Kur'an'ın Manevi Derinliği ve Ruhun Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Maaric suresinden biraz bahsetmek istiyorum. Yalnız ayat-ı ilahiye baktığımız zaman bir kelimenin altından ifade edemeyeceğimiz çok büyük hakikatler zuhur eder. Bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse bitmeyecek şekilde. Bundan dolayı kardeşlerimizden bizim büyük bir…
Kur'an'ın Manevi Derinliği ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Kur'an'ın Manevi Derinliği ve Ruhun Arınması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Maaric suresinden biraz bahsetmek istiyorum. Yalnız ayat-ı ilahiye baktığımız zaman bir kelimenin altından ifade edemeyeceğimiz çok büyük hakikatler zuhur eder. Bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse bitmeyecek şekilde. Bundan dolayı kardeşlerimizden bizim büyük bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Maaric suresinden biraz bahsetmek istiyorum. Yalnız ayat-ı ilahiye baktığımız zaman bir kelimenin altından ifade edemeyeceğimiz çok büyük hakikatler zuhur eder. Bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse bitmeyecek şekilde. Bundan dolayı kardeşlerimizden bizim büyük bir arzumuz Kuran-ı Azimüşşan üzerinde yoğunlaşmalarını istiyor. Bilhassa gece okunur Kuran-ı Azimüşşan gece nazil olduğu için gece okumak daha evladır. Gündüz de okuruz ama gece tercih edilir. Okuruz, okuduğumuz ayetlerin de manasına dikkat edilir. Şimdi, Bakara suresinden başlanır. Geceler uzun. Yaz da olsa, fış da olsa yalnız bu kış geceleri daha müsait. Manalarıyla birlikte okumamızda çok büyük faydalar var. Yaş ve kuru ne varsa biz onu Kuran-ı Azimüşşan'da zikrettik buyuruyor Cenabı Hak. Hiçbir şeyi eksik bırakmadık.
Yaş ve kuru dediğiniz zaman artık bu zamanda olan hadiselerden tutun, günümüzdeki teknolojiden, artık neyi ifade edecekseniz, hepsi Kuran-ı Azimüşşan'ın içerisindedir. Diyeceksiniz ki Kuran-ı Azimüşşan attan, katırdan, mekkebten bahsediyor binek olarak. Çünkü günümüzde fezada uçuşan vasıtalardan da konuşuluyor. Hani bunu yazıyor mu? Şimdi her şeyi ifade ettik buyurun diyor. Semadaki trafik konuşuluyor şimdi Semadaki trafik. Nahl suresinde Mevla'yı Zülcelal'imiz bize bunu da ifade veriyor. Nahil suresinde Abdan, katırdan, merketten binek olarak bundan bahsediliyor. Şimdi daha bilmediğiniz buyuruyor. Birçok binekler vardır. Vasıtalar vardır. Gönlü tıkamıyor. Ad, merkep, katır deyip önünü tıkamıyor. Bilmediğiniz daha nice vasıtalar var buyruluyor. Biz evrad ve ezkar aldığımıza göre yaptığımız bütün vazifeler bunun içerisinde. Öyle mühim bir görev icra ediliyor ki tarifi mümkün değil.
Ne tarif ediliyor? Mesela buyruluyor ki bize namazlarımızı geçirdiğimiz, geçirdiğimiz namazlar için mutlaka gazasını yapalım. Allah'ımız Kitabı Kerim'in de namaz hakkında yüzlerce ayat-ı ilahiye geçiyor. Ve sonra murakabe ehillerinden söyleyeyim ki imrenelim diye söylüyorum. Çünkü Ey yarışanlar asıl bu iş için yarış. Asıl bu iş için yarışın. Bu da nedir? Mesela Allah'ımızın kuluyla beraber oluşu Hadid suresinde dördüncü ayet için nerede olursak olanın Rabbimizin bizimle olduğunu bilmek. Hiç şüphesiz Rabbimiz bizimle beraber ama bunu hissedebilmek diliş. Bize Efendimiz Aleyhisselam'ın Ashab-ı Kiram'ını ruhen yetiştirdiği, olgunlaştırdığı, görevi üstlenen mürşid-i kamillerimiz böyle söylüyor. Mutlak Cenabı Hak önümüzde, arkamızda, sağımızda, solumuzda, altımızda, üstümüzde Her an bizi görüp gözetlemektedir. Bunu biliyoruz biz. Bunu ilim olarak biliyoruz. Ama ne yapıyor ehlullah?
