayak verdiler. Ömer gelmesin diye. Herkes o marül faritten titriyor. Görmüyor mu? Zindan olan dünyayı Kuran-ı Kerim açtı böyle. Allahu Teala hazretleri bizi Kuran-ı Kerim'den ayırmasın.
Şimdi efendim yedi papaya vurduğu zaman, kimsiniz ben onların deyince hemen ahbap'ı orada bir isf vardı attılar, üstüne yatağa kaydılar. Hemen ikisi gün çıktılar. Kuran-ı Kerim'i pencerenin altından dinlermiş. Böyle devam edip giderken manasını da anladığından ciğerine vurgu gibi geçmiş. Geçmiş, iman etmeye gönüllü bir şekilde kapıyı vurmuş, açıverdiler, dediler, şu okuduğumuz bir şey var getirin ortaya. Hayır ya, onlar biz öyle bir şey görmedik dedi. Niye hiç yalanı sevmezdi, niye yalan söylüyorsun diye eniştesinin şöyle yakasından tutunca vooduyla tura girdi, höşne çıktı, Kesecek, niye yalan söylüyorsun? Dedi kesme yahu. Allah'tan korkman mı ya Ömer dedi. Peygamberden utanman mı sen dedi. Kocamı niye kesiyorsun dedi. Niye yalan söylüyorsunuz dedi. Vurunca kız kardeşinin ağzından kalbi gülmeye başlayınca, ciğeri yandı dedi ki Allah'tan kop dedi. Peygamberden utan dedi.
Dini hali geldi dedi. Kız kardeşim beni acıttınız yahu dedi. Ben iman etmenin için girdim dedi. Kuran'ı ben duydum dedi. Taha suresi okunuyor dedi. Getirin Ceylan deresinde dedi. Okulda bir dinleyin. Hemen ayağa kalktı yine. Hazreti Muhammed o meleğinin birini imana getir Ya Rabbi diyordu. Demek ki sana duası kabul olmuş şu Ayet-i celile dedi. Bunu okuyup da iman etmenin için ne lazım gelir dedi. Hemen etti, hemen kust etti. Ümüne düştü dedi. Hemen ümüne düştü. Muhammed aleyhisselamın yanına geliyor. Şöyle mazgal deliklerinden bakıyorlardı. İşte erike, Hazreti Muhammed aleyhisselama Ömer geliyor ya Muhammed dedi. Hazreti Hamza korkma ya Rasulallah. Hazreti Ali'yi ki zatını cehenneme aldılar, kapıya dineldiler. Hemen keserim korkma dedi. Yok Cebrail Aleyhisselam geldi, Ömer iman etmeye geliyor dedi. Peygamberimiz, müjdemi verin, Ömer'i iman etmeye geliyor.
Kapıyı açın da ben oraya varayım dedi. Kapıyı açtılar, Peygamber Efendimiz girer girmez oku dedi. Bir kucaklarında sırt değildi. Küfür dışarıya çıktı. Hazreti Ömer halikenin ikincisi oldu. Bu işte zindanları yırtan Kuran-ı Kerim geldi. Allah bizi Kuran-ı Kerim'den ayırma Ya Rabbi. Devam edin.