İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde bugün de sizlerle birlikteyiz sevgili dinleyiclem. Mahmud Sami Ramazanoğlu ' in eserlerini sizlere seslendirmeye, sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bugün inşallah Fatiha Suresine başlayacağız. Fatiha Suresi'nin tefsirini inşallah sizlere aktarmaya gayret edeceğim. Bizzat kendi el yazması asli nüshanın Türkçe olarak istifademize sunulmuş olan eserinden.
Fatiha Suresi baş tarafında MEB'de ve Me'ada müteallik bütün meseleleri marifetullahı, ilmi Kuran'ın mevzuunu ve mukaddematını, ortasında ilmi Kur'an'ın mevzu-i hassı, gayesi verdin-i İslam'ın en büyük kanuni fıtrat olan nispeti İlahiye ile cümle esrar-ı içtimaiye ve hukukiyeyi beyan ettikten sonra, son kısmında da tarik-ı hakkın en güzel tarifini, en muazzam bir belagat ile tesbit etmiş ve bunların cümlesini başındaki Elhamdülillah cümleyi baliğasına derc edip, ebeden geçerli olduğunu Allah adı ile ilan etmiştir. İslam, gadaba uğratmadan, dalalete düşürmeden, saadet ve selametle Allah'ın nimetlerine ve Allah'a götürüp Elhamdülillah dedirsen apaçık, dosdoğru, hak, hakikat ve istikamet yoludur.
Bu dine tam sarılmanın başı evvela Allah'ı tanımak, ona Ancak sana ibadet ederiz ve her eşimizde ancak senden yardım dileriz diyerek kemal-i tevhid ile ahd ü misak ve ondan sonra kemal-i ihlas ile icabını icra için cümle hukukun hududunu bildiren ve üzerinde sühulet ve selametle yürümek mümkün olan müstakim şeriata hidayet ve tevfik talep eylemektir. İstiaze ve Besmele. İstiaze sığınma yahut taavvuzdeki hikmet izin istemektir. Bu bir kapıyı çalmaya benzer. Nitekim bir sultanın kapısına varan ondan izin almaksızın giremez. Aynı şekilde Kuran'ı okumak isteyen kimse, Mabudu huzurunda münacata girmek istemektedir. Bu durumda o lisanını temizlemeye muhtaçtır. Lisan, lüzumsuz söz ve bühtan gibi şeylerle günahkar hale gelir. Bu ise teavüz yahut istiaze ile temizlenir.
Marifet ehilleri demişlerdir ki: Bu kelime Cenab-ı Hakk'a yaklaşmak isteyenlerin vesile kılacağı, kalbi mehafetullah yani Allah korkusu ile dolu olanların tutunacağı, mücrimlerin itabı yani azarlanacağı helak olacakların geri çevrilmesidir. Hak aşıkları bu kelime ile gönül ferahlığına ererler. Kuran okumaya başlarken bu kelimeyi söylemek Rabbül Alemin'in Nahl suresindeki emri celiline imtisaldir, uymaktır. Kuran okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. Müslümanlar Kuran okuyacakları zaman istiaze ile başlarlar. Hadis-i Şerif'te de: Cibril bana kalem ve Levh-i Mahfuz'dan böylece okuttu buyrulmuştur. Eudulü fiilinden ihbardır. Allah'ın fazlından isteme manası takdir olunur. Ya Rabbi, sana sığınırım demektir. Kul ile Allah arasında bir ahit vardır ve Cenabı Hak Benim ahdimi ifa edin, yerine getirin ki ben de sizin ahdinizi ifa edeyim buyurur.
Kul, eudü demekle bütün noksanlığımla birlikte kulluk sözümü yerine getirip sana sığındım ve senden affımı istiyorum. Sen de rububiyet sözünü ifa ile beni koru demiş olur. İstiaze kelimeleri üç kısımdır. Birincisi, sıfatiyedir kimsenin gazabından rızana sığınırım demektir. İkincisi efaliyedir kimsenin azap ve ikabından affına sığınırım demektir. Üçüncüsü ise zatiyedir ki o da Senden sana sığınırım demektir. Mümin istiaze ederken bu üç şeklini ve bunlara bağlı diğer nevilerini de bilerek istiaze etmelidir. Eğer bunu anlar da düşünürse selef-i Salihin gibi Bütün korkulardan ve afatlardan Allah'a sığınırım der. Büyükler derler ki: Bütün ilimler dört kitapta cem olmuştur. Bunların da hepsi Kuran'da, Kuran Fatiha'da, Fatiha'da besmelede, besmelede, bağda derc olunmuştur. Fahruddin Razi tefsir-i kebirinde der ki: Bütün ilimlerden maksud kulun Allah'a vasıl olmasıdır.
