Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Allah'ımızın Kitabı Kerim'in de de bunu anlayabilmemiz için, Rabbi Zülcelal'im etsin. Kuran-ı Kerim'in mutlak anlamda ana konusu Allahu Teala'dır. Ayetlerin nüzul sürecinde veya kıyamete kadar sonrasında onu hakkıyla tak deyip edemeyenlere yüce Allah kendisini tanıtmıştır. Bu tanıtmadaki amaç şirkin özünü oluşturan atıl, insanların ve dünyanın gidişatına müdahil olmayan, bu kötü anlayışı yok edebilmek için Kuran-ı Kerim, Mekke döneminin on üç yıllık sürecinde konu olarak Allah'ın yaratma ve emretme de birliğini ele almıştır. Halıkül Lemgez'e kendisini tanıtırken bunlardan birkaç misal. Benzersizliğini. Hiçbir şey ona benzemez. Hiçbir varlığın ilmiyle onu kuşatamayacağını.
Hiçbir varlığın ilmiyle onu kuşatamayacağını, gözlerin kendisini idrak edemeyeceğini, tüm noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu uyumak, yemek, içmek gibi. Hüküm yalnızca kendi denetiminde olup Allah'a rağmen kimsenin helal ve haram tayin edilemeyeceğini, ilminin sonsuzluğunu, hiçbir varlık sevilirken Allah Celle Celalühu sever gibi sevilmeyeceğini, rızık verenin ve mülkünde ortaksız olanın kendisi olduğu gibi Kuran-ı Kerim'in hemen dörtte üçü zatı kibriya'nın sıfatlarını, fiillerini, isimlerini ve zatından bahsedilir. Zatının yüce sıfatlarını anlatır. Onu neden tanıyacağız? Neden tanimamız gerekir? İzah gidilecek. Yüce Rabbimiz kendisine insanı muhatap aldığına göre Kuran-ı Kerim'in ikinci konusu da insandır. Başta kendisinin tek olduğunu, işinin ve benzerinin olmadığını, rızık verenin, hayat verenin olduğu beyan buyrulmaktadır.
Yüce Allah Celle Celalühü kendisine insanı muhatap aldığına göre, ikinci konusu Kuran-ı Kerim'in insandır. Daha açık bir ifade ile Kur'an-ı Kerim'in üçüncü ana konusu da dünyadır. O zaman insan nasıl bir varlıktır? Bunu da bilmemiz lazım. Allah'ımızın eşi benzeri yok kendisinin nasıl Rasul'ü bize böyledir. İşte bundan gaye insandan önce varlık olarak tanınması sonra da iyi yönlerinin geliştirilip kötü yönlerinin ıslah edilmesidir. Çünkü insan Mevla-i Zülcelal'imiz burada ayetlerine izah buyuruluyor. Bu çift yönüyle şu şekilde tanıtılıyor. İnsan çift düğünü bir topraktan yaratılmıştır. Sonra zayıf bir varlıktır. Şeytan onun en büyük düşmanıdır. Bol nimet elde ederse böbürlenmeye başlar. İnsan Rabbine karşı çok nankördır ve cimrileşir. Münakaşa etmeyi sever. Sıkıntıya düştüğünde Allah'ı hatırlar. Artık sonradan nankörleşir. Kuran-ı Kerim insana sık sık yaratılış maddesini hatırlatıyor.
Senin yaratılışın bu muydu ki insan bulduğunun bilincinde olup başıboş yaratılmadığını. Öylesin ama sen başıboş da değilsin. Daha bırakılan bir hayvan gibi olamazsın. O bir yerden ot koparsa hırsızlık yaptı dinmez. Başka bir alakada bulunsa zina etti dinmez. Sen böyle değilsin. Onun için bir ceza yok. Çünkü bu mesul bir varlık değildir. Size buyruluyor, mesulsünüz. Her yaptığınızdan sorumlusunuz. İnsan her yaptığının karşılığını mutlaka kendisine verileceğini unutmamalıdır. Hayır işlemişse. Hayır. Şeyh, ses. İnsanın yüce Allah'a olan imanı Kuran'ı Kerim'deki tevhidle ilgili ayetlerin ona olan kulluğu, ibadet alanıyla ilgili ayetlerin, şimdi tevhidle, inançla alakalı olan yön Kuran-ı Kerim'de bize neyi bildiriyor? Ona kulluğumuzu bildiriyor. Ne demek bu? Açtığınızda, Nur suresini sadece Allah'u Zülcelal'e kulluk edin. Bütün peygamberler bunu söylerler. Sırf Allah'a kulluk yapın.