Öncümüz, Kitabı Kerim ve Sünnet-i Muhammediye ile bize yol gösteren Abdülkadir Geylani buyurdular. Buyurdu ki, beni Cenab-ı Hakk'a vasıl kılan ne gece kıldığım namaz, ne tuttuğum oruç ne de ilmi mütalaam oldu. Buradan yanlış bir fikre varmayalım. Abdülkadir Geylaniimiz burada bir gerçeğe vurgu yapıyor. Gece namaz kılmaz olur mu? Mübarek dizleri zaten namaz kıla kıla deve dizine dönmüş, bize yol gösteriyor. Orucunda da evine. Zaten Abdülkadir Geylani Hazretleri, Kaddafi Sallallahu Sırra fakihtir. Kendisi İslam hukukunda öncü olan Allah'ımızın sevgili bir kuludur. Nedir denirse Abdülkadir Geylani, Hazretleri'nin kerameti, en büyük kerameti İslam hukukunu en güzel şekilde mütalaasıdır. O zaman biz Acrasen Efendimizle merak ediyoruz, onun kerameti nedir? İşte ben şöyle bir düşünce içindeydim de onu deyiverdi, bu değil. Hacasın efendi o değil.
İşte hayvanımı satamadım, ne kadar pazara gitsem hayvanım satılmıyor ama bir duasını aldım satıldı gibi sözler güzel ama asıl kerameti istikamet olarak belirlemedikten sonra hataya düşebiliriz. Eğer keramet meraklısı isek değilsiniz de meraklı olanlar için diyorum. Sami Efendi Hazretleri kerameti şöyle anlatıyor. Hud Suresi'nin tefsirinde anlatıyor. Siz bir anda doğudan batıya geçene mi imreniyorsunuz, şeytan da geçiyor buyuruyor. Siz havada kanatlanıp uçana mı imreniyorsunuz? Bir arı da uçuyor, bir sinek de uçuyor. Siz su üstünde yürüyene mi imreniyorsunuz, Bir balıkla yüzüyor. O zaman efendim nedir keramet? Çok önemli ama hiç unutmayacağımız bir husus. O da zahirde halk, yani şu dışımızda insanlarla beraberiz, insanlarla beraberiz, şu dışımızda insanlarla beraberiz, içimizde Mevla ile. İşte kerametin ahseni budur.
Bizden eğer üçler, yediler, kırklar sorulursa bunlar Fahreddin Razi Hazretleri'nin risalelerinde geçen esaslardır, Hadis-i Şeriflerde de belirtilir. Onun için kendi kendimize böyle bir fikre varmayacağımıza inanıyorum. Çünkü bir kimse işin ehli değil de ona bu tabir kullanılıyorsa vebali vardır bunun. Zaten o üçler, yediler, kırklar, ricaller dediğimiz öyle bir mütevazi ki tamamen beşeri sıfatlarını bitirmişler, Rahmani sıfatlarla donanmışlar. Allah'ımız hiçbir şeye benzemez. O sıfatları derken o sıfatlarının tecellisidir o. Yoksa yanlış yaparız. Abdülkadir Geylani, Kaddafi Allahu Sırrı, Onu Rabbimize kavuşturan neymiş? İyiliktir, ihsandır, ikramdır.
Gerek kendimizi Rabbimizin emrine teslim etmek suretiyle, Habibi'nin sünneti Muhammediyesine, Allah'ın sevgili dostlarının izini takip etmek suretiyle, bir de etrafımıza, nasıl olacak ailemize İslami bilgileri vererek kime gelişebilirsek onlara, usulüne uygun bir şekilde Allah'ımızın emrini talim etmek, hem derdini konularda yardımcı olduğumuz gibi maddi yönde de yardımcı olmak. İkinci olarak tevazudur, alçak gönüllülük. Tevazu hususunda Bayezidi Bistami Hazretleri şu konuya değinmiştir. Buyuruyor ki Kişi ne zaman mütevazi olur? Kul ne zaman mütevazi, alçak gönüllü olur? Pekala, i'alem yaralinefsi-i makamen, kendisi için bir makam görmüyor. İşte ben intisab edeli çocuk yaşımda intisab ettim, murakebelerde yüzüyorum, bana aşağıdan bir yer değil, üst koltuktan yer verilecek, ben her zaman ileride olacağım demek nefs-i emmarenin de altına düşmek gibi bir hal olur.
Zaten nefs-i emmare en aşağı nefs-i mertebelerinden birisidir. Kendisi için buyuruyor bir makam, bir hal görmesidir. Sonra üçüncü olarak Kerem, Tevazu, üçüncüsü de Selameti sa'dır. Zaten bu olsa her şey tamam olur Rabbimizin izniyle. Gönlün nur olmasıdır. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.