Billahi de ki ba-i ilsak da kulu Allah'a vasıl eder. Eş-ŞEYTANİRRACİM Allah'ın rahmetinden uzak ve uzaklaştırılmış şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım. İbn-i Abbas radıyallahu anh'den İblis Allah'ın emrine isyan edince lanetlendi ve şeytan oldu. Bu, onun lanetlendikten sonraki ismidir. Evvelki ismi Azazil veya Nail idi. Şeytanın hemz, lemz, lemz, vesvese, ara bozuculuk gibi türlü türlü desiseleri olmasına rağmen ondan sadece bunların birinden veya birkaçından değil, umumi olarak şeytandan Allah'a sığınmak gerekir. Ravgatü'l Ahyar'da denir ki Şeytanların erkekleri ve dişileri olup çoğalırlar. Cinlerin de erkekleri ve dişileri vardır, onlar da çoğalırlar ve bir müddet sonra ölürler. Meleklerinse erkekleri ve dişileri yoktur. Çoğalmazlar, yemezler ve içmezler. Şeytan ve cinlerin hakikat ve vücutları olduğu muhakkaktır.
Bunların varlığını ancak cahil filozoflar ve bazı tabipler inkar ederler. Hikaye olunur ki zamanında Sünneti Seniyyeyi ihya edenlerden ve insü cininin müftesi bulunan İmam Gazali bir gün muhasiplerden olan cinlere dışarıdaki havadisten sual etti. Onlar da Zemahşeri bir tefsir yazıyor. Şimdi yarısına gelmiş durumdadır dediler. İmam Gazali onun yazdığını buraya getirin diye cinlere emretti, getirdiler. Gazali, Zemahşeri'nin yazdıklarının tamamını istinsah etti. Çoğalttı. Asıl nüshayı tekrar yerine gönderdi. Zemahşeri, Gazali'yi bir müddet sonra görmeye gelince, Gazali yanındaki nüshayı ona gösterdi. Zemahşeri hayrete düşüp taaccüb etti ve dedi ki eğer bu benim diyecek olursam ki onu ben yazdım ve benden başkasının haberi yoktur, Buraya nerden geldi? Eğer benden başkasınındır diyecek olursam lafz ve manadaki vaz'-u tertipteki bu derece ayniyet nereden geldi? Akıl bunu kabul etmez.
İmam Gazali dedi ki Bu senindir. Cinler eliyle bize ulaşmıştır. Zemahşeri'nin o güne kadar cinler hakkında bazı tereddütleri vardı, o mecliste bunu itiraf ederek tereddütleri zail oldu. Şeytan ile Murat, İblis ve avanesidir. Denilmiştir ki ister insten ister cinden olsun istikamet yolundan saptıran her saptırıcıya da şeytan denir. Ayet-i celile de: Şehatiinel insi vel cin buyurulmuştur ki insanların ve cinlerin şeytanları demektir. Erracim lanetlendikten sonra emri ilahi ile melaike tarafından semalardan atılan demektir ki şeytanın mezmum bir sıfatıdır. Büyükler demişlerdir ki istiaze sadece dil ile söylenmekle tahakkuk etmez. Huzur-i kalp şarttır. Sözün hale ve fiile uyması esastır. Dil euzu billahi derken hal ve harekatın şeytana sığınıyorsa bu masiyet ve tuğyanda şeytanla işbirliği yapmaktır ki Allah'a sığınmayla alakası yoktur. Arif'in istiazisi Allah'tan gayrısını görmektendir.
Arif, kesret hicabı ile perdelenmekten Allah'a sığınır. Şeytan işte bu arifin nurundan korkar ve kaçar. Ebu Said el-Harras Kuddise Sirruh'u İblis'i rüyasında gördü. Ona asasıyla vurmak istedi. İblis ona dedi ki: Ya Ebu Said, Ben o asadan korkmuyorum. Korktuğum şey, Arif'in kalp semasından doğan marifet güneşinin şualarıdır, ışıklarıdır. Hasan Basri demiştir ki Kim Cenabı Hakk'a hakikat üzere huzur-u kalp ile istiaze ederse Allah onunla şeytan arasına üç yüz hicap koyar. Bunlardan her biri sema ile arzın arası kadardır. İbn-i Abbas radiyallahu anhüma'dan rivayet olunduğuna göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bir gün mescitten çıkmışlardı. Kapıda İblis'i gördüler. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ona seni benim mescidimin kapısına getiren nedir? İblis, beni buraya getiren Allah'tır. Hazreti Peygamber, peki ne için? Bana sormak istediğini sorman için.
İbn-i Abbas radiyallahu anhuma der ki Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona ilk olarak namazdan sordu ve dedi ki: Ey mel'un, ümmetimi cemaatle namazdan niye men edersin? İblis cevaben: Ümmetin namaza çıktıkları vakit beni kızgın bir humma tutar, sara hastalığı tutar. Onlar dağılıncaya kadar kendime gelemem. Peki, ümmetimi ilimden ve duadan niye men edersin? Onlar duaya başladıkları zaman bana bir sağırlık ve körlük musallat olur. Onlar dağılıncaya kadar benden gitmez. Peki, ümmetimi Kuran'dan niye men edersin? Onlar Kuran okumaya başladıkları zaman ben kurşun gibi erir giderim. Ümmetimi cihattan niye men edersin? Ümmetin cihada çıktıkları vakit dönünceye kadar ayaklarıma zincir vurulur. Onlar hacca çıktıkları vakit de ayaklarıma ve boynuma zincirler vurulur. Onlar sadaka vermek istedikleri zaman da başıma testereler konulur, odun kesilir gibi başımı parçalar, dedi.
Şeytan Ademoğullarının tabiatına yiyip içtikleriyle musallat olur. İnsan yiyip içmeyi azaltırsa birçok şehvetleri kırmak için çalışmış olur ve böylece şeytanın müdahalesine imkan kalmaz. Beş vakit namaz nefsin ıslahı için başta gelir. Kul namazın kıyam, kıraat, rüku, sücud gibi erkanını iyi anlar ve huzurla huşu ile namazlarını kılarsa nefsini terbiyeye imkan kazanmış olur. Vehb Bin Münebbih der ki: Nuh Aleyhisselam gemiden çıkınca İblis aleyhillane geldi. Nuh ona ey Allah'ın düşmanı, senin ve ordunun onları saptırıp helak olmalarına, onların hangi günahları yardımcı oldu?dedik de biz onlardan cimri, hırslı, hasetçi, zorba, aceleci birini görünce onu hemen yakalayıveririz. Bir kimsede bu huyların hepsi toplanırsa ona da şeytani merit yani azgın şeytan deriz. Çünkü bu huylar şeytanların reislerinin huylarındandır demiştir.
Haberde gelmiştir ki İblis aleyhilane her gün dünyayı iki elinde kaldırır ve der ki insana zarar veren, bir fayda vermeyen, onu üzen ve mesrur etmeyen şu dünyayı kim benden satın alır?Ehl-i dünya derler ki biz alırız. Şeytan acele etmeyin der. Onun bir kısım ayıpları vardır. Onlar beis yok derler. Şeytan Fiyatı birkaç dirhem veya dinar değildir, cennetteki nasibinizdir. Çünkü ben bunu dört şey mukabilinde satın aldım. Allah'ın laneti, gazabı, azabı ve benden alakasını kesmesi. Bunun uğrunda cenneti sattım. Ehli dünya bunlarla beraber kabul ediyoruz derler. Şeytan Bunda bana biraz kar vermenizi isterim. Bu da dünyaya kalplerinize yer ayırıp ebeden onu oradan çıkarmamanızdır der. Onlar da kabul derler ve alırlar. Şeytan bunların arkasından der ki: Ne kötü bir ticaret bu! Nebi Salli Allahu Aleyhi Vessellem'e şeytanın vesvesesinden sual olundu.
Cevaben hırsız, içinde bir şey bulunmayan eve girmez. Bu imanın apaçık delilidir buyurdular. Ali bin Ebi Talib radiyallahu anh der ki bizim namazlarımızla ehli kitabın namazları arasındaki fark şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytan onlarla uğraşmaz. Zira onlar ona muvafakat etmişlerdir. Müminlerse ona muhalefet edip muharebe etmektedirler. Muharebe ise ancak muhalefet halinde vuku bulur. Sevgili deneyçilerimiz İhsan Mektebi programımızın bu bölümünü Fatiha suresinin tefsirini namaza başlamadan evvel okunması tavsiye edilen bir dua ile bitirmek istiyorum. Saygıdeğer dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde sizlere Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Zerrahü'l-Aziz'in Fatiha Suresi tefsirinden bir bölüm aktarmaya çalıştım. Zikrini açıklayan bölümü aktardım. İnşallah bir sonraki programımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz.