Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Ayeti celileden mukaddem, Fahri Kainat Efendimiz'in üzerine Salavatı Şerife getirmenin Hazaili hakkında bir hadis-i şerif nakli beyan edelim, badeler dualar edelim, ola ki Rabbimiz Teala ve tekadde sazratları şu mübarek gecede gittiğimiz dualarımızı gergah-ı hicretinde ahseni kabulle makbul eyleye, fıkıhlarımızı aht eyleye, evvela bu fakirin lisanına hapt u halel hapa rezelavdan hırstı himaye eyleye, Tefsi'l-ı tefsir, fahfe kırk sekizde. Can kulağıyla dinliyor cemaatimi biliyoruz. Allah cimresinden, cümlemizden razı olsun. Şu gecede Rabbimizin rızası böyle hızlı yağan yağmurları gibi akıyor efendim. Allah rızasına kavuştursun. Ebi Hüreyre Hazzratlarından Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor.
Hasan söylemiyor, Resulullah söylüyorsunuz. Aradan onu çıkar. Peygamberin kelamını dinliyoruz. Ya Eba Hureyre, ey dinneti ashabım hepimize birden, ey dinneti ashabım, buyur ya Resulallah. Yarın yevz-ı kıyamette arşın gölgesi altında, arş-ı Azamın gölgesinin altında herkes güneş bir mızrak boyu inmiş, böyle millet birbirine giymiş, şu susacak ne değil bunlar? Yani güneş bir mudurak boyu ermiş, diyor bak. İnmiş. Beyinler zokur zokur kaynadığı gün. Benim ile elleşmek elimden öpmek, benim ile elleşmek isteyen, arşın gölgesinde gölgelenmek isteyen hep istiyoruz elhamdülillah, Allah'ım, bize nasip versin inşallah. Arşin gölgesinde gölgelenmek isteyen, benimle elleşmek isteyen, elimden dökmek isteyen peygamberimiz, benim elimi öpmek isteyen akıl istemiyor. A, rüyada olsun bir elini öper düşsem.
Rüyada olsun bir elini öpsem, bana her gün yüz defa felevahtı şerife göndersin böyle istiyorsa, Aişe Azamın gölgesinde gölgelenmek istiyorsa, benim gelip elimi götürmek istiyorsa, Künde yüz Talebatı Şerife getirsin bana. Diğer bir hadis-i şerifte de ya Eba Hureyre, ey Ümmeti ashabım, şefaatime en evvel nail olacak kimse bana daha çok salavat-ı şerife gönderenlerdir. Zebanlar elleri bağlayıp, ayakları bağlayıp yüz üstünü cehenneme götüreceği zaman Muhammed aleyhisselam yetişip bırak elini, ayağını bırak. Bu benim ümmetim günahı var, onun için götürüyor ama Televatı Şerife de var. Ben muvaffak ediyorum. Yahut Muhammed aleyhisselam bu cehennemlik olan kimseyi elimizden alıyor. Habibime bağışladım, bırak. O benim dostum olur, onu güldüremez. Böyle peygamberimiz var. Bir o değil, kendi peygamber Vali-i İman. Bir o delil, dini bükdüğün sahabe şefaat etmeye çıkacak.
Bir o delil, ilmi ile amel eden bütün ulema araya çıkacak, göndermeyeceğiz cehenneme. Cevabımın bir kısmını veriyorum Ya Rabbi. Yetmiyor, bir kısmını daha veriyoruz. Yetmiyor. Bir gün cevabımı veriyorum. Oku kardeşim kurtulsun da benim cehenneme girersem girmeyeyim diyor. Allah hacı ikinizi de affet diyor. Bunlar da kitabımıza doğru yazıyor ya, bunlara güven ve yatıp aşağıya gitme diye, bir ki sıkıştırarak sıkıştırarak ağız girdik. Şimdi de ağzımızın tümü açıldı elhamdülillah. Şimdi elim başıma demişken Kuran-ı Kerim'i de size buyuruyor. Yani Allah'ımızın Leyle-i Kadir'de buyurduğu ayeti celîdeyim. Buyur hocam. Ettahu billah bismillah. Sen buyur bir aşkla. İçinde şu gıcık bebekler ile böyle çığrılan şahadet-i rabımız duysun da bizi cehenneme soktun, hiç inanmazdım bunu. İbrahim bin Ete mazvatları bu kadar bir cemaat aldı. Hepiniz bana bir şey için rica etseniz ne derim?
