Bismillahirrahmanirrahim. Mesela tahrifat üzerinde Elmalılı Hamdi Yazır Hocamızın tefsiri bunu çok güzel izah eder, kavramlar üzerinde çok güzel bir tefsirdir. Burada şu hatırımıza geliyor, mesela kamil insan diyoruz. Bak kullanılan kelime çok önemli, kamil insan, olgun insan demek. Birinde gördüğünü insan diğerinde göremiyor. Peygamberlerde de bunu müşahede ediyoruz. Böyle tefsirlerden de daha biraz önce konuşuluyordu. Hatta Molla Burhan diyorduk, Çok güzel bir meal. E tefsire yakın. Ne üzerinde duruyor? İ'rab üzerinde duruyor. Bunu çok ele almış. Kullanılmış şekilleri o kelimelerin çünkü Kelimatül Kuran diye hususi eserler var. Çünkü Arapça öyle bir dil ki bir kelimenin onlarca manasını çıkarırsınız. Halk kullanıldığı yerler önemli, aşina olmak lazım. Öyle kalkıp da Kuran-ı Kerim İngilizcede mana verilebilir. Fransızca da güzel verilir. Ama asıl mana esas olarak Arapçayı ne yapacağız?
Bu lügat, Arabi lügat'i tercih edeceğiz. Çünkü bir kelimenin bakarsınız mesela biz ketebe dediğimizde bunun bir çekimi var. Yirmi dört siğga var. Bitmez ki. Mesela biz emri hazır olarak çekelim. Uktuba, uktub bu. Uktubi, uktuba, uktub ne? Mesela takva üzerinde. Bey, Gıyye, U. Hep böyle çekimleri çok müstesna Allah'ımızın lütfettiği bir dildir, ilmin dilidir. Onun için tefsirlerde, mahallerde ne yapacağız? Dikkat edeceğiz. Beyan var, bedi var, fesahat var, belagat var. Bunun yanında nasih, mensuh, sonra nüzul sebepleri var. Bir ayet-i cellenin bir sahife bütünlüğü içerisinde, bir cüz bütünlüğü içerisinde bunun yanında Kuran-ı Azimüşşan'ın bütünlüğü içerisinde ele alınması icap eder veren güzeli makasıdı şerrdir. Şer'i esaslara oturacak. O zaman herkes kendisine göre bir mana çıkarmaya çalışır ve yanlış olur. Onun için bu yol Hacegan yoludur. Bu yol ilim ehillerinin yoludur.
Çünkü Efendimizin tavsiyesi bu Sallallahu Aleyhi ve Sellem. İki cenaze zuhur edecek olsa diyelim biri bizim gibi bir insan, bir diğeri de ilim ehli ilim ehline öncelik tanır. Mesela muharebede sancağı kime veriyor? İlim ehillerine veriyor. Ümmühatü'l ahlak ve asuluhe erbatun. Bu huyların temeli şu husustur. Diyelim ki bir sıkıntı duyuyoruz, dar çevrede de duyuyoruz biz bunu, bütün dünyada da temeli bu husustur. El-Hikme, Meşşecea, Vel'al-Alfe, Bir kere hikmet denildiği zaman bir işi hesap ederken doğru olarak hesap etmek. Şimdi doğruluğu neye göre tespit edeceği, bir de bu var. Herkes benceler ve senceler üretilir. Der ki benim fikrim, senin fikrin oturursunuz, bir bayram münasebetiyle de olur veya bir ne diyelim düğün de olur, nişan da olur vesaireler de olur. Keşke bunlar konuşula ise.
Oturduğu zaman insanlar bana göre, şuna göre der, kırk tane görüş ortaya atılır ama ölçü ortaya konacak olursa Allah'ımızın kitabı Resulünün sünneti. Bir fıkıh kitaplarında Sa'd İbni Muaz'ın Efendimizin ona tavsiyesini çok görürdü. Muaz bin Cebe, Yemen'e vali olarak gönderilmiştir radiyallahu anh. Efendimiz buyuruyor, bunu bir değer, ondan sonra ikinci defa yine çokça tekrar edilir. Demek ki ehemmiyetinden dolayı. Ya Muaz, Yemen'e gideceksin, gittiğinde sana meseleler getirilecek, sorulacak. O sorulan sorularda senin halin ne olacak, nasıl cevap bileceksin? Dedi ki Ya Resulallah, Kitabı Kerim ile hükmederim. Orada bulamazsan zaten Efendimiz şari Mimbin'dir, hüküm koyabilir. Hem kavli, hem fiili, hem takriri olarak her tavrı ilahi hüküm giyen bir Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem, ona müracaat ederim.