Miraç hilesi münasebetiyle ilk İsra suresinin ayetice hilesinde o manalar bitmez ve tükenmez. Yalnız en önemli hususlardan birisi hepsi önemli. O da kul olmak abd. Çünkü, buyuruyor. Kulu Muhammed'i İslam'da. Ta'ala. Neden Kulu diye buyuruyor ki, bu çok mühim. Adliyyet dediler ona. Kulluk demek, abdiyet. Kul olduğunu bilerek, bunu bilmek, bu yeter işte, bunu bilmek, Rabbimiz ne diyorsa o demek. Habib-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellemin yolu, neyse o. Tamam, kul olduğumuzu bizsek demek o. Hiçbir kötülük yapmanız. Böyle sohbetlerde bulunurdum. Mürşid-i kamilimiz, böyle kulluk hususunda, bu uyumlu HDP peygamberin kamilini sayarken, sığarların üzerinde çok bulunurdum. Sonra, bizim, Boyuna'dan ilim ile ilgili kardeşimiz bu sefer'den Tahsin gitti. Hususi bir risale çıkardı. Onun haramlığına dahil.
Ayetlerle hadisin bütün tehlikileriyle şimdi İslam uleması buna haram damgasından vurdular zaten. Çok tehlike yani kulluk deyince bu bir tanesi. Bulunduğumuzu bilirsek biz buna benzer artık sayılmak üzere reddedilir nasıl sayacağız? Rabbimizin men ettiği ve hakkında azap bildirilen hususlardır. Allah'ımızın azabı çok ciddi. Rahmeti bu diyoruz Hüseyin de aynı zamanda Azab-ı İlahi'ye tahammül edecek gibi değil azabını. Yine duyduğum büyüklerimize, Duydular ki eğer kişi Cehennemi ateşini bir bölse bir bölse onlar müşahede ediyor zaten. O dünyadaki ateşin içinde bir sene kalsa sağından sonra görünmezmiş. Bu halde onun şiddetli olunur. Tabii bunu görmezdik biz. Görmeyince inanmamız gelsin. Biz gerçekten raporumuza hamdetmemek mümkün değil. O hanımlerimizden birisi de günlüklerimizi bulmamız. Eğer diyorum biz bu okuduğumuz İslam Enüsülü, İslam Enüsüsüyle mesailerini ve taslaklık gitmiş biz.
O geçmişimiz. Çok şükür Allah'a hakim, onların huzurunda oturmuşuz da hiçbir şey alamazsak dahi bir yansıma olmuş. Düşünüyordu mesela, bir hadise hakkında, onlar şöyle yapardı diyor, hemen insan kendini kolluyorlar. Mesela hak hukuktur. İnsan ve ben de hazretlerinin o hak hukuku konusunda babası bir kereste mağazasında çalışmış. Ondan sonra da kendileri iki ay çalışmış. İşte ay sonunda nasıl olmuşsa orayı tabii diyemem de yalnız hakikat bulmuş. Çalıştığı için ona bir maaş takviye etmişler, anlamamış. İkinci ay yine anlamamış. Sebebini sorduklarında, babamın demiş bazen gelmediği günler olabilir. O gelmediği günlerine kefalet olur. Mesela hatırladığın zaman Allah Allah diyor. Dikkatlerini riayet isterim ki. Mesela, bir Esali'ye bin Hazretlerine bakıyoruz. Tek Emelli Mevla başka bir şey yok. Ne darım var, Beni Mesa, ne de Emmidilarım var, Cemali Bari'den başka diğer bir itidarım var.
O da bizim gibi bir insan, bizim gibi ama İnsan-ı Kamil, madeni bulmuş. Biz mesela burada namazı kıldık, madeni bulduk mu, eğer haşyete yenmişse bulduk demek. Niye kullanmayalım? Azamet-i ilahiyeden dolayı bizde bir vücudumuzda değişme olmuşsa o zaman bulduk demek. Zaten bir müridin bir kimsenin bir müminin güzelliği namazdan belilir. Ne o işte duruyoruz hepimiz aynı camilere takılmıyor. Mesela secdeye vardığımızda, secdeyi ve Cenabı hak'a yaklaş buyuruyor. O yaklaşma, kurbiyet gene yakınlık onu hissedebiliyor muyuz? Hissetme değil. Bunu tamamen yaşayabiliyor muyuz? İşte bu. Bunu biz nereden öğreneceğiz peki? Mesela, kitaplar yazmıyor. Kitaplar zahirinde kalmış işin, o doğru mu? Sana bunlar nedir? Mesela der ki, kalbimize Cenabı Hak'tan başka bir duygu geri demiyor, diler mi yani ama hakiki olan kimseler bunu yaşayarak geliyor.
Mesela insanın bir müşkül-i kamile takip etmesinin sebebi şudur. İşte okullarda okuduğumuz bilirsiniz, eğer o okulları bitirmeseydi o kimse bize muallim olan, öğretmen olan kimseler bizi okutamazdı. Çünkü biliyordum. Bir matematik diyelim, hatta yüksek matematik onu okumuş. Onlar bize, o derste ne yapar? Çok güzel bir yer verir. Şunu biliyordu. Bir Arapça diyelim. Arapça profesörü Ürdün için diyorum izni çok başardı. Öyle izahlar yapıyor ki Arapçada. Neden? Çünkü okumuş ve o sahada uzman olmuş profesör profesör olmuş. Bizim takip ettiğimiz Sadat-ı Kiram Efendilerimiz, Sadat-ı Kiram Efendilerimiz, şimdi, kusura bakmayın da insan kendisini adapte etmeye çalışıyor. Şurada konuşurken biz bir 10 yapalım. Burada. Eğer onlarla alaka kuramazsa, bizim sözlerimizin değeri de kalmaz. Hep orayla münasebetimizi çok iyi konuşacağız. Çünkü biz Ben ruhumdan ruh dedim buyuruyor.
Bu ruh, insana yüklenen ruh, Cenabı Hak'tandır. O zaman biz bununla devamlı münasebeti kurmaya çalışacağız. Her bir hareketimizde. Diyeceğim şudur. Şimdi, müftü, bir ama sana hakiki olan nedir? Vücudun yapısında dört madde var. Su, Havva, tez toprak. Bunları suyu suya, havai, hava'ya, ateşe ateşe, toprağa toprağa kendiniz Allah'a verin. O zaman cami gönülden kulak bilmemiz gerekiyor. Bir veya kabilesinde hatip birisi var. Ukkaz böyle çarşısında, suki Ukkaz, orada hutbe iradete Efendimize dinlenen çok gençlerdi daha sayın Allahü Teala, isim Efendimiz. Biz ona çocuk kelimesini kullanamam peygamberimiz için sayın Allahü teala çok gençlik dinliyordu. Orada, orada şu kelimeyi kullanıyor en başta. Dinleyiniz ve onu muhafazaya ediniz. Deme onu tamamen tamamen muhafaza edin, hiçbirisini arayabilme. O söz yani, bize büyüklerimiz söz söylemişse onlara sıp sıpi yapacağız.
Bu böyle olur, başka türlü olmaz zaten. Öyle gevşekçilik giderlerse olur, öyle gider zaten. Mesela, Esad El-Fatiha Hazretleri buyuruyor ki altmış dokuzuncu mektup olacak Allahu alem, buyuruyor. Cenabı hakk'ın huzuruna masiva ile varmayın diyor. Masiva, Allah'tan gayrı haller de varmayın. Her şeyde onu bularak var. Tabii yemek de yiyeceksiniz, eğleneceksiniz de. Hep bunlarda ipin ucunu hep aklımıza vererek, hep ona uygun hareketlerle, nelerle aman ha kendinizi berbat etmiyor. Biz, insan latif etmem bilir büyüklerimizden görürdük. Şahit olduğum hallerden birisi şu. Hiç ipin ucunu kaçırmazlardı. Dikkat ederdi bunlar. Hatta derdi bize pek belli etmezse de beni buyururdu, o bir öğrencilik dönemlerini ölçüyor, biçiyor, derdi. Dikkat ederdim. Acaba bunda maksadı nedir, dedim. Düşünürdüm. Sonra anladım ki insanlara hallerine göre hareket ettiklerini böldü. Çünkü hep aynı düzeyde değil.