Kabul edelim Ya İbrahim. Ben padişah sana kabul ederim de Allah padişahlar padişahı sana bizi affeder mi etmez mi diyoruz. Hep biz affeder biliyorum affedica'nın. Helham bir diyorsa ey Ya Rabbi, sen bilem. Dediğimiz gibi ey Ya Rabbi. Amin. Mevlamzı dinliyoruz şimdi. Bunun kelamını dinliyoruz. Arada bir bahttayız. Muhakkak biz azrı müziğe, Kuran-ı Aliyi bir gecede indirdik. Ali olan bu Kuran-ı Kerim'i bu gecede indirdiğinden bu gece çok şereftir. Bin aydan hayırlı oluşu Kuran-ı Kerim kendinde nazil olduğundan, Bu Kuran bildiği gibi değil, kanaatımız olsun, kanaatımız olsun bir arkadaş geldi. Fıtıydı ağzıma dedi ki, kırk bin ahçe borcum var ya, Sıddık, dedi. Dedi ki, Yarkın'ı vereyim Elham'ı Yarkın'a kadar oku, dedi. Euzu defmeleği çekti. Amin. An yirmi bir dahadır. Teşekkür ederiz, dedi. Allah razı olsun ya. Çok sık, dedi. Tek zenginiz, dedi adam, züccarı.
Hiç erdinleri yutme, iki harfine de müsaade gelmez. Bir harfine gidip kaç dal kadar altın birden binecek gelmez. Kuran-ı Kerim bu, dedi. Yani Kuran-ı Kerim. Allah'ım bunu dinlemeyi dinlemeyi Kuran'ı şöyle koyduk ya Kuran'sız ev haraptır, ahındır. Orada illa Kuran okunacak. Yavrular Kuran okuyacak evde, o zaman dinletlenecek ev. Melekler olacak o eve inşallah. Daha da devam edeceğiz. Yani cehalet karanlıklarından insanı kurtaracak yollarını bildiren, Kuran-ı bir leyleki hadilde izale eder. Allah'ım kendi buyuruyor yani dünya zundandır, zundan. Güneş yok muydu hocam? Ay yok muydu? Ay güneş vardı, lambalarda vardı ama cehalet karanlığı vardı. Cehalet karanlığından insanlar kendi kız çocuğuna diri diri toprağa görüp gömüp yetiyordu. Yakın kelebi iman ettin, ağlıyor. Neye ağlıyorsun? Dedim. İman ettin de yoksa pişman mı oldun? Şu elim ile altmış kere kızımı kestim, dedi şu ellerim ile.
Gelin kapısında bölünür de ben utanırım. Gihyanın kızı, planın evindeki yerin deliler de ondan haya ediyorum, dedi. Daha iman gelmedi, İslam gelmedi. Bunun için, bunun günahının için ağlıyor deyince Cebrail, ne ağlıyor dedi, Yahya. Sen biliyorsun ya Rabbi. Birbiriyle ilgili diyor ki cehalet devrinde yaptıkları günahların umumu asolun, umumu asbolun. Demek ki cahil atmışken, ızdırrı tepmekle asbolunur da şu gecede günahı hapiste kalacağını zannediyor mu? Ama tövbe etmemiz lazım, tövbe olsun ya Rabbi. Şimdi boğazımız sonra da tövbe vereceğiz, hatma havacı gem yapacağız, Allah diyor ya. Boylayacak, kar gibi ezecek inşallah. Nerede elim kask güldürsek bu kadar böyle cumadı mı üstünde? E, acını unutma, takılı olur inşallah. Ya Ekreme gusül, resullerin en mükerremi. Ey Ekrem ar gusül, ne şey bildirdi sana leylayı kadr hangisi şeydir? Neden bildin? Ben bir bilmeseniz kim bilebilirdi? İyi dinle.
