Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin üçüncü celdiyle programımıza devam ediyoruz. Bugünkü programımızda Kuran'a ittiba konuğu sohbeti sizlere aktarmaya gayret edeceğim. Allahu Teala Hazretleri buyuruyor. Ey müminler, her bir umuridin de Allah Teala ve Resulü hükmetmezden mukaddem re'inizi takdim ile acele etmeyin ve Allah Teala'nın huzuru manevisinde ve Resulü'nün huzuru şifaisinde re'inizi takdim hususunda yani görüşünüzü belirtme hususunda Cenabı Allah'tan korkun. Zira Allahutaala söylediğinizi işitici ve işlediğinizi bilicidir. Yani Allah'ın vahdaniyetine iman ve resulünün risaletini tasdik eden müminler. Allahutaala'nın huzuru manevisinde ve resulünün huzurunda edep ve terbiyeye riayet edin de sözünüzde işinizde ve her bir umurunuzda Resulullah'ın emrine muhalefet etmeyin. Allah'ın ve Resulü'nün emirlerine nehiylerine riayetle tabi olun.
Resulullah'ın re'yi üzerine kendi re'inizi takdim etmeyin ve bu suretle acele etmeyin. Her bir umurunuzda Kitabullah'a ve Resulünün sünnetine tevfikan hareket edip onun hilafına bir işe mübaşeret etmeyin demektir. Ve tekullah emri celili ilahisiyle Cenabı Hak Azze ve Celle bütün müminleri Allah'ın ve Resulü'nün emrine muhalefetle kendi görüşünü tasvip ve takdim etmekten nehy buyurmuştur ve bu nehy-i ilahi hilafına hareket edenlerin azaba ve ittab'a duçar olacaklarına bu ayet-i celile işaret buyurmuştur. Tefsir-i Hazinde Hazreti Cabir radiyallahu anh'tan rivayeten bu ayet-i celile Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden evvel kurban kesen ashab hakkında nazil olmuştur. Bu ayet-i celile ile Resulullah'tan evvel kurban kesenlerin kurbanlarının iadesi emredilmiş ve bir daha evvelce kurban kesmekten nehy yolunmuşlardır.
Her ne kadar ayet-i celile kurban kesmek hususunda nazil olmuş ise de itibar sebebin hususuna değil lafzın umumunadır. Ayet-i celilenin mevrid-i has ise de hükmü amdır. Binaenaleyh gerek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hali hayatında huzuri nurunda ve gerekse darı ukbaya irtihalinde şeriat-ı ahkamı ilahi vechili hareketle her umurunuzda kavlinizde fiilinizde kendi re'yinizi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin emri üzerine takdim etmeyin ve bunun hilafına hareketten nefsinizi koruyun, vikaye edin. Cenabı Allah'tan korkun. Zira Allahutaala ve Tekaddes Hazretleri şeriat hilafındaki re'yinizi işitici, harekat ve sekeratınızı bilicidir demektir. Hazreti Aişe radiyallahu Anha'dan bir rivayete nazaran bu Ayet-i Celile Yevmi Şek de Ramazan orucuna niyetten nehiy hakkında nazil olmuştur.
Buna nazaran manayı ayet ey müminler, Resulünüz tarafından savmı Ramazan'a niyet edin diye emir varid olup da Ramazan taayyün etmedikçe Ramazan orucu niyetiyle Resulullah'ın niyeti üzerine niyetinizi takdim etmeyin demektir. Kötü bir fıkhiyede Ramazan'a bir gün kala yevmi şekte Ramazan niyetiyle oruç tutmak caiz olmadığı Musarrahtır. Açıkça ifade edilmiştir. Fakat tatavuan yani nafile oruç niyetiyle tutmak caizdir. Bazı rivayette dahi ashabtan bazı kimselerin hikmetini bilmediği husus hakkında şöyle olsa daha iyi olur, böyle olsa o kadar münasip olmaz gibi birtakım sözlerle bazı meseleler hakkında kendi fikir ve arzularına göre emri ilahi ve nehyi sübhani varid olmasını temenni etmeleri üzerine bu gibi temennilerden nehiy olunmak üzere bu ayet-i celile nazil olmuştur.