Anlamayız çünkü biz. Hep seviyelere indirerek anlatmışlar. Öldüğü düşünün değil mi? Böyle latife de okunur, Bazı sürdü ama devamlı koruyordu. Kendilerini devamlı korduklarını ölürdü. Böyle bir gülmeye niye başlayınca hep böyle gitmezdi. Allah korusun. Zaten olmaz. Bir mürik de mümkün değil. Şeriati yaşarlar. Şeriati en hassas yönünü yaşarlar. Hiç kimse öyle ulu olsa hareket etmiyor ki evliyse en güzelinden akıyor. Öyle. Ondan sonra arabasıysa da öyle, imkanı nispetinde en iyisine göz dikiyoruz. Telefonumuzda bile. Her şekilde en güzelini, iyiimizde, muşamımızda bak bunu biz maddi olarak en güzelini takip ederken onların hepsi bitecek. Hepsi burada kalacak. O en iyisi dediklerimizin. Size bir tane bir şey anlatayım. Şimdi Mekke'de hac emiri bir zat ver. Hac emiri, onu kimseyi kötü vermek istemem. Bu bize yakışmaz zaten, bir mümine yakışmaz bize değil mi? Onu da davetine gittik.
Benim kesin aklı şaştı, çok. Şimdi çok mu alsam? Yani bir saray. Dedim ki aman, hakaik yüzümüze kalktığım yanı bunların hepsi bitecek. Aman, mesela bir oturduğumuz salı neredeyse caminin yarısından fazla geliyor. Buna gibi olabilir. Öyle geniş geniş neyse yanlış olmasın Allah'ım, zı olasın. Sonra adamın yedi tanenin, sekiz tanenin mersebesi var. Mekke'ye nasıl bir yavru yazmışsa, Şimdi sekiz tane meselesi var. Değer yedi. Öyle bir yağmur yağmış. Öyle bir Şunu hazırlandım, bir hafta evvel. Şimdi, öyle bir yağmur yağmış. Garajdaki yedi tane Mercedes şeyi El Pahalılığı olduğu gibi berbat yoktur. Dünya bu, bak, en iyi dediğimiz, merak ettiğimiz, ah bizde de olsun dediklerimiz bu işte. Ama Rabbimizin katında en güzelini istediğimizde, zaten Allah'ın en güzeli diye ifade bulunur.
Ayet-i celîlerine en güzeli diye Şimdi, Allah'ım, Cennet'i veriyor ya, Cennet'in, O Cennet'in ötesini de Allah'ın bir ifade oluyor. Oralara talip olur. Mesela, dinlediğine Ahsenü'l-hösna. Bu da mana verirken çok değişik manalar verirler. Ahsenü nedir? İhsan Berabı. Onun beş tane özelliğidir. Ondan sonra Hüsna'ya Cennet demişler ve ziyade ona da Cemal-i Nur'da demişler. İçi atılıyordu yani şöyle, şoförüne zannetme. O, Cemalullah demiştir. Şimdi, tekrar ele almışlar. Hüsna'ya Cemalullah demişler ve ziyade ise, Cemalullah'ta daim olmak. Şimdi, bir şey söyleyeyim layık olmayanlara. Bu, çok anlatıyorum konuyu. İyi insan kendisini anlatır. Tombaflı Acabet Efendi. Her belişinde efendimiz Cemalullah'tan anlatırdı. Şimdi Allah'ımızın Cemalini görünce cennete gitmek istemiyorum ben yetmiş iki bin sene, yetmiş iki bin yıl baygın alıyorlar. O aşk icabında. Şimdi bunu dönemeyecek var mı?