Yani Leyla-i Kadir'in adamasını, o gece o gece olan hayra ve hasenatını ürünün derecesini sana hangi şey bildirdi? Bu kadar derecesi yüksek. Ne kadar yüksek hocam? Ne kadar yüksek, birini vergi sevemem. Kadir gecesi bütün ömürdeki erilen günahı su gibi eritir. Öyle mi gece bu gece? Onun için millet bu sıcakta birbirine yapmam, her şekilde soruyor. Akşam namazını kıldı. Tövbe estağfurullah. Akşam yemeğini yedi, yemeden izleri çocuklar caminin kapısına bak. Bıl bıl bıl bıl. Kadınlar gerçekler giriyor. Ne oldu Yavuz bunlara dedim. Bu gece aksolunman için toplanıyorlar dedim onlar. İnşallah yok yerine akşamdan beri diyecekler mi insan? Sade aksolunmayacak inşallah. Deyda-i kadiri kayıbun min el fi-i şeyhin. Dinliyoruz. Deyda-i kadiri bin ayda mı kayıldı? Bin aydan mı kayıldı? Bin ayınızı fenemizde yapabilirsem seksen iki seneden kayırdı.
Bir gece bu gece insanın yaşı bastın tek sene varamayacağı için bütün gönlünün günahını aktıracağı belli oluyor ki seksen iki kere buhar, hesap ettin mi böyle kaleme aldı mı din ay? Elhamdülillah. Yani Kuran nazil olan gece, kendisinde leyleyi kadir bulunmayan din aydan hayırlı diyen anlar. Sen sakın'den ağzından çıkarsana inanıyorum Allah kelamı olduğu için. Ben de sakın inanıyorum. Sen de inanmıyor musun? İnancımız bizi kurtarıyor zaten. İnanmaya da olsak cayır cayır yanarız. Kafirler inanmadığı için kafir oldu. Bu Müslümanlar inan inandığı için buraya doldu. O besbelli bir şey. İnananları ben diyor, affederim diyor elhamdülillah. Daha kenezzelül melaiketuz zervuhu fihad izrapi himmi külli emir. Melekler, Şemadaki melekler. İyi dinle.
Semadaki melekler, semadaki melekler, leyleği kadir melekler ve Librili Emin, şimdi Cibril-i Emin'le beraber meleklerle, her biri emir için Rab'l-Arabî Hazretleri o gecede nazil olurlar, müminlerin arasına girerler. Sen yalnız oturmuyorsun, meleklerle oturuyor. Bir tane melek bir alanın müziğini dibine sular buradan olduğu için. Şu dünyanın bir tanesi yansa birbirine sıkıntı vermediği gibi, sizin gel ki, bildiğin isteyen melekler dolu şimdi burada. Değil mi? Cibril-i Emin de içinde. Bütün dünyayı geriyorlar camileri, geriyorlar, seyrediyorlar. Niye diyor Allah'ın kulları diyor. Şöyle okuyorum, Nimet-i Emin de iner öyle mi? Ey Allah iner, diyor. Allah iner, diyor. Tenezzdelül melaike su ver ruho. Oktan muaf Cibril-i Emin diyor dertirler. Kolay iner. Yani leyle ifadesi öyle bir mübarek gecedir ki o gece de semadan yeryüzüne müminleri ziyaret etmeyen için ey Allah'ın kulları.
Bensiz tüm adam ve hep nimete giden insan zannediyordum. Ziyaretim de gelsin. Kabrimiz mübarek olsun diyor gibilerin. Melekler de amin diyorlar. Şimdi hep böyle etrafımızda, duyulmuyor dersleri. Yalnız Adana'da vaaz verirken bir cephe kumandanı eski zamanda bana şöyle madancalarını gösterdi. Vallahi hoca Cibril'in ve meleklerin sesini ben duyuyordum, dedi. Adana'dan. Öyle Allah kulağı açık kullar da halk ediyorum. Ben ve üstü far ederek etmek üzere Cibril-i Emin ile beraber melekler dünya ve ahirete müteallim her emir için raflarını izniyle dinerler. Baktık ki akıl olunmayacak, yiyecek dahi gibi olanlar var içinde. Yine ben günah giderim diyen var. Ramazan'da kılarım amma sonra kılmam diyen var. Onları kurtarmak için istiğfara başlarlar Cebrail Aleyhisselam ve melekler estağfurullah. Ya Rabbi şu mümine aftır estağfurullah. Bak melekler de yardıma geldi şimdi.
Cibril-i Emin de yardıma geldi ve ehl-i imanı ziyaret bin yeryüzünü ve abidlerin ibadetlerini şehit temaşa ederler. Yani ehl-i imanı ziyaret ederler ve ibadetlerini şehit ederler. Terefik kılıyorlar, aşan namazı kılıyorlar, yat namazı kılıyorlar, bağıl dinliyorlar. Şimdi tedbir namazı kılacaklar, acır namazı kılacaklar. Allah diyecekler, zikr edecekler. Melekler bunun kimseye iletmeye gelirmiş, imlen indirmiş onlara. Allah'ın kullarına in denir. Biz bunları halletme ya Rabbi, onlar kan döker diyorlar onlar Kuran-ı Kerim'de. Onlar ne yerlerde kan döker? Allah da bu gençleri neyi gösteriyormuş? Bakın, camiye dolan genç ihtiyara bakın. Onlarla Allah azametinin kudretini gösteriyormuş meleklere. Onlar da kimleniyorlar? Geliyorlar. Ya Rabbi diyorlar, semadaki meleklerin zikrinden bunların estağfurullah ki iyi velitleri daha farklı duyuluyor bize diyorlar.
Yavrum sizinle bir pazarlık edelim de, ben şöyle bir ara verdim mi çıkarlar çıksın diyeyim. Çıksınlar. Yok böyle lüzumsuz yere çıkarsanız, tazim soğur sana akıl bu. Siz dedik bizim memlekette bu. Yani kaka baka gelir, gelir gelir, vallahi çocuk çoluğuna, yani böyle disiplinsiz diş hep devirmez, yazık olur. Yani şurada kısacık bir emniyete yazık var, bütün ömrümüzün günahını aksettirmeye çalışıyoruz, Allah'ım zapt etsin deyin. Tapır tapır tapır tapır tapır Bir Ozan da ne be? Sabah hak Hasan kapılarını kapatmadık. Aman aman, sabah hak Hasan kapısını camilerin hiçbir yerde kapatılmaz. Şimdi bir zili verse de kessek bizim memleketin adeti. Sen sinirimi oyuncu mu olmayacak? Tabii çocuk çoluk gidip gelen. Onlar da lüzumsuz. Ana baba terbiyesi vermemiş çocuklar. Takılır mı şimdi? Takılmaz mı? Gülmez. Anlamıyor, bazı silahlı oluyor bakıyor. Onun için böyle sizi perişan ediyorlar.
Hatırım burası da kelimesi ile cümlemde huşma hatimeler tehdit etti Ya Rabbi. Daha hocam, Selamettir o gece, bin doğumcağa kadar selamet geçer bu gece. Eğer aynı, Kadir gece değilse bu gece, akşamdan bu tarz da güneş tokana kadar selamet gider, biiznillahi teala. Allah buyuruyor, yani leyle-i Kadiri müminler için hayır ve selamettir ki o gece de şerr olmaz. Bu selamet sabahın zuhuruna kadar devam eder. Sabah olana kadar devam eder. Böyle kitabımı yumuyorum. Elime bir kağıt daha alıyorum, sizi memnun edebilir miyim diye yemeğin çeşnisine değişiyorum. Karnımız bir şeyden doyar diye korkuyorum. Sizden de Allah razı olsun. Hatırlayın bıraksınlar. Kelimesi ile zindanda husmü hatimeler tevcihi geçer havaf. Harikasınız Celal Biz Kuran-ı Azmi ve Zişan'ı Kadir Gecesi'nde inkar edeceğiz. Kuran-ı Kerim'i hoca bize bir anlat ne olur bunu.
Bir Kuran-ı Kerim'in gazmini bilemiyor, çocuklarımız Kuran okuyor, çocuklarımız gaza okuyor, lebmua okuyor çeşitli şeyler. Bunları okuymayana ana Kuran-ı Kerim okusun, bunun te'ymasını duyur da. Esrarıüla Bismillah, innehu lehulen esrarıüla Bismillah. Şüphesiz ki o çok şerefli bir Kuran'dır. Çok şerefli. Okuyanın mahşerde elinden tutup da şefaat edip cennete götüren bir Kuran bu Kuran'dır. Ya hocam, Levh-u mahfuzda yazılı, Levh-u mahfuzda yazılı. Yalnız bu Kuran'lar da değil. Dediler ki Osman-ı Din Nureyn Efendimiz, Kuran-ı cemiler gene nereyi Tebbet'i yukarıya yazdığında kulhüyü aşağıya yazdın? Yani Tebbet, Ebu Leheb'in helak olması için nazil olduğu. Kulhuvallahü Ehad, Allah'ın birliğini taktığı için oldu. Neden hulhü'yü aşağı yazdın da tek tek yukarıyacaksın?
Şeref yönünden ihlas çok büyük, bütün Kuran'ı değer, müjdeleyim de hafızlığı olmayan kadın ve erkek bir defa ahruha ihlasın şerife okursa besmeleyle, Kuran'ın üçte birini okumuş gibi, iki dakika okursa Kuran'ın üçte ikisini okumuş gibi, üç defa okursa Kuran'ı hatmetmiş gibi sevap yapılıyor. Bu ihlası Şerif'ten, yalnız ihlası Şerif'ten, ne ifade etsen ne olduğunu? Rızımız Kuran'ı kim, kim hadmederse ona diyelim, dedi Peygamberimiz. Gittiler, herkes Kuran'a başladılar, Ebu Talib'e müjdeliverdi. Kuran'ı hatmettim. Nasıl hatmettin yani dedim, üç kulhu okudun, dedi. Üç kulhu hatmetmişsin, kızını sana verdim, dedi. Kuran böyle hatmetmiş gibi, daha dinliyoruz, o levhi mahfuzda yazılı, tahriften saklıdır. Kim gevşileceğimdir, cüb diye çevrileceğimdir. Hiç kimse muvaffak olamaz. Kuran'ın fil hadimisi ise bulamaz. Onu Allah yedi kudretiyle tutmuş, muhafaza ediyor.
Yeller miller ahmak imkanı yok, olmaz. Yapamazlar. Çünkü Allah yapamazlar diyor. Ben muhafaza ediyorum diyor. Ya Osman, sen niye tepberi yukarıya yazdın da ikrahtı aşağı yazdın? Vallahi, Levh-u Mahsuda baktım, oraya baktım, tebpet yukarıda yazdı, ihlas aşağısında yazdı, ben oraya göre yazdım, buradaki Kuran'a bakmadın diyor, levh-u mahsudaki Kuran'a baktım diyor. Anlayabilir miyiz? Anladık tabii, anlamayacak bir şey yok. Böyle Kuran-ı Kerim böyle bozulacak ne yapacak bir şey değil. İncil, Tevrat, Yavur, hiçbir diyalog olan dokunmaz. Nereye okumuyorlar olan? Bordular, tunticicecik İncil'i hacata. Yoksa küçük bekleyecen bir abdest alacaksın, Kuran-ı Kerim'i oradan alıp oraya böyle geretle Kuran-ı Kerim. Onun için etrafı ümmeti hameletül Kuran ve ashabul lehir, ümmetinin en şereflisi Kuran'a hafız olanlar, ondan sonrası şereflerde girecek ibadete bakanlar.
Kuran bilmez amma gece Allah'a boyun büküyor, gözlerinden döküyor. Bunlar da şerefli, Kuran-ı Kerim de şerefli. Diğer ki ya sen haber vermiştin, hoca çocukları oturuyor, hafız olmuşlar. Amcalar da aksaklılar da ben de büyüğüm diye bu karılara oturuyorlar. Hoca dağından iniyor ama hafızlarının garıncı bilemiyor bunlar diyor ama bir türlü de amcalara söyleyemiyor. Onlar gelmeden evleri mindat mingerlerin üstüne birer Kuran-ı Kerim koyuyor. Amucalar gelince aksakallı onları da dinlemeye geliyor. Hafızları Geliyorlar, orada Kuran var, oraya oturamıyor aşağıya oturuyorlar. Yukarıya yukarıya şu yanına oturun diyor. O yanına otur ama Kuran-ı Kerim var orada diyor. Ambul Celalak öyle deyince hoca efendi diyor ki o Kuran-ı Kerim ile şu Kuran-ı Kerim'in farzı yok diyor. Hafızlar Kuran-ı kerimtir. Kendileri arayı verilmezlerse, bakanları doğrudan doğruya cenneti edattır.
Bir hafızın makamı mahşer yerinde yurdular gibi bölünecek. Ya Rabbi bu makamlar kimin? Dünyada Kuran-ı Kerim'e hafız olan ve onu ona amel edenlerin. Kuran böyle. Kuran-ı Kerim'i okutturmaya gayret eden anne ile babanın başına şefaat ağacı olacak. Haydi himmetine şefaat edin. Siz hafız annesi babasınız, diye gel. Gel. Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l-Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri.