Kalp Zikri ve Ruh Arınması: İlahi Yolculuk | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Kalp Zikri ve Ruh Arınması: İlahi Yolculuk
Kalp Zikri ve Ruh Arınması: İlahi Yolculuk kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Bu bird işte bir mürşid-i kamilden alınan evrak ve ezker. Burada izah buyuruluyor. Vird, nedir vird? Cüzün minel guren, evi zikri yetlihu'l müsrin. Bu alınan evrad ve ezkarın hepsi Allah'ımızın Kitabı Kerim'inden alınmıştır. Mesela biz orada istiğfar okuyoruz. Kuran-ı Kerim'de dolu istiğfarla alakalı Ayet-i…
Bismillahirrahmanirrahim. Bu bird işte bir mürşid-i kamilden alınan evrak ve ezker. Burada izah buyuruluyor. Vird, nedir vird? Cüzün minel guren, evi zikri yetlihu'l müsrin. Bu alınan evrad ve ezkarın hepsi Allah'ımızın Kitabı Kerim'inden alınmıştır. Mesela biz orada istiğfar okuyoruz. Kuran-ı Kerim'de dolu istiğfarla alakalı Ayet-i Celileler var. Mesela tevhid okuyoruz. Bu ayeti Celal'nin Muhammed suresinde on dokuzuncu ayet içinde üst tarafında esamle. Sallallahü selam okuyoruz. Ahzab suresinde elli altı diye hatırlıyorum. Ashab-ı Ölüm tefekkürü yapıyoruz. Ölümle alakalı birçok ayet celile var. Bu bazı kabirlerin ziyaret edilen sandukanın üzerinde yazar. Kullü nefsin ve ikatül mevt, her nefis ölümü tadacaktır. Rabıta ise rabıtamız Tevbe suresinde esayümüne ve kunu maas sadikin. Sadıklarla beraber olun. Zikrullah yapıyoruz. Bitmez Ayet celle. Murakabelerde isek hep Ayet-i Celilelerde.
Kuran-ı Azimüşşan'ın dışında hiçbir şey yok. O zaman kalp zikri diyorlar. Ruh zikri, sır, hafi, akfa bunu da yazıyor mu? Alıkoymaz. Her anda zikullahın içerisinde. Daha var mı? Vardır. Elbette vardır. Kuran Azimüşşan'da olur. Bizim kulluk için yaratılmamız Allah'ı zikretmeyen hiçbir varlık yok diye buyuruluyor. Çok. Nereye baksak onların bize yapmış olduğu tavsiyelerin hepsi Kuran-ı Azimüşşan'da mevcut. Böyle zikredildi. İsmin livaktin min leylin evnehal. Gece olsun, gündüz olsun. Böyle bu vakitlerde yapılan işte burada aldığımız dersin önemi ifade ediliyor. Yalnız bunu idrak etmemiz icabında Allah'ımıza yakınlık ne demek? O zaten bize bizden yakın. Onun bize yakınlığını bilmek işi çok değiştirir. Gerçek kulluğu ortaya korur. O yakınlığı hissetmenin onda meydana getirmiş olduğu manevi hal bütün dünyaları verse öyle bir kimseye Allah'ımıza yakınlığı artık hissediyor diyelim.
Hiçbirine meyletmez. Bütün dünya verirsin. Her taraf altın, hümün takdim edilse hiçbirine bakmaz. Rab'bımdan mahrum olmayın da der. Ne olursa olsun der. Yaşanmayınca olmuyor. Bunlar hep yüzeysel geçiyor. Çünkü evrad ve ezkar yapılırken bunu Mektubat'ta on birinci mektup diye hatırlıyorum. Orada Esad Erbili Hazretleri Evrad ve Ezkar nasıl okunur çok güzel izah görmüş. Bazen diyoruz ya biz işte bundan on beş sene önce yirmi sene önce ders almıştık. Yine aynı duruyoruz. Ne olacak? Böyle bir değişim olmayacak mı? Mesela üstadımız şiirlerinin birinde hafta geçmez dersin gelir görüşür buyuruyor. Acaba neden onlar her hafta bir letaik geçiyor? Mesela ikinci hafta geçmezse biraz cezada gibi oluyor. Neden? Eszade Elbili Hazretleri'nin tarif ettiği gibi derslerini okumaları sebebiyle. Sami Efendi Hazretleri'ne buyrulmuş ki siz kurt bul aktatsınız. Efendim sizin okuduğunuz evrad ezkar nedir?