Allah korusun. Allah'ımız korusun var. Çok az dönem de var. Yılda değil ki. Ayda bir gören var, haftada bir gören var, her an gören var. Şimdi bunu nasıl istemeyiz biz? Her gün görmeyi nasıl istemeyiz? Yoğun sende bile cennet bir istemiyordun. Birkaç güne birkaç kuvvet veristeyeme veranları bana seni gerek veriyor mesela. Burada kayıtlı yazdım zaten. Burada kayıtlı. Şimdi bu güzellikler varken, bu nimeti insani varken, niye biz bundan mahrum olanın? Niye yani şu dünyada nefsimizin arzusu, ney bizim? Şimdi, sabretmeyeceğinizden nasıl olacak bir tabir, bir bedenin karşılığı her şey. Cennetlerin, mesela, cennetin fiyatı, Cemil. Şu okuduğumuz Tevhid değil, Arkadaşlar. Dört tane şarkı var, uzun söylüyorum ama söyleyin çok önemli çünkü. Hükmü Allah'a vermek. Hükmü Allah'a vermek demek, şu bakarken de hükmü Allah'a vermek. Bir insana Onun küçük düşürdüğü şekilde bakmamak. Allah'ımızın kulu.
Ondan sonra, Ondan sonra nedir? Daiye ve maksadın mebla'mız oluruz. Ancak ona ibadet etmek, ancak ona yardım beklemek, yani bu açarsınız, geniş geniş bakarsınız bunlar olursa mesela buyruluyor ki Allah, Allah diyen olduğu zaman kıyamet korkmayacak. Şimdi, bize diyor, bulduymuş bizden, Efendim dedi kıyamet nasıl okuyacak der dedi. Kabe'lerinde bir milyon insan var aslında. O, bizim dediğimiz gibi değil. Allah dediği zaman, Celle Celalühü'l-Mitelikur, onun sadasını duymaktır, onun diye kendinden sor sade. Şimdi, gelişigüzel olmasın diye söylüyorum. Bizim gibi yapmayın. Bak, biz bir yere yedik şimdi, yeniden geliyoruz. Biz orada doyamadık. Yani, o sohbete, istifade etmeye çalıştık bir izinle iddia etti. Cennet gibi hayat, cennetten üstün bir hayat. İşte mühim olan bu. Böyle gelişigüzel inşallah yapmazsınız. Bizim gibi ondasınız. Çok iyi olalım. Hep diyor bir gülün zaten.
Yollanın bu hakikatleri burada yakalayacağız. Şu üzüyor bizi, kendi şahsı üzüm diyorum. Allah'ım diyor, orada seni veremezsek ne olacak? Habibullahı veremezsek ne olacak? Şimdi, oradaki güzellik buradaki güzellikle alakalı. Hani burada onları yakalayabilirsek orada bak bize itiraz ediyorlar, etsin, anlatın gene. O itiraz etsin, okutur o inşallah. Yazıyor, gelir bana haberten hamile olsun. O anlayacak zaten. Biz mesela bazı şeyleri kabullenemiyoruz ama insan o noktaya geldi mi, eyvah, şunu yanlış yapmışsın, meğer doğruymuş diyor. Bak bunu Hasan yapacağımızı anladık, buradaki merkez var. Efendimizin dedi, böyle bir hikaye gibi, latife gibi anlattıklarını, ben gidip bütün gün, mütevazı serserleri öldürdü. Nelere gelmiş güzeldir Efendimiz? Diyeceğim şu, burada diyorum Allah'ımızın cemalini görmezsek orada göremeyiz.
