Kur'an'ın Manevi Gücü ve Kalp Şifası kaydında Ona uyarsa, onun emirlerine bir ayet ederse, nehyettiğinden de kaçarsa, hiç şüphesiz necaza ile oturur. Allah'ın kelamıdır. Bunun ibadet edilmesinden maksat okurken, Allah'ın kelamı olarak Celle Celalü okuyun, değinmek istemiyorum. Öyle bir kitabı kerim ki, Rabbi Zülcelal'imizin kelamı. Öyle sonradan meydana gelmiş. Sonra yaratılmış ve…
Ona uyarsa, onun emirlerine bir ayet ederse, nehyettiğinden de kaçarsa, hiç şüphesiz necaza ile oturur. Allah'ın kelamıdır. Bunun ibadet edilmesinden maksat okurken, Allah'ın kelamı olarak Celle Celalü okuyun, değinmek istemiyorum. Öyle bir kitabı kerim ki, Rabbi Zülcelal'imizin kelamı. Öyle sonradan meydana gelmiş. Sonra yaratılmış ve değişen bir kitap değildir. Değişmeyen, her şeyiyle mükemmel kitabı azimdir. Evet. Allah'ımızın ilahi sofralarından bir sofradır. Burada edep olarak ne ifade buyuruluyor? Allahu alem, Eğer edep olarak ifade ediliyorsa Allah'ımızı, bizim tavırlarımız, yaşantımız, hareketlerimiz, her şeyimizi düzenleyen bir Kitabı Kerim'dir. Kim onunla edeplenmezse onun edebi yoktur. Yine öyle bir kitabı kerim ki o sizin gönül hastalıklarınıza da devadır, şifadır buyuruyor. Dünya suçu değişir diye üzerinde duramıyoruz aslında. Çok güzel beyan edilmiş.
Yunus Suresi, elli yedi ile elli sekizinci Ayet-i Celilelerde, Rabbimiz, bu Ayet-i Celilede dört hususa işaret ediliyor. Onlardan bir tanesi de işaret edilen şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir. Çok müstesna. Allah'ımızın bütün insanları uyarmak için hepimizi bir mevzuadır, öğüttük. Buna efendilerimiz buyuruyorlar ki, böyle ifade edilmesi bizim mevkada dendiği zaman, Buyuruluyor ki şifa olması da bizim ruhlarımızı hak etmiyor, nur üstünden nur kalplerimiz temizleniyor, ruhlarımız temizleniyor, yanıcı düşüncelerden koruyor, kötü ahlaktan muhafaza ediyor. Bu da tarikatı aliyyedir demiyor. Burada şunu da bize tembih etmiş oluyor. Demek ki tarikat şeriatın dışında değil, şer'i emirlerin takva boyutunda yerine getirilmesidir. Tabii bu bazen kafalara nasıl gezermiş? O ayrı, o ayrı bir şey yok. Biz bir bina kurduğumuzda temelsiz bina kurulmaz.
Koruyum dersek, Allah korusun az bir sarsıntıda yok olur, girer. Haydi sarsıntı olmadı? Köpek, muhakkak köpek. Duvardan yardımım, bilmem kadarıyla. Velhasıl devam etmez şey, temeldir. Tarikatte de temeldir, marifette de temeldir, hakikatte de temeldir. Ona dikkat etmeyince istersek ne kadar bina hakikatlerini yükseltirsek yükseltelim. Evet, ruhlarımızı yanlış itikat ve düşüncelerden temizliyor. Kötü ahlaktan koruyor, bu da tarikattır. O nedir? Bu da sadıkların ve hakikat delillerini, diyor hakikat aslında, hakikat, onların gönüllerini arz ettik ya Nuh'un alaanu daha bilmiyor, daha bilmiyor, kalpleri temizleniyor, dolan temizleniyor, yok. Günahılık yok. Bunun yanında büyük günah da yok, küçük günah da yok. Masiva Allah'tan gayrı düşünce de yok. Düz bir yola girilmiş, artık ne kadar basabilirsek basalım, Menzil-i Maksim'da ulaştırılır.