Buna nazaran manayı ayet, ey müminler siz Allah'ın ve Resulü'nün emirleri hilafında kendi re'inizle arzunuza göre muvafık şeyleri talep etmeyin demektir. Hülasa, yukarıdaki ayeti celilenin mevridi has ise de hükmü amm olduğundan her zaman da bilcümle emri Muhammed'e şamildir. Binaenaleyh her müminin Cenabı Allah Azze ve Celle Hazretlerinin ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin emir ve nehiylerine ittiba ile büyüklerinin, ebeveyninin, üstadının, ulü'l-emrin emirlerine karşı edeple hareket edip herhangi bir hususta onlara takatdüm etmeyerek sözlerini dinleyip nezaket ve terbiye ile büyüklerine hürmet ve küçüklerine şefkat etmesi lazımdır. Cenabı Allah buyuruyor. Ey müminler sesinizi nebinizin sesinin fevküne kaldırmayın ve Resulullah'a söz söylediğinizde bazınız bazınıza söyler gibi sert söylemeyin ki amelleriniz batıl olmasın. Sert söyleyince ameliniz batıl olur.
Halbuki siz butlanını bilmezsiniz. Yani ey müminler huzuru risaletpenahide sözünüze dikkat edin. Mükaleme ederken konuşurken sadanızı yükseltmeyin. Çünkü huzur-i peygamberi de yüksek sesle sert söylemek edebe ve hürmete muhalif olduğundan bu suretle hareketiniz adabı sohbeti ihlal eder. Eğer yüksek sesle bağırarak söz söylemeye cüret ederseniz ameliniz mahvolur. Şu halde hafif sesle söz söylemeyi adet ediniz ki amelinizin butlağını tehlikesinden vareste olasınız demektir. Diğer bir tefsire nazaran bu ayet-i celile çok söz söylemekten men için nazil olmuştur. Ey ehli iman siz nebinizin huzurunda lüzumundan ziyade bazınız bazınıza söylediği gibi aklınıza gelen sözü söyleyivermeyin demektir. Bu ayet-i celilede Cenabı Hak Azze ve Celle Hazretleri Resulü'nün sohbetinde kemali tazim ve hüsnü adaba riayet vacip olduğunu tembih ve tavsiye buyurmuştur.
Hali hayatı nebevide nasıl hürmet ve ne kadar tazim lazım ise dar-ı bekaya teşrifle irtihallerinden sonra da kalben lazım gelen hürmet ve tazimi muhafaza etmek lazım olduğu gibi ehadızi şerifesini de dinleyerek mazmununa göre riayet etmek icap ettiğini Şifa-i Şerif'te Kadı İyaz Hazretleri beyan buyurmuştur ve bazı müfessiriğinde bu Ayet-i Celile ile Lazime I rivayeti istidlal etmektedirler. İmam Malik bir fıkıh meselesi sorulduğunda hemen yüksek yere çıkardı. Hadisi Nebevi sorulduğunda gusülletmedikçe ve güzel koku sürünmedikçe çıkmazdı. Sebebini sorduklarında hadisi şerife tazimi severim derdi. Bir kere hadis naklederken elbisesine bir akrep girmiş ve sokmuştu. Hadisi itmam etmedikçe hareketini bozmamıştı. Bu ayeti celile Beyzavi, Medarik ve Hazinin beyanları vechile ashabı kiramdan Sabit Bin Kays Hazretleri hakkında nazil olmuştur.
