Kuran-ı Kerim Ve Hayatımızdaki Yeri kaydında Ayet celilesiyle de Taha suresinde bildirilir. Cenabı Hak bizi topraktan halk ediyor tekrar toprağa, Ondan sonra da bir çıkışla topraktan çıkmak suretiyle siz bağ solundunuz dirildiniz buyuruluyor. Bu sebeple bu ay özellikle Kuran-ı Kerim ayı olmakla birlikte demek istiyorum ki bu ay bittikten sonra Kuran-ı Azimüşşan'ı da böyle bir…
Ayet celilesiyle de Taha suresinde bildirilir. Cenabı Hak bizi topraktan halk ediyor tekrar toprağa, Ondan sonra da bir çıkışla topraktan çıkmak suretiyle siz bağ solundunuz dirildiniz buyuruluyor. Bu sebeple bu ay özellikle Kuran-ı Kerim ayı olmakla birlikte demek istiyorum ki bu ay bittikten sonra Kuran-ı Azimüşşan'ı da böyle bir torbasının içerisine bırakıp, kabın içerisine diyelim bırakıp böyle duvara asacağımız kitabı Kerim değildir o. Neden? Bunun da özellikle üzerinde duruyoruz, sebebi şu Esselamle. Böyle bir cenaze vuku buluyor. İşte insanlar toplanıyorlar, defnediliyor. Ondan sonra Hafız Efendi bir Yasin-i Şerif'ten başlayın, okunuyor. Bunu müteakiben diyelim bir şimdi yapılıyor mu bilmem. Düğünlerde eskiden, düğünlerde, nişanlarda, ondan sonra bazı toplantılarda kalkarken Hafız Efendi bir Kuran-ı Kerim okuyunca öyle kalkalım. Şimdi bu bile güzel.
Demek istiyoruz ki belli bir gün belli bir vakitlerde değil Kuran'ı Azimüşşan her an bizim hayatımızda olmalı. Kırk yıl kırk yıl Kuran-ı Azimüşşan'la konuşan bir annemiz var, kırk yıl Kuran-ı Azimüşşan'la konuşuyoruz. Bunu biliyorsunuz, İşte nereden geliyor, nereye gidiyorsun derken esamüm, Sübhane Leli Esrabi Abdi leyleminel Mescidil Harami ilel Mescidil Aksa Mescidi Haram'dan, işte Mekke-i Mükerreme'den Kutsi Şerife doğru gittiğini, işte çocukların ismi nedir derken Yahya hudil kitabe bikkuve ayet cellesi ile onun Yahya olduğu anlaşılıyor. İşte Musa İsa böyle söylüyor. Diyorlar ki anne neden böyle hep Kuran-ı Azimüşşan'la konuşuyorsun? Bu bize neyi çağrıştırıyor? Demek ki Kuran bizim bütün hayatımızda mevcut. Ticaretimizde mevcut.
O siz büyük bir huzura varacaksınız Cenabı Hak'kın huzurunda aman ha eksik tartıp eksik ölçmeyin ticarette bunu demekten de çekiniyorum işte bir kardeşlerime konuşurken en güzel bir hitap olsun istiyorum, en güzel bir hitap olsun. Hani ticari ahlaksızlığa gitmeyin demek bizim mesela bugünlerde vaktimizin çoğu evlerde geçiyor Ona ne buyuruyor? Esselamü ve aşiruhünne bil maruf. Onlar ailesiyle hoş ve güzel geçinirler diye buyruluyor. Aleyhissalatu vesselam efendim sizin en hayırlınız ailesine hayırlı olandır buyruluyor. Hep hayatınızın içinde. Diyorlar annen neden böyle hep Kuran azimüşşan'la konuşuyorsun esamle. Sadakallahülazim, kişi bir söz söylemez ki o söylediği söz amel defterine kayıt olunmasın. Burada dedemin ihvanlarından Hafız Osman Efendi üstadımıza icazet verilmiş, bakın gönlünde hiç mevla'dan başka bir şey yok.
