Kerametin Anlamı ve Velilerdeki Harikulade… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Kerametin Anlamı ve Velilerdeki Harikulade Haller
Kerametin Anlamı ve Velilerdeki Harikulade Haller kaydında Kerametin lügatte anlamı, keramat Keramet Allah'ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden harikulade olan işlerdir. Harikulade mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak bunun gibi bir anda bir yerden diğer bir yere geçmek. Kuran Azimüşşan'da kırk yedi yerde bu kelime geçer, onlardan bir tanesi İsra Suresi…
Kerametin lügatte anlamı, keramat Keramet Allah'ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden harikulade olan işlerdir. Harikulade mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak bunun gibi bir anda bir yerden diğer bir yere geçmek. Kuran Azimüşşan'da kırk yedi yerde bu kelime geçer, onlardan bir tanesi İsra Suresi yetmişinci ayeti celile. Biz Ademoğlunu mükerrem kıldık. İnsanın mükerremiyeti, fazileti, üstünlüğü etinde, kanında, kemiğinde değil, imanında, Allah'ın emirlerine celle celalü riayetinde nehyettiğinden kaçmasında ve güzel ahlakındadır. Sufilerin ifadelerine göre Kerame Sehil bin Abdullah et-tüsterih Hazretleri, katdesallahü sırra ahlak-ı zemimeden, kötü ahlaktan, güzel ahlaka dönüştür. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hareketlerine, tavırlarına, yaşantılarına uygun bir hali hayatında devam ettirmektir.
Yaşantısının Nebiyi Ekrem Efendimize uygun bir şekilde devamıdır. Cenabı Hak'tan füyuzat-ı ilahiye vasıtasıyla Rabbımızdan gelen manevi bir coşkunlukla, nuru ilahinin kendisinden zuhur buyurduğu Mevla I zülcelal'den ilahi nurun velinin kalbine aks etmesinden meydana gelen hallerdir. El keramet, hiyebeyyine fil mucizat, Keramet mucize ve keramet sözde birdir. Ama zuhur ettiği kimselerde farklıdır. Mesela nübüvvet davası gütmeksizin yani bir peygamberlik gibi, bir risalet gibi bu davaya düşmeksizin velilerde meydana gelen harikulade hallerdir. Burada mucize ve keramet sözde bir zuhur ettiği kimselerde farklı demesinin izahı durumunda. Acayip haller mesela Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek parmaklarından suların akması, ayın ikiye yarılması, hayvanat ile konuşması anlatmakla bitmez mucizeleri Efendimiz için nedir? Bu görüntüler, bu haller mucizedir.
Diğer peygamberlerde de olduğu gibi. Mesela İsa Aleyhisselam'ın ölüleri diriltmesi gibi. Musa Aleyhisselam'ın dokuz tane mucize asalarının firavunun sarayına bile ağzını açıp yutmaya kalkması, dört yüz tane sihirbazın iplerini sopalarını yutması, mübarek ellerinin parıl parıl parlaması. Denize vurmuş olduğu asa ile on iki yolun açılması. Buna benzer haller peygamberlerde zuhur ettiği zaman mucize, velilerde zuhur ettiği zaman da keramettir. Ebül mevahibi Şazeni Hazretleri kalpte sallahu surra, yekburel keramet, yiyen istikamet, Keramet istikamettir. Nebilerin, velilerin, sıddıkların, şehitlerin, sanilerin yaşadığı gibi bir hayat yaşamaktır. O zaman keramet müstakim olan insanlarda zuhur eder.
Yine keramet yani bu Deccal'in sırrı sihri Allah'ımız her dilediğini, her istediğini, artık ne dilerse onu yerine getiren güç ve kuvvet sahibi Mevla'yı zülcelal'in zatı kibriya'yı tanıyan ariflere, dostlarına has kılmış olduğu bir güzelliktir, bir nimettir, bir berekettir, bir lütuftur, bir ihsandır. Bu bir deccaldeki sihir değildir, cenneti cehennem cehennemi cennet göstermek gibi bir hal değildir. O göz bağlayıcılık bilmem falan katiyen değildir. Onlar şer'i şerife uymayanlarda efendimizin sünnet seniyyelerine muhalif olan kimselerde zuhur eden bu gibi haller istidraçtır. Cehennemde derecelerinin bir kat daha artmasına sebep olur. Keramet dendiği zaman keramet nedir? Bir kere keramet bir manevi olanı vardır.