Belki de bizi yolda değil, havada diyebiliriz, havada da değil belki füzeyle daha başta vasıtalarla götürür. Mira çaresini hatırlarsak daha güzel anlamış oluruz. Buradaki mevelda dendiği zaman bu ayrı bir konu ama girmiş olduk. İşte Kuran'ın edebiyle kim edeplenmeyecek olursa onun edebi yoktur ve gönüllerin de hastalığına deva. Buradan ileri geldi. Öyle meviza ki bize, döviz ve nasihat ki, kulluk görevlerimizi öğretir. Kulluk görevlerimizi dediğimiz zaman mesela bizim gavurlarımızı İslam'ın yetarı böyle yetiştirmemiz, aile hayatını, Efendimizin hayatına sallallahu aleyhi ve sellem çılgınmemiz her bir hususta sadece bir yönüyle değil, hani ibadet denildiği zaman belli kurallar hatırımıza gelmesin. Her husus. Sema'ya bakarken de koydunuz, Bakılıyor, bakıldığı zaman da insanın gözüne sürur veriyor, neşe veriyor. Cenab-ı Hak nasıl bir nimet, İslam'da mı?
Kur'an'ın Manevi Gücü ve Kalp Şifası ne anlatıyor?
Kur'an'ın Manevi Gücü ve Kalp Şifası kaydında Ona uyarsa, onun emirlerine bir ayet ederse, nehyettiğinden de kaçarsa, hiç şüphesiz necaza ile oturur. Allah'ın kelamıdır. Bunun ibadet edilmesinden maksat okurken, Allah'ın kelamı olarak Celle Celalü okuyun, değinmek istemiyorum. Öyle bir kitabı kerim ki, Rabbi Zülcelal'imizin kelamı. Öyle sonradan meydana gelmiş. Sonra yaratılmış ve…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rububiyet gururlarıdır buyuruyor şifa hususu da. Sonra neviza olması, müritler için, şifa olması muhabbet ehilleri için, biraz rıza edinirse anlaşılacak. Mesela biz Evren-ı Kerim okuyoruz diye okuruysa, istiğfar okuruz, tevhid okuruz, Sallallahu Aleyhi ve Sellem okuruz, biz de halka ibadet ile Velhasıl insanlarla münasebetiniz olur, ailevi hayatımız olur, ticaretimiz olur. Her şeyde muhabbetle yapabilmek. Böyle adet kabinden bir yer boşuna demiyor Abdül Kadir diye deani Hazretleri Haddizi Allah'ın sonra, aman adet kavminden yapmayın. İşte yatsı namazı on üç rekattır. Bu şekilde yapmayın. Allah'ımızın emridir diye yapın. Sünnetleri Resulullah'ın sallallahu teala a. S, adeti nefeliyeleridir diye yapın, genel müdüründen. Bu artık bizim kalbimizle alakalıdır. Görevümüzle alakalı. Zaten ibadet ve taatlerden istifadeimiz kalbimizdeki halimize göre değişir.
Diğerimiz diyelim ki Kalbimiz bizim gafletten uyanmış uyanmış. Rabbamızın zikriyle memnun olduğu Böyle olduğu zaman, önümüzdeki özelliğe göre, önümüzdeki hale göre istifade ediyoruz. Diyelim ki biz alışveriş yapacağız. Ne kadar yaparız? Cebimizde ne kadar harçlık varsa bu kadar yaparız. Pazara çıkmışız. Yani çok büyük alışveriş merkezleri de geliyor. Baktığımızda hep imreniyoruz, şunu dasak, bunu dasak diye ama onu alabilmek bizim ülkemize göre. Kalbimizdeki iman ülkesi yakin halinde olursa, gaybe imanımız güçlü olursa, tahkike geçerse imanımız, surenden imanımız, tahkike geçecek olursa, taklitten kurtulacak olursa, tasdike geçecek olursa, ona göre alışveriş olur. Şifa hali muhabbet eğilleri için o muhabbetle yapmanın burada defalarca söylendi. Nedir mesela? Bizim dilimizle yaptığımız demiyoruz, bire o.
Gönülle yaptığımız bire yedi yüz ama muhabbetle yaparsak doyamıyoruz, böyle ibadet ve taate doyamamak. O bizim yönümüzü, kalp yönümüzü çevirmemizle alakalı. Hani kalp yönümüz bir Rabbi Zülcelal'imize dönüyor. Ondan sonra bir de menfaatlere dönüyor. Dünyaya dönüyor, olumlu olmuyor işte. Tam dönmemiz gerekiyor. Şu papamıza takılmasın. Tam döndüğüm zaman benim dünya işlerim ne olacak demiyenlerin hepsi hizaya girer. Hepsi güzel olur. Başkalarının da istifade de örnek bir kimse haline gelir. Zaten kolayı hep sonda sürüyor, bizim nefsimiz, şeytan, yani bunu illet ettiğimizde değil yani nefis, şeytan, Allah'ımızın razı olmadığı hallerdir onlar şeytan Cenabıhakk'a karşı çıkan ilim sıfatını inkar eden birisidir. Nefis, kötülüğü o daha hayırlıdır.