Orada Habibullahı göremezsek orada, inşallah gördüğü zaman olumsuz bir şey diyemeyiz İsa Yani, öbürümüz vefa eder mi, etmez mi bilmiyoruz çok gayret istiyor ama. Efendimizin hemen gayret deyince, şiir yatırımı geldi. Çok istermiş gayret diye şiirlerinde yazın. Çok güzel yazmış onu, Okuyadın, faydalı oldu. İlk okumadığımız bazı şiirleri vardı, bu hacı yahileri mineleri. Okuyunca gerçekten çok güzel esaslara temas koyulmuşlar. Bu Sami efendimizin de geçen buraya kaydetmişim, bu musahabelerden önemli gezi, taviz önemli, çekmişim oraları, okulun boyu çok güzel. Elhamdülillah, Allah bize çok büyük bir nimet vermiş. Üstatlarımız kadar büyük bir nikah olamaz. Onlar bize büyük bir devlet, Allah'ımız ne demek demek istifa edilen kullardan için şunu düşünelim, onların hayatta olduğunu bilelim. Bazı şeyleri Allah'ın izni biliyorum, haberim var Allah'ın izniyle. Şimdi bu sözlerimiz çok yanlış.
Ah efendim, onlar yine hayatta. Onlar yine hayatta. Ama biz onlara da dua edelim çünkü tarikatimizde keder bozulur. Mesela buyuruyor ki ileride olanın daha bir ileride olmasını, geride kalanın da kurtulmasına diyor çalışmaktır. Edep odur. Mesela, geri kalkmışız. Onun kurtulmasına çalışacak diyor, benim bildiğim. İleride olanın da daha ileride olması için çaba gözlerini. Niyeydin aynı bahçedeydi biz. Aynı değiliz. Çünkü bahçemizde meyvelerimiz ne kadar güzel olursa istifadelerimiz oluyor. Hepimiz Allah'ımızın, buyuruyor ya Halk, Allah'ın ilahi mesabesindedir. Hep onun ilahi bahçesindedir. Bildiğimiz mesela çok ileri birer fenabilla, Ahak, Vefabilla, Tevhid'in birlasını diğer ise, o anlamda çok büyük manada. Fenafillah işaretiyle bahsın olsun. Çünkü ortak bir görüşüm olur. Mesela biri çok az kazanıyor, biri çok kazanıyor.
Çok kazananla az kazana ortak bir bölüşüm tarikatı, Aliyyine sadakat gösterirsin. Çünkü, Esat Elbili Hazretleri, ben diyor amelimi olduğu gibi diyor, evlatlarıma bahşereceğim diyor. Biz diyor, Beytullah'tayız diyor. Efendimiz anlatıyor, beraberiz diyor. Buyurulmuş ki efendim oğlum demiş. Tırnağını gösteret diyor. Şu buçuk kadar Allah bana bir imkan Veysel demiş buyurmuş. O ilahi bir cezbe ile de söylüyorum. Tecevlilerini de söylüyorum. Allah'ım buyurmuş şöyle, bir imkan verirse dedir tırnağın bütünü gösterine, hiçbir evladımızı bırakmayı istiyormuş. İnşallah, yapamaz gibi de olsa onlara evlad olmaya çalışalım. Bak görüyorsunuz, Anası, evladından o kadar ceza görüyor da oğluna bir şey olduğu zaman tahammül ilerlemiyor. Yine benim yavrum diyor. Bu son zamanıydı, hepimizin sohbet ettiler. Bir tanesi için gelmişler, Huysuz bir hata, Tanrı. İnşallah iyi olmuştur.
Kinyas, öyle bir şey dinleyelim. Ben niye öyle ezdim acaba? Bunun için bir grup geliyor. Diyorlar ki efendim bu yüz parası, bunu reddetti, bu bizim bizim haysiyetimizi yolumuzu doymadı. Efendimiz diyor ki yine düşündüm, evladın derin diyor atamadı kalbim oluyor, dışarıya atamadı diyor. O kalbinin dışarıya atması demek, ruhu Aleyhisselam'ın gelmesinden aşağı inmek demek o. Ne demek o? Bir Evliyaullah'ın kalbiyle gözünden düşmek, İslami Hazretleri buyuruyor ki Birinci kat semadan düşmeye razıyım, evliya gözünden düşmeye razı değilim diyor. Allah'ımız aydınlasın, yarım yamalak dostsa, gayret edeceğiz. Tam amel edemeyebiliriz ama sadakatin kılacak. Diyeceğiz ki inşallah düzeldiniz. Yalvaralım Cenabı Hak'tan şu mübarek günlerde yapalım. Burada okuyacaktım diyelim. Abdiliyet, Kullu, kul olduğunu bilerek ah, burada ağlıyor. Ağlıyor.
