Değerli dinleyicilerimiz Musahabe serimizin ikinci cildine Kuran Dinlemek başlığındaki konuyla devam ediyoruz. Abdullah bin Mesud radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur. Bir kere Nebi bana, ey İbni Mesud, bana Kuran oku diye emretti. Ben de ya Resulallah, Kuran sana gönderildiği halde onu size nasıl okuyacağım dedim. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Kuran'ı ben başkasından işitmeyi çok hoşlanırım buyurdu. Ben de sure-i Nisa'yı okumaya başladım. Okurken ayetine gelince Resul-i Ekrem kafi buyurdu. O sırada gördüm ki Rasulullah'ın iki gözü yaş döküyordu. Ağlıyordu. Ayet-i celilenin meali bir tefsire nazaran aziz ve celil olan Allahü Zülcelal hazretleri Habibine Habibim, kıyamet günü her ümmetten onun peygamberini biz şahit getirdiğimizde habibim seni de şunların üzerine şahit getirdiğimiz vakit bakalım münkirlerin hali nasıl olacak?
Diğer bir tefsire nazaran manayı ayet, ey ümmeti Muhammed, siz fevzü necat bulduğunuz şeyle nasıl necat bulmazsınız? Biz her ümmetten bir resul getirip onlara şehadet ettirdiğimizde ey habibim seni de halis kullar üzerine şehadet eder olduğun halde getirdiğimizde elbette dini mübinimize temessük eden ve sana ittiba eden ümmetin fevzi felah bulurlar. O gün de kafirler ve resulü mufaheme asi olanlar üzerleri toprakla örtülüp kendilerinin toprakla müsavi olmasını arzu ederler. Kendilerine arz olan nüzul ve hakaretten kendilerinin unutulup toprak olmasını isterler. Halbuki kendilerinden sadır olan amellerini saklayamazlar. Diğer bir manaya göre Allahü teala ve Resulüne küfredip isyan edenler kıyamet gününde arzu ederler ki, keşke arza defnolunsalar da emri resulullah'a ve sıfat-ı peygamberiye ait olan kelamı saklamamış olsalardı.
İşte bu ayet-i kerime mucibince her peygamberin ümmeti hakkında tasdik suretiyle şehadet etmeleri, bundan sonra da Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin şehadet üstüne şehadet olarak şehadet buyurmaları bütün beşeriyete şamil ifası ağır bir vazife idi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem amme üzerine müşahit olduğu gibi şefaati uzması da vardır. İşte bu iki vazifenin azameti Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemi ağlatmıştır. Hadis-i Şeriflerde buyruluyor ki, Kuran-ı Kerim'i okuyanların en güzeli okurken Cenabı Hak'tan havf ve haşyetini gördüğün kimsedir. Kuran'ı okurken tertili huruf, yani kelimelerini tane tane tecvide riayetle okuyarak ve tefekkür-i meyani ile seslerinizi süsleyiniz. Kuran-ı Azimüşşan'ın sair kelam üzerine olan fazileti Halık Teala ve Tekaddes hazretlerinin mahluk üzerine olan fazlı gibidir.
Ümmetimin en şereflisi, Kuran'ın ahkam-ı celilesiyle amil olan ve Kuran'ın tilavetine müdavim olan hafızlarla gece teheccüd namazı ve zikr ü ibadet için geceleri kalkıp ibadetle ihya edenlerdir. Kuran-ı Kerim'in evamir ve nevahisi ile amil olarak Kuran'ı oku. Yoksa Kuran ile amil olmaz isen onunla amel etmezsen Kuran'ı tilavet etmemiş olursun. Yasin-i Şerif'i her gece okumaya devam eden kimse vefat ederken şehit olarak vefat eder. Yasin-i Şerif okuyunuz. Zira Yasin-i Şerif okumaya devamında on bereket vardır. Yasin-i Şerif'i ihlasla aç bir kimse okursa tok olur. Bir çıplak kimse okursa libas ile örtülür. Bekar okursa evlenir. Korkan kimse okursa korkudan emin olur. Mahzun okursa ferah olur. Seferde yolcu okursa, seferinde yardım görür. Bir kimsenin kaybolmuş bir şeyi olsa, onu bulur. Meyyit üzerine yani ölüye okursa, azabı hafifletilir. Susuz okursa, susuzluğu diner.