Burada biz Rabbimiz varken, Celle Celaluhu, Habib'i varken, Veletle varken, Ehlullah varken, gibi güzel bir günde kaide esas bir ruh varken şöyle bir düşündüğümüz zaman bundan kalbi olacak. Tefekkür istiyorum efendim, iyi bir tefekkür istiyorum. Muhabbetle yapılırsa onun mükafatı sonsuz. Hidayet nedir? Alitler için. Arif ne demek? Eşyada Rabbamızın Halid sıfatını, El-Usanbil sıfatını, Onun yüce kudretini gören kimse demektir. Ne demek? Yani, baktığımız, eşyada sema dedik mesela, yer diyoruz, dağ diyoruz, risale, taş diyoruz, insanlar diyoruz, doğru, arıtlar. Buradan neyi kastediyoruz? Mesela, Tevhid suresinde birden Lokman suresinde, bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse, ağaçlar kalem olsa, denizle mürem olsa Allah'ın kudretini yazmakla itilemez. Ne büyük bir kudret sahibi. Bunu bildiği zaman kişinin açtığı muhabbeti değişecektir tabii. Dünyaya geniş amacını bilecektir.
Mesela biz dokunduğumuzda neden? Rabbımızın izniyle bölüyoruz. Elhamdülillah, Ehlullah, eyyuva diyorlar, gözlüğümüzü perebadetmişiz diyorlar. Şu nimete vaktinde erişseydi, halbuki bunu bize, aleyhissalatü vesselam efendimiz, Arş-ı Azam'ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıftan birisini, değil. Meroreda nedir? Nefisler için. Şifa nedir? Kalpler için. Hidayet nedir? Ruhlar için, bitmez tükenmez şekilde izah edilmiş bir noktaya gelelim. Şifa, aniyeten, nevrıza bir makamdır ama şifa ise Allah'ınıza kavuşma makamıdır. Hidayet ise marifet makamıdır demişler. Daha da izah edilmiş. Kuran nedir? Allah'ımızdan bize bir haberdir. Celle Celalühü. Kuran-ı Kerim nedir? Kuran-ı Kerim, kemale işarettir. Kuran-ı Kerim nedir? Allah tarafından bir ilimdir, çözülemez. Yani bunu ne kadar anlatırsa Kuran-ı Azimüşşan'ın ilmi ifade edilemez ve bunu da tam ifade edilemez.
Bunu en güzel anlayan Aleyhissalatü Vesselam'tan etmesidir. Bizim imandaki gücümüz ve kuvvetimize göre anlayabilir. Yoksa geride koymasın, Cenabı Hak, Müttakiler için hidayet kaynağıdır, buyuruluyor. Nedir Kuran Azimüşşan? İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri buyuruyor bunu Rahmetü'l-balih. İtikatte imandır. Imandır, tevhidtir, marifettir, amellendir, Hal nedir? Hal, yapmış olduğumuz taatin esrarıyla sırlatmak demektedir. Mesela, Hac yapmışız. Hac yaptığımız zaman, Kabe'nin bizim gönlümüze resmedması ve o sureti değil sünnetinin resmed olmasıdır. Kuran-ı Kerim'de Tevrat var, İncil var, Zebur var, bütün sahildeler var. Daha önemli bir kitabı kerim ki mesela bütün sureler, bütün sureler Fatiha-i Şerife'de derce kurulmuş, toplanmıştır. Fatiha-i Şerife, besmelenin içerisinde. Besmele de, o noktadadır. Ona, bayi İsa derler. Bu şu demektir.
Bu bağ Allah ile kul arasında Celle Celalühu bir alakadır, bir baldır. Kitabı Kerim, Kitabı Kerim bizi Rabbi Zülcelal'imiz ile irtibatlandırıyor. İrtibatlı değil mi? Cenabı hak bize bizden yakın ama biz ona ne kadar yakınız? Yunus Emre'nin dediği gibi görünmezsin hicap nedir diyor. Nedir bizdeki bu keldeki zatı kibriyamdan uzak kalıyoruz biz. Kalplerin sırrıdır. Daha diyor, kalplerden ve kitaptan önce. Ne kadar anlayabilirsek, kalbimizdeki irfane göre anlayabiliriz. Kuran nedir? En yüksek bir zikirdir. Öyle ki, öyle ki, Efendimizin sözleridir, efendimizin şeriatıdir, aynı zamanda tarikat-ı alimlerinin de nedir esasıdır. Tarikatlara baktığımız zaman tarikatlara, uygulamaların hepsi Kuran-ı Kerim'dir. Ne diyelim? Biz istiğfar okuyoruz. Kuran-ı Kerim'de geçiyor zaten. Mesela Tevhid okuyorsak, Tevhidimizde de öyle O da aynen öyle. Salihatü selamda da öyle. Esabe, bizim hakkımızda şahittir.
Kitabı Kerim. Allah'ımızın kitabı İbni Arabi hazretleri buyuruyor. Kuran'ı okuduğunuz zaman kendinizi okuyorsunuz buyuruyor. Kitap insanadır, size hitap ediyor. Buyuruluyor ki okuduğumuz Kuran-ı Azimüşşan'a ne kadar uyabiliyoruz, bunun mütalaasıdır demek istiyor. Muhyiddin Arabi hazretleri bunu beyan ediyor. Yine Kuran Azimüşşan bir sevgidir, muhabbettir. Cenabı Hak'tan bir saygıdır. Yine Kuran-ı Kerim öyle ki Allah'ımıza sizi yaklaştıracak en büyük bir vesiledir diye buyurmuş. Ebubekir, El-Verra, Ondan da sizi fazla Cenabıhakk'a yaklaştıracak bir şey yoktur. Bunun için aman kulluk görevlerinize riayet edin. Allah'a karşı Celle Celaluhu yokluğunuzu ifade edin. Eğer siz kulluk görevinize dikkat ederseniz bu sizin ibadet ve taatte devamlılığınızı gayret ve çapağınızı ortaya koy. Bu hasıl olur. Sonra yokluğunuzu ifade ettiğiniz zaman Cenabıhakk'a tazaruru yalvarır ve yakarışta bulunursunuz.
Bayezid İslami Hazretleri diyor ki ben Rabbi Zülgelailimizi gördüm. Ben dedim ki ya Rabbi sana bu mukadre bu, hayatına yıksın kimselerin yaklaştırdığı kişiler nasıl ulaştılar? Bu buyuruyor ki Cenabı hak iktidar ile ve kendilerini çok küçük görmek suretiyle. Yine Kuran Azimüşşan O bir öğüttür, nasihattir ve bütün emirlerinde Kuran Azimüşşan'ın her bir kelimesinde acayip sırlar vardır. Hikmetler vardır diye ifade edilmiş. Abdullah ibn Enkaz Nursi Gatdesallahü hazretleri. Öyle bir remz, öyle bir işaret ki, öyle bir şifredir ki bu İslam'ın şifresidir, emri ilahiye uymanın şifresidir. Ona ibadet ve taatle tam bir bağlılığın şifresidir. Ona kulluktaki tevazu halidir, ihlastır, sadece ona dönüştür diye tarif etmişler. Yine Kuran Azimüşşan'ı tadim ediniz. Çünkü o sözlerin en güzelidir. Onu anlayınız çünkü kalplerin baharı Kuran Azimüşşan'dır. Onunla sadrınıza şifa hasıl olur.
Şifa kılın, yani Kuran-ı Kerim'le şifaya evin, onun nuriyle Çünkü satırların şifası olur. Bu satırları en çok karıştıran şeytan olduğu için onun bütün sıkıntılarını, onun derslerini, onun iva bozmalarını tamamen ortadan kaldırır ve sizi buna eleştirir. Onu en güzel şekilde okuyun. Ondaki kıssalar en güzel kıssa da size hayat verir. Sizin hayatınıza yön verin. Uykun. Kuran-ı Kerim, Kuran ehlileri Allah'ın dostlarıdır. Onun güzellikleri ile vasıflanmışlardır. Yani bu şu demek, Kuran Azimüşşan'ın ahlakıyla ahlaklanmak demektir. Yine izah ediyorlar Kuran-ı Azimüşşan'ın evet, muttakiler için, emin de ifade edilmiş oldu, mevzuu zatir bir nasihattir. Talih ehli için takip edilecek yoldur. Henke gidenlere tutulduğu zaman bir necattır, kurtuluştur. Evet.