Şöyle bir görevlinin yanına bir hizmet için bir kimse verilse mesela ne oluyor? İşi siz biliyorsunuz. Efendimiz hazretlerine görev veriliyor. Sami Efendimize varıyor diyor ki efendim memleketimizde şu şu şu isimde daha bir seçkin kimseler var. Onlara verirseniz olmaz mı? Buyurmuşlar ki hüsnü zan sizin üzerinde üzerinizde dönüyor ve siz Allah'ın seçtiği de bir kimsesiniz. Bu zat birine hanımına der ki ithal etti, ruhu şad olsun. Üstadımız Hazretleri onu bazı yerlere gönderirdi bizim gibi şer-i Şerif demeyeyim de inşallah olmaz. Edeb ve erkanda riayetsiz olanların irşad ve ıslahı için gönderirdi bu kimseyi. Hanımına diyor ki bak konuşturma beni melaike-i kiram hepsini kaydediyor. Böyle hassas davranmışlar. Yine büyüklerin, büyüklerimizin hayatında geçiyor. Sabah olduğu zaman kağıdı ve kalemi eline alıyor. Kağıt ve kalemi eline alıyor. Ne konuşursa onu yazıyor.
Kuran-ı Kerim Ve Hayatımızdaki Yeri kaydında Ayet celilesiyle de Taha suresinde bildirilir. Cenabı Hak bizi topraktan halk ediyor tekrar toprağa, Ondan sonra da bir çıkışla topraktan çıkmak suretiyle siz bağ solundunuz dirildiniz buyuruluyor. Bu sebeple bu ay özellikle Kuran-ı Kerim ayı olmakla birlikte demek istiyorum ki bu ay bittikten sonra Kuran-ı Azimüşşan'ı da böyle bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yatacağı zaman da kendisini hesaba çekiyor. Neden? Uygunsuz kelamlar eğer varsa gittin diye. Böyle davranmışlar ve bulmuşlar Allah'ın izniyle, gayretlerinin neticesi. Bu Ertuğrul'daydı, orada Muhyiddin Arabi Hazretlerinin sözü, şimdi bazı gösterimlerden de müşahede ediyorum. Kader gayrete aşıktır diye, demek ki oradan almışlar ki sözleri arasında geçiyor. Yani gayret olmayınca Cenabı Hak ihsan etmiyor. Her şey bir emeğin karşılığı olmuş oluyor. Demek ki Kuran-ı Azimüşşan hayat kitabıdır. Bizim hayatımızın ehehher alanına hitap eder. Allah'ımız Celle Celalü kainatı yaratıp ondan sonra da idaresini insanlara verdi, yanlışlığını yapamayız. Tırnak kesiminden devlet idaresine kadar her şey Allah'ımızın kitabı Kerim'inde mevcuttur.
Maalen ve bu gerçekler size tebliğ edildi ki Kuran'la kalpleri diri olanları uyarsın ve hidayet yolunu göstersin ve inkar edenlere de azap sözümüz hak olsun ve gerçekleşsin ve hiçbir bahaneleri kalmasın diye gelmiştir. Kuran-ı Kerim'in İmamı Gazali Rahmetullahi İlberi ile buyuruyor. Kuran-ı Kerim ışıkları her köşeye saçılıp yayılan bir güneştir diyor. Gerçekten öyle. Şimdi cahiliye dönemi karanlık bir dönem. Güneş yok muydu? Ay yok muydu? Aydınlatma için gerekli olan malzemeler yok muydu? Hepsi vardı ama itikaden karanlıktı, putlara tapılıyordu. Amelen karanlıktı, atalarımızdan devraldığımız din diyorlardı. Her şeyleri bir karanlıktı, cahiliye devri. Ne oldu? Kuran-ı Azimüşşan ile aydınlandı. Medine'nin her bir köşesi Medine'ye göndermiş olduğu, Musa'b bin Umeyriler vesair Esad bin Zürare Radıyallahu Anh bunlarla ne oldu? Medine'nin her bir evi, her bir köşesi aydınlanmış oldu.
Mesela kabilelerden geliyorlar, uzak beldelerden aleyhissalatü vesselam Efendimiz'i duymuşlar, geliyorlar. Onu gördükleri zaman ondan bir nur, kelime-i şehadetin nuruyla öyle bir coşkunluk hasıl oluyor ki etraflarını aydınlatıyorlar. Şimdi biz burada ne yapıyoruz? Aydınlanıyoruz. Nasıl oldu da aydınlanıyoruz? Burada yakında bir trafo olacak biraz uzakta. Bu trafodan trafodan bütün evlere, sokaklara, artık sokak lambaları da bundan istifa ediyor, neyse, hep o trafo vasıtasıyla biz deriz ki burada bir mürşid-i kamilin, bir zamanın kutbunun, kutbul aktabın ve kutbu azamın gönlünden alınan Rabbimizin izniyle nur ile rabıta sayesinde ne oluyor? Kalbimiz aydınlanıyor. Mesela diyoruz ki hiç arzu etmediğim düşünceler içer mi içimize giriyor.
Yani istemiyoruz bize havatir denir buna kötü düşünceler ama o güneş vurduğu zaman rabıta sayesinde almış olduğumuz dersle gönlümüze bir hat çekmiş oluyoruz. O hat ile kalbimiz aydınlanıyor, içinde ahlakı zemime kalmıyor. Ayağımıza vuruyor, ayağımız Allah'ımızın hep yollarını araştırıyor. Nerede bir veli var, nerede bir aşık var, nerede bir sadık var, nerede bir fakir var, yoksul var, nerede bir hizmet var oralara koşuyor. Artık diğerlerini buna kıyas ederiz. Velhasıl nur almakla olur, zaten Kuran bir nurdur, Kuran ile bütün aydınlanmıştır, zifiri karanlıklar, küfürle, şirkle, nifakla kararan beldeler. İmamı Gazali Rahmetullahi İlberi buyuruyor ki Kuran-ı Kerim ışıkları her köşeye saçılıp yayılan bir güneştir. Kuran okuyan bu namaz buyurulmuştur. Gerçekten de öyle. Çünkü bir göz hususunda bile mesela bizim bu önümüzde kitaplar var, Türkçe tabi bir kısmı.
Bu Türkçe kitaplarda biz okurken bu harfler göz merceğine uygun değil. Neden? Çünkü hep kesitli böyle çizgiler halinde. Fakat Kuran-ı Azimüşşan'a baktığımız zaman Kuran-ı Azimüşşan'daki harfler göz merceğine uygun. Hangisi uygun diyeceksiniz mesela Elif var, Elif dimdik böyle. Hayır, Elif harfi bile baş kısmı bu hattatlar çok iyi bilir. Bak az bir, az bir başı mütevazi bir şekilde diyeyim. Eğri diyemem çünkü Allah'ımızın ismi Celal'inin ilk harfi olduğu için. Doğruluğu, dost doğruluğu da ifade ettiği için Elif harfi. Allah'ım tefekkürsüz Kuran okumakta hayır yoktur. Okuyun ama biraz düşünün buyruluyor. Düşünün, tefekkürsüz Kuran okumakta hayır yoktur. Bizim o zaman Kuran-ı Kerim'deki manaları bilemiyoruz. Okumamız nasıl oluyor bizim? Şimdi manasını bileceğiz ki tefekkürü de bilelim, bilmiyoruz. Bu aynen şuna benzer. Biz doktordan, işte eczaneden ilaç alırız, ilacın terkibini bilmeyiz.