Bunu yaşayacaksınız diyor. Rabbimizin bu beraberliğini, bu yakınlığını kalbimiz hissedecek. İşte buna çalışıyor, buna gayret ediyor. Diyor. Bunu bilen bir insanın hiç vaktini zayi etmesi mümkün değil, gidemez. Udbetü'l Ulam diye mübarek bir zat var. Bu çokça taatte bulunuyor. Diyorlar ki üst lazım, fazla yoruyorsunuz kendinizi, biraz istirahat edin. Yarın diyor kabirde istirahat ederiz. Burada diyor, yorulalım. Said'in Nursi Gaddesallahu sırrı Hazretleri de aynısını söylemiştir. Buyuruyor ki orada çok istirahat ederiz. Asıl burada gayret gösterelim. Çünkü öldükten sonra her şey biter. Üniversite imtihanını düşünelim. Şimdi yavrularınızın yavrularımızın çok çalıştığı zaman gecesi gündüzü çalışıyor. Neden? Haziran ayında imtihanları var. Bu imtihana girdikten sonra çalışacak olsa bunun bir anlamı olur mu? Bu okul kazanabilir mi? Ama çok çalışıyor, bitmiştir. Çünkü o zamana kadar.
Bunu Mevlana'mız ifade buyururken ömür rüzgarı başınızda eserken Yap. Ondan sonra biter. Efendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem Kişi doğduğu günden itibaren başını secdeye koysa, ölünceye kadar devam etse yine de rafıma karşı bir saatte bulunamadın diyecek yarın huzur-u ilahide. Şimdi ekim zamanı var. Ekim zamanını geçirdiğimiz zaman hiçbir ürün alınmaz ve faydast olmaz. Ekim zamanı şu hayatımızdır. Yapacağımız iş daha hayatta iken. Bunun da ne zaman geleceği belirsiz. Sıddıy-ı Azam gibi radiyallahu anh ölüm gelse ne yaparsınız olduğum hal üzere kalırım. Çünkü bir iksiyim. Kendilerini kusurlu görürler. Bir ağacın üzerindeki hoşa da güvenir ama hazır olduğu için değişik bir durum yok. Her an kul olduğunun bilinci içerisinde. Bu bize büyüklerimizin verdiği ölüm tefekkürü deniyorsa ölüm tefekküründen maksat ve gaye budur. Buranın fani, oranın ebedi olduğunu bilmek.
Burayı cennet zannetmemek. Cennet orada. Burayı cennet zannedip böyle hiç ölüm gelmeyecekmiş gibi başımıza hareket etmemektir. Rabbimiz Cuma suresinde buyurur. Cuma suresinin biraz alt kısımlarına doğru indiğiniz zaman görürsünüz. Ne kadar ölümden kaçsanız bile o mutlak başınıza gelecek buyuruyor Cenab-ı Hak. Siz ölümden kaçıyorsunuz. İnsan ölüm dendiği zaman ürperiyor. Çekiniyor tabii. Ama bu sizin başınıza gelecek. Bunu biz yaşayacağız. Açığı da gizliyi de, ne yapmış isek, gönülden geçen de geçmeyen de, gizliyi de, gizlinin gizlisini de ister ister ifade edelim ister etmeyelim hepsini bilen Cenabı Hak'ın huzuruna varacağız. Yaptıklarımız mutlak orada haber verici. O zaman burayı büyük bir sermaye bilip çalışacağız. Böyle olan bir kimsenin aile hayatı düzgün olmaz mı? Akrabasıyla münasebeti düzgün olmaz mı? Konusuyla komşusuyla hayatı güzel geçmez mi?
Beşeri münasebetlerde olgun olmaz mı? Çocuklarını ıslahta ve irşatta gayret etmez mi? Yaşantısının her anının emri ilahiye muvafık olması için çaba göstermez mi? Her anına dikkat eder. Dili Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çokça ifade buyurdukları için söylüyorum. Dillerine sahip olurlar. Kendilerini mesul edecek hiçbir söz konuşmazlar. Şahitsiz, ispatsız bir ifade de bulunmazlar. Çünkü size bir fasık geldiği zaman araştırın, bir haberle geldiği zaman araştırın. Aman ha dikkat edin yanlış bir muamelede bulunmayın. Gözüne de dikkat eder diğer bütün azasına da dikkat eder. Çünkü bu iş bizim başımıza gelecek. Eyvah demenin hiçbir anlamı, hiçbir manası yok. İşte ölüm tefekkürünü biz bunun için yapıyoruz. Yoksa gözümüzü beş on dakika kuru kuruya kapamak değil mi?
Buranın cennet olmadığını, buranın geçici olduğunu, buranın ebedi olduğunu, o alemi cennet etmek için burada bulunduğumuzun tefekkürüdür. Onu düşüneceğiz. O zaman cemiyet ne kadar güzel bir cemiyet olur, insanlar birbirine ne kadar ısınır, ne kadar sevgi duyar, hiç dedikodu olur mu? Hiç boş sözler olur, olmazsa mı? Çünkü hedefini biliyorum. Siz bir iş sahibini, bir iş sahibini tutup da yolda uzunca konuşmaya, görüşmeye tabi tutamazsınız. Mümkün değil. Anlat askerliğini, anlat şu geçen vakayı desen hayırdır. Benim günüm çok kısıtlı. Çalışacağım, bugün işlerimi halledeceğim. Zaten programlanmıştır. Bugün de yapacağım işler diye sabah önüne konmuştur onun. Nerelere gidecek, ne yapacak, hangi işi yürütecek, o tespihli. Onu yetiştirmek için akşama devamlı bir gayret içerisindeyim. Biz yarın ahirete mutlak yolcu olacağız. Onun için işler önümüzde bitmesi de mümkün değil. Neden mümkün değil?
Onlar Allah'ı hakkıyla Celle Celalü takdir edemediler. Bu Ehlullah'ın Kuran Azimüşşan'da Ayet-i Celileyi ele alıp yaşantılarının Hanipir Lemyezele karşı hiç olduğunu, bir şey yapmadıklarını, acziyetini, onun da azametini gösteren ayetin celiledir. Mümkün mü onu takdir etmek? O zaman bizim işlerimiz pek şu. O zaman neden biz bu işleri bilmiyoruz? Bir problem var kafamızda bir sıkıntı var bizim. Gönlümüzde de bir tatlılık yok. Harmakarışık bir halimiz var. Kafa karışık, gönül karışık, işler dolaşım. Her şeyimiz bu. Nasıl çözeceğiz? Bu problemi biz nasıl çözeceğiz? Fizikte nasıl çözüyorsunuz? Formülü uyguluyoruz. Üç, kuvvet, enerji. Formülü uyguladığın zaman derhal problem haldedir diyor. Bu kafadaki karmakarışık inanç noktasında karmakarışık. Diysem çok hayret edersiniz. Ahirete inanmayan zümrenin kimler olduğunu desem hayret edersiniz. Siz araştırın. Bu kadar kafalar karışık.
Gönüller bambaşka. Namusu varken bir başkasının namusunu düşünüyor. Hile düşünün. Huda düşünülüyor. Bir başkasının ayağını nasıl kaydırırım? Neler neler. Karmakarışık Evde bir geçim yok. Üstadımızın buyurduğu gibi Ailesi ağlar ne ola suçum Düşündüm sizleri ağardı saçım kimseye diyecek sözüm kalmadı. Kardeş kardeşle bacı bacıyla, dayı yeğen dayıyla hep birbirleriyle karmakarışık bir durum. Nasıl küsecek? Gönül de karışık, ev hayatı da karışık, ticaret de karışık. Bir kere alıcı satıcıdan, satıcı alıcıdan hiç emin değil. Acaba beni nerede aldatacak diye tereddüt ediyor. Bütün bir kuşku içerisinde. Bunu çözeceğiz biz. Güç, kuvvet, enerji, fizikte bu. Bir misal olarak söylüyorum. Bunu uyguladığımız zaman problemi çözdüğümüz gibi bu sıkıntıları da başta Zat-ı Kibriya'yı tanıyacağız. Kimdir o Mevla-yı Zülcelal? Biz nerede olursak olalım bizimle beraberdir.
Sadece birini söylüyorum yoksa hiçbirisini anlatır Halık sonsuz kudretiyle bu alemde muhatap olarak kimi seçmiştir? Formül işte. İnsanı seçmiştir. Muhatabı insandır. İnsan nasıl bir varlıktır? İnsan zayıf bir varlıktır. Bir bakarsın düzgün devam gideriz ibadete, taate. Bir de bakarız sırt çevirir. Bir gün olur ağlarız, bir gün olur evimizi, barkımızı, gazabımızla yanlış hareketimizle dağlarız. İnsan bu. İnsan helludur. Ne demek hellu? Ayet celalenin devamı izah eder. Ona bir sıkıntı geldiği zaman tahammülü yok. Hayır kendisine bir menfaat geldiği zaman da çok kimdirdir. Hani o fakirliğinde ikramın oluyordu? Varlık sahibi olunca Tavır bu. Biz o zaman ne yapacağız? Kendimize kendimize iyi bir yol çizeceğiz. Çünkü bizim yaratılışımızda programlanmamız nedir? Bir erikten herhalde vişne beklenmiyor. Vişneden de erik beklenmiyor. Ne ise o tabiatında. Bizim tabiatımızda Kulluk vardır.
O zaman kulluğumuza riayet edeceğiz. Çözüm bu, başka yok. Biz kuluz. Rabbimize mutlak itaat edeceğiz. Üçüncü olarak bu dünyanın Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin buyurduğu gibi ya Abdullah ya bir garip yolcu ya bir garip ya da bir yolcu gibi ol kendini de kabir ehlinden say. Benimle bu dünyanın misali bir yolcunun ağacın altında biraz istirahat edip de orayı terk ettiği gibidir. Ahiret, ora ise ebedidir. Burada bir husus sayıldı. Bunlara dikkat edersek kurtuluruz Allah'ın izniyle. Bu Maarif suresini anlatmakla bitiremeyeceğiz. Bitmez. Sadece bir ayet-i celilesi'ne alsanız yine bitmez. Kısaca söyleyebilirsin. Kimdir bu? Kim olacak? Müşrikler. Dinlerde hani başımıza gelecek olan azap. Ve sonra o gelecek belayı hiç kimsenin savması da mümkün değildir. Gelecek o. Kıyamet gelecek, ölüm mutlak gelecek. Kabir girilecek, hesap verilecek.
Hangi simada kalkacağız, belirsiz zuhur edecek, defterler alınacak, mizan kurulacak, sırat, mahşer hepsi hasıl olacak. Burada diğer surelerde geçen kafirlerin özellikleri anlatılır. Diyorlar ki hani peygamberin söylediği azap hani diyorlar. Diğer surelerde geçen diyorlar ki Muhammed bize diyor ki bela gelecek diğer peygamberler de öyle söylüyor. Nuh aleyhisselam öyle diyor. Salih öyle diyor. Hud öyle diyor. Lut öyle diyor. Bak bir bela gelecek diyor. Hani diyorlar. Öyle bir kafasız ki bunlar başlarını taşın altına tutuyorlar. Hani diyor taş yağdıracaksa yağdırsın diyor. Bu kadar kafasız. Hani diyorlar gelecek Şimdi tefsirlerde maaric yani Miraç sahibi dendiği zaman bu derecelerin sahibi diye ifade edilir. İşte asıl bitiremeyeceğimiz hususlerden birisi bu. Kısaca geçeceğim. Siz bunu araştıracaksınız. Öyle bir Allah'ımıza yakınlık derecesi ki onu siz hesap edemezsiniz.
Biz hesap bilemeyiz onu. Allah'ımıza yakınlık. Bu bizim bu mübarek yoldaki çalışmamıza, kalbimizdeki güzelliklere göre değişir. Onun için bu mübarek yol hayırlı insanların yoludur. Şu seçkin insanların yoludur. Ashab-ı Güzi'nin yoludur. Tabiinin yoludur. Tebe-i Tabiinin yoludur. Mezhep imamlarının bir imamı Nevevi gibi hadis aleminin, Fahreddin-i Razi gibi büyük müfessirini izamın yoludur. Biz de onlara ısınmaya gayret edeceğiz, yollarını tutmaya azami derecede önem versin Resulullah ve bu dereceler enbiyanın derecesi ve sonra amellerin, Acaba amellerimiz yükseliyor mu Cenabı Hak adına? Bunlar, misair cennetteki dereceler, yüz derece vardır buyruluyor. Bu derecelerin arasındaki fark semavat ve arz kadardır. Daha birinci kat semadan ışığı gelmeyen yıldızlar vardır, ölçülemez. Siz buyuruyor Firdevs cennetini isteyin.
Dereceler ahlakın derecesidir, nefsin derecesidir, ruhun mertebesidir, sırrın dereceleridir. Tarifi mümkün değildir. Melekler ve ruh dediği de Cibril aleyhisselamdır. Oraya miktarı, miktarı dünya senesi ile elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar. Ama Ehlullah'ın gönlü, hız açıp huyumcaya kadar da diyemezsiniz. Çok kısa bir zamanda. Ehlullah'ın kalbi tarif edilemez. Onu siz hesap edilemez. Biz burada yaya giderken bisikletle, motosikletle ve diğer vasıtalarla, uçakla, füzeyle gidildiği gibi tarifi yine mümkün değildir. Onlar gönül miracını yaparlar. Manevi burakla gönül miracını yaparlar. Budur, fark bu işte aslında. Asıl imreneceklerimiz bunlar. Boşa vakit geçirecek zamanımız yok bizim. Sen güzelce sabret. Bunlara inkar ediyorsun. İnananlara müjdeyi, inanmayanlara azabın geleceğini söylüyorsun. Ama onlar haydi gelecekse azap başımıza gelsin diyor.
Habibullah da buna üzülüyor sallallahu aleyhi ve sellem. Habibim sen güzelce saf et. Hicr suresinde geçer. Saf hal cin gibi. Onlardan güzelce vazgeçsen. Yorma kendini. Demek ki Habibullah çok üzülüyor ki Halık'ül Lemyezer onu teselli buyuruyor. Teselli. Habibim sen üzülme. Eshabimle Ne üzülüyorsun Habibim? Şüphesiz Rabbin hakkıyla her şeyi bilendir. Mutlak bilendir. Biz sana Fatiha suresinde verdik. Kuran'ı Azimüşşan'da verdik. Ne sen üzülüp duruyorsun? Senin üzüleceğin hiçbir şey yok. Öyle üzülüyor ki, Şeyh suresinde geçer. Allahu alem Şura veya Şuara suresinde de geçer. Diye geçer. Onlar inanmadı diye sen kendini habibim helak edeceksin. Onlar inanmadı diye sen kendini mahvm edeceksin. Ya Muhammed inanmıyor işte. Demek ki çok düşünüyor Esselamle.
Rabbimiz Celle Celalühü bu yani kitaba inanmazlarsa İnanmıyor, kibir ediyor, yalanlıyor, olmaz diyorlar üzülme abim ve bu yüzden helak olurlarsa arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edecek. Bunlar gözünü yumduğunda azabı görecek, azabı görecek, sıkıntıyı görecek, meşakkati görecek diye kendini mahvetme abi. Allah'tan korkanlar için bu bir öğüttür, bir nasihattir. Haşyet sahipleri için Taha Peygamberimize hitap buyuruyor. Sana zahmet çekesin diye biz Kuran'ı indirmedik. Sen tebliğ edersin. Sen zorlayıcı değilsin. Öyle ki bir kafirin kapısını otuz defa çalmış. İman etmiyor. Diyor. Peygamberimiz için bu sihirbaz, bu sihirbaz, bu sihirbaz diyor. Efendimiz yine kapısını çalıyor, yine kapısını çalıyor. Yorma Habibim kendini yorma diyor. Ehlullah da herhalde ayaklarınıza tura bulunayım aman ha yanlış hareket etmeyin demeleri Resulullah'ın şefkatinden geliyor, merhametinden geliyor.