Yolunu şaşırmışlara yol gösterendir, müritlerin yoldaşıdır, ariflerin kalplerinin nurunudur diye Abdurrahman es-Sülemi Rahmetullah Ali Hazretleri ifade buyurduğu tefsir daimimizde deriz. Lafın Kuran önemli ama çok mühim bir yer. Insanın bedeni ikizdir buyuruyor. Ne anlayacağımı bunları? Yani zahirinizi diyor Allah'ın emrine uygun bir hale getirin. Yani şu elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız hep Kuran azim kuşağına uygun hareket etsin demek o. Kuran bizim için inmiştir. Kuran azimüşşan'ın manası ve insanın, insanın ruhu da ikizdir diye buyurmuşlar. Yine Kuran-ı Kerim dillere kolaylaştırılmıştır. Kuran-ı Kerim ilim ehilleri için yine kolaylaştırılmıştır. Kuran-ı Kerim böylece anlayışı onu anlamakla kolaylaştırılmıştır. Artık İrfan ehilleri için daha bir malum olan bir husustur. Onun hırsı ezberlenmesi de kolaylaştırılmıştır.
Kuran El-Buraanu Şibabu, İmamı Uşeylim Rahmetullah Ali Hazretleri buyuruyor. Kuran Şifadır alimlerin cehaletten kurtulması için Müminlerin şirke düşmemesi için. Kuran azimüşen. Ne için? Alitlerin önündeki engelleri kaldırmak için yine Kuran azim düşen şifadır, muhabbet ehillerinin aşk ve muhabbet ehillerine deva için. Yine Kuran-ı Kerim şifadır, bazen müridının yanlışa düşmemeleri için onların kurtulmalarına bir vesiledir. Bitmez. Burada Güneydi Bağdadi'nin Kaddesallahu anh Sırr'a bir millet sözü var kullanmışız. Allahu Teala Celle Celalühü ayetleri dillerin hepsini öğretmiştir. Tamam ki olmaz. O tamamen kemersini Rabbamıza teslim edilmiş. Hep o daha hazırıma geliyor. Rabbimize tamamen teslim etmiş deyince, biz memuriyetimizden dolmayız, ameliyatimizden dolmayız, yani yanlış düşünceler dikkat edilmiş. İşte oğlum kızım ne olacak, İmam Park'ın ne olacak?
Onlar en güzel şekilde olacak dinimizin istediği şekilde olacak. Evet, öyle ki hep bu dillerle konuşur, marifet ehli, marifet ehli, hatta fi lisel bir marifet, Marifet ehli için de bir dil vardır. Yine, Şeriat için de bir dil vardır. Muhabbet ehli için de bir dil vardır. Allah'ımıza karşı yokluğunu ifade eden kimseler içinde bir dil vardır diye izah edilmiştir. Burada asıl İmamı Ali efendimizi mübarek sözüyle sözüyle tamamlamak istiyoruz. Aslında biz Kuran'ın aziz nişanı beyana giremedik bile. Onu bilelim. İlk ayeti celile onunla başlayacağız ama bunları vermeden Neden sizde tesir bir mühür diye? Bunun üzerine durur. E Müslüman Efendi'nin beyanı vesile. Biz bu konulara giremedik. İmam Ali buyuruyor, mentefekelam. Kimin konuşması çoğalırsa, mesela İslam tarihinde beyan buyurur, bir annemiz kırk sene Kuran-ı Kerim'le konuşmuş. Neden böyle yaptın deyince.
Eshabü meal birinin kavrui billlenil deyira geyabeyhunati kişi bir söz söylemez, günde Ekrem bunu kaybetmesin. Benim dilimden yanlış bir söz çıkmasın diye Detaylarına yine de o sözlerle meclisi kirletmemeye de çok gayret edelim. Artık az sözden çok şeyler anlamamız gerek. Hatası da çoğalır. Kimin hatası çoğalırsa, utanma duygusuna kalmaz. Hayası olmazsa, Allah korkusu da kalmaz, eğer ilahi korkuyla yitirirse, kalbi ölür, Allah korusun, hal bürünürse de gireceği yer ateştir. Hikmet ehillerinin kelamı doğrudur ve gönüllere şifatırır. Verir. Allah'ımız, onların o mübarek kelamlarıyla gönüllerinizi