Kul olduğumuzu bizsek gidelim, bir diş yeriydi ve bu bize çok büyük bir ders veriyor, o iş yeri. Dedim bir namaz vereceğim, tıp var tabii dünyaca meşgul bir kişi. Bu tavan da bir yer gösteriler, orada namazı zaten dile, öte değil. Burada dediler namaz yıkınırsın, indim aşağıya, aşağı inerken merdivenlerden, buraya bir levha, şöyle bir levha var. Burada, çalışan bilen kimselerin, çalışan kimselerin dikkat edileceği esaslar nelerdir? Allah'ım dedim, bir iş yerinde çalışanlardan özellik istiyorlar. Şu şartlarda olması gerekirdi. Biz senin olunuz. Bizi oğul olarak halk ettik. Bizden istediği altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye hoşuna değil, onlar bize hayattır, tatbik etmemiz için. Efendimizin umumare çözeriz Saniallahu Teala, evliyaullah'ın ne kadar dikkat etmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Bu bulup anlatmakla bitmez. Yalnız Ebu Hafs Hattadi Hazretlerinin talihini bulabileyim mi?
Bulursam, çok güzel bir oldu, tabi güzel. Hah olur. Rabbimizin emriliğinde talim olmak. Şimdi, rahmet iliğinde şu, mesela ahimus sala buyurur ya, namazı dosdoğru kılınır, bu bütün şartlarına riayet etmeyi de ifade ediyor. Aman ha, gelişi güzel değil. Öyle rükuunda, secdesinde, kıyamında dikkat edin. Burada bir şey diyeceğim, hiç ümit değiliz ama. Çok önemli değil. Bizim sıçrama tahtasından biri burada. O da söylüyor. Yaptığımız taatde şehit. Mesela, sabah namazına gelecek. Bak bunu unuturüz aslında. Sünneti kılacağız. Bu Resulullah'ın, Risale-i Nur'a benzer, bize sünnetidir. Aman halk, gayretli olun dersek halimiz değişir. Böyle bir vahdette cehil istiyor. Gayret istiyor. Böyle hemen, şart çok öv vermek değil. Biz biraz uzatıyoruz. Sonra efendimizin değil ya, bakın normal bir cami gibi değil. Ondan bakıyorum, derslerimize bizim gusülumuza bakmaz diyorum. Uzatıyorum, kusura bakma.
İsmo diyorum, seni biliyorum, haberim var. Diyorum yani başka yerde tanımayan uzun zaman burada Efendimizin diyorum, Messi'yi, ölenlerde bir şey demez ki, bilmiyorum herhalde. İçlerinden diyorlar sonra, bilmiyorum. Böyle ibadet ve saatte cindim. Yaptım da oldu değil Acaba, emri ilahiye muhaf'ı düştüm diye. Bir, bir sanılsa, arkası geliyor. Bilmiyorum, böyle neşeyle yapılacak. Aşkla. Mesela, böyle güneş bakmaya başladığını mı, Evliyaullah çok sevindirmiş. Oh, Elhamdülillah, geceleri görecekmiş. Çünkü gece kalkacaklar, ibadet edecekler, onu içmiyor. Bakın, Miraçlar neyine. Güzel bunlar. Eğer mef'ul kılacaksa, mahalle emri gibi, her şeyi kendi yerinde neşte ile Allah'ımıza emri ilahi gerçekleştirebilmek. Mesela biz sadece camide kalmıyoruz ki, iş yerimiz var orada da kalmıyor. Kulluğumuz sık bura değil, orada da kulluğumuzu en güzel yapmak.
Mesela yemek yiyoruz, yemek yerken de kulluğumuzu en güzel yapmak. Her şey de, bunu ifade etmiyor ama çok güzel ifade etmiyor.