Kalp Zikri ve Ruh Arınması: İlahi Yolculuk ne anlatıyor?
Kalp Zikri ve Ruh Arınması: İlahi Yolculuk kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Bu bird işte bir mürşid-i kamilden alınan evrak ve ezker. Burada izah buyuruluyor. Vird, nedir vird? Cüzün minel guren, evi zikri yetlihu'l müsrin. Bu alınan evrad ve ezkarın hepsi Allah'ımızın Kitabı Kerim'inden alınmıştır. Mesela biz orada istiğfar okuyoruz. Kuran-ı Kerim'de dolu istiğfarla alakalı Ayet-i…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Aynı dersi okurum buyurmuş. Aynı ders, sizin okuduğunuz ders okurun ama perhize dikkat ederim. Elimi dikkat ederim müminlere yardım için gözüm mü harama bakmam, elim ayağım mı hep korurum. Bunu devamlı olarak sadece bir gün değil de her gün okuruz. Asıl burada gerekli olan Allah'ı Zülcelal'imize yakınlığı temin etmek. Ne güzel demişler ne bilsin tadını anın, asel göster basar göster. Eğer tarını almamızsa balı göstersen, soğanı göstersen ne bilirsin demişler. Bundan dolayı bilemiyoruz. Tadısa bunu birkaç Meşşai Kiram'dan gördüm kitaplarda. Buyuruyor ki büyüklerimiz bir an Cenabı Hak'tan uzak olmak, bize cehennem ateşinde yanmaktan daha zor diyorlar. Neden? Tatmış onu. O huzura inmiş. Bu tabii iç şüphesiz yapılan evrak ve asker yarın ahirette bize çok nemalı çoğu artık Allah'ımız bu mükafatını ihsan ediliyor. İşte Meleklere de soruyor.
İyi melek Meleklere de soruyor iyi meleklerin bunun başka taati var mı kulumun? Ya Rabbi biz ne yazmışsak yine çizmişsek yaptığı ettiği ne varsa onu olduğu gibi kaydettik ve takdim ettik deyince ey meleklerim sizin yazdıklarınız var fakat onun benim yanımda bir taati var. Çünkü melekler iki dudak arasından çıkanı kaydediyorlar. Fakat Cenabı hak gönülden geçenleri onları kaydediyor. Benim yanımda onların mükafatı var. O da mesela diyorlar ya beş yüzünü dıştan, beş yüzünü içten. O mürit düşünüyor çünkü kitaplarda yazdığı için Sami Efendi Hazretlerinin musahabelerinde geçiyor. Şu sadrımızda beş tane letaip, hal, ruh, sır, habi, akma. Bir de yaratılışımızla alakalı su, hava, ateş, toprak bir de nefis, un detay. Ziki kül anlatılıyor, bütün vücudun zikri, Zikri sultanı anlatılıyor. Bütün vücudun nura boyanması. Nefü ispatlar, murakabeler.
Bunu bir mürid gördüğü için diyor ki ben bunları geçmem lazım. Soruyorum ne yapayım diyor. Onlar da eskiden verilen bir misaldi. Şimdi bunu doğal gazlarla nelerle şimdiki aletlerle misal verilir. Odunla misal verilmiştir. Buradan Sami Efendi Hazretleri'ne bir tanesi gidiyor. Sormuş ne kadar lafza icelerle okuyorsun? İşte ben bin dıştan bin işten buyurmuşlar. Bir ocak düşünün üzerinde bir tencere var, yemek kaynayacak. Eğer yemek kaynamıyorsa iki odunsa iki odun daha ilave edilir. Ateş parlatılır. Biraz daha parlatılır. Biraz daha çoğaltılır. Su mu yemek mi ne ise kaynar. Onun için iki bin dıştan okuyun. İki bin de içten okuyun. Sonra bunun bütün çalışma şekillerini de haber vermişler. İlk anda yanar buyurmuşlar. Aynen suyun kaynaması gibi ısınıyor imkanını. Ondan sonra elimizi vuramayacak şekilde sıcak oluyor. Buharına bile tahammül edilemiyor. Ondan sonra hafif hafif atmaya başlıyor.
Daha sonra bir, bir, bir, bir atıyor. Daha sonra normal halini alıyor. Bunları öğretmişler ki yuhricuk yuhricuhum minevulumati ilen nur. Allah'ımız küfrün şirkin nifakın büyük günahın, küçük günahın Cenabı hakk'ın dışındaki bütün hallerinden kurtulmamız için insaniyete geçiyor, insan rahmaniyete geçiyor. Hayvaniyetten kurtuluyoruz o zaman ve bunların mükafatında bizzat Rabbimiz veriyor. Kul bu sayede Evliyaullah'ın vermiş olduğu ders sayesinde kalbine ilahi nefha Allah'ımızın ilahi nefası bunu nasıl anlarsak bir nefes yemekten haya ederim Allah'ımıza karşı. Değil mi? Rabbimizin ilahi nefası yayılıyor. Gönlü açık olanların kalbine o ilahi nefes giriyor. Bu girdiği zaman kalpte bir hareket başlıyor. Sonra bunun ilahi bir heyecanı oluyor. Bu ilahi heyecanla kalp harekete geçiyor.
Kalbe bu Zikrullah'ın manevi esintisi ama edep erken içerisinde riayet ederek ben bunu başaracağım diyerek Allah için gayret gösterirsek bu yaptığımız zikirler dualar çünkü gönlümüz ancak bu şekilde irşad ve ıslah olabiliyor. İbadetler, saatler Bu sayede ne meydana geliyor? İlahi tecelli meydana geliyor kudret denen o. 0 tecelli bir eriştiğimiz zaman ona bin senelik taate bedel o. İşte bu kadarı yapabiliyoruz, buna da şükür deyip inşallah gaflete düşmeyiz, Azmettiğimiz zaman ilahi tecellidir o. 0 zaman kişi asıl zevk neymiş, neşe neymiş anlamaya başlar. Der ki ömrümüzü berbat etmişiz demeye başlar. Çünkü Cenabı Hak Yunus suresi elli yedi ila elli sekizinci ayeti celilede dünyada topladıklarınız değil buyuruyor. Asıl hel yekrahuhu hayrun mim ma yecmau, asıl sizin sevineceğiniz bunlardır buyuruyor. O haller zuhur eder.
Sonra o revha dendiği ilahi ikramlar, ihsanlar fazilet ve üstünlüklerdir. O vece Enfal suresinde geçer. Kalpleri zitullah'a geçiyor. Burada cilalarına, burada harekete geçmesi Cenabı hakk'ın ilahi korkusu derken zitullah'a geçiyor o anda. Bu vesileyle ne oluyor? Allah'ımıza kavuşmaya başlıyor. Evrad nedir? Hie ibareten an elkarin. Zikirlerdir tarif ettikleri zikirler bizleri. Sonra bunların adetleri de belirtilmiş. Bu evrad ve ezkar verilirken nasıl veriliyor onu anlatıyor Müellif Hazretleri. Gaddes Allahüu sırra, Allah'ın diyor onlara açmış olduğu ilahi keşf ile Rabbi Zülcelal'imizden gönüllerine doğan evrad ve ezkardır diyor. Öyle kendi başlarına diyor onu tarif etmiyorlar. Gönülleri açılmış Cenabıhakk'a. Rabbimiz tarafından ilham olunuyor. O ilham ile yüz on bir istiğfar diyor. İşte bu Sayın Nereden değil, ilahi alemden diyor ve onlara Rabbani bir ilim verilmiştir.
Onlardan ikram ediyorlar. Bunda çok büyük faydalar vardır. Bu sayede siz fi tathiri kalbil müridi minel heven nefs, bu aldığınız evrak ve ezkar sayesinde nefsinizin arzu ve isteklerinden gönüllerinizi temizlemiş olursunuz. Biz ara ara diyoruz ya bir türlü kurtulamıyoruz. Bu ne olacak? O ne olacak? Kurtulamıyoruz dediğimiz iyi bir manevi ruhani temizlik yaptığımız zaman ondan eser kalmıyor zaten. Allah'ımızın nehyettiği her şeyden uzaklaşıyor. Ilallahi teala. Alınan o evrak ve ezkar bizi ta Sıddık-ı Azam'a kadar götürür. Oradan Cenabıhakk'a yok Habibi-i Kibriya Sallallahü Teala ve Cenabı Hakk'a ulaşmamıza vesile oluyor. Bunu ifade edin. O öyle bir bal ki diyor ip dediğimiz zaman normal böyle hatırımıza gelen iptir, sicimdir, kendirdir, halattır bu değil. İlahi bir bağdır.
Bu bağ sizi diyor mürşidinizden almış olduğunuz evrad ve ezkar ile ta Sıddık-ı Azam'a kadar gelip geçen sadatı kirama bağlar. Bir anda Efendimize bağlar Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Cenabı Hak'tan. Bu ders sayesinde buyuruyor yine büyüklerimiz. O aldığınız ders öyle ki sizi yasilu ilel nuridi nurillah, Allah'ın nuruna eriştirir o ders sizi ve perdeler de ortadan kalkar buyrulmuş. Aldığımız evrad ve ezkar üç şekildedir. Bu artık hallerimize göre değişiyor. Mesela bir adet kabilinden yapmamız var. Bir de işin hakikatine ererek sayılıyor mesela Efendimiz Hazretlerinin deniyor ya Gavsil azam olmuştur. Udbu cihan olma nimetine mazhar olmuş. Dedem Rahmetullah Ali bir haftaya varmadan bütün letaiflerini geçmiş vesaire. Böyle anlatılıyor. Bir de bu şekilde onların dikkat ettiği gibi riayet etmek. İbadet ve taati mesela Allah derken sadece bunu dil ile tekrarla kalmıyor.
Kimi zikrettiğini tefekkür ediyor. Ben Allah diyorum ama Celle Celalü zikrettiği Mevla-yı Zülcelal onun azamet-i ilahiyesini düşünüyorum. Bunu dille yapıyor. Ondan sonra gönlüne geçiyor. Kalben yapıyor. Daha bir ötesi ilahi muhabbetle yapıyor. Yine gördüğümüz kadarıyla Rabbimizin lütfuyla muhabbetle yapılan zerre kadar ibadet Allah'ımıza, dağlarca yapılan taatten üstün diye geçiyor. Esselamü Erbili Hazretleri buna işaret eder. Dağlar yemişli bağ olur. Cümle cihan bostan sana. Eğer az bir amelimiz Rabbımızı tanıyarak yaparsa bunu hikem-i atayiyede de geçer. Rabbımızı tanıyarak muhabbetle yapılırsa onun mükafatını bile mesela dille biz Allah diyoruz Celle Celalühü Bire on demiyorum. Biz bunu hesap edemeyiz ama Kuran-ı Kerim'de geçtiği üzere aşr ü emtaliya buyuruyor. Bire on. Bu kadar Rahim bir mevlamız var. Bu kadar ikram sahibi Mevlamız var. Gelecek ama insan alışveriş yapıyor diyor.
Cebinde ne kadar varsa cebindeki paraya göre alışveriş yapıyor. Bunun için efendimiz hazretleri bakın bu hakikatler konuşuldukça hatıra geliyor. Muhabbet harçlığı alsam, o zatın dairesine varsam diyor. Söylediği sözler hep ledünni, Allah'ımız tarafından ihsan olunan sözler. Halben yaptığımıza yedi yüz fakat doyamama var. Dünya gözünde buğday tanesi kadar da kalmıyor. Rabbimize muhabbet hasıl olunca onun mükafatı ölçülemiyor. Tartılamıyor zaten. İşte bu. Bu zor mu? Zorluğu, bu nefsimize fırsat vermemek. Bu kadar. O nefsimize fırsat vermemenin ilahi zevki gönülde tarif edilemez. Her şeyi dinimizin ölçüleri içerisinde yapmaktır. Bunu ifade buyuruyor. İçtihat ediyor, gayret ediyor, çaba gösteriyor. O ibadet ve saatte onun ilahi neşesinin içerisinde. Eğer buna irelim buna irelim bir kimsenin halini söylemek istiyorum. Tabii isim benim. Ben diyor Ankara'da bir evde evradımı okuyorum.
Okurken kelime-i tevhidde diyor bir açılma oldu. Meğer diyor bilememişiz diyor. Öyle bir kelime-i tevhidin nuru zuhur edince kendimi alamadım ağlamaktan diyor. Sonra geldim diyor Üstadımız hazretlerine görür görmez bildi. Hemen huzuruna aldı diyor. Bak bir tevhid. İşte kelime-i tevhidi okuyan cennete girer ama hangi ne şekilde okuyan? Mesela deniyor Allah Allah diyen bulunduğu müddetçe kıyamet kopmaz. Acaba kim? Bu anlatıldığı zaman diyor ki ben Kabe'ye gittim, her taraf doluydu diyor. Herkes Allah diyor. Bu değil işte. Beni zikredin ki Allah'ımız da onu zikrediyor. Bu hale gelen. Artık yol alan kimse gayret gösteren kimse ve Bu gayret gösteren kimseler bütün dünyevi ne varsa hep o endişelerden kurtuluyor. Büyüklerimiz diyorlar ya eliniz karda gönlünüz yar olan Allah'ta işini gücünü terk ettiği yok. Belki sizden bizden çok zengin. Bunu Sami Efendi Hazretleri ne güzel ifade etmiş.
Benim öyle bir ihvanım var ki öyle evlatlarım var. Fabrikatör buyurmuş ama kalbinde zerre kadar dünyanın muhabbeti yok. Bir gömlekle zor geçiniyor ama gırtlağına kadar dünya muhabbeti dolu diye. İşte bizi alıkoyan bu halleri ama dikkat edilirse hep bunlardan kurtulmuş kalbini nur etmiş ilahi güzelliklerle de donanmış oluyor. Allah'ımıza vasıl olan kimseler ise üçüncü bir sınıf fühüve iskatü'l heva heva ve mahabbetü'l mevla hiç unutmayacağımız bir ifade. Huvve iskatü'l heva. Nefsin arzuları kalmamış. Zaten böyle olan kimseler nefisten konuşmaz. Çünkü öyle bir problemi yok. Nefis diye bir problemi yok. Hep ruhani hallerden konuşurlar. Demedi mi bunun için Ahmet bin Hanbel Hazretleri Bişr-i Hafi'nin yanına varıp Gaddesallahu Sırr'a ah bir nianillah bana Allah'tan haber ver ya pişir diyor. Bu nefis diye bir hal yok. Hep manevi alemlere geçmişler. Onun için oradan konuşuyor.
O gibi insanlara, o gibi Allah'ın dostlarına cennetten konuşsan yorulurlar. Cemalullah isterler. Çünkü tek arzuları o. Bu bizim evrad ve ezkarımızda var. Söylüyoruz ya bu çekmiş olduğumuz ders ana sütü gibi. Ana sütün de bir çocuğun gelişmesi için her türlü gıda varsa mesela o süt gözünün görmesinde, kulağının duymasında, elinin tutmasında, ayağının yürümesinde nedir? Fayda hasıl ediyor. Vücut organları canlanıyor. Ruhani organları canlanıyor. Bu hallere diyor gelirler. Nefsinin arzusu diye bir şey yok. Mevlamızın muhabbeti dolar. Zulmetten olan perdeler zaten kalmamış. Zulmani diye bir perde yok. Ruhani perdeler aralıyor. Hep ileriye adım atıyor. Nasıl anlayacağız bunu? Mevlana'mız buyuruyor ki Cenabıhakk'a vuslatta ne kadar adım atsam bu Türkmen kocasının adımlarını önde gördüm diyor.
