Meryem suresinde Cenabı Hak ve atirrahmani abde her şey Rabbi Zülcelalimize kul olarak gelecektir bu sebeple bir taş dahi kul olarak vazifesini yapıyor Bir dağ yerinde vazifesini yapıyor bir yeryüzü yapıyor hayvanat yapıyor bitkiler yapıyor Ay Güneş doğmak suretiyle Yıldızlar Hep bunlar görevlerini yapıyorlar Bunlar görevlerini yaparken insanoğlunun Cenabı Hakk'a kulluk vazifesini yerine getirmesi için bütün kainat onun hizmetine sunulmuştur Bize bunu Mevla-yı Zülcelal'imiz Lokman suresinde haber veriyor.
Nasıl kainatın hizmet içerisinde olduğunu insanoğlunun bu kutsi görevi vazifesini yerine getirmesi için bundan dolayı kulluğumuzu en güzel şekilde yapmanın yoluna bakmamız icap ediyor kulluğumuzu en güzel şekilde Belki arz edeceğim burada yalnız Lokman suresindeki bu hususu ifade etmek istiyorum Mevla-yı Zülcelal'imizin bu kadar ihsanının karşısında tembellik mümine katiyen yakışmaz ayeti celile yirmi Lokman suresinde Salli elem terav görmezler mi ennallah'a sahhare lekum mafis semavati ve mafil ard Allah'ımız semavat ve arzda bulunan her şeyi insanoğlunun emrine lütfediyor. Esselamü ve espaha aleyküm ne ama hu zahiraten ve batine. Hem maddi nimetler hem de manevi nimetler. Bu uzun bir konudur. Bu sebeple kulluk görevimizi her an yerine getireceğiz. Nerede olursak olalım.
Ariflerden bir zata ibadet ve addiyet yani kulluk, bu hususta sormuşlar buyurmuş ki ibadet Allah'ın razı olduğu şeyleri yapmak. Biraz tabirlere dikkat edilirse güzel olur. Bakın Rabbimizin razı olduğu amelleri yapmak, Allah'ımız bizden razı olsun, bunu düşüneceğiz ama asıl düşüneceğimiz Allah'ımız bizden razı olsun diye değil de razı olduğu amelleri yapacağız. Mesela bir veliyi rüyada görüyorlar. Diyor ki ibadet ve taatim o kadar fayda hasıl olmadı ama bir kedi tutsaktı sıkıntıdaydı onu aldım kurtardım irhamu men flard yerham kum men fissema kim yeryüzündekilere merhamet ederse Cenabı hakk'ın melekleri de rahmeti ve mağfireti onu kuşatmak suretiyle semadakiler de ona merhamet eder diye buyruluyor belki şahitsiniz bakın bir kedi çok sıhhatli, afiyetli olmasına rağmen günbegün yiyemiyor, yediğine dışarı çıkarıyor, zayıflıyor.
Bunu artık veterinere götürüyorlar, veteriner bir şey bulamıyor, bir hastalık niye yoktur? Sonra, sonra rotgene çekiyorlar. Bakıyorlar ki nasıl bir vicdan bilmiyorum. Beline öyle bir tel geçirmiş ki onun midesini sıkmak suretiyle hayatta bulunması mümkün değil hayata tutunması mümkün değil derhal onu çıkarıyorlar biliyorsunuz bir kedi bir kedi ibadetli taatli olan bir kadın benim katığımı yedi diye onu onu aç ve susuz bırakıyor ve o kadın Allah korusun ateşe giriyor. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın Esma validemizin evinde namaz kılarken böyle bir Allah diyorlar yatsı namazını kılarken sebebinde bir kedinin tırnaklarını o kadının kendisine zulmeden kadının gözlerine attığını görüyorlar. Mesela hayatı düzgün olmayan bir kadın bir kuyuya susuzluğundan dolayı belini sarkıtacak kadar eğiliyor.
Bunu gören kadın şefkat ve merhametiyle kuyuya iniyor, ayakkabısına suyu dolduruyor ve ağzıyla tuta tuta çıkarıyor, Cenabı hak da onu rahmet ve mağfiretine fark eğiliyor. Allah'ımızın razı olduğu şeyleri yapmak, abdiyetse Allah'ın yaptığı şeylerden razı olmaktır. Ya Rabbi senden geldi diye aynen Abdülkadir Geylani efendimizin, Kaddafi sallallahu aleyhi ve sırra kader oluğunun altına yat, yılan, akrep ne olursa sabret dediği gibi. Allahü Teala'nın ihsanı ile abdiyyet derecesine ulaşmak isteyen kimsenin Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın emri Muhammedilerine uyması, Sünneti Seniyyeyi takip etmesi gerekir. Bu yüce zirveye Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam tam olarak kavuşmuştur. Miraç hadisesinde biliyorsunuz Eshable. Kulu Muhammed'i Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götüren Cenabı Hakkın şanı ne yücedir. Biz onun etrafını bereketli kıldık, mübarek kıldık diye buyruluyor.
Mutlak Cenabı Hak her yaptığımızı duyan ve görendir. Efendimizin aleyhissalatu vesselam emri Muhammediyesine uymaktır. Nebi Ekrem efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Ey Osman bin Maz'un, misafirlerinin senin üzerinde hakkı vardır, nefsinin senin üzerinde hakkı vardır diye buyurmuştur. Şimdi bu kulluk hususunda Muhyiddin Arabi hazretleri bunu ifade ederken ayeti celile olarak Kuran-ı Kerim'de Bakara suresinde Ayet-i celile türlü kulluğu ele alır Ey insanlar Rabbınıza kulluk yapın bu kullukta birincisi ibadet bu anneden babadan kitaplardan vesair öğrenerek yapmış olduğumuz vazifedir bu umuma aittir buna ilmel yakin de demişlerdir bir de ubudiyet var o benim Rabbi Zülcelal'im Ben onun kuluyum. İtaat etmek benim boynumun borcudur demek bu aynel yakini ifade eder buyruluyor.
Bir üçüncüsü, ubudiyettir, ibadet ve taatin esrarına ermektir nedir bu esrarına ermek mesela bahçemize bir fidan dikiyoruz onu kuru kuruya dikmiyoruz onu dikerken bir amacımız bir gayemiz bir maksadımız var nedir o meyvesidir Meczubinden bir zat Niğde tarafında anlatıyorlar, namaz kılmışlar. Demiş ki ne yaptınız? Namaz kıldık. Ben görmedim sizin namazınızı. Namazın bir nuru olur onur sizde yoktu diyor Bizim Eldiveni dergahında Muhammed abinin söylediği bir söz var dedi ki şimdi çok konuşulur da sözleri hiç hatırlamazsın her söz hatırlanmaz ama bir ehlullahın söylediği söz kalbinden çıktığı için senin gönlüne nakşutluyor Dedi ki namaz kıldınız ama Allah'ın Celle Celalü istediği namazı kılabildiniz mi? Abdiyet, ilahi esmanın gereklerini yerine getirmek suretiyle kulluğu ifa anlamındadır.
Resulü Ekrem'in sallallahu teala aleyhi ve sellem dirheme kul olanın burnu yere sürünsün, dirheme köle olan kahrolsun, kesesine esir olanlar hor ve hakir olsun buyurmuştur. O zaman biz nefsimizi tezkiye edeceğiz. Nefsimizi tezkiye etmek bütün kötülüklerden arınmak demektir Tasfiye nedir gönlü nur ile ibadet ve taatle doldurmaktır Velhamdülillahi Rabbil alemin