Kerametin Anlamı ve Velilerdeki Harikulade Haller ne anlatıyor?
Kerametin Anlamı ve Velilerdeki Harikulade Haller kaydında Kerametin lügatte anlamı, keramat Keramet Allah'ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden harikulade olan işlerdir. Harikulade mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak bunun gibi bir anda bir yerden diğer bir yere geçmek. Kuran Azimüşşan'da kırk yedi yerde bu kelime geçer, onlardan bir tanesi İsra Suresi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Veyel keramatül maneviye, manevi keramet, kel marifet billah Allah'ımızı celle celalühü tanımak gibi, onun azameti ilahiyesinden titremek gibi ve devamül murakabetillah onun her zaman bizi gözetlediğini bilmek gibi ve nehyi yasakladığı ve emrettiklerine son derece riayet etmek ve kaçınmamızı emrettiklerinden de kaçınmaktır. Manevi keramet bu. Ve Manevi keramet bu. Devamlı Allah'ın ve resulünün celle celalü emrine uymak. Devamlı ona tam manasıyla güvenip, tevekkülün, tevekkülün teslimiyetin tam olması ve bunun gibi güzel hallerdir. Ebu Abbas Kadde Sallallahü Sırra uçmayı iki kısma ayırmıştır. Birisi tayyü ezkar, birisi de tayyü ekber yani büyük uçma ve küçük uçma diye. Bu küçük olan uçmayı umum insanlar için tarif ediyor. Mesela havada uçmak ve yerin yerin dürülmesi gibi.
Mesela uzak mesafelerin çok kısalması gibi ve tayyül ekber büyük olan uçuş ise tayyül evsafin nüfuz bir kere nefsin mertebelerini geçip mutmain raziye ve marziye gibi insanı kamil olmanın sıfatlarını elde etmektir. Diyelim ki bu hal velilerde zuhur etmedi. Böyle acayip haller zuhur etmedi. Eğer zuhur etmeyecek olursa o velayet halinde değil diyemeyiz hadiyye. O velidir. Eğer eğer bu nefsin mertebelerini geçme halleri meydana gelmezse o kimse ne olur? Aldananlardan olur ve huşirat fi zümretil gafilin kafirlerle beraber haşru cem olur. Çünkü nefsinin mertebelerini geçmiyor. Bunun için gayreti ve çabası yok ve bir de evradı ezkar hususunda geçişin yapılabilmesi için mesela kalbimizin zikri, ruhumuzun zikri bilhassa nefr-ü ispatın tarifi mürşidi kamille olur aksi halde yapılan nefr-ü ispat tarifleri yanlıştır ve makbul değildir. Ancak mürşid-i kamilin eliyle olur.
Evrad ve ezkar geçirmeni bizzat zatında kendisinde yaşar onu. Aynen bir cıva gibi ruhuna dediği zaman bir akış oluverir. Öyle gelişigüzel yapılmaz, ehli olmayan kimseler katiyen yapamaz. Emrolunsa dahi eğer istikametimizi bozmuşsak mümkün Eğer biz diyor bu gibi güzel halleri geçmeyecek olursak aldananlardan oluruz ve gafillerle beraber haşru cem oluruz. Ebu'l Hasan'ı Şazili hazretleri bunu tarif ederken kerameti iki tarzda ifade buyuruyor. Kerametü'l iman bir mescidi lika ve şuhudü'l aye artık şuhud kelimesi her şeyin esrarına nail olmak ve imanın kemale erimesidir diye tarif buyurmuşlardır. Şimdi kerametüla amelli ala iktiza ve mücenebetitda vel veel muhada. Hileden, hutadan, her türlü kötülüklerden, üstünlük kavgasından tamamen geçip Allah'ın Celle Celalü kitabı kerimine ve Habibinin sünnet seniyyesine uymaktır.