Yunus Emre'yi söylüyor, Kaddafi Allah'ın Resulü ben diyor Allah'a vuslatta, ona kavuşmakta ne kadar adım atsam bu Türkmen kocasının izini ileride görüyorum ruhani alemde ilerliyor. Bu sadece şekilen zikirde de olmaz. Kıldığımız namazda da olmaz sadece. Bütün taatlerde olur. Bütün davranışlarında olur. O şöyle bakarken de onu yaşar. Çünkü ibretle bakar, Allah'ın nuruyla bakar, Celmi celabi. Bir nimet yerken dahi o aldığı lokmalarda yaşar onu. Çünkü onu yakalamış, buna eğilmiş ve sonra Cenabı Hak bu gayretinin neticesi yol gösteriyor ona. Ona Hızır aleyhisselam da gelir. İlyas aleyhisselam da gelir. Ricadü'l Gayb da gelir. Manen mürşidi kamiller de hep ona gayret ve çaba içerisinde yol gösterirler. O her şeyiyle teçhiz edilmiştir artık. Bunu ifade buyurdu. Ama o dünyevi ne kadar işleri güçleri de olsa Rabbimizin kapısına ayağını dayamış. Bak efendimiz seksen yılında bir söz söylüyor.
Cezaevinde işte hüküm diyorlar bir kısım kimseler diyor ki Rabbimizin kapısına ama söylediği Ama söylediği her sözde ne cevherler varmış, ne hakikatler varmış. Sonra gayret gösterince diyor mürid, ona artık mürşid-i kamilin biiznillahi Teala imdadı da yetişir. Bir tanesi böyle nefis fikri biraz zor olur. Çünkü nefis kolay kolay Mevla'mıza teslim olmak istemez. Bunu da bildiği için demiş ki Sami Efendi Hazretleri himmet buyursa da bu dersimi kolayca geçse. Derri hal diyor hazır oldu. Evladım ben neredeyim buyurmuş. Yeter ki siz gayret gösterin. Bak efendimiz şiirinde söylüyor. Demek ki bu ızdırabı duymuş Hasan Efendi Hazretleri duymuş. Gayretli bir salih bulamaz olduğunu. Bak çokça Elhamillez sohbetinde oturdunuz bilirsiniz. Ne dedi sohbetinin birinde? Babamın ihvanlarının hepsini ricalü'l-gayip olacak diye bekledim buyurdu.
Daha dünyada iken Şemsettin-i Sivasi Hazretlerinin buyurduğu gibi bunda gördüğü haşrün neşri nefha-yı sur olmadan daha sura üfürülmeden diyor onlar mizanmış, sıratmış, mahşermiş hep burada gördüler. Direkt Rabbimizin huzuruna davet olunmuşlardır onlar. Demek ki bu ızdırabı duymuş ki böyle demiş. Şahit olduklarım var, söylediği sözler var. Dedi üç keçi ile beş koyunlar meşgul olmaydık. Geçin bunlardan Rabbimize muhabbete bakın, bakın ilahi zevkler. Bunu bizim hedef efendi dergahında Muhammed amca da söyledi. Dedi ki Belkıs annemiz kadar olamadı. Bunu söyledi. Acaba neyi kastetti dediğimizde Neml Suresindeki Ayet-i Cehenneme söylüyor. Buyuruyor ki Ya Rabbi ben Ay'a, Güneş'e, Yıldız'a takarak takarak nefsime zulmettim. Şimdi ise Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi olan ve esremtü ma Süleymane lillahi rabbil alemin. Alemlerin Rabbine teslim oldum.
Diyordu ki bir şu Belkıs annemiz kadar da olamadık. Almışız kovayı böyle değersiz paralara tutuyoruz madeni. O kovayı alalım da gümüşe tutalım, altına tutalım, yakurda tutalım, zümrüte tutalım dedi mübarek zat. Dedi böyle okuduğumuz zahiren evlat ve ezkarimizi okuma değil bunu kalben okuyalım. Daha da bir ötesine geçelim. Bunun yakutu ve zümrütü nedir? Okuduğumuz zikirden geçip geçme olmaz, okur yine. Zikrettiği Mevla ile olur. Bunu söylüyor. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.