İşte şu maddelerden oldu, bunu bilmeyiz biz. Fakat içtiğimiz zaman biiznillahi teala şifa olur. Kuran azimüşşan da öyle. Manasını bilmesek dahi insanda bir gönül huzuru meydana gelir. Bilir de tefekküre dalarsak tabii daha da bir değişecektir. Kalbin şifası Kuran okumaktır. Ali Radıyallahu Anh Efendimiz buyuruyor. Kuran'dan ayrılmayın. Onu kendinize imam ve ünder seçin buyuruyor. Hadi Keremallahu ve celle Efendimiz söylüyor bunu. Muhammed İkbal'in rahmetullahi şu sözünü de söylememiz herhalde başta şahsımıza ve dinleyenlerimize de tesirli olacaktır. Yol kesenler Kuran'ı okuyup öğrenince yol gösterici oldular. Mesela ashabı güzinin bir kısmı, biz onların şöyle bir hayatları vardı ne diyemeyiz ama uygunsuz bir davranışları var iken mesela Hazreti Ömer radıyallahu anh yol kesiyordu.
Efendimiz aleyhissalatu vesselamın mübarek başını almak için gidiyordu ama Kuran sayesinde başını veren bir kimse haline gelmiştir. Kuran insanların güzel huylar kazanmaları için inmiştir. Bu çok önemli. Sadi Şirazi hazretleri söylüyor bunu. Kuran insanların güzel huyları kazanmaları için inmiştir. Biz bir hocamızın yanında bulunduk. Buradan otururken hoca efendi o gelenlerden bir tanesine gözünü dikti. Gözünü dikti, dedi ki hafız mısınız? Meğer onun yüzünde, gözünde, alnında bir nur müşahede etmiş. Kuran nur olduğu için kalpten yüzlerine aksediyor. Bu sebeple hafız mı diye sordu. Yüzümüze aksettiği gibi simaum fi vucuhimmin eseri sücud onları secde eserlerinden tanırsınız. Şimdi ahlaken de onurlar insanı olgunlaştırıyor ve güzel ahlaka nail oluyorlar. Dünyadaki bütün kitaplar Kuran'ın izahı mahiyetindedir İslami olanları söylemek suretiyle.
Burada Kuran-ı Azimüşşan'ın değinmediği hiçbir husus yok. Bunları tek tek izah edecek değilim. Çünkü elimizdeki nurlar çok fazla. Sadece böyle bir değinip geçeceğim. Mesela kozmoloji, bir bütün olarak evreni konu alan bir ilim dalıdır. Yani mana, ayet halini vereyim yetersiz numarasını. Enbiya suresi ayet otuz. Bunun yanında daha çok planetoloji, ne demek bu? Hiç duymadığımız bir kelime. Gezeyen bilimi. Yıldızsal olmayan astronomik cisimlerle gezen sistemlerini genel olarak araştıran bir bilim dalıdır. Rahman suresi beşinci ayet buna işaret eder. Dağ jeomofoloji. Bu nedir? Yer kabuğu. Yer üzerinde. Rabbimiz Esselamü ve ilel ardu keyfe suçahad. Vahşi suresinde yirmi. Yere bakmıyorlar mı ki nasıl yayılıp döşendi? Bak şimdi ekip dikmeye başladık. Ürünler veriyor, madenler sular zuhur ediyor. Zooloji, bunu uzatmamaya gayret edeceğim inşallah.
Başka bir zaman dersem Rabbimiz lütfederse, arkeoloji, ne demek arkeoloji? Kazı bilimi. Bunun yanında biyoloji, bunu bilirsiniz. Canlıların doğma, gelişme, üreme gibi yaşam evrelerini konu alan bir ilim dalıdır. Esselamü'l-Arabî. Sağlam düşünce ve inanç sahipleri için yeryüzünde açık kanıtlar vardır. Hatta kendilerinizde kendinizde de hiç görmüyor musunuz? Şöyle bir dikkat etseniz Mevlana'mızın bu hususta bir sözü var. İşte bir yay var ya, o yayı atmak suretiyle gerdiriyor kişi, bir define var diyor ama iyi gerdiriyor. Gerdiriyor bir türlü bulamıyor. Çok uzundur, sonra ona ilahi bir yardım gelmek suretiyle meğer ayağının dibindeymiş. Bununla şunu söylüyor, ne Yemen'de ara, ne Hint'de ara, ne ararsan gönlünde ara, kalbinde mevcuttur. Rabıtana dikkat et murakebene dikkat et buyuruyor. Embriyooloji, böyle gelişim evrelerini ele alır. İnsan neden yaratıldığına bir baksın.
O atılan bir sudan yaratıldı. O su bel ve göğüs kafesi arasından çıkar. Şüphesiz Allah onu öldükten sonra tekrar yaratmaya elbette kadirdir ve diğer Ayet celleler bu insanın gelişimiyle alakalıdır. Bunu ele almamızın sebebi şu, arz ettim zaten. Cenabı hakk'ın her hususta bize yol gösterdiğini, bu deizme karşı söylüyorum bunu, bu anlayışa, botanik, bitkileri inceleyen bilim anlamındaki nebatat ilmi. Sadece meal olarak verelim, En'am suresi ayet doksan dokuz. Daha birçok ayatı ilahiye yani hiçbir şeyi buyuruyor Cenabı hak biz eksik bırakmadık. Kuran-ı Azimüşşan'a muhabbetimizin çoğalması açısından ve galen Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ahsenün nasi kıraateten elledi ive gara esnayı kıraatında yani Kuran Azimüşşan'ı okurken Cenabı Hak'tan havf ve haşyetini gördüğün kimsedir. Sesim güzellesin diye Kuran okurken Allah'ımız o yanlışlığa götürmesin diyemiyorum çünkü. Böyle geçiyorum.
Ahsinul esvate bilgrunen, tilaveti Kuran'ı tertili huruf ve tefekkür, tefekkür, manasını düşünerek ve terfik-ı asfalt ile tezyin ediniz. Terfik-ı asfalt böyle kirli şu güzel değil. Mesela Kuran ilmiyle alakalı azap ifade eden yerlerdeki sesin tonu bir başka rahmet ifade eden ayetlerdeki sesin tonu bir başkadır Ve okunurken de böyle bir Kuran-ı Azimüşşan hüzünle inmiştir, hüzünle okunur. Ve galen Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sizden birisi Cenabı Hak ile münacat ve mükalemeyi severse huzuru kalp ile Kuran okusun diye buyruluyor. Şimdi bunları direkt okumak belki yoracaktır. Bu hadisi şerif önümüze gelince şu hadiseyi bize hatırlattı. İmam Hatib'e yeni girdik. Mürşid-i kamilimiz okula geldi. Bir d sınıfıydı, girdiler. Böyle teneffüs sıraların ortasına durdu. Yanında da Kayseri'den böyle bir sevdiği bir amcamızın.
Efendimiz buyurdu ki evlatlarım biz karanlık gecede yıldızları nasıl görüyorsak ilim halkalarında melaikei kiram öyle görüyor dedi ve şu hadisi şerif okurlar. Eşrafu ümmetiye hameletül guram ve ashabul leyl manasını kendimden değil, bizzat zamanın kutbu azamından ifade etmek istiyorum. Ümmetimin eşrefi, yani en kıymetli, en üstün, en faziletli olanı Kuran'ın ahkamı celilesiyle amil. Bizim ne derdik buna? Kuran'ı hafız olan ama öyle bir ifadede bulundu ki ümmetimin eşrefi Kuran'ın ahkamı celilesiyle amil ve tilavetine muvazıp olan huffaz ile hafızalar ile salat-ı teheccüd ve zikir için geceleri ihya edenlerdir. Şu anlamı bile müstesna. Efendim ilmi Rabbani bir alim onlar. Ne yaptı üstadimiz? Bu hadisi şerifi okudular. Yıllar geçti tarih tekerrür dediler ya, artık bilmiyorum nasıl olduğunu, rüyamda hep imam hatibi görüyorum. Allah bunda bir iş var dedim.
Şimdi bir değil iki değil üç beş hep gideyim bir okula bakalım dedim. Hem de bir müdür kardeşimiz onu da tebrik edeyim, mübarek olsun diyeyim görevlerine. Vardı buraya. Aynı sınıfa girmiş. Aynı sıraların arasına bu hadisi Sonra müdür kardeşimizin, çok seviyoruz onu, yanına vardım, doldular tabii, etrafımızda öğrenciler. O yılda da evrad almıştım. Sami Efendi Hazretlerinin. Üstadımız dedi ki efendim zamanın fitnesinden korkuyorum, çocuğuma bir ders verseniz. Mübarek parmağıyla işaret etti, şeydi, gösterdi Efendimiz orantı kurdu. İşte şu yüz on bir olursa o gösterdiği yer anca on bire geliyor dedi. Orada o talebe kardeşlerimize biz buraya bu derslere girdik, siz de bu evradı okuyun diye on bir, istiğfarla başlıyordu. Bu genç Safadaki kardeşlerimiz de aynen öyle. Aman otuz üç, İstiğfarla başlayan vazifeyi yapacağız. Şimdi bir söz var, virdi olmayanın vurudu olmaz denir.
Yani bir evradımız, ezkarımız olacak ki kalbimize dolsun. Mesela Şeyh Şeyhuddin hazretleri, Kaddafi, şimdi bakıyorum korona, işte virüs bundan dolayı baharın gelmesi sizi aldatmasın aman şartlarına dikkat edelim diye gün içerisinde beş on defa tekrarlanıyor. Böyle tekrarlanmasının sebebi aman ha gaflete düşüp de birbirlerinden kapmasınlar diye. Biz de diyoruz bak Ramazan-ı Şerif bitiyor, Biz diyoruz ki adap Risalesinden, müsabakelerden okuyalım. Gerçekten efendilerimizi biz tanıyamamışız. Bu Elif Efendi dergahında bir kardeşimiz bize musahabelerden okudu. Bir musahabeyi altı ayda bitiremezdik. İçindeki nur, feyiz ve ledüniyetinden dolayı. Zor geliyor mor geliyor değil, yeni dünya dergisinde de var. Sadeleştirilmiş şekilde okuyalım bambaşka onu yazan bir kere kimdi? O hangi parmaklarla yazıldı? Bir öğrenelim. İnşallah öğreniriz.
Şeyh Seyfüddin Hazretleri buyuruyor ki kendisi takva ve vera sahibi kalbi her zaman açıkmış. Mevla'ya kalbi diyor kalbime ilahi doğuşları beklerim diyor. Manevi doğuşları beklerim, Allah'ımızın tecelliyatını beklerim diyor. Aldığı haz tarif edilemez onların. Bir gönlün açılması, ikincisi de meşayih-i kiram ile sohbet diyor ancak yetişmemizi mucip olan bunlardır diye geçer. Neyse, işte Allah'ımız öyle bir lütfetti, ihsan etti, görüşüldü. Bizi bile o zaman da üstadımız aman ha evrad ve ezkarsız kalmasın diye on birle başlayan bir ders ve galen Nebi'yi sallallahu aleyhi ve sellem seyyidül kelam el Kuran. Lisandan cari olan bilcümle sözlerin efdali Kuran-ı şeriftir. Efdalül ibadeti ümmeti tilavetül Kuran'ı nazaran. Ümmetimin efdal ibadeti Mushaf-ı Şerife bakarak tilaveti Kuran ile yani Kuran'ı okuyan kimsedir. İkrail Kuran mana hake feiza alem yen hekefeleste tekraru. Bizi asıl titreten bu.