Eğer, eğer bu gibi güzellikler verilir de o kimse başka arzulara düşerse, baş olma arzusuna düşerse, saltanat kavgasına düşerse Allah korusun nefsimizin saltanatı gibi şeytanın aldatmalarına düşersek, dünyevi muhabbetlere kanacak olursa nedir? O aldanmıştır ve yalancıdır. Bu gibi haller Ebu Bekir Sıddık Efendimiz de zuhur etmiştir. Hazreti Ömer radiyallahu anh de çokça bildiğimiz bir hadise. Ya Sariye cebelel cebel ittakillah dağa çekil demesi iki aylık bir mesafede mübarek seslerinin duyurması, Hazreti Osman radiyallahu anh efendimizin huzuruna gelen kimselere sizde zina eserleri görüyorum demesi, onların yolda gelirken bir kadına bakışlarını haber vermesin ve diğer sahabe-i kiramdan zuhur etmiştir. Bunun zuhuru Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem buyuruyorlar. Tirmizi'de geçen hadisi şerif. Müminin anlayışından sakının çünkü onlar Allah'ın nuruyla bakarlar.
Onlar bizzat ilahi nurla bakıyor. Bu fuhhaniyetin gücü ve kuvvetidir, bununla bakıyor. Nur vermiş Mevla'yı Zülcelal, elbette ki görürler. Yalnız Yunus Emre'nin dediği gibi görürler, hod haber vermezler ve diğer hadis-i şeriflerde de var. Hatta hadis kusi peyze ahbapdu küntü lehu seman Allah'ımız Celle Celalü onu sevdiği zaman onun kulağı ve basaran gözü ve lisenen dili ve kalben kalbi ve aklen aklı ve yeden ve meyyeden eli gücü ve kuvveti olur. Eğer bu güç ve kuvvet verilmişse bu gibi insanlarda harikulade dediğimiz hallerin zuhur etmemesi mümkün değildir. Şimdi gaip gizlenirken haber verilmezken Cenabı hakk'ın dışında kimse bilmezken nasıl ki bir padişah çok sevdiği güvendiği vezirine sırrını verir. Halikellemyezer dilerse sevdiklerine acayip halleri gösterir. O esrardan da haber verir, şüphesiz. Keramet Rabbi zülcelalimizin vermiş olduğu bir kuvvettir ilahi bir kudret o.
Ve cihadel keramet filveli, cihadelli kudret lacizil kadir. Güç ve kuvvet sahibi Mevla I Zülcelal'in inkar gibi olur. Velilerden meydana gelen kerameti biz kabul etmeyiz gibi sözler akaid kaidemizde mevcut. Enbiyada mucize, velide de keramet. Burada nebilerde bir peygamberden diğer bir peygambere geçiş var. Şimdi bir kitaptan diğer bir kitaba geçiş var. Onun için gösterilmesi vaciptir, ısrarı icap eder, açığa vurulabilir ama keramet dendiği zaman böyle bir değişim yok. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin koymuş olduğu, bize emretmiş olduğu esasların el ulema ve rahatlatul enbiya alimler nebilerin varisleridir. Onlar nebiler gibi tebliğ ve davette bulunurlar. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın yapmış olduğu görevi velayet ölçüsü içerisinde icra ederler. Külli kerametin li velihi fe yemiu citun lidelike nebihi.
Keramet veliler için mucize de nebiler için ama velilerin gizlemesi evladır. Hatta biz çokça da bunu izniyle. Kerametin ulu orta ifade edilmesi bir veli için puan kaybıdır diye. Bir kere Kuran-ı Kerim'de Kuran-ı Azimüşşan'da keramet hakkında bize deliller pek çoktur. Ancak velilerde olur. Veli keramet keramet ancak velilerde olur. Ve sahibül abi deti sahiha. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Ashab-ı Kiram'ın ve hak olan ulema-i Kiram'ın görüşüne uygun olan kimselerdir. Kerametin zuhur ettiği Melih. Kuran-ı azimüşşan'a uygun amel işlerler. Efendimize sallallahu aleyhi ve sellem sünneti seniyyesine harfiyen imkan nispetinde uyarlar, takatleri ve güçleri yettiği nispette. Veli kerametin aşığı olan bir kimse değildir. Kerametinden dolayı da bir başkasına karşı üstünlük taslamaz.
Müfessirlerin üstazı diyebileceğimiz Tahreddin Razi hazretleri, kalpte Allah'u sirra, tefsir-i kebirinde Onlar kerametle rahat edecek, huzur bulacak, onunla sevinecek, onunla rahata erecek bir kimse değillerdir. Eğer keramet zuhur ederse Cenabı Hak'tan son derece korkarlar ve titremeye başlarlar. Onlar Allah'ımızın bir cezasına, azabına, gazabına uğrarız diye bu korkuda çok şiddetlidirler. Allah korusun istidlal, bunu anlattık. Şer-i şerife sünneti seniyyeye uymayan insanlardan zuhur eden acayip haller cehennemdeki derecesini biraz daha arttırır. Öyle bir hale düşmekten dolayı tir tir titreyen mübarek kimselerdir. Ahmed er Rufai hazretleri Allah'ın dostları yanında kerametin en büyüğü Onlar dini aliye son derece saygıyla, sevgiyle, muhabbetle yapışan kimselerdir. Velilerden kerametin en üstün olanı bir kere bunu bil.
Deva muttevfiheli taat, ibadet ve taatte Cenabı hakk'ın onlara yardımı vardır. Taatlerden katiyen doymazlar. Ne tebliğden, ne davetten, ne hizmetten hiçbir zaman geri kalmazlar. Hatalardan, günahlardan, isyanlardan, nefsani hallerden tamamen uzaklaşırlar. Sihir bin Abdullah Et-ü Steriyy Hazretleri, katdesallahu sırra buyuruyor ki, kötü ahlaktan güzel ahlaka, ahlakı Muhammediyeye geçiştir. Ebu'l Hasen-i Şazeni Hazretleri, el kerametul hakikat, hakiki keramet asıl buyuruyor keramet, istikamet üzere yürümek Cenabı Hakk'a nail olmaktır. Bu da imanın, imanın doğru ve dürüst olup ziyadeleşmesi ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in getirmiş olduğu emirlere zahiren ve batinen ittiba etmek, uymaktır demişlerdir. Yine Muhyiddin Arabi kalpte sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kerameti tarif buyururken, hissi olan keramet bunu da anlatırken şu şekilde ifade buyurmuştur.
Vel meşhualenme su üzerinde yürümek, havada uçmak, arzın dürülüp uzak misafirlerin bir anda doğudan batıya an-ı vahit bir anda geçilmesi gibi hallerdir. Ama manevi keramete gelince ve emmel kerametul maneviye ancak Allah'ın sevgili kulları bunu yerine getirirler. Bir kere güzel ahlak ile ahlaklanır, bunda Rabbimiz onları muvaffak kılar ve vaktinde Rabbimizin emrettiği görevleri yerine getirmek ve sefih olan düşük insanların hallerinden, davranışlarından şiddetle kaçınırlar ve müsarratu ilel hayrat hayırlı işlerde devamlı ileriye giderler ve bir kere insanlara kötü zan gibi, hasetlik gibi bir hal, onların sadırlarında katiyen kalmaz, kin kibir hasetlikten kurtulurlar ve taharetul kalbi min külli sıfatin mezmumet bir kere kötü sıfattan tamamen kalpleri alınmıştır.
Gönülleri ve tahmiyetuhu bil murakabe temel enfaz her bir nefeste Rabbimizin kendilerini gözetlediğini bilmen nimetine güzelliğine nail olmuşlardır ve muraatı hububillahi nefsihi ve fileşya gerek kendi şahıslarında gerekse kendilerinin dışında işte çoluğuna, çocuğuna, eşine, dostuna, yere, göğe ve bütün varlıklara olan Allah'ın hakkını yerine getirirler. Bu gibi güzel hallerdir diye tarif buyrulmuş. Daha kerameti anlatılırken iki şekilde istikamet diye verilmiş ve imanın yücelilmesi artık bu daha evvel ifade edilmiş oldu. İmamı Şafii rahimehullahü Teala Hazretleri ve celal'i tanımak ve imanımızın güçlü ve kuvvetli olup onun tak ve lezzetine erişmektir. Biz o kadar güzel bir ifade ki bunu beyan bile edemiyoruz. Yine büyüklerimizden, kerametin en kıymetli olanı, istikameti, istikamettir.
Eşraful Kendimizi görme çılgınlığından ve enaniyetten tamamen kurtulmak, bunlardan sıyrılmaktır diye Ahmed er Rıfai hazretleri tarif buyurmuşlardır. Ve keramet hususunda kerameti tarif ederken Ebul hasene Şazeli hazretleri rahmetullahi aleyh Gatyasallahu sırra şu şekilde de tarif etmiş. Yani bursu üzerinde yürümek gibi arzın dürülmesi gibi zuhur eden hallerdir. Daha başka nedir? Öyle dünya ehli insanlar içerisinde yalnızlık hissetmektir demişler. Onların yanında bakıyor ki ağızları düzgün değil, gözleri acayip yerlere Dördüncü olarak onlar dünyaya Dördüncü olarak onlar dünyaya karşı kalplerinde katiyen bir sevgi yoktur. Ve devamuz zikri ve taat şartıl istihkame müstakim olmak suretiyle şartlarına riayet ederek ibadet ve taat ve zikirde devamlıdırlar. Ebu Bayezıd el-Bisami Gatta Salluü Sırrı Hazretleri nasıl ateşlere ellerini koydu, bil bakalım.
Evveluhu, bunun birinci kerameti, Kendimi devamlı gerilerde gördüm üstünlük taslamadım başkalarını ise her zaman benden büyük kabul ettim. İkinci olarak İnsanlara olan şefkat ve merhametimden dolayı onların yerine yanmayı ben kabul ettim. Üçüncü olarak müminin kalbine her zaman sürur rahatlık vermeyi ben kendime gaye bildim. Dördüncü olarak demem yarın için hiçbir şey saklamadım. Velhamis beşinci olarak kendi nefsimden ise insanlara şefkat ve merhametli olmayı ben tercih ettim. Altıncı olarak müminlerin kalbinden gam, keder bunları kaldırıp onlara sürur vermeye ben gayret gösterdim. Yedincisi olarak müminlere şefkatimden dolayı karşılaştığım zaman onlara ilk Eğer bana Allah şefaat izni verecek olursa ilk evvela bana eza ve cefa edenlere şefaat etme kerametini Rabbimiz bana lütfetti, ihsan etti demiştir.
Ebu Davut Tai Hazretleri Eğer keramet sahibi olmak istiyorsan uhrevi amellere çok gayret et. Kurtuluşumuz için asıl onlar için çaba ve gayret gösterelim. Allah korusun. Şimdi eğer emri ilahiye bunu genel ifade edeyim, uymayacak olursa diyor hali şer-i Şerife muvafık değilse bu aynen arz ettiğim gibi ateşe layık bir kimse haline gelir. Ve sonra kerametin hakiki olanı ifade edilirken Ahmed Zerruk hazretleri rahmetullahali hiye tevbetün bilelisrarin böyle günahta devamlı olmamak şartı ile terk edip Allah'ımıza yönelmektir. Ve amelün bilel fütur Amelini ibadet ve taatini yaparken bir müddet yapıp sonra terk etmekten her zaman yapmak ve gayret göstermektir. Ve İhlasın bir ucub benlikten kurtularak samimi olmaktır.
Ve teratü din artık şüpheye düşmeksizin imanının güçlü ve kuvvetli olması ve tevekkünün bileb vehmin böyle bir endişeye düşmeden Allah'ımıza tam bir teslimiyet içerisinde bulunmaktır. Kerametin en üstün olanı nedir? İmamı Kuşeyr Hazretleri buyuruyor. O Allahü zülcelal'e vasıl olmak, kavuşmaktır. Yine tarifinde yerl-marife, onu tanımaktır ve istikamet üzere olmaktır ve Rabb'ul-i hicar ve fethul-bab Allah'ın kendisine açmış olduğu gönüldeki kapılarla nefsin mertebelerini geçip rızayı ilahiyeye ermek, cennete ve cemale kavuşmak, ilmin mertebelerini geçmek ve şeri ve tarihi ve hakiki ve marifet, şeriat, tarikat, marifet, hakikat bu hademelere bunları geçip Mevla'ya vasıl olmaktır. Akidede keramet nedir denecek olursa Ahmet Selruh hazretleri İmanın dik ve kuvvet bulması ve bizzat yaşanması görülmesi diyemiyorum onu anlatamıyor muyum? Yaşanan bir hal. Şu yemeği yediğimiz zaman ne diyeceğiz?