Üstadımızın üstazı da eğer diyor doktor bu hastalık bir başkasında olsa başındaki rahatsızlık başını bir şu duvara vurur, bir de şu duvara vurur. Bir şu duvara, bir bu duvara vurur. Saatlerce görüşüyor aman ha Ümmet-i Muhammed'e bir sıkıntı gelmesin diye. Derdini, edemin, sıkıntısını, her şeyini unutmuşsun. Yeter ki ümmet-i Muhammed kurtulsun. Fas bir sabran gemiyle Habibim sen güzelce sabret. Daha nasıl sabretsin? Sen kabir diyorsun, ölüm diyorsun, azap diyorsun. Onlar bunu yakın görmüyor, bunu çok uzak görüyor. Akillarını almıyor zaten. Akillarına hassa, halka haline güler mi o? 0 şu kıymetli vakitleri boş yere geçirir mi? Mümkün mü? Şahidi olmadığı hususları buluşturur mu? Uzak zannediyor. Biz ise onu yakın dönmekteyiz. Hiç uzak değil. Semavat buyuruyor bugün erimiş maden gibi olur, bükülür. Az bir Kayseri sallandı da gördünüz halleri. Dağlarda atılmış üne döner.
Öyle ki dost dostun halini soramaz sıkıntısından dolayı. Ayşe Sıddıyka validemizin radiyallahu anh'a buyurdukları gibi Ya Resulallah herkes uryan olarak çıplak olarak kalkacak diyorsunuz. Bu nasıl olur deyince o günün şiddetinden hiç haberleri olmayacak. Ve bu azap birbirlerine gösteriliyor, görüyorlar azabı, gösteriliyor. Öyle ki bu azaptan kurtulmak için her şeylerini feda ederler. Yeter ki şu azaptan kurtulalım, her şeyimiz yok olsun derler. Semavat ve arzda ne varsa hepsini kendisini koruyan ailesi, kabilesi, ne ise hepsini konusunu, komşusunu, kardeşini, oğlunu ve bütün yakınlarını feda eder, yeter ki şu azaptan kurtuluyorum diye. Rabbimiz buyuruyor ki fakat ne mümkün, ne mümkün. Bilinmeli ki o cehennem alevlenen bir ateştir. Leva alevlenen değil mi? Öyle ki derileri havuru soyulur gider. Yüz çevirip geri dönen ve cema, ve servet yiyen kimseyi kendine çağırır, o ateş.
Bundan sonraki konu arz etmeye çalıştığı insanın haleti ruhiyesi bildiriliyor. Kurtulan zümre haber veriliyor. Hiç şüphesiz imanlı olan müminler zerre kadar kalbinde imanı olan kimseler Cenabı Hak sıkıntı vermesin. Hesap görmeden, azap görmeden, sıkıntı görmeden kabirde mukarrebun dinen zümre hiç hesaba çekilmeden kolaylıkla Rabbimizin huzuruna varacaklardır. Mükerrreb zümre. Evradına dikkatli, ezkarına dikkatli, sair taatlerine riayetkar olan kimseler bunlar son derece hakka aşık olan üns, Cenabı Hak ile dostluk şarabını içenler, her yaptığı işi aklı başında olarak yapan kimseler, gecesini gündüzünü Rabbim beni görüyor duygu ve düşüncesiyle onda yok olup onunla var olan fena ve beka ehli kimseler hesap kitap bir şey görmeyecekler. Bunun dışında asi olan müminler, Cenabı Hak korusun, azap şekerler, şefaatçilerin şefaatiyle kurtulurlar, kafirler de ebedi orada kalırlar.
Müminiz elhamdülillah Rabbi Zülcelal'imiz bu tehlikelerden bizleri muhafaza buyursun. Buna düşen kimselerimize de Cenabı Hak hidayetler lütf etsin. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın ruh tayyibelerine eadin ashabına peygamberanı zam ve piranı zam bütün geçmişlerimizin ruhlarına menfaat yok. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.
Kaynak: Genel
Kur'an'ın Manevi Derinliği ve Ruhun Arınması | Mihmandar