Bu ayeti celilenin nüzulü üzerine Sabit radıyallahu anh evine kapanıp ben ehli nardanım. Zira ashab içinde benden yüksek sadalı yok, binaenaleyh bu ayet benim hakkımda nazil oldu diye feryad ü figan'a başladığını Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri işitince huzuri risalet penahilerine cel bile ey Sabit sen ehli cennetsin. Hayır ile yaşar, hayırla ölürsün. Cümleyi latife-i nebeviyeleriyle tebşir buyurmuştur. Bunun üzerine Sabit radiyallahu anh, ya Resulallah bundan sonra huzur-u lami un nurunuzda edeben yüksek sada ile söz söylemem demesi üzerine şu ayet-i celile nazil olmuştur. O kimseler ki onlar huzur-i Resulullah'da sadalarını Resulullah'a tazim için kısarlar. Yani yavaş söylerler.
İşte Resulullah'ı tazim ve Kadri Nebevilerini ihlal etmeyerek adaba riayetle hafif sesle söyleyen kimseler Allahutaala'nın takva için kalplerini tathir ettiği temizlediği kimselerdir. Onlar için mukteza-yı beşeriyet evvelce sudur etmiş kusurları tarafı ilahiden afv u mağfiret olunduğu gibi şu tazimleri sebebiyle de büyük ecr ü sevap vardır. Demek bir şeyi muayyen miktardan noksan ederler. Yani bu Ayet-i Celile'de tazim maksadıyla sadalarını kısarak yavaş söylerler demektir. İmtihan bir şeyin iyisini kötüsünden, çürüğünü sağlamından ayırıp paklamak manasınadır. Buna nazaran mana-yı ayet Resulullah'a tazim için sadalarını aşağı indirerek söz söyleyenlerin kalplerinden Allahutaala birtakım yaramaz ahlakı zemineyi çıkarmakla kalplerini takva için müheyya ve rezaili ahlaktan tathir etti demektir. Kadı Beydavi'nin beyanına göre imtihan mihnettir.
Buna nazaran manayı ayet Resulullah'a tazim için sadalarını hafif çıkarıp kelamlarını gayet mülayim söyleyenlerin kalplerini Vacib Teala Hazretleri her türlü tekalifin mihnetlerine tahammül etmekle takva için hazırlayıp tathir buyurdu demektir. Nasıl ki bir makine tazyik ile bir şeyin tortusunu ahalisinden ayırıp tathir ederse, Akcelle ve Ala Hazretleri de tekalifi ilahiyesini kabul ile mihnet ve meşakkate tahammül eden mümin ve muti kulların kalplerini tasfiye edip takva ve birru ihsana layık bir mahal kılar demektir. Nitekim Hidayeti kabul eden müminlere gelince Allah onların muvaffakıyetini arttırmış, onlara ateşten nasıl kaçınacaklarını ilham etmiştir, buyrulmuştur. İmtihan lügatte tecrübe manasına ise de olan Halıkı Zülcelal Hazretleri'nin ilmi her şeyi muhit olup tecrübeye ihtiyacı yoktur. İmtihan kelimesi mecaz olarak imtihan muamelesi buyurdu manasına tevil olunur.
Cenabı Hak bu ayeti celiledeki ferman-ı Sübhanisinde huzuru peygamberi de kemal-i edebe riayet eden müminleri medhü sena buyurmakla hem hukuki Resulullah'ı muhafaza ve hem de müminleri hürmet etmeye terhip buyurmuştur. Yüksek sesle ve çok konuşmak huzur-u kalbi ihlal ve kalbi manen hasta edip zararı manevisi pek büyük olacağından ehemmiyetle azar lazımdır, kaçınmak lazımdır. Değerli dostlarımız, Musahabe serimizin üçüncü cildinin bugünkü bölümünü Kuran'a ittiba konulu sohbetle tamamlamış bulunmaktayız. Bir sonraki programımızda Hidayet-i Hakikiye konulu sohbeti sizlerle paylaşmaya çalışacağım.