Ne kadar O Rabbımızda ona aşık olmuş ve aşk deryasını kapılmış gitmiş kimselerdir. Budür. Ve husulü'l müşahede. Nedir keramet? Amelde keramet? Kur'an'a ve sünnete uymaktır. Vel mutaba, Rasulünün yolunu, velilerinin yolunu takip etmek ve mücanebetü't-deavi ve artık bütün isyandan, kötülüklerden, nefsani hallerden uzaklaşmaktır. Manevi keramet nedir derseniz, o da o da gönlünde kötü düşünceler müminlere karşı olmaması. Hasetlikten kinden, kibirden uzaklaşmaktır. Ve kötü sıfatlardan kalbin arınmasıdır. Ve tahliyyetihi bil murakabe ihtimalen farz murakabe ile her an Rabbimizin kendisini gördüğünü bilmektir ve Artık kendi şahsında ve bütün varlıklarda Rabbimizin kendisine yüklemiş olduğu görevleri yerine getirip her şeyi yerli yerince hakkını iade etmektir. Bir kere kalbinde Rabbımızdan başka bir düşüncenin kalmamasıdır. Velhamdülillahi rabbil alemin der ki.
Biz Kuran-ı Kerim'de keramet artık bu kadar izah ettikten sonra Kuran-ı Kerim'de var mıydı yok muydu demeye gerek kaldı mı? Kuran-ı Kerim'in hepsi keramet idi misal. Ayeti celileye baktığımız zaman Al-i İman suresinde otuz yedinci ayet I celile bunun üzerine Rabbi Meryem'i güzel bir kabulle kabul buyurdu ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Ve keffe leha Zekeriya, Zekeriya'yı da ona kefil himayesine memur kıldı. Zekeriya ne vakit mihraba girse Meryem'in yanında bir yiyecek bulurdu. O Meryem'e ey Meryem, bu sana nereden geliyor demişti. Allah'ın katından demişti celle celalühü. Şüphesiz ki Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Şimdi Meryem Baridemiz bir peygamber değil, bir nebi değil, bir resul değil. Allah'ımızın seçtiği, sevdiği saliha bir annemiz. Özellikleri Tahrim suresindeki son ayetlerde bildirilen mübarek bir annemizdir. Tahrim suresinde geçer.
Son ayetlerde özellikleri geçer bir peygamber değil. O bir Allah'ın veliyyesidir. Kış gününde yaz meyveleri yanında bulunuyor. Bu nedir? Keramettir Kuran azimüşşan da geçmektedir. Bunun yanında bakıyorsunuz Nemm suresinde kırkıncı ayeti celile. Estail billah, galelle ve an deve il müminel kitap. İlahi kitabın bilgisine sahip olan biri de, özünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm dedi. Asaf bin Belhiya. Bu bir peygamber de değil, Nebi de değil, resul de değildir. Kendisine ilim verilen mübarek bir kimsedir. Belkıs'ın tahtının ve o tahtın gelmesi demek onun hükmünün geçerliliğinin kalmaması demektir. Süleyman aleyhisselam tahtı yanı başında görünce, bu Rabbimin lütfundan, ihsanındandır. Beni sınamak içindir. Şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince şüphesi Rabbim onun şükrüne muhtaç değildir.
Yine de onu nimetlendirir dedi. Kimdir Ashab-ı Hanbeliyye? Kendisine ilim veren bir insan, bir peygamber değil. Ama bu haller zuhur ediyor. Bunu inkar mümkün değildir. Artık bütün detaylarıyla, ilmi esaslarla izah buyruldu. Cenabı Hak yolundan ayırmasın.