İnşallah titreriz, inşallah bunların ders alırız biz. Hadisi şerif çok müstesna. Kuran-ı Şerif'in evamir ve nevasi nevahisi ile emirleri ve yasakladıkları ile amel etmeyerek Kuran'ı tilavet, yoksa kişi diyor eğer emir ve nehyine dikkat etmiyor, emirlerine uymuyor, nehyi ezilenden de kaçmıyorsa Kuran'ı okumamış gibi olur. Tekrar okuyayım. Kuran-ı Şerifin evamir ve nevahisiyle amil olarak Kuran'ı tilavet et, yoksa tilavet etmemiş olursun. Canlı Kuran dinmesinin sebebi bu Ashab-ı Kiram'a. Zaten bir ayet-i celile ile amil olmadan diğer bir ayet-i celile'ye geçmiyorlar. Husnüssaud ziynetul Kuran. Güzel ses Kuran'ın bir nevi zinetidir ki tesirini tezci eder, artırır. Fadulul Kurani aleseiril kelam Şimdi bırakacağım ama bırakamıyorum. Bu Efendimizin mübarek kelamları nasıl bırakılır? Kuran-ı Azimüşşan'ın sair kelam üzerine olan fazileti Halık'ın mahluku üzerine olan fazlı gibidir.
Men gara fi leyletin, fi leyletin me etee lem yuhtebminel gafilin. Ayet-i Kuraniyedendir. Şimdi Gafilin deyince biz okuyoruz ya sabahları Eshabüla yuvallahu lüledi la ilahe illallahu, onun üst tarafında Eshabüla tekunu kelladine nesullah fe ensau men füsehum laikehumul fasikun. Kendilerine kendilerine unutturduğu, başta Allah'ımızın kendilerine haşa Allah'ım sen o halde kılma bizi Yarabbim. Unuttuğu gafillerden olmayın buyuruyor. Yani ne demek gaflet içerisinde olmak? Ayatı Kuraniyeden bir gecede yüz ayet okuyan kimse gafilin güruhundan mağdur olmaz. Yani gafiller sınıfından olmaz. En az yüz ayeti celile. Her gece Yasin I şerifi kıraat eden mümin-i kamilin günahı sairesi mahvur olur. Mengara yasin, kulle leyletin İhlas-ı şerifi bin defa kıraat eden mümin-i kamil nefsini narı cahilinden kurtarmış olur.
Ve galen Nebi sallallahu teala aleyhi ve sellem men demala gradi Yasin külle leyletin femate mate şehitin. Yasin-i şerifi her gece kıraatte devam eden kimsede vefat ederken şehit olarak vefat eder. Uyku için yatağa yatarken evvela Fatiha'yı saniyenin ihlası şerifi okuduğun halde mevitten ölümden başka her şeyden emin olursun. Ve galen Nebi yüsallahü teala aleyhi ve sellem. Suratü tebareke fil mania. İnşallah hata etmeyiz. Suratü tebareke hiyel manihatu min azabbil kabir. Efendimizin mübarek sözleri sallallahu aleyhi ve sellem Tebareke suresinin Tebareke suresinin kıraatine devam eylemek azabı gabilden emin olmakla istilzam eder. Hiç bozmak istemiyorum mübarek dilini. Velhamdülillahi rabbil alemin, hayatımızın her anı Kuran olsun. Bakın tarikatı Aliye'deyiz. İnşallah biz de bu yolun hizmetkar oluruz dualarınıza.
Bu yolun en gerisinde bir kimse olarak başladığımızda Kuran'la başlıyoruz biz. Evrad ve ezkar aldığımızda, okuduğumuz o istiğfar fesebi hobi hamdi rabbike ve estağfirullahu. Tevhid okuyoruz. Fa'demen nehu la ilahe illallah. Sallatü selam okuyoruz. Nedir? Eshabüne. İnnallahe ve ma layiketteuusallüla ala nebiyy ve salliu teslimet zikrimiz vesaire. Ondan sonra ölüm tefekkürü izaceceluhüm la yeseakirunesaaten mela yes taktimun külli nefsin za yikatul mevt, sadakallahülazim her bir fert ölümü tadacaktır her şeyi. Bak Kuran-ı Kerim rabıta yapıyoruz esammül ve kunu maus sadekin murakabe dört ayet celle ile ifade edilir. Hepsi Kuran'a Zimüşşan'dır Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha